Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Mart '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1402
 

Gülbahar ve kar maskeli adam

Gülbahar ve kar maskeli adam
 

Henüz 21 indeydi Gülbahar.

Yoksul ve parçalanmış bir ailenin iki çocuğundan biriydi. Yetiştirme yurtlarında büyümüştü. Annesini hiç tanımamış , babası, anneleri kendilerini terkedip gittikten sonra, henüz bebekken bırakmıştı yurda onları . Bir daha da arayıp sormamıştı. Yıllar sonra liseyi bitirdiğinde aradığında ise , bu kez de Gülbahar onu görmek istememişti. Erkek kardeşi ile farklı şehirlerde olmuşlardı hep. Yine de bir kaç kez görmüşlerdi birbirlerini.

18 yaşını ve liseyi bitirdiğinde, yurdun "Müdür Abisi". diğer yurtlarda olduğu gibi, onu sokağa terketmeyip, kaderi ile başbaşa bırakmamış, şehirdeki fabrikada işe yerleştirmişti. Lojman çıkana kadar da yurtta kalmasını sağlamıştı.

Artık mutluydu Gülbahar. Para kazanıyor, kendi ayakları üstünde durabiliyordu. Minicik bir salonu ve uzandığında mutlu geleceğinin hayallerini kurduğu yatak odası, pembe çiçekli perdelerle donattığı kendine ait bir lojman evi vardı. Bir de sevdiceği. Hem de mühendis. Kendi aralarında nişanlanmışlardı bile...

O kış zorlu geçiyordu, Gülbaharın şehrinde. İşten eve dönüp, kendini evinin sıcaklığına teslim ederek, doğruca mutfağa girdi ve minik radyosunu açtı. Bir yandan neşe içinde şarkılara eşlik ediyor, bir yandan da akşam yemeğini hazırlıyordu. Kapının zili çaldı."Kim ooo"diye seslendi. Ses gelmedi kapının dışından.

-"Kim OOOOO" diye bir daha seslenirken, gözünü kapıdaki deliğe uydurarak, dışarıya bakmaya çalıştı. Karanlıktı dışarısı. Kendi kendine "otomatlar bozulmuş yine" diye söylendi.

-"Aç..Polis" diye yanıtladı, dışarıdaki ses. Gülbahar, hiç bir şey düşünemeden, açtı kapıyı.Kar maskeli bir adam duruyordu karşısında. Arkadaşları şaka yapıyor olmalıydı kendisine. "Bu kadarı da fazla", diyecek oldu. Kar maskeli adam, Gülbaharın ellerini sıkıca tuttu ve yatak odasına sürüklemeye başladı ve bir yandan da üstündeki giysileri parçalıyordu. Bu bir kabus olmalıydı. Gülbahar, var gücü ile bağırmak istedi . Ama sesi çıkmadı. Karşı koymaya, adamı itelemeye çalıştı minicik bedeni ile...

Her şey bir anda olup bitti. Kar maskeli adam, bir yandan Gülbaharın bedenine tecavüz ederken, aynı anda da onun hayallerine, umutlarına, geleceğine tecavüz edip, onu öylece bırakıp, fırladı gitti evden.

Gülbahar, Kar maskeli adamın evden fırlaması ile aynı anda, içini ve gecenin karanlığını yırtan canhıraş bir feryat kopardı. Komşular aşağıya doluştu, kimileri adamı aramaya başladı. Kar maskeli adam, çoktan karanlığa karışmıştı.

Kimse inanmadı Gülbahar'a. Ne patronları, ne polisler, ne savcı.. Bir tek "Müdür Abisi" inandı. Yurdun ana şefkati gibi sıcak kollarına aldı Onu. Gülbaharı tanıdığımda, yurttaki odasında, kat kat battaniyelerin altında titriyordu ve 21 lik Gülbahar, 70 inde görünüyordu. " Kimse inanmıyor" dedi , bana. Ağzından çıkan tek sözcük buydu. Sımsıkı tuttum ellerini, "Ben inanıyorum sana " diye yanıtladım.

Aradan geçen 15 güne rağmen, soruşturmada hiç bir gelişme olmamıştı. Havanda su dövüyorduk adeta. Sonra bir felaket daha oldu şehirde. Adeta felaketle birlikte bir MUCİZE ! Kar maskeli adam, yine aynı yöntemlerle, bu kez de şehrin ileri gelenlerinden ölmüş bir adamın 60 yaşındaki dul ve yalnız yaşayan eşine tecavüz etti ve kaçtı yine.

Ve polisler , elleri ile koymuş gibi buldular adamı bu sefer iki gün içinde. Yine aynı suçlardan sabıkalı meşhur "Rahşan Affı" ile içerden kısa bir süre önce şartlı salıverilmiş, evli ve çocuklu, 30 yaşlarında bir adamdı.

Sperm örnekleri tutuyordu, suçu sabit oldu. Yargıçlar, iki ayrı suçtan ve en üst sınırdan verdiler cezasını: 24 yıl.

Nişanlısı, Gülbaharın yaralarını saramadı , dayanamadı tecavüzün ağırlığına. Ayrıldılar. Ve Gülbahar, bir daha hiç dolu dolu kahkaha atamadı.

Üç yıl sonra, sokakta rasladım bir akşam üzeri Gülbahara. Arkasından yavaşça omzuna dokundum. Sıçradı Gülbahar. Dokunulmaktan korkuyordu ve dudakları gülümserken, gözleri ağlıyordu...

resim:Frida Kahlo(Meksikalı sürrealist ve sosyalist ressam)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bedene yapılan tecavüzle böylesi bir namus paranoyası yaşayan toplumda hayallerin, umutların ve geleceğin de tecavüze uğraması, tecavüzün hukuk(çu!)larla, hukuku uygulayanlarca sürdürülmesi, yazık... çok yazık... Umarım gene de yara alan hayatını, yaralanan duygularını onarabilmiştir Gülbahar! Umarım yaşadıklarına ve yaşatanlara inat dimdik ayakları üzerinde durabiliyordur, bir nişanlıya ihtiyaç duymadan! Sevgisini ve sevdiğiyle beraber yaşayacağı mutlu günleri geri ve yoz zihniyetli topluma feda eden bir nişanlıya gereksinim duymadan... Üzerine söylenecek çok sözü olan fakat söylenecek tek söz bulunamayan ülkemiz gerçeğinden dokunaklı bir yaşanmışlık!.. Sevgilerimle...

habişş 
 21.08.2007 18:19
Cevap :
28 yıllık hukukçuluk yaşamımda hukuğun en çok da , hukuk uygulayıcıları tarafından gasp edildiğine tanık oldum. Hukuk uygulayıcılarının kişiliklerine, dünya görüşlerine, kadına ve kadın haklarına bakış açıları ile şekilleniyor ne yazık ki mevcut hukuğumuz. Aynı kuralın görmüş geçirmiş, hayatın sillesini yemiş, kadın meselesini anlamış bir kadın hakimin elinde başka , erkek egemen kültürün tipik üyesi bir erkek hakimin elinde başka şekle dönüştüğünü yaşadım.Hani hep eğitim eğitim deyip dururuz yaaa, papağan gibi...bunlar işin eğitimini almış insanlardı. İş eğitimle bitmiyor ne yazık ki,kafaların içindeki örümcekler temizlenmedikçe, sonuçlar değişmiyor. İş, sistem meselesi falan da değil. Bu insanlara "şok tedavi" si uygulamak gerek.Bildikleri, öğretilen modelleri unutmaları için.Kampa çekeceksin yani.Feminist eğitimden geçireceksin... Gülbahar'a gelince ; O zaten hayatın meşaggatli yollarında pişmiş, dik duruşlu bir insandı. Bütün şehre meydan okudu, tek başına...  22.08.2007 12:20
 

kendinden başka kimse yardım edemez sana aslında...belki yanıbaşında sana merhem uzatacak bir çift el, başını dayayacak bir çift omuz bulursun ama yaranı saracak olan öncelikle sensindir...umarım gülbahar da o gücü bir an önce kendinde bulabilir...

beenmaya 
 17.04.2007 14:21
Cevap :
Bulacaktır Özlem.Gülbahar,daha bebekken hayatı tüm ağırlığı ile tek başına yüklenmiş bir insan.Çocukluğunu yaşayamamış.Şefkatle hiç okşanmamış saçları.Hiç kendine ait bebeği olmamış...Şimdi de bulacaktır o gücü. Belki kadınlığından nefret edecektir.Dokunulmaktan irkilecektir hep. Ama yine de tüm bereleri,yaraları ile dimdik ayakta duracaktır ,acımasız yaşama karşı tek başına...Yeldeğirmenlerine karşı tek başına savaşan Don Kişot gibi..Sevgiler ve değerli katkın için teşekkürler canım.  17.04.2007 16:24
 

okurken çok üzüldüm gülbaharın haline.. yazık.. Nişanlısının sahip çıkmasını beklerdim.. Yaralarını ancak o iyileştirebilirdi belki.. Yazık olmuş Gülbahar' a.. Sevgiler..

sema öztürk 
 10.03.2007 18:08
Cevap :
Gülbahar'ın yaralarını ,sadece Gülbahar kendisi sarabilir ve iyileştirebilir bence.. Ne yazık ki,evli kadınların uğradığı tecavüz olaylarında kocanın kadına karşı açmış olduğu boşanma davalarında Yüksek Yargıtayımız,"her ne kadar tecavüzde kadının suçu yoksa da,tecavüzün ağırlığına ,tecavüze uğramış kadınla evli kalmanın toplumsal baskısına kocanın dayanması beklenemez" gibi inanılmaz gerekçelerle boşanmayı haklı görmektedir.Son sözün kendisinde olduğu yüce hukuk kurumunun dahi olaya böyke baktığı gözönüne alındığında Gülbahar'ın nişanlısından ne bekleyebiliriz ki... Gülbahar,tüm direnci ile yaşamaya devam ediyor... Yorumunuz için teşekkürler ve sevgiler..  11.03.2007 21:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 171
Toplam yorum
: 3375
Toplam mesaj
: 406
Ort. okunma sayısı
: 2305
Kayıt tarihi
: 15.02.07
 
 

Düşünen, üreten, kendine, insana, çağına sorumlu, tavırlı, taraflı , çağdaş ve yüzü aydınlığa dön..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster