Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Eylül '07

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
443
 

Güçlü olan ölüm yakıp yıkan, aciz olan ise yaşam

Güçlü olan ölüm yakıp yıkan, aciz olan ise yaşam
 

Niye kimse seninle konuşmuyor ya da konuşamıyor; neden sen kimseyle konuşamıyorsun veya konuşmak istemiyorsun; doktor yardım, hemen şimdi, acil, zamanda ve mekanda imdaaat!
Ölüm evladım, ölüm mü;
ölüm mü evladım, ölüm?
Balkondasın, evin içi insan kaynıyor; balkondasın, hemen sağında iki erkek gidenden konuşuyor; yoldan eve gelenler var, evden yola gidenler; balkondasın, balkonda ama çok uzaktasın, mesela bu yılın temmuzundasın, örneğin geçen yılın kasımındasın, daha öncenin bayramında; evin içi ağlıyor; balkondasın, soluna geldi oturdu iki erkek daha, diğer iki erkekle karşılıklı konuşuyorlar, aralarındasın; balkondasın, hem varsın, hem yoksun.
Hepsiyle konuşmak istiyorsun ama ne, ne konuşacaksın; hepsi seninle konuşmak istiyor lakin ne, ne konuşacaklar; giden gitti, kalanlar sağlar bizimdir mi?
Hayırrrrr!...
Evin içindesin, için daha içindesin, gidenin odasındasın, gidenin yatağında sırt üstü yatansın, sırt üstü yatıp kalkansın, bir daha yatansın bu defa yüz üstü, sonra sağ yan, sol yan, yatakta, gidenin yatağında dört dönensin; sığamayansın, sığamayacak!
Baba acısını yaşamış olan gül baba acısıyla sarıldı, baba acısını taze taze yaşayan sana, kuşa, uçmak isteyen ama uçamayan kuşa, eli yüzü kırmızı, kıpkırmızı.
Doktor, güçlü olan ölüm doktor, yakıp yıkan, saklama benden, dedin, doktora, aciz olan ise yaşam doktor, boşuna yorma beni aczin ağzında doktor!...
Balkondasın, ölümün balkonundasın;
balkondalar, yaşamın balkonundalar;
eller uzanıyor sana kollar, bacaklar sözler uzanıyor sana;
konuşamıyorsun;
belki güçlüsün az sonra,
belki acizsin şimdi.


O kadar insanın içinde, o kadar, seni göremeyenler var, görmek istemeyenler, ya, ya görüp de ne diyecekler ne, ne diyebilirler sana ne; ah Ordu, şehir, mavi yeşil, dağ tepe deniz yol; yırtıp, yırtıp beni çıkamıyorum, çıkılamıyor!...


İstanbul sustu mu
sen giderken
döndüğünde
hep sustu mu İstanbul
hep susacak mı
İstanbul.


Ordu yağıyordu
sürekli yağıyordu Ordu
üstüne üstüne
iri iri yağıyordu Ordu
denizin önündeydin
dağın önünde
yaramaz çocukların
cezalısıydın susuyordun
susuyordun şehrin içinde.

İstanbul İstanbul
konuşsun istiyordun seninle
İstanbul konuşmalı
herkes susmalı
sus olmalı.


İstanbul dökülmeli
sana aynı senin
döküldüğün gibi
toprağa.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Babam öldüğünde hissettiklerim gibi. Koskoca bir çığlık içinde, bir o kadar da sessizlik. Çok şey vardı konuşulacak, bir o kadar da suskunluk. Çok insan vardı etrafımda, bir o kadar da yalnızdım...

Zeyno 
 01.10.2007 13:32
Cevap :
Bu çığlık, bu sessizlik ve bu suskunluk hep kalacak mı bizde ta ki....  01.10.2007 22:40
 

Hala yokluğuna alışamadım, yüzünü öptüğümde sanki uyuyordun.
Seni hep uyuyor hatırlıyacağım.
Her gece dualarımdasın.
Melek Gürel

melek gürel 
 27.09.2007 21:26
Cevap :
Bundan böyle güzel yüz için, güzel yüzle birken iki yaşayacağız!  27.09.2007 22:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 562
Toplam yorum
: 505
Toplam mesaj
: 77
Ort. okunma sayısı
: 454
Kayıt tarihi
: 07.06.07
 
 

İzmir.  Aşk ve Şiir. Müzik. Kitap. Varlık ve Sözcükler ve .... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster