Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Temmuz '07

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
1530
 

Güçlü kadınlar, buyrun burdan yakın!

Güçlü kadınlar, buyrun burdan yakın!
 

Ne kadar güçlüsünüz, peki ya güçlü olmak iyi bir şey midir her zaman? Hiç düşündünüz mü, hayatınızdaki pek çok şeyi, sırf güçlüsünüz diye kaybetmek olası mıdır? Bakınız, aşağıdaki yazı, aslında zayıf olmanın, çoğu konularda nasıl da cazip bir karakter olabileceğinin açık kanıtıdır. Bu saatten sonra, değiştirebilir miyiz bazı şeyleri bilmiyorum ama okumakta fayda var. Yazı, mail kutuma son günlerde birkaç kez düştü, paylaşmak istedim, ancak yazarını öğrenmeden buraya taşıyamadım, öyle ya, sizin olmayan yazıya bir kaynak göstermek gerekir değil mi? Aylin Kotil Sarıgül diye bir hanımefendi yazar yazmış yazıyı, küçük bir araştırmadan sonra, kendisinin Cumhuriyet Gazetesinde her Pazar, aynı lezzette yazılar yazdığını öğrendim. Sanırım, kendisinin ve gazetesinin bundan sonra müdavimi olmaya adayım. Buyurun, küçük bir porsiyon, siz de tadın.

“Güçlü kadınlar vardır, her işlerini kendileri halletmeye çalışan. Anne babaları tarafından böyle yetiştirilen. Onlar kendi paralarını kendileri kazanmak isterler. Evdeki tüm tamirat, tadilat işlerinden anlarlar. Bir erkeğe mecbur kalmadan da hayatlarını devam ettirebilirler. Faturalarını kendileri yatırırlar. Hemen hemen tüm işlerini kendileri yaparlar. Hatta etraflarının yükünü de üstlenirler. Özgürlüğü severler, dik durmayı da, güçlüdürler çünkü…

Aşık olduklarında hissederek yaşarlar. Aşklarına kurallar koymadıkları gibi büyük beklentilere de girmezler. Sevdiklerine problem çıkarmazlar. Bütün gün çalışıp durduktan sonra, akşamları yorgun da olsalar sevgilileri buluşalım dediğinde, hemencecik hazırlanıp sevgililerinin onları evden almalarına gerek kalmadan, o her neredeyse onun olduğu yere giderler.

Çoğu zaman sevgililerinin ya da kocalarının haberi bile olmaz yaşadıkları sıkıntıdan, yansıtmazlar çünkü. Para var mı, işyerinde sıkıntı mı oldu, birine canı mı sıkıldı, hiç bunlarla yormazlar birlikte oldukları erkeği. Çünkü istemezler kimse onlara acısın.

Sonra da bir bakarlar ki, bu kadar dik durmanın ve sorun çıkarmamanın karşılığında gerçekten de kimse onlara acımaz. Bu durum zamanla gelenekselleşir ve acınmama ile sorun çıkarmama hali yaşam tarzına dönüşür. Kazara dayanamayıp sorunlarını paylaşmaya kalksalar, bu sefer de sorunlu kadın, kaprisli kadın, tahammül edilmez kadın damgasını yerler. Bu yüzden de terk edildiklerinde bile hiç seslerini çıkarmaz bu güçlü kadınlar! Terk eden erkek de bilir onun ne kadar güçlü olduğunu ve onsuz da yaşayabileceğini, içinde yaşadığı fırtınalardan bihaber.

Sonra bir dosttan, eşten, ya da tanıdıktan duyarlar ki onu terk eden gitmiş erkeğe muhtaç yaşamak zorunda olan biriyle beraber olmaya başlamış. Erkekler çok severler böyle kadınları. Birinin ona muhtaç olduğunu görmek bir çok duygusunu okşar erkeğin. Onlara kendini erkek gibi hissettirir! Bu zayıf kadınlar erkeklere bağımlıdır.

Mesela fatura filan yatıramazlar, anlamazlar çünkü. Nerden yatırılır onu da bilmezler. Ev ya da yemek alışverişi de yapmazlar, çünkü taşıyamazlar onca torbayı. Hep yorgun olurlar, bütün gün spor salonları, kuaför, o mağaza, bu mağaza gezerler. Akşama yemek yapmaya fırsat bulamazlar. Akşam eşleri eve geldiğinde, bugün nereye yemeğe gidelim, diye sorarlar. En kötü ihtimal dışardan yemek söylerler. Zayıf kadınlar doğurdukları çocuğa bakacak gücü de kendilerinde bulamazlar, pamuklar içinde yaşamaya alışmışlardır bir kere. Kendilerini hep altın tepsi içinde sunarlar. Huysuzluk da ederler, ama bu erkeğin hoşuna gider, çünkü kadın ona muhtaçtır, söylenmeyen güçlü kadının aksine, Hiçbir şeyi beğenmedikleri gibi devamlı da mutsuzdurlar. Pek teşekkür etmezler, kıskançlık krizlerini de severler. Kocasının ve sevgilisinin hayatlarını karartırlar. Erkekler bu kadınları asla terk edemezler. Çünkü o güçsüz, kırılgan bir kadındır. Ayrılırsa kurda kuşa yem olur. Koruyup kollanmalıdır her an o!

Zayıf kadınlar hiç çökmez, buruşmaz ve yıpranmazlar. Ancak işin ilginç yanı her zaman daha değerli olanlar da onlardır .Ve geride kalan güçlü kadınlar tüm bunların nasıl gerçekleşebildiğine sadece bakakalırlar.”

Foto: wwww.postalar.blogspot.com/gl-kadınlar

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

çok güzel olmuş yazın. haklısın . ama ev kadınlığını biz tercih etmedik ki etseydik iyi mi olurdu bilmiyorum ama kader denen bir şey var. istesende bazan secim yapamıyorsun olsun yinede güzel yaşamak. bak sarı şeker ne güzel ev hanımı olmuş. 3 gün yemek yemiycemm :)

YASEY YOR 
 10.07.2007 20:49
Cevap :
Canım benim, ev kadınlığı yada çalışan kadın olmak değil ki konu. Evet, sarı şeker de ben de çalışıyorkende, evimizin her işini, çocuklarımızla ilgili herşeyi, hayatımızdaki tüm detayları aynen yazıda olduğu gibi yaşamıyor muyduk? Şimdi evdeyiz diye ne değişti, sadece, hergün işe gitmiyoruz o kadar, hayatla ve ev ile ilgili sorumluluklarımız aynen devam ediyor, işyerindeki herşeyi bir imza ile birilerine devir teslim ediyorsun ama, hayatımızı aynı tempoda devam ettirmek için maalesefki, eskisinden daha güçlü olmak zorundayız şimdi. Canım, sen yemene bak, biz seni bu şekilde seviyoruzzz.  11.07.2007 11:03
 

Yazıyı bana da, kendini güçlü gören bir arkadaşım yollamıştı daha önce, birlikte yaptığımız yorumda güçlü kadınların çoğu hala bekar :) ,erkek eğemen bir toplumda yaşadığımız için erkekler egolarını tatmin etmek için muhtaç kadınları tercih ediyor evde, ama dışarda kendinden emin, bilgili, sosyal, kendi işini görebilen kadınları tercih ediyorlar .(Bu işin yasal olmayan ismi ise güçsüz kadın eş, çocukların annesi, evin hizmetçisi olurken diğer kadın ise herşeyi paylaşan dertleri dinleyen,çözüm üreten erkeğe yardımcı olan sevgili oluyor ) Hangisi olmak insanı daha mutlu eder kararsızım ....

pozitive 
 10.07.2007 12:42
Cevap :
Sevgili pozitive, maalesefki genel olarak siz de haklısınız. Ancak, bu yazdıklarınız başka bir blog konusu olacak kadar derin bir konu. Çünkü güçlü kadın evdeki kadın da olabiliyor bazen, dışardaki kadın zayıf olduğunda ise erkeklerin işi daha da zor bir hale gelebiliyor. Evet, her şekilde çelişki var, netice itibariyle, bu erkekler, ne istediklerini fazla da bilmiyorlar. Güçlü olsan yoruluyorlar, zayıf olsan sıkılıyorlar, yani biz kadınların işi gerçekten zor. Sevgilerimle...  11.07.2007 10:54
 

hepsi bana harfiyen uymuştur, şekerimmm... istersen güçlü olma ! Hayat seni öyle bir hizaya sokuyo ki... Bir de boşanık dullar ile ölük dullar meselesi var kiiiiii... ben de bu konuda tez yazabilirim aslında. Hani yazında " kendisini koruma güdüsü uyandıran kadınlar " var yaaa.. işte o yarımdan hareketle...Anlamışsındır sen onu.))) Pek güzeldi Leylacım. keyiflle okudum. sevgiler

Neşe İleri 
 10.07.2007 11:11
Cevap :
Ben ne boşanık, ne de ölük dulum ama, inan benim de yazacağım tezler olabilir şu hayat içinde. Sen de onu anlamışsındır :) Kocaman güçlü kollarımla kucakladım seni...  10.07.2007 12:48
 

katılıyorum çoğu erkek bunu kaldıramayacak kapasitede hatta işyerlerinde çevrede bile bunu sıksık yaşıyoruz.Kadının bir tarafı mutlaka eksik olmalı sanki..Bunu kabullenen erkekte belli bir süre sonra elini ayağını herşeyden çekmiş rahatlamış bir pozisyona geçiyor.Nasolsa herşeyi halleden birisi var dercesine..ve sonra kopmalar başlıyor ...Çok güzel bir konuya değinmişsin yine.ellerine sağlık seni komacan öpüyorum.sevgler..

 
 09.07.2007 22:35
Cevap :
Canım, çok haklısın maalesef evde olduğu gibi, işyerinde de kadınlara sırtını dayayan erkekler az değil. Hani bir zamanlar "Grup Vitamin" vardı. Tam sözlerini hatırlamıyorum ama bir kısmı şöyle olan bir şarkıları vardı. "şu dünya iki cins insan var, biri yaslanan, biri yaslanılan" gibi... Güçlü, güzel ve sevgi dolu günler diliyorum.  10.07.2007 12:45
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 14
Toplam yorum
: 87
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 1472
Kayıt tarihi
: 02.05.07
 
 

Otuzlu yaşlara veda etmek üzere, bir kız çocuk annesi, 22 yıllık iş hayatından sonra ev hanımlığına ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster