Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ağustos '09

 
Kategori
Dil Eğitimi
Okunma Sayısı
6488
 

Gramer mi? konuşma mı?

“Ne kadar güzel İngilizcesi var ? Ana dili gibi şakır şakır konuşuyor. Helal olsun ! “ ya da “Keşke ben de konuşabilseydim. “, ” İlköğretimokulu 4. sınıftan Lise son sınıfa kadar 9 yıl Yabancı Dil dersi gördük de ne oldu ?!” şeklindeki konuşmalara hepimiz şahit olmuşuzdur. Çoğu öğretmenlerimiz ”Gramer bilmeden yabancı dil konuşulmaz” kuralını benimserler. Oysa, amaç konuşmak değil mi?

Burada önemli olan kendinizi ifade etmek olduğu kadar, karşınızdakini de doğru anlamaktır. Bundan 40-50 yıl öncesinde çocukluğumuzda Ortaokul ve Lise dönemlerimizde “Gramer-Dil Bilgisi” ağırlıklı Gatenby adlı yazarın seri kitaplarından öğrenmiştik İngilizce’yi. Çoğu zaman da ezbere dayalı olarak… Ama kendini mesleğe adamış değerli öğretmenlerimizin katkıları olmasa yapamazdık. O zamanki metod gramer ağırlıklı idi. Konuşma becerisini kendi gayret ve azminizle sağlardınız. Nasıl mı? 1958-1965 yılları arasında, Ortaokul ve Liseden çıktıktan sonra, şehrin meydanında bekler, gelen turistlerle –hatalı da olsa İngilizce konuşarak - pratik yapardım. Hem onlara yardım eder, hem de pratiğimi geliştirirdim. Yani o dilin konuşulduğu yerde pratik yapmak en iyisidir kanımca…

Yaptığım gramer ve söyleyiş hatalarını turistlerin gülümseyerek karşılamaları bana her zaman cesaret vermiştir. Keşke Öğretmenlerimiz de “turistler gibi” olsa diye düşünmüşümdür öğrenciyken… Eğer yabancı dili istediğiniz halde konuşamıyorsanız, öğrencilik yıllarınızda, konuşurken hata yaptığınızda, önce arkadaşlarınızın gülüşmeleri ve öğretmeninizin yanlışınızı hemen düzeltmesi ve tekrarlatması karşısında cesaretinizin kırıldığını çoğunuz hissetmişsinizdir. Bu da sizin “ben bu dili konuşamayacağım galiba” kanaatine ulaştırdığını düşünüyorum. Ne dersiniz ?

Bir zamanlar Anadolu Liselerinin “Hazırlık Sınıfları” vardı. Haftada 24 saat, Bakanlık onaylı yabancı kaynaklı ders kitapları kullanılarak, İngilizce dersi okutulurdu. Bir yılın sonunda o öğrencilerin % 90’ı “günlük İngilizce konuşmaları” rahatlıkla öğrenir ve zevkle konuşurlardı. İngilizce bildiklerini rahatlıkla, güvenle söylerlerdi. Bakanlık müfettişi olarak Anadolu Liseleri İngilizce ders denetimlerinde bu durumlara çok şahit oldum. Çünkü dersler “Spoken-Konuşma” ağırlıklı yapılırdı. Nedenine gelince, “konuşma” gramerden daha önemli idi. Hatalı da olsa, akıcı konuşabilmesi sağlanırdı sözleri kesilmeden öğrencilerin. Hemen düzeltilmesine çalışılmazdı cesaretleri kırılmasın diye.. İşte bu iletişim metodu idi. Öğretmenler de, sınıflarında daima yabancı dili kullanırlar - öğrencileri de yabancı dilde pratik yapsın diye - Türkçe konuşmaktan kaçınırlardı. Hatalarını hissettirmeden düzeltirlerdi. Bu şekilde ders işleyen kaç öğretmenimiz var merak ediyorum doğrusu?

Yabancı dilin alan sınıflarında daha iyi öğrenildiği bir gerçektir. Ama son zamanlarda, bazı özel statüdeki Anadolu Liselerimiz ve Sosyal Bilimler Liseleri hariç, Anadolu Liseleri dahil özel ve resmi okullarımızın çoğunda “Yabancı Dil Alan Sınıfları” – öğrenciler istemediği için - açılamamaktadır. Neden acaba?

Siz günlük yaşamda, karşınızda hatalı konuşan 3 yaşındaki çocuğunuz, yeğeniniz, kardeşiniz veya komşunun kızına konuşmalarında gramer hatası yaptığında; “Bak ! Cümle kurarken ögelerin sıralaması şöyledir.” diye bir dilbilgisi kuralı açıklamasında bulundunuz mu? Hiç sanmıyorum. Onun için önemli olan – kendini hatalı da olsa – ifade etmesidir. Yoksa dilbilgisi kuralı değil… Aynı metodu neden okullarımızda uygulamayalım? “ Ana dilimizi küçükken nasıl öğreniyorsak- işte öyle… Gramer bilgisi üst sınıflarda ve alan sınıflarında elbette gereklidir.

Belli bir yaşa kadar, hep dinleyen bebekler ansızın günlük kelimeleri ve kısa cümleleri kullanmaya başlarlar. Hem de anlamlarını bilerek. Nasıl öğrendiler dersiniz? Hem de hiç yazmadan – dilbilgisi kurallarına uymadan. Elbette dinleyerek ve tekrar ederek, değil mi?

Hiç yabancı dil bilmediği halde, sahil kasabalarında çalışan tezgahtar ve garsonlar ile yurt dışında çalışan işçilerimiz, hiç gramer de okumadan, bilmeden 3-5 ay içinde ihtiyaçlarını karşılayacak kadar –beden dili ile karışık - “günlük yaşamla ilgili” yabancı dili konuşabilmektedirler hatalı da olsa. Burada en önemli husus “başaracağına inanmak”tır. Eğer okullarımızda yabancı dili öğretemiyorsak – öğrenemiyorsak, öğretim metod ve tekniklerimizi yeniden değerlendirmeliyiz.

Yabancı dil öğretiminde “dinleme-konuşma-okuma-yazma” dört beceri dersi bu sıralamadaki gibi, bir bütün olarak ele alınmalıdır. Konuşma ağırlıklı derslerde, grup çalışmaları ile konular pekiştirilerek –sabırla - hedefe ulaşılmalıdır.

Sağlıklı ve mutlu günler dilerim…

Ali ihsan ÖZÇAKIR

MEB. Bakanlık Başmüfettişi (E)

e-mail: aliihsanozcakir@hotmail.com

web.sitesi: aliihsanozcakir.googlepages.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

çok kısa bir öğretmenlik geçmişim olmasına rağmen bu konu hakkında çok hoş deneyimlerim oldu. özel bir kolejde öğretmenlik yapmamdan ve ilk yılım olmasından dolayı ana sınıfı ve 1. sınıf gruplarının dersine girdim. beni en çok hayretler içinde bırakan şey çocukların sadece duyarak ve konuşmaya çabalayarak ingilizceyi ne kadar hızlı öğrendikleriydi. 6 yaş grubu tek kelime ile başlayan derslerden bütün şarkıları ve skeçleri gerçek anlamda anlayarak ve yaşayarak söylemeye/oynamaya başlayacak durumdaydılar sene sonunda hem de tek bir harfi bile görmeden! 1. sınıf grubumsa "öğretmenim four tane pencilim var" gibi başlayan cümlelerden "have got, can, vb." gibi kalıpları 2. dönem kusursuz bir şekilde kullanmaya başlamakla birlikte, öğrendikleri kalıpları yazmayı ve okumayı çocuk işi olarak görmeye başladılar. bunları yaparken ise tamamen bilinçsiz olarak gelişmekteydiler. ileri seviyelerde gramer tabi ki olmazsa olmaz ancak başlangıçta bu işin "içselleştirilmesinden" yanayım:) A.Hande Kaçar

a.hande kacar 
 31.10.2009 0:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 172
Toplam yorum
: 75
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 4808
Kayıt tarihi
: 07.04.09
 
 

50 yıllık eğitimciyim. İngilizce öğretmenliği ve Bakanlık müfettişliği yaptım. Bunca yıllık eğiti..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster