Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Nisan '07

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
995
 

Gül döktüm yollarına...

Gül döktüm yollarına...
 

Bahar aylarının gülümsemesiyle birlikte, Meslek Yüksek Okulu’nda kavak yelleri esmeye başladı. Korktuğum da başıma geldi. Birinci dönemden notlarını alıp geçen öğrencilerim kendilerine ve bana güvenip okul sonrası çalışmayı rafa kaldırdılar ve baharın tadını çıkarmaya daldılar. Tabii ki bu başı dönmüşlük hali birinci vize notlarımızda kendini gösterdi. İlk dönem notları patlatıp finali alan öğrencilerimin notları ters çevrildi. Eh ben de bu konuda elbette tepkisiz kalamazdım... Kalmadım...

İkinci dönemin başında iki önemli konumuzdan birisine başlamıştık. Ben birinci dönem işin içine iyice girmiş ve artık dinleme ve çalışmayı nasıl yapacaklarını bilen öğrencilerime konuyu güvenle sunuyordum. İlk dönem elini söz almak için kaldırmayan utangaç çocukların yerini soruları yanıtlamak için yarışan bir grup almıştı. Sınıfın içindeki dinamik oldukça iyiydi. Beni anlıyorlar ve yanıtları doğru verebiliyorlardı. Ancak ben yine de tekrar etmeleri gereken bölümleri ödev verip, nasıl yapacaklarını detaylandırıyordum. Bir sonraki derste de üzerinden geçerken tekrarların nitelikli yapılmadığını anlıyor ara sıra küçük söylevlerle sınavda her şeyin birbirine karışabileceğini ancak kısa aralıklarla yapacakları düzenli tekrarla bununla başa çıkabileceklerini onlara hatırlatıyordum. Ama nafile... İllede tufan... dedi benim öğrencilerim ve hepsinin kayığı vize tufanıyla ters döndü.

Sıra tufandan ters dönen kayıkların kaptanlarını fırçalamaya gelmişti. Bu işin büyük bir önemle planlanıp, yapılması gerekiyordu. Ben de aynen öyle yaptım. Derse gitmeden önce öğrencilerimden birisini arayarak biraz gecikeceğimi belirttim ve hepsinin beni beklemesini söyledim. Vize notlarını bilgisayardan değil benden öğreneceklerini ancak kendilerini iyi bir fırçaya hazır etmelerini nazik bir üslupla rica ettim. Telefonla görüştüğüm öğrencime sınıfta olup olmadıklarını sordum. Çoğunun orada olduğunu hatta telefonun sesini dışarıya verdiğinden benim söylediklerimi de duyduklarını söyleyince konuşmamı hepsine yönelttim. Sözlerimi daha edebi bir tarzda, süslü kelimelerle yineledim. Sesimin tonunu tahmin edebilirsiniz. Telefondaki öğrencim beni sabır ve sükunetle dinledikten sonra birazdan çıkıp orada olmayanları da toplayacağını ve beni bekliyor olduklarını söyledi. Ben de zılgıt atmak için gereken ortamı hazırlamanın verdiği güven ve gururla yola koyuldum.

Bir süre sonra okula vardım, sınıf birinci katta olduğundan merdivenleri koşarcasına tırmandım. Koridora geldiğimde bir fevkaladelik sezmeye başladım. Genelde sınıfın dışına taşmış bir kaç öğrenci olur ve ben onlarla birlikte içeri girerdim. Bu kez sınıfın önünde kimse yoktu. Belki de beni beklemeyi bırakıp baharın tadını çıkarmaya karar vermişlerdir diye geçirdim içimden. Ama yanıldığımı anlayacaktım... Bekliyorlardı...

Sınıfın kapısını araladığımda dikkatimi ilk çeken ışıkların yanmıyor olmasıydı. Hava kararmamıştı ama dersimiz akşam dersi olduğundan güneş batmaya yatıyor ve biz de hep ışıkla ders yapıyorduk. Bu biraz garipti... Bir de inanılmaz bir sessizlik...

İçeriye adımımı attığımda ise ilk gözüme çarpan şey karşısında ne diyeceğimi bilemedim. Beyaz tahtanın üzerine Türkçe- İngilizce yazılar yazılmış, tahta süslenmişti. Böyle bir şeyi en son ne zaman yaşadım bilemiyorum... Ama bunu bir gün üniversitede yaşayacağımı söyleseler inanmakta zorlanırdım sanırım. O anda şaşkınlık, mutluluk, sevinç, gurur gibi binbir türlü güzel duygunun içinden geçiyor, bir yandan da malum olay yüzünden yiğitliğe bir şey sürmemeye çalışıyordum. Birden gözüme kürsüdeki güller ilişti. Okulun bahçesinden koparılmış rengarenk güllerin bir kısmı yapraklarıyla, bir kısmı da oldukları gibi kürsünün üstünü süslemekteydi. Çevre dostu ruhum güllerin koparılmış olmasıyla biraz acımış olsa da bu manzara karşısında etkilenmemek elde değildi. Kürsü üzerine İngilizce yazılmış sözler de benden özür dilemekteydi... Zavallı ruhum gelgitlerle perişan haldeydi...

Affedilmek için yapılan jestler bununla da bitmemişti. Geçtiği yerlere genelde bakmadan yürüyen ben, yerde yollarıma dökülmüş gül yapraklarını farketmemiştim. Aldığım kopyayla başımı yere eğdim. Rengarenk gül yaprakları bu kez de kapının önünden kürsüye dek yerlere seriliydi... Ve sesler yükseldi bizi affettiniz mi...???

Elbetteki bu yufka yürek fazla kıyım yapmama izin vermedi. Ancak riskte olan onların notları ve daha uzun vadede geleceğiydi. Okşanmış bir yüreğin aksiyle yumuşayan bir dille de olsa söylev verildi ve derse geçildi. Batık tekneler yeniden su üzerindeydi. Dersin sonuna doğru kaptanlar yorgunluktan perişan haldeydi. Çünkü konumuz yeni, alıştırmalar biraz derinceydi...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

yazını bir solukta okudum.işini nekadar büyük bir sevgiyle yaptığını bilirim. Sevgiyle yapılan herşeyin sonunda başarı ve mutluluk vardır.Ektiğini biçebilmen ne güzel.Başarılar.

firuzan kök 
 25.04.2007 14:19
Cevap :
Canım Arkadaşım, Senin gibi bir eğitmenden de çok şey öğrendim... daha da öğrenmek dileğiyle yorumun ve düşüncen için teşekkürler...  26.04.2007 20:34
 

Sevgili Derya, Müthiş bir yazı gerçekten, çok beğendim. Sen mükemmil bir eğitmensin. Ayrıca mükemmel bir yazarsın. Bir anı bu kadar mı güzel anlatılır!!! Öğrencilerinin yaptığı jest de çok yaratıcı doğrusu. Tam bahara yaraşır bir jest. Tekrar yüreğine ve ellerine sağlık. Yazılarının devamını bekliyor ve başarılar diliyorum. Saygı ve en derin sevgilerimle.

nuroy 
 25.04.2007 10:49
Cevap :
Sevgili Nuray Hanım, Bana güzel yüreğinizden dökülen yorumunuz ve düşünceleriniz için teşekkür az kalır gibi görünüyor...Ne mutlu bana...Sevgilerimle...  26.04.2007 20:32
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 40
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 3696
Kayıt tarihi
: 19.03.07
 
 

1966 Ankara doğumluyum. Ortaokul ve Liseyi TED Kayseri Koleji'nde tamamladım. Gazi İngilizce Öğretme..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster