Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Temmuz '08

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
749
 

Güçlü kadınlar

Güçlü kadınlar
 

Şöyle bir düşünün. Muhakkak sizin de tanıdığınız böyle biri ya da birileri olmuştur.

GÜÇLÜ KADINLAR.

Her koşulda ayakta durmayı başarmış olanlar. Az sarsılmış görünenler. Pek çok insan tanır onlar. Bu insanların hayatlarında neler olup bittiğini, hayatlarının nasıl ve ne yöne aktığını bilrler. Bilirler, çünkü bizzat kendileri etkilemektedir nabzını duyumsadıkları bu hayatların güzergahını.

Dinlerler. Sabırla, ilgiyle, sevecenlikle.

Tavsiyelere gösterilen ilgi, verilen önem ve ne kadar ciddiye alındığını önce hayretle, zamanla çok olağan karşılamaya başlarlar. Çünkü bu misyona alışırlar.

Mesleki başarıları da yüksektir. Pek çok sorumluluğun kolaylıkla üstesinden geldiklerini görürsünüz.

Sosyal duyarlılıkları, farkındakıkları yüksek kadınlardır onlar. Fenerbahçenin yeni transferlerinden, sivil anayasadan, ermenilerin duduğundan, rakı balıktan keyifle bahsedersiniz. Uzun sohbetleri olur, keyifli, huzurlu...

Sırlarınızı saklarlar. Güvenilir, sakin, soğukkanlı... Umut verir, bardağın dolu tarafını gösterirler.


Etrafları kalabalıktır.


Ama onlar çok yalnız...

Yalnızdır güçlü kadınlar. Etraflarındaki kalabalık onların bi şeye ihtiyacı olabileceğini aklından bile geçirmez. Bir şeye ihtiyaçları olasa da onlar halleder nasılsa. Güçlüdürler ya. Sorunları alt eder, üstesinden gelir ve dimdik ayakta durur.


Muazzam kalabalığın içinde yalnız.

Yakınlarının ilgisizliklerine onlar da alışır, misyonuna alışır, yalnızlığına alışır, güçlü oluşuna alışırlar. Onlar güçlüdür, sorunlarının üstesinden yalnız başlarına gelebilirler.

Üstesinden gelemedikleri tek şey vardır: YALNIZLIK


Belki de ihtiyaç duydukları tek şey birilerinin onları dinlemesidir sadece. Kendini anlatmayı unutmuştur çoktan. Ama denese, çabalasa bunu da yapar.

Yalnızdır.

Onu sabırla dinleyecek, kendini, kendi sıkıntılarını, kendi hayal kırıklıklarını, kendi aldatmışlığını, aldanışlığını, yenilgilerini, köşeye sıkışmışlığını, umutlarını, hatalarını karıştırmadan, lafa sıkıştırmadan yalnızca onu dinleyecek kimsesi yoktur.

Duymak istediği ne yorum, ne tavsiyedir. Yalnızca anlatmak, yeniden anlatmak, bildirmek.... Biraz olsun çoğalmak.


Çoğu kez kendi kendine konuşurken, öyküler, hikayeler anlatırken bulur kendini. İçinde beyninin , kalbinin sessiz çokluğunda hayretle dinler kendini.

Muazzam bir dildir kullandığı. Seslendirmeye kalksa güdük kalır kelimeler gündelik dilde. Ama o içindeki anlatım derin, uçsuz bucaksız ve şaşırtıcı.

Ve...

Manik - depresif sabahları vardır kadının.

Uyanır yalnızlığına. Canı yanar. Çünkü böyle sabahlarda en kötüsü olur. Kendine acıdığını duyumsar. Kimse ona hatayı yakıştıramaz. O da kendine. Ama bu sabahlarda acırken kendine itiraf eder işte.

Yapmıştır, hata yapmıştır. Önce çok önce. Artık telafisi yoktur, affı yoktur. O da kendini affedememiştir zaten. Acır haline. Siler göz yaşını. Sabah khvesini hazırlarken manik oluverir. Avutur kendini. " O zaman şartlar öyle gerektirmişti". O zaman doğru olduğuna inanarak vermişti kararını, yapmıştı tercihini. "Keşke" onun literatüründe olmayan bir sözcüktü.

Gücünü toplar tekrar. Kaldığı yerden devam eder hayata.


İçindeki ses, sessiz sessiz inler: "keşke, keşke, keşke..."

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

çoğu güçlü ve bir o kadar da yalnız kadınların, kaderidir. çünkü bir çok erkek ve insan güçlü kadını sevmez..güzeldi.

Ruksan İLDAN 
 17.01.2009 20:41
Cevap :
Eski yazılarımı da okumuş olmanız çok mutlu etti beni. Güçlü ve herşeye rağmen mutlu kadınlara selamımız olsun. Teşekkürler, sevgiler :)  18.01.2009 19:43
 

Vardırlar. Güçlüdürler. Ayrıca çok da azdırlar. Çölde vaha, kutuplarda kordurlar. Dillerinde olmasa da vicdanlarında keşkeleri boldurlar. "Keşke" diyecekleri yaşamları olmasaydı, cennet ile cehennem arasında dolaşmasalardı, arafta hayıflanacaklardı... Birçok hemcinsleri gibi güçlü olamayacaklardı.

bilm-i yorum 
 17.08.2008 21:03
Cevap :
Sizi tekrar görmek güzel hocam. Yazılarınızı da özledik. Arafta o kadınlardan kalablık bir grup görebilmek dileğiyle. Saygılar...  18.08.2008 20:24
 

tuğlalar örülmüştür... Hepsinin bir nam'ı bir deyişi, bir sembolü vadır. Halbuki o tuğlaların altında kalan bir "can"vardır görülmeyen, görülmek istenmeyen, Toplumun ördüğü tuğlaları taşıyan civciv yürekli.... Nefisti tek kelimeyle.

yekruseha 
 12.08.2008 14:44
Cevap :
"Civ civ yürekli". Çok hoşuma gitti bu cümle. O tuğlaları aralayıp, temiz havaya ulaşacağı, gün ışığına kavuşacağı pencereler yapmalıdır belki de. Belki de daha kolay olur herşey... Teşekkürler.  12.08.2008 18:38
 

Sizi ilk defa okudum. Güzel bir anlatım. Bizi biz yapan hatalarımız değil mi? Yaşamımızda hatalarda olarak keşkeler de. Önemli olan yaşama karşı dik durmak. Yaşamak savaşmaktır. Sizin gibi güçlü ve ne yaptığını bilenler çoğaldıkça yaşam daha güzel olacaktır. Başarılarınızın devamını diliyorum. Selamlar, saygılar...

Kuşkayası (Turgut Erbek) 
 15.07.2008 20:22
Cevap :
Haklısınız. Elbetteki hatalarımız olacak ve onlar daha kaliteli bi hayata giden yolun anahtarları olacaklar. Ancak yine de "keşke"lerin az dillendirildiği bi hayat dilerim. Sİze, kendime, herkese...  17.07.2008 11:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 18
Toplam yorum
: 130
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 516
Kayıt tarihi
: 30.04.08
 
 

Ordu'da başlayan, Ankara'dan Antalya'ya uzanan bir yol(culuk) benimki. Rehber öğretmen, yönetici ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster