Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Kasım '16

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
2038
 

Grup mu, toplumsal yığın mı, topluluk mu, toplum mu?

Grup mu, toplumsal yığın mı, topluluk mu, toplum mu?
 

MB


Toplum, insan davranışını hem özgürlüğe kavuşturan, hem sınırlandıran, bir taraftan karşılıklı yardımlaşmalara olanak veren, diğer taraftan gruplaşmalara ve bölünmelere yol açan, değişen bir sosyal örgütler ve ilişkiler ağıdır. Tönnies’e göre, toplum; akılcı, sözleşmeye dayanan çıkar ilişkilerinin bulunduğu gruplardır. Kişisel olmayan, soğuk, rasyonel ve özgür ilişkiler üzerine kuruludur. Bu tanımın bir analizini yapacak olursak şu ilkelerle karşılaşırız;

a) Toplum, sosyal ilişkiler ağıdır,

b) Aynı zamanda bir sosyal örgütler ağıdır,

c) Bir taraftan yardımlaşmalara diğer taraftan bölünmelere olanak vererek gruplaşmalara yol açar,

d) İnsan davranışını bir taraftan sınırlarken, diğer bir taraftan özgürlükle buluşturma fonksiyonunu yerine getirir,

e) Sürekli değişme halindedir ve böylece dinamik bir karakter göstermektedir.

Tanımın unsurlarından ilki sosyal ilişki unsuru olduğuna göre her şeyden önce şu soruyu sormamız gerekmektedir, sosyal ilişki nedir? Bir kitap ile üzerinde bulunduğu masa, dünya ile güneş arasındaki ilişki, bir fiziki ilişki olup sosyal ilişki tanımlanamaz. Bu tür ilişkilerde ruhsal koşul eksik olup, bu İlişkide bulunan taraflar, birbirinin varlığından hiçbir şekilde haberdar değillerdir. O halde sosyal ilişkinin varlığından bahsedebilmemiz için tarafların birbirinin varlığından haberli bulunmaları şarttır. Böylece karşılıklı haberdarlık toplumun var olabilmesi içinde ön koşuldur. Karşılıklı haberdarlık, ya karşıtlık halinde ya da bunun tam tersine birlikte mensubiyet halinde ortaya çıkabilir. Sosyologları ilgilendiren ilişkiler, daha ziyade birlikte olmaya dayanan ilişkilerdir. Peki, bu iki duygu nereden gelmektedir? Zıtlık ve birlikte mensubiyet duyguları, bir taraftan insanlar arasındaki benzerlikten, diğer taraftan da farktan ileri gelir O halde, toplumun var olabilmesi için insanlar arasında benzerlik gibi farklılığında olması şarttır. Benzerlik, ilkel toplumlarda aynı kandan gelme fikrine ve modern toplumlarda ise aynı kültürü paylaşma bilincine dayanır. Ne tür benzerlik şekli olursa olsun, insanlar buna ilave olarak ihtiyaç duyma nedeni ile de benzer durumda olduklarını hissederler.

Toplum, benzerlik kadar farklılığı da dayanır. Toplumda cinsiyet ve biyolojik farklılıktan başka, ilgi farkları, yetenek ve kapasite farkları işin içine girer ve iş bölümü ortaya çıkar. Bu farklılıklar insanların birbirleri ile yardımlaşmalarına yol açtığı içindir ki, toplumdaki iş bölümünün aslında bir bölünme değil, bir işbirliği olduğu söylenilebilir. Daha doğrusu ilk amaç işbirliği olup, bunun gerçekleşebilmesi için bölünme ortaya çıkmaktadır.

Toplum, aynı çıkarı takip eden insanların dahil oldukları kooperatif, sendika, dernek gibi çıkar birliklerinden meydana gelen bir örgütler ağıdır. Toplum, bu çıkar birlikleri yolu ile insanların bir taraftan yardımlaşmalarına, diğer taraftan gruplaşmalarına olanak verir. Fakat, insanların yazılı kanunlara uymak ve en büyük sosyal grup olan toplumun bütününün çıkarlarını sarsmamak koşulu ile dahil olduğu çıkar birlikleri içindeki faaliyetinde çıkarını daha uygun şartlar altında arama özgürlüğünü, insana bağışlayan toplum, onu aynı zamanda yasalara uygun davranışlara zorlamak yolu ile, davranış özgürlüğünü de sınırlar.

Sonunda; sosyal koşulların değişmesi ile ihtiyaçların da sürekli olarak değişmekte olması toplum dediğimiz örgüt ve ilişkiler ağının yapısal niteliklerinde değişmelerin meydana gelmesi veya getirilmesi zorunluluğunu ortaya çıkarmaktadır. Bundan dolayı toplum hakkında tanıma eklenecek son ifade ise sürekli değişim ve dinamizmdir.

Topluluk; belirli ölçütler (alan, zaman, ilişki, vb.) bakımından birbirine yakın olan insanların oluşturduğu öbeğe verilen addır. Bir yerde bulunan veya aralarında herhangi bir şekilde ilgi ve benzerlik olan ki­şiler ve nesneler topluluğa ise grup diyoruz. Grup oluşabilmesi için; birden fazla insanın bir arada var olması, genel amaçlara ulaşmak için etki ilişkilerinin gerçekleştirilmiş olması, üyelerin gruba aidiyet duygusuna veya kısaca biz hissine sahip olması gerekir. 

Toplumsal Yığın; Karşılıklı ilişkiler içerisinde bulunmayınca da çoğu kez yok denecek kadar az olan insanların bir araya gelerek getirdikleri kalabalıklara, “toplumsal yığın” denir. Toplumsal yığını oluşturan kişilerin içinde parça parça da olsa, duygusal ya da düşünsel bağ veya bağlılıklar bulunsa da, yığında bütünü belirleyen temel özellik, fiziksel olarak bir arada bulunmadır. Yığın bireyleri belirsiz olduklarından birbirlerine yabancıdırlar, yığınlarda hiyerarşi ve görev dağılımı yoktur, fiziki yakınlık büyük dahi olsa, yalnızca sınırlı bir sosyal iletişim ve etkileşim mevcuttur. Yığın oluşturan kişilerin davranışı fiilen var olsa bile, grup dağıldıktan sonra küme dışı davranışlara karşı yetersiz uyarımlar gösterirler, sosyal değeri yerleşme sınırları ile çevrilidir, genellikle geçicilik özelliği taşır. O derecede bir değişme içindedir ki ona girip çıkma bir an meselesidir.

Toplumsal sorunları, daha farklı bir dünya olabileceğini görebilen, bildiklerini yeniden inceleyebilen, kesin doğruları çözümleme ve sorgulama alışkanlığı kazanan sosyolojik bireyler olarak, biz blogerlar; MB alanını nasıl bir sosyal yapı olarak tanımlayabiliriz?

Nizamettin BİBER

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Toplumun davranış özgürlüğünü sınırlayan örf ve adetler ile bazı kesimlerin "töre" diye adlandırdıkları hukuk dışındaki zorlayıcı durumlardır değerli yazarım, insanların bir topluluğa, bir derneğe veya bir kooperatife üye olmaları güvensizlik ortamında aidiyet duygusu ile kendini güvende hissetmesidir bir bakıma, çıkar amaçları da doğaldır zira birlikten "güç" doğacaktır. Oluşan güç ile maddi ve manevi kazanç bireylerin beklentilerindendir. Tek kişi zayıftır ama çoğul olmak başka. Demişler ki atalarımız, bir elin nesi var ama iki elin sesi var, selam ve saygı ile...

Yurdagül Alkan 
 30.11.2016 21:40
Cevap :
İlkel ve gelenekçi toplumların normları davranışlarını sınırlandıran kurallar sizin de ifade ettiğiniz gibi, örf,adet, töre ve tabulardır. Modern, çağdaş toplumun normu ise hukuktur Sevgili Yurdagül hanım, örgütlenme ile ortak çıkar amaçlamayanların sosyolojik kümeleri ve tanımları vardır. Zira örgütlenmenin temel amacı da zaten güç oluşturarak erki elde etmektir. Sosyalleşme ise yaşam amacının tüm çeşitlerini içerisinde barındırır, çok değerli yorumunuz ve katkınız için teşekkür ederim, selam ve saygılar sunarım.   01.12.2016 13:19
 

Ben toplum şeklinde örgütlenmeye olumsuz bakıyorum.Bana kalsa insanlar hiçbir şekilde örgütlenmemeli.

Kerim Korkut 
 29.11.2016 14:06
Cevap :
Hiç bir örgütlenme olmadan nasıl iş bölümü ve uzmanlaşma olacak kaosun düzensizliği ancak örgütlenmiş bir yapının yasal düzenlemelerle, normlar oluşturularak kontrol altına alınmasıyla mümkün. örgütlenmemenin sosyolojik karşıtlığını söylermisiniz lütfen!  29.11.2016 20:01
 

Burada ideal toplumdan bahsediliyor olmalı.Değilse şu an benzerlikte sorun yok ama farklılıkta kavga çıkıyor.

Kerim Korkut 
 29.11.2016 14:00
Cevap :
İdeal toplumdan bahsediliyor değil sadece toplumsal yapılar ve toplum amprik olarak tanımlanıyor. Benzerlik ve farklılıkta toplumsal yapının özelliklerindendir. Kavga çıkması da tahammül ve hoşgörü sınırlarımızın yok olmasından geliyor sanırım.   29.11.2016 19:58
 

Adaletli ve yansız yaklaşımlarda bulunamamak, "kanki" kısır döngüsünden bir türlü kurtulamamak gibi tepkilerin ardında gruptan kopmamak ve blog ortamında varlığını başkalarının destek ve onayıyla sürdürmek gibi bir sonuca çıkıyor ve bu da kişisel ve/veya toplumsal olgunluğa ulaşılamadığının bir göstergesi. Diğer bir konu kişilerin yazılarında (görünürde) yansıttıkları bir vitrin ve bir de yorumlarında gizli ya da açık sözcüklerle kendini fena halde ele veren iç dünyaları var ki bu da ayrı ve uzun bir konu. Konu uzun, yer dar. Anlaşılacağı üzere sorunuzun birden fazla yanıtı var. Yani hem toplumsal yığın, hem topluluk hem de grup diyebiliriz. Bir de yukarıda ucundan köşesinden değindiğim gruplaşma var ki o ayrı bir konu. İlginç ve tuhaf ama sonuç olarak gerçek dünyanın bir yansıması burası. Selamlar.

Güz Özlemi 
 27.11.2016 21:19
Cevap :
Kalabalıktan ve bir gruptan kendini ifade ediyoruz, bu durum toplumdaki birey istencinin, iradesinin zayıflığının sonucu, özgür, özerk, özgün bireyimiz yok denecek kadar az. Varlık nedenimizi çok sorgulayan bir yapımız yok açıkçası, birey ve vatandaş olgusu zayıf, sosyalleşme emarelerimiz bütünlükten ziyade ayrışmayı çağrıştırıyor. Konu uzun evet kendimizi çokça ifade de edemiyoruz ama sonuç itibari ile buranın sosyal yapısına yönelik değerlendirmeleriniz çok rasyonel, her 3 kategoriyede girebilir MB alanı. Kamplaşma bizim ruhumuzda var, birey olmayan yerde güç birliği oluşturarak var olmak yaklaşımı doğal bu da bölünmeyi getiriyor. Her sosyal öbek bir toplumun yansımasıdır. çok teşekkür ederim değerli yorumlarınızla, elinize emeğinize sağlık, selamlar.  28.11.2016 20:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 864
Toplam yorum
: 3693
Toplam mesaj
: 85
Ort. okunma sayısı
: 2511
Kayıt tarihi
: 06.06.12
 
 

Yeni dünya düzensizliğinde insan olmaya çalışan ve okuyarak ne kadar cahil olduğunu gören, olayla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster