Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Mukaddesçe konuşan satırlar

http://blog.milliyet.com.tr/blog.mukaddes

14 Şubat '20

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
62
 

Gül Yaprağı Suyu Taşırmaz

Sevmek insanın doğasında var olan, ona en çok yakışan, göründüğünden daha güzel gösteren bir olgudur. Evreni sıcak bir tebessümle kaplayan, gücü nispetinde büyük bir alana yayılan, nasihatten öte varlığıyla evreni kuşatan evrensel bir öğretidir de aynı zamanda. Kimi zaman sabırla demlenir, kimi vakit merhamete dönüşür, kimi zamanda Mevla’nın çağrısında olduğu gibi hayatı acı, tatlı yanlarıyla paylaşmaya davet eden seslenişe dönüşür:
 
“Ey sevgili,  heyben acıyla dolar da nefes alamazsan gel. Huzur bulacağın kıyılarım senindir. Umutların solar kurur da su bulamazsan beraber sulayalım, gözyaşlarım senindir. Kanadın kırılır da maviye uçamazsan, ne güne duruyor al, kanatlarım senindir. Çaresiz çilelere bir umut bulamazsan, kendime ettiğim dualarım senindir.”
 
Gerek içeriği, gerekse taşıdığı kavram öyle ulvidir ki paha, eder gibi ölçütler yerine hak ettiği asıl değerini verebilmek anlamına yakışırda. İçeriğini doğru anladığımız sürece, nispi bir ölçüyle değerlendirilmeyeceği gibi zaaflarımız neticesinde, sevgi, sahiplenme, tutku ve bağnazlık arasındaki kavramları da birbirinden ayırt etmemiz gerekir.  Gül yaprağının hikayesi, bu kavramlara ve bildiğimiz ölçülere meydan okuyan, yerli yerinde bir kıssadan hissedir kanaatimce:   
 
 “Vakti zamanında bir bilgelik okulu, yaşamın gizemini keşfetmek için öğrenci arıyordu. İstedikleri tek koşulsa, öğrencilerinin anlatmak istediklerini beden diliyle ifade etmeleriydi.
 
Günlerden bir gün yabancı biri okulun kapısında durdu. Sezgisel ifade gücüne inanan bilgelik okulu, bu amaçla kapıya zil veya tokmak koymamıştı. Yabancı bir müddet orada durduktan sonra kapı açıldı. Kapıyı açan kişiyle selamlaşmalarının ardından o kişi gözden kayboldu.
 
Yabancı, bilgelik okuluna kabul edilmek için heyecanla bekliyordu. Bir müddet sonra içeri giren kişi elindeki tasla dışarıya çıktı. Elindeki su dolu tas, bizim yeterince öğrencimiz var eğer birilerini daha alırsak suyu taşırırız. Başka birini alacak kadar yerimiz yok, manasını taşıyordu.
 
Yabancı, hemen okulun bahçesine yönelip, kopardığı gül yaprağını su dolu tastın yüzeyine bıraktı. Kapıyı açan kişi memnuniyetle kapıyı aralayıp, gelen öğrenciyi saygıyla içeriye aldı.” Zira suyu taşırmayan gül yaprağına her zaman ihtiyaçları vardı.
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 117
Toplam yorum
: 915
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1093
Kayıt tarihi
: 31.01.13
 
 

Doğuştan bedensel engelli olup, Kamu sektöründe çalışmakta iken malulen emekliye ayrıldım. Baktığ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster