Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Temmuz '18

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
56
 

Gülen Adam: Kemal Sunal

Gülen Adam: Kemal Sunal
 

“… Aslen 10 Kasım doğumluyum ama Atam’ın vefat ettiği günde doğum günü kutlayamam, sevinemem, gülemem… 11 Kasım doğum günümdür.”

- Kemal SUNAL -

 

     Tarih 03 Temmuz 2018 Salı. TÜRKİYE’NİN GÜLEN ADAMI, sinema oyuncusu Ali Kemal Sunal’ın ölümünün 18. yıldönümü. 2018’in Temmuz ayı onu hatırlattı sanatseverlere. Doğum günü tarihi aslında 10 Kasım 1944 (İstanbul) olan rahmetli Sunal, Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün ölüm tarihi ile aynı güne isabet ettiği için doğum gününü hep bir gün sonrası için randevu verir gibi kutlamış. Annesi Saime Hanım ve babası Mustafa Bey’in ilk çocuğu olarak dünyaya gelen Malatyalı bir ailenin çocuğudur. İşçi bir babanın oğlu olarak başlayan hayatı, ilerleyen yıllarda milyonlarca insanın ekranlarda tanıdığı bir yüz hâline gelir. Doğum günü 10 Kasım mı 11 Kasım mı diye hep tartışılmış, kendi tabiriyle aslında her yıl 11 Kasım’da üflemiş ömür pastasının mumlarını. İnceliğe, şu kibar düşünceye bakar mısınız? Atatürk 10 Kasım’da vefat ettiği için Ata’ya saygısından dolayı o gün gülüp eğlenmek yerine, gazimizi saygıyla anarak her yıl doğum gününü 11 Kasım’da kutluyormuş. Kim bilir 11 Kasım tarihinde doğduğunu kendisi bile yüreğine inandırdı. 3 Temmuz 2000 tarihindeki ebediyetteki sonsuz yolculuğuna dek tüm Türkiye’yi güldürebilmeyi başardı. Türk Tiyatrocu, komedi oyuncusu, sinema sanatçısı ve yazar olan değerli insan; “Gülen Adam” lâkabıyla anıldı. İstanbul’da doğan sanatçımız yine İstanbul’da vefat etti, sanki kendi vasiyetiymiş gibi.

     Atatürk’e olan saygısından dolayı böyle önemli tarihlere itinayla dikkat eden hakikî sanatçıları minnetle anmalıyız. En çok da uzayan eğitimine takıldı gözler. Bilirsiniz ki tiyatroyla, sanatla uğraşan insanların genelde eğitimi çift dikiş gider. İş, tiyatro, okul eğitimi, aile hayatı ve özel yaşamı beşlisini idareli yönetebileni çok azdır. Eski sistemde kara önlük ve mavi önlük giyen kuşak beş yıl ilkokul, üç yıl ortaokul, üç yıl da lise okumuş. 3 yıllık lise eğitiminin aksine rahmetli Kemal Sunal’ın liseyi bitirmesi tam 11 yıl sürmüş. Tiyatrocuların sınıfta kalarak aynı sınıfı bir yıl daha okuyup çift dikiş olduğunu duyarız. Sunal bu konuda çığır açmış. Kendi tabiriyle lise hayatı üç dikiş bitmiş. Kendisini: “Çok az konuşan, çok soğuk bir adamım” diye tanımlar Kemal Sunal. Özel yaşamıyla iş yaşamına çok dikkat eden ideal bir aile babasıdır aynı zamanda.

     Okul hayatı böyle fırlama çocuk gibi görünen sanatçının küçüklüğü nasıldı sizce? Çocukken sakin karakterde, farklı bir çocukmuş küçük Kemal. Babası oğlunun tiyatrocu olmasını istememiş önce. Günümüzdeki aileler de aynı elbet, ülkemizdeki iş bulma koşullarına bakarsak sanat hep ikinci planda kalıyor. Her ne kadar oğlunun tiyatrocu olmasını istemese de zamanla babası bunu kabullenmiş. Çocukluğundan beri tiyatro dalı Sunal’ın hep ilgisini çekmiş. Lisede Felsefe Öğretmeni Belkıs Hanım kendisinin bu ilgisini fark etmiş ve öğrencisinin profesyonel oyunculuğa başlayabilmesi için önemli kişilerle tanıştırmayı teklif etmiş. Sanatçının babası Mustafa Bey her ne kadar oğlunun tiyatrocu olmasını istemese de oğlunun ve öğretmen hanımın ricalarına daha fazla dayanamamış. Asıl konuya, sevgili Kemal Sunal’ın ünlü olma ve sinema dünyasında rol alma yolundaki yaşamöyküsüne gelelim…

     Belkıs Hanım, Kemal Sunal’ı Kenter Tiyatrosuna götürüp Müşfik Kenter ile tanıştırır. Sahneye ilk çıkışı, Ahmet Vefik Paşa’nın Moliere’den adapte eseri olan  “Zoraki Tabip” adlı komedi eseriyle başlar. Tiyatrocu Müşfik Kenter’in yönetimindeki bu oyun; Sunal’ın Vefa Lisesinde okurken rol aldığı, kendisinin ilk amatör tiyatro oyunudur. Sahne karşısında Sunal’ı Türk sinemasının ünlü yönetmeni Ertem Eğilmez de izlemiş. Tiyatro ve sinema oyuncusu Münir Özkul, Ertem Eğilmez’e: “Bak Ertem, dikkat bu çocuğa. İş var bunda.” deyip onunla yakından ilgilenmesini istemiş. Ertem Eğilmez bu genci fark edince, genç sanatçımız sinema filmlerine yönelir. Bu sözün ardından Ertem Eğilmez yönetmenliğindeki “Tatlı Dillim” filminde (1972) Kemal Sunal rol alınca sinema hayatına ilk adımı atar. “Saf ve İyi Adam” karakterini yansıtır her rolünde. İyiliği ve saflığı yüzünden başına iş açılsa da hep kazançlı çıkan, kötülerle mücadele eden, kıvrak zekâlı, halkın insanı olan bir “gülen adam” oldu o. Halkı temsil eden, nükteli ve esprili, sivri zekâlı, hazırcevap karakterli, Türk fıkralarımızın başkahramanı olan Nasrettin Hoca gibiydi belki de. Nasrettin Hoca ve Kemal Sunal bizleri çok güldürüp mutlu etti, Allah da öbür dünyada onları güldürsün. 

     Köy hayatındaki maceralı aşkı konu alan ve ben dünyaya gelmeden yıllar önce sinemaya yolcu olan Tatlı Dillim filmini dün gibi hatırlarım. Kemal Sunal’ın bu filmde sinema karşısındaki ilk filmi oluşundan mıdır bilmem ama başrol oyuncusu olmadan film kadrosunda biraz ikinci planda kalan sakin karakterli duruşu, insanı biraz şaşırtıyor olsa gerek. Oysa biz kendisini her daim tebessüm eden hâliyle benimsedik. Rıfat Ilgaz’ın “Hababam Sınıfı” eserindeki İnek Şaban karakterini oynayınca o gün bugündür tüm Türkiye’nin dilinde İNEK ŞABAN olarak kaldı. İnek Şaban aslında Kemal Sunal idi ama inanamadık. Halk onu gerçek adıyla bilmedi. 7’den 77’ye herkesin sevgilisi oldu. Kemal değil Şaban ismiyle bilindi.

     Gülen adamdı, tüm Türkiye’yi güldürdü. Kapıcılar Kralı, Bekçiler Kralı, Çöpçüler Kralı Gol kralı sinema filmleriyle beyaz perdede boy gösterip vatandaşı kucakladı. Aslında o KALPLERİMİZİN KRALI idi. Gülen adam, uzun adam, esprili kahraman… Kemal Sunal’ın üniversite eğitimi de lise hayatı gibi uzamış. Üniversite mezuniyetinde diploma töreninde yaptığı konuşmayı izlediniz mi bilmiyorum. Bir tek ilkokulu zamanında bitirmiş, beş yıllık temel eğitimi tam vaktinde biten bir başarı olmuş kendi tabirince. 12 Eylül Askerî Darbe (1980 İhtilali) döneminde yarım bıraktığı üniversite eğitimini Marmara Üniversitesi - İletişim Fakültesi “Radyo Televizyon ve Sinema” bölümünden mezun olarak 1995 yılında bitirmiş. Diploma törenindeki konuşmasında: “4 senelik maratonu 27 senede bitirdim. Benimki zor bitti.” der. Bu konuşması karşısında salondaki gençler gülmeye başlar. 3 yıllık lise (Son zamanlarda 4 yıl ilkokul, 4 yıl ortaokul, 4 yıl lise zorunlu eğitimi gelince = “4+4+4 Eğitim Sistemi” ne dönüştü) 11 yılda, 4 yıllık üniversite lisans eğitimi de 27 yılda biterse… Üç dikiş olan lise hayatı üç kat, dört yıllık fakülte eğitimi de sanatçımıza altı kat külfet gibi. Önemli olan geride bıraktığı güzel işler elbette. Sinema hayatı ve filmlerle geçen o aktif ömründe yarım kalan üniversite eğitimi 27 yılda bitse de yüksek lisans eğitimine damga vuran bir sanatçımız o. Yüksek lisansını “TV ve Sinemada Kemal Sunal Güldürüsü” isimli teziyle yapar. Uzayan eğitim hayatına rağmen yaptığı kalıcı çalışmaları her şeye değer doğrusu.

     3 Temmuz 2000’den 3 Temmuz 2018’e… Tam 18 yıl onsuz geçmiş. Ben ortaokuldaydım Kemal Sunal vefat ettiği yıl. En kalabalık cenazeyi Kemal Sunal’da gördüm, bir de Barış Manço’da. Ekranlarda günlerce gündemde kaldı, en çok çocuklar doldurdu o sokakları ve en çok onlar ağlamıştı. Şaka gibiydi, acaba yine mi bizi güldürdü yeni bir tiyatro oyunu sürpriziyle demiştik lâkin bu kez ağlatmıştı tüm halkı. Gündemden düşmeyen ölüm haberini bir de TRT Türk Sanat Müziği sanatçımız Zeki Müren’de şahit olmuştum. Büyüklerimiz salaların tüm illerimizdeki camilerde günlerce aynı anda okunduğunu, ölüm yıldönümünde binlerce seveninin her ilden gelip mezarını ziyaret ettiği Türkiye Cumhuriyetinin 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ı anlatırlar bir de. Biz dünyada yokken az zamanda çok işler yapıp halka kendini sevdirmiş rahmetli Turgut Özal. Tarih böyle güzel insanlarla şahlandı. Kemal ağabeyimiz ile yarım kalan sohbetimize kaldığımız yerden devam edelim. Toplam 82 filmde rol aldı Kalplerimizin Kralı. Son filmi olan 1999’da çekilen “Propoganda” ile onu siyasî rolde fark edip gülen adam olarak göremeyince belki gümrükte geçen o rolüne şaşırdık. Son filmini izlediyseniz sanatçımız üzüntülü karakterdedir, sanki bir sonraki filmi için gerçekten ömrünün yetmeyeceğini bilir gibi.

     83. filmi olan “Balalayka” film çekimi için Trabzon uçağında kalp krizinden vefat eder. Takvim yaprakları 3 Temmuz 2000’i gösterdiğinde Kemal Sunal 56 yaşındaydı. Sanatçımızın uçak fobisi yaşamı boyunca yenemediği bir korkusu olarak kalmış. Kimileri heyecanını yenemezken o da uçak korkusunu yenemedi ve hayata yenildi. Daha birçok filmde oynayacaktı lâkin ömrü bu kadarına yetti. Kimse inanmadı elbet, ben bile inanmamıştım onun ölüm haberine çocuk hâlimle. Bu da bir şakadır, onun filmdeki rolüdür dedim inanmayarak.

     Kemal Sunal aslında filmlerinde hep bize mesaj vermek istedi. Nasıl ki Hoca Nasrettin saf ama kıvrak zekâsıyla kötüleri uyarıp halktan yana olduysa, Kemal Sunal da vatandaşımızı temsil ediyordu. Onun filmlerinin çekildiği dönemde yaşanan sosyolojik ve ekonomik sorunlar, siyasî gelişmeler senaryoya konu oldu. Güldürü havasıyla sosyal mesajlar verirken bazı konuları da mizahî dille eleştirmiştir Sunal. Tek bir mimiği ile hepimizi güldüren, kalbi yüzüne akseden bir kahraman idi.

     Sanatçımızın Gül Hanım’a âşık olmasıyla başlayan mutluluk baharı, 1974’te evlilik ile taçlandırılır. Ali ve Ezo isimli çocukları dünyaya gelir bu aşkın meyvesinde. Ali Sunal’ı da ekranlarda ilgiyle izlenen “Güldür Güldür Show” komedi programıyla hepiniz tanırsınız. Her ne kadar babası gibi halkın adamı olarak bizleri onun kadar içten güldüremese de babasının izinde olmaya çalışan bir beyefendidir.

    Kendini özel yaşamında ciddi biri olarak tabir eden rahmetli sanatçımız sizce milyonlarca insanı nasıl güldürdü? Kemal Sunal kendi ağzından ilk yıllarını ve komediye yönelişini şöyle dillendirir:

     “Nasıl oldu bilmem, ben kendimi sahici bir sahnede seyircilerin arasında buldum. Ses Tiyatrosu’ndaki ilk rolüm çok kısaydı. Üç dakika sahnede ya kalıyor ya kalmıyordum. Öyle pek bir şey söylediğimi de hatırlamıyorum. Sahnenin bir ucundan girip öbür ucundan çıkıyordum. Ne yaptığımı da pek hatırlamıyorum ama seyirci kahkahadan kırılıyor. Bu da benim hoşuma gitmişti. Bildiğiniz gibi o gün bugündür insanları güldürmeyi seviyorum.”

    Kimi zaman “İnek Şaban” lâkabı ailesi ve kendisine hitaben söylendiğinde, sanatçımız bu durumdan pek hoşnut olmasa da halk onu hep İnek Şaban olarak bildi. Sosyete Şaban, İnek Şaban, Gerzek Şaban, Dokunmayın Şabanıma, Şaban Oğlu Şaban diye sıralarken film isimlerinde bile zihinlerimizde etiketlendi. İbo ile Güllüşah, Hababam Sınıfı, Tosun Paşa, Avanak Apti, Üç Kâğıtçı, Tokatçı, Doktor Civanım, Yedi Bela Hüsnü filmleri başta olmak üzere en bilinen isimlerle gönüllerde taht kurdu.

     “Halkın Gülen Adamı, İnsanlığı Güldüren Adam, Kalbimizin Kralı, Komedi Ustası, İnek Şaban’ımız” olarak dillere destan olan bir Kemal ağabeyimiz oldu. Kemal Sunal’ın hayatı /yaşamöyküsü İletişim Fakültelerinde, Radyo Televizyon Programcılığında, Edebiyat Fakültelerinde, Gazetecilik alanında yüksek lisans ve doktora eğitimlerinin tez konusu olmalı. 3 Temmuz 2018 tarihinde gündemde o güne özel olarak Kemal Sunal’ın ölüm yıldönümüne yer veren devlet kanallarından, haber programlarından kısaca not alıp biraz da medyadaki arşiv bilgilerini inceleyerek bir köşe yazısı hazırlayıp değerli okurlarımla paylaşmayı düşünmüştüm. 2018 yılı Temmuz ayının o özel ve anlamlı tarihinde Kemal Sunal’ı konuk etti edebiyat kalemim.

     Gönüllere taht kurmak ister miydiniz? Ya da halkınızın kralı yahut gönül kraliçesi olarak anılmayı hiç arzuladınız mı? Bir Kemal Sunal klasiği geçti film şeridimden. Hayat da bir film şeridi misalidir. Bir varmış, bir yokmuş derken; bugün var’ız, yarın yok’uz. Gönül adamı olabilmektir marifet. “Adamın Hası” olup milletin usta sanatçısı olma becerisini kazanmakla yol alır gerçek ün.

     Kemal Sunal yolcu oldu kalemime. Mürekkebime dokunan mizahî anılar bilgisayarımın tuşlarında gülümsedi Gülen Adam’ı anlatırken. Kalplerin kralıydı, Türkiye’nin güldüren sanatçısıydı Sunal. Bir iyilik meleği geçti gözümün önünden, okuyucumla yolcu oldu satırlarım. Biyografisi, başarıları ve tüm yaşanmışlığıyla karşımda canlanıp: “Beni de anlat insanlığa. Hatırladıkça tebessüm etsinler.” der gibi fısıldadı sanki rahmetli sanatçımız. Bir vasiyet gibi geldi bana ve sizlerin önüne saygıyla sundum Kemal Sunal’ı. Hoşça Kal Kemal Ağabey! Çocukluğumda en çok seninle güldüm, belki de filmlerinin en komik sahnesinde aşırı gülmekten altını ıslatan çocuklardık biz. Sen ki Türk insanının güven aşılayan yüzüydün. Sen ki tüm Türkiye’yi güldürdün, Allah da öbür dünyada seni güldürsün.

                                  14 Temmuz 2018 - Cumartesi                       Saat: 21.30

                                                      

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Toplam blog
: 8
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 81
Kayıt tarihi
: 13.07.18
 
 

    Öğretmen, Yazar, Şaire, Oyuncu Adayı, Editör ve Türk İşaret Dili Eğitmeniyim. Türkiye Yazarla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster