Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Eylül '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
434
 

Güler Zere'ye mektup var!

Güler Zere'ye mektup var!
 

Mektup bende de selam söyle Güler'e


“Sevgili Güler abla,

Tek tek ellerimize dokunmak istemişsin. Birleşen ellerimizle yazıyoruz bu mektubu. Sıcaklığı hissediyoruz, hasretinle saran tüm yanımızla.

Gözlerindeki ışıkla yarına umutla bakıyoruz. Senden aldığımız güçle, sana yapılan zulmün karşısındayız. Zalimi anlatıyoruz herkese…

Haykırıyoruz yine birlikte, “Özgürlük! Özgürlük!” diye. Sesine ses katıyoruz, nefesine nefes…

Seni dört duvar arasında tutsak etseler de sen meydanlarda hep bizimlesin. Kelepçeli ellerindeki zaferle yürüyorsun, önümüzdeki binlerce Güler’le…

Biz inanıyoruz öyle bir an gelecek ki, seni zalimin elinden çekip alacağız abla. Ve öyle bir gün gelecek ki sen de, diğer Gülerler için haykıracaksın bizimle. Zafer türkülerini söyleyeceğiz hep bir ağızdan, tek yürekle.

Birbirimize duyduğumuz güvenle biz bunun da üstesinden geleceğiz. Biz seni onlara vermeyeceğiz!... İnancımızla biz yine hep birlikteyiz. Bizim sana, senin de bize duyduğun hasretinle umutlu yarınlara bırakıyoruz mektubumuzu… Biz de seni çok seviyoruz.”

Güler Zere'nin 1 Eylül Dünya Barış Günü'nde Balcalı Hastanesi önünde bekleyenlere yazdığı mektubu;

Merhaba

Şu anda gecenin bir vakti, sesinizi duyuyorum yine. Nasıl ki sizin sesiniz ulaşıyor bana, biliyorum ki benim sesim de size ulaşıyor. Yüreğimin atışlarına karışıyor, sizin yürek atışlarınız. Sonra kocaman bir yürek oluyor sol yanımda.

Yürek... nasılda dolu doludur yüreklerimiz... Neleri neleri sığdırmamışız ki biz yüreklerimize.

Benim yüreğimde, öyle çok şey var içimde. En başta o büyük sevgili; karanfil kokularımız, yanı başımda kokusu kır çiçeklerine karışanlarımız, sizler, canlarım, tüm sevdiklerim, yarım bıraktığım her şey, sevgisini hissettiğim herkes...

Ne zamandır dara düşse yüreğim, acıya kesse bedenim parmaklarımın ucuna dokunuyorsunuz, gözleriniz değiyor gözlerime, bu küçük hücrem kalabalıklara karışıyor, birden çok ses çıkarıyor. Ben içinde kala kalıyorum. Her sese tebessümle cevap veriyorum. Bilerek değil, kendiliğinden! Sizler ise gülen gözlerinizle karşılıyorsunuz içimden kopan her sesi.

İster yanı başımda olsun, ister bir adım ötemde kapı önünde, ister bir sokakta olun, ister herhangi bir şehrin, bir yerinde oturun, ister adli tıp önünde oturun ben sizleri hissediyorum. Sıcaklığınız, gücünüz, sesiniz, beni sarıp sarmalıyor. Bundandır bu illet her sıkıştırdığında karşısında başımı dik tutmam. Ona çelme takmaya hazırlanmam bundandır. Sizler benimlesiniz ya gerisi boş!

Hele kısacık bir yolda gözleriniz, gözlerime takılınca bir serçe telaşında oluyor yüreğim.

Evet sizlerden bahsediyorum Adana'nın sıcağı kadar sıcak yüreklilerim, Seyhan'ın yakamozları gibi parlayan ışıl ışıl gözlülerim. Seviyorum sizleri. Kapı önünde değil, işte tam şuramda oturuyorsunuz.

Şimdi birde kavgamın şehrinde oturanlar var. Günlerdir oradasınız ve ben kim bilir kaç kez uzandım sizlere bilir misiniz? Uzanıp dokunuyorum size, en çok da umutlu hallerinize. Hani o yüreğinizin sesinin gözlerinizin terine karıştığı anlardaki hallerinize, ben hep sizinleyim, her seferinde çoğalarak dönüyorum hücreme. Ve her seferinde sizin gücünüzle yerle bir ediyorum hücremi. Sarılıyorum ellerinize sımsıkı, sarılıyorum bütün gücümle.

Sonra gönlümün hep hareketli derinlerinde olanlar var. Sevgisini, yoldaşlığını, dostluğunu satırlara yükleyip her seferinde buraya koşan, her seferinde umut taşıyan canımın canı yoldaşlarım; öyle özledim ki sizleri, öyle seviyorum ki ben sizleri...

Dostlarımız da var tabii bu kavgada. Dost yürekleriniz her daim yanımda bunu bana hep hissettirdiniz. Sesinizi sesime kattınız. Her kavgada insan dostunu omuz başında görünce duygusu farklı oluyor biliyorsunuz. Bir dost gülüşü gönderiyorum sizlere; sevgiden, kavgadan yana... Selam olsun sizlere.

Kime ne desem, ne yapsam yarım kalacak biliyorum. Hangi köşesini tutsam bir başka köşe eksik kalacak iyisi mi burada bitirmek. Ama gözlerinizin ta içine dikiyorum gözlerimi. Sevgimin derinliğini görün diye. Ve son olarak tekrar ediyorum; seviyorum sizleri... Hem de çok!

http://www.milliyet.com.tr/Siyaset/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&KategoriID=4&ArticleID=1142486&Date=24.09.2009&b=Ak Parti onunde Zere protestosu

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

YÜREKSİZ CESETTİR,YÜREKLER VARDIR,BEDEN GİYMİŞ MELEKTİR,MELEKLER İÇİN,HÜCRE, DUVAR İZAFİYETTİR, SINIRSIZ SEVGİMLE.

Şerife Mutlu 
 25.09.2009 15:59
Cevap :
Ellerinde ‘ Güler Zere’ye özgürlük’ dövizleriyle Taksim tramvay durağından Galatasaray Meydanı’na kadar yürüyen binlerce insan, ne gündem değişikliğin ne de her hangi başka bir gelişmenin Zere için verilen mücadeleyi geriletemeyeceğini vurguladılar. Kanser hastası siyasi tutuklu Güler Zere’nin derhal serbest bırakılması için Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez Avukatı Manuel Vadell yanı sıra Arjantin,Filistin,Mısır,Yunanistan, Lübnan, Bask, Kolombiya gibi çeşitli ülkelerden gelen avukatların da katıldığı yürüyüşte hep bir ağızdan haykırılan ‘’Hasta tutsaklar serbest bırakılsın”, “ Katil devlet hesap verecek”, “İçerden dışarıdan hücreleri parçala” sloganlarıyla Zere için derhal adalet istendi 26 Eylül 2009  27.09.2009 16:40
 

A.İlhan ın şu şiirini sana okumak istiyorum Güler ağlayarak..."sabah mı çıkmıştın, bir gün önce mi /Bir bıçağın ağzında yürür gibiydin/Demirlerin soğukluğu soluk dudaklarında /Gözlerinde karanlığı dar hücrelerin /Seni görür görmez özgürlüğümden utandım/Söyle ne içersin, çay mı kahve mi /Çok değişmişsin birden tanıyamadım. /Saçların uzundu, omuzlarına akardı /Gönlümüz şenlenirdi sarışınlığından/Onlar mı kestiler, sen mi kısalttın /Güler-din, içimize aylar doğardı / Görünmez dağların arkasından /Eski gülümsemeni beyhude aradım /O sabah mı çıkmıştın bir gün önce mi /Çok değişmişsin birden tanıyamadım. /Bir çay içer misin, yoksa kahve mi /Kibritim yok, demek cigaraya başladın /Ellerin de titriyor, bir şeyin mi var /Böyle bir kız değildin sen eskiden /Sana ne yaptılar, sana ne yaptılar? /Kirpiklerin ıslanıyor durup dururken /O sabah mı çıkmıştın, bir gün önce mi /Çok değişmişsin birden tanıyamadım."

güzaltı 
 25.09.2009 15:45
Cevap :
Çok anlamlı katkın için çok teşekkür ederim.  27.09.2009 16:40
 

Kavgayı, bir yaprağın üzerine yazmak isterdim sonbahar gelsin yaprak dökülsün diye Öfkeyi, bir bulutun üzerine yazmak isterdim yağmur yağsın bulut yok olsun diye Nefreti, karların üzerine yazmak isterdim güneş açsın karlar erisin diye Ve dostluğu ve sevgiyi, yeni doğmuş tüm bebeklerin yüreğine yazmak isterdim onlarla birlikte büyüsün bütün dünyayı sarsın diye..... Yılmaz Güney...

ŞERMİN ÇIKRIKÇI 
 25.09.2009 0:00
Cevap :
Harikasınız. Yılmaz Güney Şiiri çok hoş olmuş yorumunuzda. Sevgilerimle.  25.09.2009 11:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 221
Toplam yorum
: 1772
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1760
Kayıt tarihi
: 27.09.06
 
 

Evli bir kız çocuğu babasıyım. Yüksekokul mezunuyum. Bir kamu kurumunda çalışıyorum.16.03.2017 ta..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster