Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Şubat '13

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
1354
 

Gülmek ya da gülmemek

Gülmek ya da gülmemek
 

fotoanaliz.hürriyet.com.tr


Hepimiz değişik olaylara, sözlere, hareketlere güleriz. Birinin düşmesi, dilimizin yanlış birşeyler söylemesi, fıkralar, gibi gibi gibi. Bazen bir kahkaha fırtınası gelir geçer, içinde kalırız, gözlerimizden yaşlar gelir. Bazen dudağımızda oluşan hafif bir gülümsemeyle seğirtip geçer bizi. Geçen gün gittiğimiz Cem Yılmaz'ın sinemaya çekilmiş gösterisinde bol bol yaşadım bu keyfi. Hafiflemiş hissederek çıktım kendimi. Bazı bölümler aklıma geldikçe halen gülüyorum. Deli gibi gülerken, 'İyi ki karanlık bir ortamdayız, yüzüm nasıl şekilden şekle girmiştir.' diye düşündüm. Gün içinde kimbilir kendimizi nasıl engellemelerle dizginliyoruz. Tüm duygularımızda olduğu gibi. Oysa gülmek o kadar önemli ve yararlı ki. Yapılan bir araştırmaya göre, insanlar ellili yıllarda günde ortalama 18 dakika gülerken, bu süre günümüzde ortalama 6 dakikaya düşmüş. Yetişkinlerin günde ortalama 60, çocukların ise, 500 kez güldükleri ve gülme süresinin ortalama 6 saniye sürdüğü tespit edilmiş. Bir bebek doğduğunda içgüdüsel olarak ağlar, ancak dört haftalıktan itibaren gülümsemeye başlar. Gülümsedikçe anne ve babasının mutluluğunu hisseder ve gülme sayısı artar.

Gülmek de öfke ve üzüntü gibi bir boşalma yoludur, bir dışa vurumdur. Bu yüzden gerçekten içimizden geldiği için gülmek, sonrasında insana bir rahatlama hissi verir. Gülmenin fizyolojik özelliklerini inceleyen bilim dalı olan Gelotoloji eylemin ses ve hareketten öte olduğunu ıspatlamıştır. Gülme sırasında kalp atışı hızlanır, kan basıncı artar, solunum değişir, bağışıklık sistemi canlanır, harekete geçer,korkular azalır. İnsana mutluluk hissi veren endorfin salgılanır. Psikonöroimmunoloji, psikoloji, nöroloji ve immunoloji kelimelerinin birleşiminden oluşmuştur. Stresin ve üzüntünün sinir sistemine nasıl etki ettiğini araştırır. Bu bilim dalı ışığında yapılan araştırmalar sonucunda, hastalıkların %50 sinin sebebi stres, üzüntü, karamsarlık ve hayatı yanlış anlamaktır. Gülümsemek, otonom sinir sistemini harekete geçirerek, stres hormonlarının ve nörotransmitterlerin seviyesini iyi yönde değiştirir. Vücudun üst kısmındaki tüm kasların,organların ve sinirlerin aerobik yapmasını sağlar, çevreye ve kendine güveni artırır, başarıyı olumlu etkiler, pozitif duyguları öne çıkarır.  

Gülmek bu kadar yararlıyken, kahkahalarla gülmek bazen zarar verebiliyor. Gülünce yüz ifademiz değişir, kol ve bacak kaslarımız harekete geçer. Gülerken bedendeki gerginlik, kaslardaki denetimin yitirildiği noktalara kadar ulaşabildiğinden, sandalyeden düşmek veya birçok olayda kendimizi tutamamak sözkonusu olabilir. Kahkaha, kalp krizine, beyin kanamalarına, felçlere yol açabilir. Karın bölgesinden ameliyat olan biri ya da kaburga kemikleri kırılmış biri kahkaha atmamalı, çok dikkat etmelidir. Peygamberimiz yıllar önce 'Kahkaha kalbi öldürür.' şeklindeki ifadesiyle, herşeyde olduğu gibi fazlasının zararına dikkat çekmiştir. Bence bu İslam dininin katılığından ya da kuralcılığından değil, her konuda olduğu gibi aşırılığın zararına işarettir.

Gülmek sosyal ilişkilerde mutluluğu paylaşmak olarak görülebilir ama her zaman böyle değildir. Mesela, ikili müsabakalarda, yenen taraf, yenilen tarafa güç üstünlüğünden dolayı gülümser. Yani gülmek, gücün ve saldırganlığın bir ifadesi de olabilir. Gülerken bir insanın mutlu olduğunu herkes anlar, ama yüz ifadesinin ardındaki duyguyu ayırt etmek çok zor olabilir. Bu ilişkiyi psikologlar dahi halen tam olarak izah edememiştir. Bir müsabakayı kazananın gülmek yerine ağlaması, ya da sevdiği birini kaybeden birinin neden gülme krizine kapılabildiğinin açıklanamaması gibi.

Günümüzde çeşitli nedenlerle azalan, hasret kaldığımız içten gülüşlerin öğrenilir hale gelmesini sağlamak adına birçok Gülme Yogası Kulüpleri açılmıştır. İlk kez Dr. Madan Kataria tarafından 1995'de Bombay'da kurulmuştur. Japonya'da Gülen Buddha Hotei ile başlamış olan bu akım, daha sonra Dr. Madan Kataria tarafından yeniden ele alınarak, kulüpler olarak yaygınlaşmıştır. Bu kulüplerde düzenlenen seanslarda, ho ho ha ha şeklinde sesli gülme, gülme mantrası ile sessiz gülme, kalpten gülme, aslan gülüşü gibi değişik gülme çeşitleri adım adım öğretilerek, kahkaha ile gülmeye ulaşılıyor. Böylece daha sağlıklı ve mutlu olmak için yol kat ediliyor. Gülen Buddha Hotei, hiç konuşmaz, pazarın ortasında ya da bir merkezde durur ve gülmeye başlarmış. Kendisinin vaazıymış bu. Tüm içtenliğiyle, kahkahaları ve göbeğinin hoplayışıyla. Onu gören herkes akıma kapılmış gibi gülmeye devam eder ve tüm köy gülüşe teslim olurmuş. Buddhanın misyonu sadece gülmek üzerineymiş. Zamanla çevre yerleşim yerleri Hotei'nin yaşadıkları yere gelmesini bekler olmuşlar. Gülmek burada şifa olarak algılanıyor ve yayılıyor.

'En iyi ilaç gülmektir. Bir Alman atasözünde ise, 'Gülmek hayatın şekeridir.' şeklinde ifadeler bulmuş doğuştan gelen bu yeteneğimiz. Bir başka yazıda 'Vücudumuzun ötüşü' olarak tanımlanıyor gülmek. Sağolasın Cem Yılmaz, sen çok yaşa. Vesile oldun uzun zamandır gülmediğim kadar güldüm, bir de bu yazı çıktı sayende.  Gitmeden önce duymuştum, 'Ağzımla burnum yer değiştirdi.' demişti bir arkadaşım gerçekten benim de öyle oldu. Tüm sevdiklerinizin sağlık dolu içten gülüşleri yüzlerinden eksik olmasın.          

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 46
Toplam yorum
: 11
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 818
Kayıt tarihi
: 07.08.12
 
 

Küçük bir gülümseyiş ya da farkındalıklar yaratacak atıştırmalık öyküler yazmayı planlıyorum, bun..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster