Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Eylül '08

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
351
 

Gül, eski Gül değil!

Gül, eski Gül değil!
 

Günlerdir gündeme damgasını vuran “gidecek mi, gitmeyecek mi?” sorularına nihayet bir cevap geldi.

Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Büyükelçi Ünal Çeviköz' ün Erivan'daki temaslarından sonra netlik kazanan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Ermenistan’a gideceğinin açıklanmasından sonra siyaset gündemi çalkalanmaya başladı. Baykal ve Bahçeli gitmesin derken; DTP gitmeli, BBP ise gitsin ama bir şartla demişti.

TARİHİ FIRSAT

Abdullah Gül’ün Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olarak Ermenistan’ı ziyaret etmesi tarihi bir adım, tarihi bir fırsattır. Yaklaşık 15 senedir aralarında hiçbir ziyaret olmayan iki ülkenin arasındaki sorunların tartışılması için önayak olacağı açıktır. Ancak bu ziyaretin ciddi anlamda, derinlemesine yankılarının önceden tespit edilmiş olması lazım. Azerbaycan’ın bu konudaki tepkilerinin yanı sıra, Kafkaslardaki barış konusundaki işbirliğine kadar birçok farklı konu, olumlu olumsuz yönleri içinde barındırıyor.

Azerilerden sesler yükselmeye başladı. Ancak Cumhurbaşkanlığı gidişatın sportif bir amaç taşıdığını ve bu konuda siyasi açılımla ilgili Türkiye politikasının değişmediği yönünde açıklamalar yaptı.

Azeri toprağı olan Dağlık Karabağ ile ilgili soruna çözüm bulunmadan Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkiler rayına oturur mu bilinmez; ancak yıllardır KKTC’yi tanıyacağını belirten Azerbaycan’dan geçen yıllar içinde sivil havacılık haricinde bir ses çıkmaması da Türkiye Azerbaycan ilişkilerini sorgulatıyor.

ABDULLAH GÜL’ÜN GEÇMİŞİ

Abdullah Gül’ün Türkiye’den gelen gitme seslerine karşı gitme kararı alması, körü körüne siyaseti bırakma adına çok önemli. Ancak bundan 15 yıl önce kendinin Ermenistan hakkındaki söylemleri de hafızalardan silinmedi.

1993 yılında, Demirel Hükümeti’nin Ermenistan politikası konusunda verilen gensoru sırasında Refah Partisi adına Abdullah Gül söz alıyor... Zabıtlara geçen sözler aynen şöyle:


“Hükümet, bu politikasıyla, geleceğimizi gerçekten ipotek altına almıştır ve öyle ipotek altına almıştır ki, Ermenistan Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanının cenaze merasimine katılma cesaretini göstermiştir.

Sizin nasıl bir uzlaşmacı olduğunuzu, Türkiye’nin menfaatleri söz konusu olduğunda, sizin şahin gibi davranmayacağınızı bildiği için, yüzünüzün ne kadar yumuşak olduğunu bildiği için cesaret bulmuş ve Türkiye’ye gelmiştir.


Siz bana bir ülke gösterin ki, kardeşleriniz savaş halinde olacak, kardeşleriniz katledilecek ve onlar katledilirken, ‘Bunun müsebbibi Türkiye’dir’ diye demeçler verecek; o kardeşlerimiz katledilirken, ‘Avrupa’nın haritaları bellidir, yerine oturmuştur; fakat Ortadoğu’nun, Asya’nın haritaları nihai şeklini almamıştır’ diye açıklamalar yapacak; Kars’ın, Ermenistan toprağı olduğunu iddia edecek, bütün bunlardan sonra o adam Türkiye’ye gelecek ve siz de elini sıkacaksınız!..”

Görüldüğü üzere Abdullah Gül şimdi, (geçmişte kendi söylemine göre) kardeş katilleri ile maç izlemeye gidecek.

Zamanın Recep Tayyip Erdoğan’ı, Devlet Bahçeli’yi değiştirdiği gibi Abdullah Gül’de değişmiş. Bu değişim olumlu olmuşa benziyor.

AKP içindeyken beyefendiliği ve kibar konuşma tarzıyla dikkat çeken Gül’ün zaman içindeki bu değişiminin Türkiye’ye faydalı olmasını diliyorum.

Dip Not: Bu arada, İddiaya göre, Abdullah Gül'ün milli maçı izlemek için oturacağı protokol tribününde ASALA militanı, Orly katliamı zanlılarından Varujan Garbisyan da bulunuyor.

Ermeni terör örgütü ASALA'nın 1983 yılında Paris yakınlarındaki Orly Havaalanı'nda düzenlediği bombalı saldırı sonucunda 8 kişinin ölümüne sebep olan Varujan Garbisyan milli maç davetlileri arasında yer alıyor.

Hadi Hayırlısı!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Gazetecilik onurlu ve zor bir meslektir. Gerçi dışarıdan bakılınca "al eline kalemi, yaz aklına geleni" diye anlatılır ama kazın ayağı öyle değil. Size mesleğinizde başarılarla dolu bir hayat dilerim. Yazınızdan Abdullah Gül'ün tam olarak gitmesini mi, gitmemesini mi istediğinizi anlayamadım. Bir açıdan bakılınca gitmesini istiyorsunuz gibi. Bir açıdan sanki 15 sene önceki söylemine göre gitmesin der gibisiniz. Hatta bir açıdan Gül'deki değişimi olumlu bulduğunuz izlenimi var. Bunlar düşünülerek yazıya yansıtılmış görüşlerse iyi bir politika takip ettiğiniz söylenebilir. Yani duruma göre istediğiniz tarafa çekebilirsiniz. Ama kendiliğinden ortaya çıkan bir yazıysa kafanızda bazı şeylerin netleşmediği anlamına gelebilir. Buraya yazdığınız ilk yazıda Erdoğan'ın Uşak'ta yaptığı konuşmayla "halkı inandıramadığını" yazmışsınız. Bu sizin tesbitiniz miydi kişisel beklentiniz miydi? Gazetecinin de elbette bir görüşü olur ama haberi verirken tarafsız davranır, davranmalıdır. Selam ve sevgiler

Ahmet YILMAZ 
 06.09.2008 12:31
Cevap :
Hiçbir gazeteci görevini yaparken kişisel deneyim ve politik görüşünden ayrıca bağlı bulunduğu basın yayın kuruluşunun genel çizgisinden bağımsız davranamaz. Abdullah Gül ile ilgili yazımda kendisinde olan değişim konunun ana noktası... Ben gitmesini destekliyorum. Ama geçmişiyile çeliştiğini de ortaya koymak istedim... Teşekkürler.  06.09.2008 13:46
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 430
Toplam yorum
: 738
Toplam mesaj
: 99
Ort. okunma sayısı
: 2122
Kayıt tarihi
: 18.06.07
 
 

20 Nisan 1989'da İzmir'de doğdu. İlköğretim ve lise öğrenimini Karşıyaka'da tamamladı. 20..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster