Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Mart '09

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
940
 

Gülen öğretmen

Yazarı: Ali Erkan Kavaklı

1952 yılında Konya’da doğdu. 1971’de liseden mezun olduktan sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ne girdi. 1976’da mezun oldu ve öğretmenliğe başladı.

Yazı hayatına hikâye ile başladı. Liselerde okutulan edebiyat, dilbilgisi ve kompozisyon kitaplarını hazırlayan bir komisyon başkanlığı yaptı.

Yazar sade bir dille, insanların ve insanlığın sorunlarını ele alan roman ve hikâyeler kaleme alıyor. İnsanları kötüden iyiye, çirkinden güzele, inançsızlıktan imana doğru geliştirmeyi hedef ediniyor. Daha çok başarı ve eğitim kitapları yazıyor.

Romanın Özeti:

Cemal Öğretmen o gün çok heyecanlıydı. İçi içine sığmıyordu. Yeni okulunda ilk günüydü. İlk güne çok iyi başlayıp öyle devam etmek istiyordu. Erkenden kalktı özenle takım elbisesini giydi ve arabasına binerek okuluna doğru yola çıktı.

Okula vardığında okulun hizmetlisi karşıladı. Maviye boyanmış parmaklıklı kapısından içeriye girdi.

Okul binası beş katlı mavi bir binaydı. Geniş bir bahçesi vardı. Dört bir yanı adam boyu yeşil duvarlarla çevriliydi. Duvarın dibine arabasını park etti. Öğrencilerin kimi bahçede dolanıyor, kimi top oynuyordu.

Müdür yardımcısı Âdem Bey öğrencileri sıraya toplamak için uğraşıyordu. Hemen kendisi de yardım için koştu. İtişe kakışa öğrenciler sonunda sıra olmuşlardı. Okul müdürü çıktı ve daha ilk günden işi sıkı tutmak istercesine bir konuşma yaptı. Öğrencilerden huzur ve disiplin istediğini söyledi. Öğrencilerden de buna dair söz aldıktan sonra İstiklal Marşı okundu ve öğrenciler yavaş içeri alınmaya başlandı.

Sonunda ders zili çaldı. Dersler fırtına gibi geçiyordu. Dördüncü saat gelmişti. Cemal’in dersi 9-A sınıfınaydı. Sınıfa girdi. Sınıfı selamladıktan ve hızlıca sınıf defterini imzaladıktan sonra herkese tek hal hatır sordu. En arkada Şule oturuyordu. Gözleri buğuluydu. Kim bilir kendi dünyasında neler yaşıyordu. Kız geçen yaz annesini kaybetmiş, hayatı anlamsızlaşmıştı.

Cemal bunları bir yana bırakıp dersine devam etti. Öğrencileri azimlendirmek içlerindeki cevherleri ortaya çıkarmak için uğraşıyordu. Ona göre bütün öğrenciler potansiyel dahiydi.

Geçmişte birçok başarıya imza atmış kimselerden örnekler sunuyordu. Cemal Öğretmen’in hoşuma giden birkaç örneğini paylaşmak istiyorum:

Edison’un ampulü bulmak için 3999 deney yaptığı biliniyor. 3999. deneyinden sonra arkadaşı, “Bırak artık, başarısız oldun!” diyor. Bunun üstüne Edison:

“Hayır başarısız olmadım, ampule gitmeyen 3999 yol buldum. Ampule gideni de bulacağım…” diyor.

NLP kuralı: Bir kişinin yaptığını, isterse ikinci kişi de yapabilir... Her yıl Edebiyat’tan binlerce kişi geçtiğine göre siz de geçebilirsiniz.

Şule, Cemal ders anlatırken çok başka yerlere gitmişti. Hastanedeydi. Annesinin elini sımsıkı tutuyordu. Annesi kızına bakıp gülümsüyordu. Yüzü solgun ve bitkindi.

Annesinin son söyleyebildiği sözü hatırladı.
“Elveda kızım, hakkını helal et.” Şulenin dünyası kararmıştı. Artık hayat anlamsızdı.

Şule’nin iki de kız kardeşi vardı. Biri yedi öteki on bir yaşındaydı. Güya onlara da ablalık yapacaktı. Sığınacak tek dalı, babası kalmıştı. Ama o da artık kendini içkiye vermiş eve daha geç saatlerde gelir olmuştu.
Cemal Öğretmen: “Gam deryasına daldın. İstersen dışarı çıkıp yüzünü yıkayabilirsin.”

Kız kafasını kaldırmadan koşarak sınıftan çıktı.

Cemal, kızın içindeki fırtınalardan habersizcesine derse devam etti. Onunla ancak dersten sonra ilgilenebilirdi. Sesinde müthiş bir kararlılık vardı. Kendine güvendiği ve anlatacağı konuya hakim olduğu her halinden belliydi. İlk saatleri iyi değerlendirmeli dersi ve çalışmayı sevdirmeliydi…

Cemal bir sonraki derse hızlı başladı. Projeksiyon cihazı ve bilgisayarını açtı. Dersi öğrenciler görerek işlerse daha kalıcı olacağını düşünüyordu. Arkadan birkaç öğrenci dersi dinlemiyor konuşuyorlardı. Cemal birden ciddileşti. Arka tarafa doğru yürüdü. Konuşanlar sustu.

Cemal öğrencilere dönerek bir teklif sundu. Sınıfta ders dışı konuşmalardan rahatsız olduğunu, dersi verimli işleyemediğini, bu sebeple de bundan sonra derste konuşanlara bir ceza belirlemek istediğini, söyledi. Bu cezayı da sınıfça belirlemek istiyordu. Sınıfa kendisi birkaç teklif sundu:

Bağırıp çağırmak,
Dövmek,
Kötü not vermek,
Disipline vermek,
Velisini çağırmak,
Çizgi, cezası.

Bundan sonra sınıfa başka teklifleri olanları kabul edebileceğini söyledi. Sonra teklifleri oylamaya sundu. Tabi ki bu seçenekler arasından çizgi cezası seçildi. Çizgi cezası, Cemal Öğretmen’in taktiğiydi. Kim konuşursa ona bir çizgi atılacak, sene sonunda çizgi başına bir miktar para alınacaktı. Alınan bu paralarla sınıfın istediği bir şey yapılacaktı.

Ertesi gün Cemal okula giderken duyduğu habere inanamıyordu. Şule intihar etmişti. Bunu neden ve nasıl yapabilir diye düşünüyordu. Hemen okula gidip şulenin arkadaşları Betül ve Zeynep’i de alarak hastaneye gitti. Kızın kendini yalnız hissetmemesini istiyordu. Hastaneye vardıklarında Şule çok kötü görünüyordu. Cemal Öğretmen ve arkadaşlarını görünce mutlu oldu. Cemal, Şule’nin intihar sebebini çok merak ediyordu.

Şule’nin intiharının sebebi babasıydı. Geçen gece yine çok içmişti. Geç saatlerde eve gelmişti. Şule ve kardeşleri çoktan uyumuştu. Kapı zili üst üste defalarca çalmıştı. Rüyasında kapının çaldığını duyuyor, fakat bir türlü davranıp açamıyordu. Kapıyı açtığında babası bağırıp çağırmaya, küfretmeye başlamıştı. Şule ağlayarak lavaboya gittiğinde babasının umurunda değildi. Yüzüne inen tokatlar, zaten katlanılmaz olan hayatın acımasız yüzünü bir kez daha göstermişti. Lavabodan sonra mutfağa koştu, annesinin başı ağrıdığında içtiği Diazem haplarının hepsini bir çırpıda içip odasına çekildi. Sonrasını hatırlamıyordu.

O gece Şule’nin yanında Cemal Öğretmen’in eşi Esra Hanım kaldı. Hastaneden çıktıktan sonra Şule artık eve gitmek ve babasını görmek istememişti. Şule, Cemal Öğretmenlerde kalmaya başlamıştı.


Okulun üçüncü haftasıydı. Cemal öğrencilere kitap isimleri vermişti. Öğrencilerin bunları okuduktan sonra gelip derste sunum yapmalarını istemişti. Sunum yapacak öğrencilerin sözlülerine yüz vereceğini söylemişti. Bu ders, Zekeriya sunum yapacaktı. Çok heyecanlıydı. Ders sınıfta değil sunu odasında olacaktı. Zekeriya herkesten önce gitti. Bilgisayarını ve projeksiyon cihazını çalıştırdı.

Ders başlayınca önce Cemal Öğretmen ders hakkında konuştu. Dersin amaçlarını ve bu derste öğrencilerden beklentilerini sıraladı. Sonra sunumunu yapan Zekeriya’yı tebrik etti ve söz verdiği gibi sözlüsüne (100) puan verdi.

Şule babasıyla artık hiç konuşmuyordu. Cemal Öğretmen ve eşi onu kendi çocuklarından ayırt etmemişlerdi. Orda çok mutluydu. Halim Bey, Cemal’e kızıyordu. Kızını elinden aldığını düşünüyordu. Halim Bey eczacıydı. Cemal Bey her akşam yanına uğruyor, Şule’nin iyi olduğunu ve kendini bir an önce düzeltmesi gerektiğini vurguluyordu. Bunun için Halim Bey’in önce arkadaş ortamından uzaklaşması gerekiyordu. Onu, akşam kendisi ile beraber arkadaş grubuna gelmesi için ısrarla davet etti.

Halim Bey ve Cemal Öğretmen, o akşam beraber arkadaşının evine gittiler. Halim Bey o akşam çok sıcak karşılandı. Sohbet çok güzeldi. Zaten çoğunu tanıyordu. İçlerinde doktorlar ve eczacılar da vardı. Din, dünya, ahret her konudan bahsettiler. Küfür, kavga, argo hiçbiri yoktu. Halim Bey çok şaşırmıştı aslında. Çünkü Cemal Öğretmen, kendisini çağırdığında bu kadar geniş bir çevresinin olduğunu ve bu kadar sosyal bir insan olabileceğini tahmin etmemişti. En fazla birkaç öğretmen ve sakallı molla takımı bekliyordu. Gece sonunda herkes birbirinin elini sıkarak vedalaştı. Halim Bey’e, geldiği için memnuniyetlerini belirttiler.

Cemal dışarı çıktığında, arabasına doğru giderken 14-15 yaşlarında bir genç bıçakla boğazına yapıştı ve para istedi. Cemal başta korkmuştu ama çocuğun derdinin yalnızca para olduğunu anladığı anda çocuğu etkisiz hale getirdi. Karakola gideceklerini söylediğinde çocuğun yalvarmalarına dayanamadı. Bu yaşta bir çocuğun gecenin bir yarısı gangasterliğe soyunmasına anlam veremedi. Çocukla konuşmak istedi. Çocuğa çorba içirdi. Annesini babasını sordu. Babası alkolikti. Annesi de gece kulüplerinde çalışıyordu. Babasını içki parasını karşılayabilmek için para bulmak zorundaydı. Dokuz yaşında bir de kardeşi vardı. O da aynı durumdaydı. Cemal Öğretmen’in yüreği sızladı. Bu çocukların okuması gerekiyordu.

Ertesi gün Cemal Öğretmen Kazım’ı da alıp okula götürdü. Okula kaydettirmek istiyordu. Doğruca okul müdürünün odasına gittiler. Müdür önce kabul etmek istemedi. Çünkü okulun düzeninin bozulmasından korkuyordu. Sonunda Cemal Öğretmen’in ısrarlarına dayanamadı ve Kazım’dan da çok çalışıp başarılı olacağına dair söz aldıktan sonra Kazım’ın kaydını yaptı.

Ertesi gün Cemal okula geldiğinde Şule duvarın dibinde ağlıyordu. Arkadaşları yanındaydı. Ne olduğunu öğrendiğinde Cemal Öğretmen’in tepesi fena atmıştı. Sorun Tekin Öğretmen’di. Kız yapılan sınavdan düşük not aldığı için, aşağılamış, “Senden adam olmaz, okula eğlence için geliyorsun, ” gibi laflar söylemişti.

Bazı öğretmenler, moral bozma, hakaret etme, uzmanıydılar. Yetenek keşfetme, öğrencileri cesaretlendirme, moral vermeyi bilmiyorlardı. Hatta kimisinin böyle bir derdi yoktu. Cemal koridorda yürüyordu. Kafası allak bullak olmuştu. Canı çok sıkılmıştı. Bu arada yanına öğrencileri geldi. Bir kaç hafta önce öğrencilerden duvar gazetesi çıkarmalarını istemişti. Şimdi öğrenciler heyecanla öğretmenlerinin bakmasını istiyorlardı.

Cemal birden değişti. İşte yetenekler çiçek açıyordu. Şom ağızlılara aldırmamalıydı. Sevinçle duvar gazetesine bakmaya gittiler.

Okul çıkışı Cemal Öğretmen ve Şule arabada Esra Hanım’ı bekliyorlardı. Şule’ye Tekin Öğretmen’i utandırması gerektiğini söyledi. Çok çalışmalı ve bir daha ki sınavda Tekin Öğretmen’i şaşırtmalıydı.

O gün öğretmenler toplantısı vardı. Öğretmenler toplantısı oldukça hararetli bir tartışmaya sahne oluyordu. Okul müdürü, veli toplantısını bu yıl erkene almıştı. Veli toplantısından önce öğretmenler kurulunu toplamış, “eğitimde verimliliği arttırma” konusunu tartışmaya açmıştı. Eğitimde verimliliği arttırmak için de veli ile sağlıklı iletişim kurmanın gerekliliğinden bahsediyordu. Bunun alt yapısını hazırlamanın da öğretmenlerin elinde olduğunu, bu amaçla öğrencilerle ne kadar yakından ilgilenirlerse o kadar faydalı olacağını söylüyordu. Her sınıf öğretmeninin kendi sınıf öğrencilerinin, velilerinin evini, iş yerini, ziyaret etmesi gerekiyordu. Sorunlu öğrencilere öncelik verilmesi gerekiyordu. Bunun yanı sıra bütün öğretmenlerden dersleriyle ilgili sosyal etkinlik ve proje rica etti. Yeni müfredatın öğrenciyi aktif hale getiren öğretmenler istediğini söyledi.

Okul ilçe çapında şiir okuma yarışması açmıştı. Cemal Öğretmen ev sahipliği yapacaktı. Oldukça heyecanlıydı.

Milli Eğitim Müdürü, müdür yardımcıları, okul müdürleri, öğrencileri yarışmaya hazırlayan öğretmenler ve şiir ezberleyerek gelmiş seçkin öğrenciler salonu doldurmuştu.

Cemal kısa bir açış konuşması yaptı ve yarışmayı başlattı. Cemal bugün için Şule’yi hazırlamıştı. İkna etmek biraz zor olmuştu ama Şule artık buradaydı. Öğrenciler birer birer çıkıp okudular. Üç saat bir an gibi gelip geçmişti.

Artık jüri sonucu açıklayacaktı. Kısa bir konuşmanın ardından birinci belli oldu: Şule Bayraktar!
Şule çok mutlu olmuştu. Sevinçten ağlamak üzereydi. Yanında devamlı ona destek olan Esra Hanım’a sarıldı. Cemal Öğretmen da çok mutluydu. Kalbi sanki dışarı çıkacak gibi çarpıyordu.

Cemal, Kazım ve kardeşi Cafer’i yurda yerleştirmişti. O gün sabah onları ziyarete gitti. Kazım ve Cafer Cemal Öğretmen’e kendilerini o hayattan kurtardıkları için teşekkür ettiler. Cemal çok heyecanlanmıştı. Gözleri doldu.

Cemal, Hüsmen Bey’in cenaze merasimini hatırlamıştı. Komiser Haliç’te bir cesedin bulunduğunu söylemiş ve teşhis için hastaneye gelmesini rica etmişti. Komiser, kafa tasında kırıklar olduğunu, kalbinde bıçak yaralarının bulunduğunu söylemişti. Muhtemelen başka yerde bıçaklanıp sulara atılmıştı. Cemal olayın şokunu atlatamamış ve bunu Kazım ve Cafer’e anlatamamıştı.

Arabaya doğru yöneldiler. Esra Hanım’ın balkona kurduğu sofra hepsinin gözünde tütüyordu. Her Pazar birlikte yaptıkları kahvaltıyı, hiçbir zevke değişmezlerdi. Cemal’in ailesi artık yedi kişiydi…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 424
Toplam yorum
: 282
Toplam mesaj
: 98
Ort. okunma sayısı
: 2873
Kayıt tarihi
: 06.12.06
 
 

Gazi Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümü, Eğitim Yönetimi, Teftişi, Planlaması ve Ekonomisi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster