Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Temmuz '14

 
Kategori
Yemek - Mutfak
Okunma Sayısı
1862
 

Gülbeşeker

Gülbeşeker
 

Kokuyu alıyor musunuz şu an? Mutfaktan yayılan buruk, hafif keskin, zihinde tüm duyguları harekete geçiren harika vişne şurubu kokusunu…  Geldi mi oraya? Bizim evde ramazanda ki kokulardan biri bu kekremsi vişne şurubu kokusu öteki daha ferahlatıcı olan gülbeşeker kokusu… Ramazan kokuların çok yoğun algılandığı bir ay bence; sanki şu bilgisayar ekranının soğuk, donuk görüntüsünden size bile ulaşabilecek güçte bu muhteşem koku…

Anneme bir şurup ustası diyebiliriz. Eline geçen her meyvenin şurubunu yapar, özenle şişeler, mantar bir tıpayla bir ömür saklayabilir onları… Ramazanın ilk gününe vişne şurubu denk geldi. Şerbet ve şurup arasında ki farkı bilir misiniz? Kavramlar önemlidir bence, ince detaylar… Ayırdın da olma özelliği… Bir şeyleri önemsediğinizi gösterir, dikkat kesildiğinizi…

Şerbet; meyve suyuna şekerli suyun katılmasıyla elde edilir.

Şurup; bu karışımın yani şerbetin iyice kaynatılmasıdır. Şerbeti kaynattık şurup elde ettik, ikram edecekken yine sulandırıp şerbete dönüştürdük, biraz karışık mı?

Meyve şurupları olduğu gibi; vişne, çilek, karadut, ahududu, şeftali(bizde sık yapılanlar)

Çiçek yapraklarından yapılan şuruplar da vardır. Gelincik, menekşe, zambak, yasemin, gül yapraklarından…

Şerbet ya da şurup gibi içecekleri hala inatla yapan kadınlara bakıyorum da mutfağı mabet kabul etmiş, evde ikramlık el yapımı soğuk içecekleri her an bulundurup misafirlerinin yüreklerini ferahlatmayı kendilerine dert edinmiş kadınlar, emek vermeyi seven, israftan korkan kadınlar, özel bir nesil onlar…

Bugün annemi mutfakta bu baş döndüren kokuya sebep olan vişne şurubunu yaparken izledim. Yüzünde mesut bir ifade vardı. Ayıklarken vişneleri yardım ettim ona. Parmakları sabırlı ama ustaydı ve telaşsız. Ayıklama işleminden sonra aynı miktar da şeker koydu  vişnelerin üzerine; 3 gün şekerin vişnenin içinde iyice erimesi gerekir, vişneyi de ezmek gerekir bu arada… Sonra büyükçe bir tencere de kısık ateşte koyulaşana kadar pişirmek ve tel bir süzgeçten süzüp şişelere koyup hava almayacak şekilde sıkıca ağzını kapatmak ama önce ters çevirmek şişeyi bir müddet öylece bekletmek gerekir dedi…

Dolapta; Mayıs'ın sonlarında daha bir itinayla hazırladığı gül şurubu var. Pembe, yabani gül yapraklarından tıpkı vişne şurubu yapar gibi hazırladığı, tabi arada gülün zarafetine uygun nüansların olduğu… Gül yapraklarını ve yaklaşık on adet gelincik yaprağını limon suyu ve pudra şekeriyle bir kavanozda karıştırıp beş gün bekletiyor sonra kaynamakta olan şekerli suya; bu kavanozdaki karışımı boşaltıp şurup kıvamına getirinceye kadar kaynatıyor tabi annem göz kararıyla yaptığı için tam miktarlarını veremiyorum sonra yine süzüp şişeliyor.

Gülden yapılan bir çeşit reçel ve gül tatlısıdır aslında gülbeşeker ve Reşat Nuri Gültekin’in Çalıkuşu isimli romanında Feride’ye güzelliğinden ötürü takılan addır. Annemin gül şerbetinin rengi, ferahlatıcı tadı, eşsiz kokusu, güzelliğinden ötürü; Feride’nin gül gülüşünü, tenini, Kamuran’a olan saf, içten, temiz aşkını hatırlattığı için bana adını gülbeşeker koymuşumdur. 

Her gül şerbeti içişimde Kamuran’ın Feride’nin gül renkli yanağına masum bir buse kondurup sonra dudaklarında kalan o gülbeşeker tadını almak ister gibi diliyle titreyen dudaklarını yokladığını hayal ederim… Feride’yi aldattığı, incittiği halde tükenmeyen, Anadolu’nun en ücra köşesin de tek başına tüm zorluklara göğüs germe cesaretini ona veren Kamuran’a duyduğu aşkın lal rengine dönüşen hasretini hissederim zarif şerbet bardaklarına doldururken gülbeşekeri…

Ne acı ki;  geriye hiçbir şey kalmadı artık o aşklardan, ne acı ki; geriye artık son bir nesil kaldı maharetli ellerinden insanı kokusuyla sarhoş eden şerbetler yapabilen… Aşklar için artık çok geç ama bu şerbetler belki kalmayan o aşkların tadını bırakabilir dudaklarınıza, hasretin lal rengini görürsünüz sıcak ramazan günlerinde ferahlatan şerbetinizi içerken gülbeşeker kokan iftar sofralarınızda…

    

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 110
Toplam yorum
: 427
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 952
Kayıt tarihi
: 26.05.14
 
 

'' Ben de canlıyım dedi,diş. İnce bir sinirin canlılığı değil bu. Göz gibi, kalp gibi yeri doldur..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster