Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ekim '11

 
Kategori
Okul Öncesi
Okunma Sayısı
1229
 

Güllük'e anaokulu müjdesi

Güllük'e anaokulu müjdesi
 

Kış aylarında Güllük daha sessiz, sakin, dingin... Okula gdip gelen çocukların cıvıltısı, kuş cıvıltılarını bastırır...


Şehit haberleri ardından Van’daki deprem… Acı olaylarla geçen hafta ve hafta sonu sonrası bugün  telefonla öyle bir haber aldım ki; gerçekten uzun zamandır ilk kez bu denli sevindim. İçim yeniden umutla doldu…

Telefon eden Seyhun Melda Haktanır, Milas’taki ilk özel okulun kurucusu ve yöneticisi. Kendisiyle geçen Eylül ayında tanıştık; gerek kişiliği ve tavrı, gerekse işine gösterdiği özen ve sevgi kendisine saygı ve yakınlık duymama neden oldu. Oğlum Deniz’e Güllük’te iyi bir bakıcı bulamayınca, Güllük’te yaşamama ve çalışmama karşın, Milas’ta okul öncesi çocuklar için güvenilir ve iyi bir eğitim kurumu aramaya koyuldum. Araştırmalarım beni Melda Hanım’la görüşmeye yöneltti. İyi ki de öyle olmuş. Onun ilgili ve sıcak tavrı, sahibi ve kurucusu olduğu Biberon Kreş ve Özge İlköğretim Okulu’nda edindiğim izlenimler, “Eğer çocuğumu Milas’ta bir okula göndereceksem, böyle bir eğitim kurumuna gitmeli. Bundan daha iyisini bulamam” diye düşünmeme neden oldu.  Ama, bu kez önüme başka bir engel çıktı. Okulun servisi Güllük’teki çocukları 16.45 gibi getiriyordu ve benim okuldan gelen oğlumu iş yerinde yaklaşık bir buçuk saat avutmam gerekiyordu. Ne yazık ki; çalışma koşullarım buna kesinlikle elverişli değildi. Büyük bir üzüntü ve düş kırıklığıyla durumu Melda Hanım’a açıkladım. Kendisine Güllük’te bir anaokulu açmasını,  bu konuda yayımlanmış yazılarımı okumasını önerdim. (Güllük’e anaokulu açılması gerektiğine ilişkin yazılarımı okumamış olanlar ve yeniden okumak isteyenler için aşağıya: VARAN 3, VARAN 2, VARAN 1 olarak kopyaladım.)

“Muştumu isterim!”

Henüz bir ay bile geçmemişken, bu sabah Melda Hanım’dan bir telefon geldi: “Gülçin Hanım, Şubat ayında Güllük’e anaokulu açıyoruz. Ben geçen Cumartesi Güllük’teydim. Okul için uygun yer aradım. Mandalina bahçesi içinde güzel bir yer düşünüyoruz. Özge İlköğretim Okulu’nun bir alt kuruluşu gibi olacak…” Konuşmamızdan aşağı yukarı aklımda kalanlar böyle. Çok sevindim! Güllük gerçekten her çağdaş beldenin gereksinimi olan, bir okul öncesi eğitim ve bakım kurumuna sahip olmakla kalmayacak; uzman psikoloğu, İngilizce öğretmeni, gerekli donanım ve donatımlarla, ancak büyük il ve ilçelerde bulunabilecek dört dörtlük bir anaokuluna ev sahipliği yapacak!

Her alanda, devletin yetişemediği durumlarda özel sektöre, sivil toplum kuruluşlarına ve hayırseverlere büyük işler düşüyor. İşte bu kez profesyonel bir işletmeci, aynı zamanda tüm Güllüklü aileler, veliler ve özellikle de çalışan çalışmayan anneler için hayırseverlik olarak nitelendirilebilecek bir işe girişiyor. Kendisine başarılar dilerim; yolu açık olsun. Güllüklülerin bu büyük şansı en iyi biçimde değerlendireceklerini umuyorum. Şimdiden hayırlı uğurlu olsun.

Gülçin ERŞEN - 24 Ekim 2011 / Güllük

VARAN 3

MİTSO ve “Gümüşel’in heyecan verici önerisi”

Biraz önce Milas Ticaret ve Sanayi Odası’nın (MİTSO) yayımladığı, deneyimli ve değerli gazeteci Olcay Akdeniz’in (Kendisini Gazete Ege’de bir ara Bölge Masası Şefi olarak görev yaptığım 1998’den beri gıyaben tanırım) genel yayın yönetmenliğini yaptığı derginin Haziran 2010 sayısına göz atıyordum. Birden gözüme çarpan “Gümüşel’in heyecan Verici Önerisi” ara başlığı, beni gerçekten çok heyecanlandırdı. Milaslı İşadamı Halil Gümüşel, “Milaslılar işletmesini üstlenirse, ben de 3-7 yaş grubu için bir okul binası yaparım” demiş.

Gümüşel’in konuya ilişkin dergide yer alan sözleri kısaca şöyle: “Ülkenin bence en temel sorunu eğitimdir. Temel eğitim 6 yaşa çekildi ama bence biz bunu 3 yaşa kadar çekmeliyiz. Milas kendi olanaklarıyla bunu başarabilir. Örneğin, ben 3-7 yaş grubundaki çocuklar için böyle bir eğitim binası yapıp bağışlayabilirim. Milaslılar bu okulun işletmesini üstlenebilirler mi? Bu okula alınacak çocuklardan hiçbir şekilde para alınmayacak… Eğer Milaslılar böyle bir okulun işletmesini üstlenirlerse ben de okul binasını yaparım.”

Allah’ım! “İyi olacak hastanın doktor ayağına gelir” sözünü mü, Halil Gümüşel’e “Hızır Baba” benzetmesini mi kullanmalıyım bilemiyorum. Aşağıdaki, daha önce yazmış olduğum metinleri okuyanlar bu heves ve heyecanımın nedenini kolayca anlayacaktır. Sayın Gümüşel böyle bir hizmetle, çalışan ve çalışmayan ana ve babaların önemli bir gereksinimine ve dileğine karşılık gelen büyük bir hayır işlemiş olacak. Milas’ta okul öncesi çocuklar için üç beş kurum olduğunu biliyorum; ama Güllük’te hiç yok! Hem Sayın Gümüşel’i hem de başka varlıklı hayırseverleri Güllük’te ve Milas’ta, gerekli olan tüm beldelerde böyle bir hayır işlemeye çağırıyorum. Lütfen yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, basın ve halk buna destek olsun!

Gülçin ERŞEN

17 Ağustos 2011 - Güllük

VARAN 2

“Güllük’e Anaokulu İstiyoruz” başlıklı (en alttaki) yazım, Milliyet Blog’da ve Milas Önder Gazetesi’nde yayımlandıktan sonra;

“ Pazartesi (1 Ağustos 2011) öğleden sonra, işyerinden bir hanım arkadaşımla, Güllük Belediyesi'nde Aytunç Kayrakçı ve Tevfik Kırçın ile başkanlık makamında anaokulu meselesini görüştük. Daha önce Milli Eğitim yetkililerine göstermiş oldukları yerlerin uygun görülmediğini (Eski Belediye Binası gibi), neredeyse harabeye dönüşmüş Etibank tesisleri kendilerine devredilince buradan bir bölümü anaokuluna tahsis edeceklerini söylediler. "Ölme eşeğim ölme, yonca biter de yersin" sözü aklıma geldi. Hem bildiğim kadarıyla burasını Muğla Üniversitesi de istiyor. Belki Üniversite'nin ilgili bir dalı (Çocuk Bakımı, Gelişimi; Pedogoji) Güllük'te bulunursa, bunun bünyesinde uygulamalı eğitim için anaokulu da yer alır diye umut ediyorum.

Öte yandan; daha önce Güllük İlköğretim Okulu'nun yapılmasındaki gibi benzer bir yol izlenebilir; yani varlıklı biri arsasını hatta uygun bir yapıyı bağışlar, tefrişi yapılır, Milli Eğitim'den maaşlı çalışanlar da sağlanır. Daha iyimser bir tahminde bulunursak; gazetede yayımlanan yazıyı okuyanlar vefa ve hayırseverlik duygularıyla ya da ticari beklentilerle Güllük'te bir anaokulu açar. Sevaba girmiş olurlar...

Benim oğlum, bir buçuk yıl sonra ilkokulun ana sınıfına başlayacak, ama Güllük'te birçok küçük çocuk ve bebek var (yolda olanlar da)... Ayrıca, bu alanla ilgili okul bitirmiş ve iş bulamamış gençlerimize, üç beş kişi için de olsa, iş kapısı açılmış olacak. Yani, ben başta belediyedekiler olmak üzere, birilerinin biraz daha çaba harcamasını, duyarlı ve istekli davranmalarını beklerdim.
Benim elimden yazmak, duyurmak geliyor; belki marangoz, demirci, duvar işçisi, boyacı binayı yapacak, eşyaları onaracak; hanımlar evlerindeki bazı eşyaları, kitapları, oyuncakları bağışlayacak; bahçıvan amcaları, çocuklara çiçek dikecek... Geleneklerimiz, göreneklerimiz arasındaki "iMECE" yöntemi hala bu alanda ve birçok işte kullanılabilir... Geçim kaygısı, günlük yaşam telaşı bahanesiyle içinde debelendiğimiz sorunların, bizleri daha da yabancılaştırmasına, duyarsızlaştırmasına, umursamazlaştırmasına izin vermemeliyiz diye düşünüyorum.” Diye yazmışım 4 Ağustos 2011’de…

VARAN 1 (Bu blogta daha önce yayımlandı.)

Güllük’e Anaokulu İstiyoruz!

Kadın Hakları deyince, benim aklıma hep “İnsan Hakları” gelir. Kadın hakları, insan haklarından ayrı düşünülemez ve kadınların hakkını korumak, doğrudan insan haklarını savunmak demektir. Dolayısıyla, ister dışarıda çalışan, ister ev kadını olsun, bütün emekçi kadınların da erkekler gibi, kendilerine zaman ayırmaya, sosyalleşmeye, toplumsal sorumluluklar üstlenmeye, kendilerini kültürel olarak geliştirmeye hakları vardır. Tıpkı çalışan ya da emekli olmuş erkekler gibi…

Çalışan kadın, anne olduğunda, çocuğuna bakacak kimse bulamazsa ya da yaşadığı yerde okul öncesi çocuk bakım ve eğitim kurumu (genel adıyla anaokulu) yoksa, çalışmamayı tercih ediyor. Yani, “Çocuk da yaparım kariyer de…” sözü lafta kalıyor genelde.

Gerçekten demokratik ve çağdaş bir toplum olabilmek, kadının özgürlüğünü, haklarını kısıtlayan her türlü koşulu ve kadınların önündeki engelleri kaldırmakla olasıdır. Mustafa Kemal Atatürk’ün dile getirmiş olduğu gibi; “Toplumun yarısını yok saymakla, ikinci sınıf vatandaş yerine koymakla, kalkınmak olası değildir.” Kurtuluş Savaşı’mızın kazanılmasında büyük emeği olan kadınların, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda ve her aşamasında, toplumsal, siyasal, akademik alanlarda ve çalışma yaşamında erkeklerle birlikte yer alabilmesi için  Atatürk, o döneme göre, demokrasi, hukuk ve kadın hakları açısından aslında çağının ilerisine adımlar atıp,  kurumlar ve kadrolar oluşturmuştur.

Ancak, 21’inci Yüzyıl’da çağdaş bir Ege kıyı kasabasında, hala bir anaokulunun bulunmaması büyük bir eksikliktir. Geçen mayıs ayında Güllük’te “Batı’daki Doğu Projesi” kapsamında gerçekleştirilen ana baba eğitim seminerine Güllük’teki onlarca kadın katıldı. Gerek eğitimler sırasında, gerekse sertifika töreninde, Güllüklü annelerin en büyük beklentisinin çocuklarını güvenle verebilecekleri bir anaokulu (kreş) açılması olduğu netleşti. İlköğretim okulu bünyesinde, yarım gün hizmet veren bir anasınıfının açılmasını olumlu karşılayan aileler, özellikle çalışan hanımlar, çocuklarını tam gün bırakabilecekleri bir anaokulu isteklerini defalarca dile getirdiler. Verilen yanıtlar, gerekli parasal kaynağın banka hesabında hazır bulunduğu, kadronun hazır olduğu, asıl sıkıntının Güllük’te “uygun bir yer” bulunması ve tahsis edilmesi konusunda yaşandığı yönündeydi. Yani, top Güllük Belediyesi’ndeydi.

***

Ben de asıl mesleği gazetecilik olan bir anne olarak, hemcinslerimle ortak düşünce, beklenti ve isteklerimize çevirmen olacak bir metni basına ilettim, bazı yerlerde yayımlandı ve üzerinden 3 ay geçti. Bir araya geldiğimizde hanım arkadaşlar, “Aman bu Güllük’te bir şey olmaz. Hiç kimsenin umurunda değil. Dünya kadar boş arazi, yer, hatta bina var; kimsenin bir şey yaptığı yok…” şeklinde konuşarak, umutsuzluklarını, karamsarlıklarını ortaya döktüler. Ben ve bazı arkadaşlarım aynı kanıda değiliz. Henüz yapılması gereken her şey yapılmadı ki! Örneğin; bir dilekçe yazıp, imza kampanyası düzenler ve bunu belediye başkanına verebiliriz dedik. Bu arada, hem eğitim ve mesleki donanım hem de parasal açıdan, bu işi Güllük’te yapmak isteyebilecek, bu konuda destek olabilecek  İzmir ve İstanbul’daki bazı arkadaşlarımla konuşup, onları Güllük’te anaokulu açmaya özendirmeye çalıştım. Tabii bu daha zor ve uzun vadeli bir çözüm yolu sayılabilir. Yeri gelmişken, Milas ve Güllük’teki eğitimcilere ve girişimcilere de bu fırsatı değerlendirmelerini öneririm.

Sağlıklı nesiller için..

Son yıllarda uzmanların, eğitimcilerin ve ailelerin ortak görüşü: 3-6 Yaş arası okul öncesi çocukların, anaokullarında yaşıtlarıyla birlikte verimli zaman geçirmeleri; onların sağlıklı gelişimini, ileriki eğitim öğretim süreçlerini, toplumsal ve kişisel uyumlarını, becerilerini olumlu yönde etkiliyor. Anne baba ne denli bilinçli olursa olsun; bu gerçeğin ışığında, kendini evine ve  çocuğuna adayan bir anne; çalıştığı için evde çocuğuyla yeterince ilgilenememenin vicdan azabını yaşayan bir anne, kendisini “eksik, yetersiz anne/kadın/insan” duyumsar duruma sokulmamalıdır.

Anaokulları, artık yurdun dört bir yanında ilköğretim okulu, ibadethane, sağlık ocağı gibi vazgeçilmez kurumlar arasında yerini almalıdır.

Güllük Belediyesi’nin öncülüğü ve katkılarıyla, bir anaokulunun açılması, Güllüklü anneleri ve anne adaylarını sevindirmekle kalmayacak, tüm yurda örnek teşkil edecektir.

29 Temmuz 2011

Güllüklü anneler adına Gülçin ERŞEN (4 yaşındaki Deniz’in annesi)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 134
Toplam yorum
: 101
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 831
Kayıt tarihi
: 06.07.11
 
 

Ankara Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu (İletişim Fakültesi) Radyo ve Televizyon Bölümü mezun..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster