Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Mart '11

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
586
 

Gülperi

''Gülperi sıcak bir yuva arıyor'' Yangında babasını kaybeden dilsiz kızı anlatan haber gazeteye manşet olmuştu. Kızın tertemiz bakışlarına bakarken kahvaltımın son lokması olan peynir parçası boğazımda düğümlenip kaldı. Bir iki yutkunmadan sonra peynir parçasını çay bardağıma tükürüp ayağa kalktım. Son bir kaç gündür iyice yemeden içmeden kesilmiş iğne ipliğe dönüvermiştim. Yakalandığı kanser hastalığına yenik düşen ölmüş annemi her gece rüyamda görüyor ve geceyarıları korkuyla uyanıyordum. Annemsiz geçen her günün sonunda yorgun ve bitik bir kadın olarak eve geri dönüyordum. Bu büyük acı omuzlarıma kaldıramayacağım ağır bir yük gibi oturmuştu. Rüyalarım kabuslarla geçiyor ve gerçeklerim her geçen gün azalıyordu. Kısa zamanda yürüyen bir ceset olup çıkmıştım. 

Manşetteki haberi okur okumaz o kıza sahip çıkmaya karar vermiştim. Kendimi bir an evvel sokaklara atıp dilsiz kızı aramaya başladım. Bir iki telefondan sonra kızın hala polislerin koruması altında karakolda olduğunu öğrendim. Hızla harekete geçtim ve polis karakolunun yerini öğrendim. Karakola vardığımda nefes nefese kalmıştım. Polisler durumuma bakıp bir olay var sandılar. Üç tane gencecik polis bana kafa tutuyorlardı ki bağırdım. 

- Dilsiz kızı almaya geldim. Ben ablasıyım! 

Dudaklarımdan istemsiz çıkan kelimelere kendim bile inanamıyordum. Polislere yalan söylemiştim. Üstelik de bunu onların gözlerinin içine baka baka ve hiç çekinmeden yapmıştım. 

- Hanım, hanım! Nereden bilelim ablası olduğunuzu? Kız dilsiz konuşamıyor ki! 

- Getirin kızı buraya! Benimle gelecek o! Ablasıyım diyorum, ablasıyım ben! 

- Tamam tamam! Bağırıp durmayın, tövbestefürillah! Sabah sabah çattık belaya iyi mi! 

Genç polislerden birisi kendi kendine söylene söylene gitti ve çok geçmeden ürkek bakışlı körpecik küçük kızla geri geldi. 

Çok minik bir an kızcağızla bakıştık. Annemi kaybettiğim ilk zamanlardaki bakışlarımı onun gözlerinde görünce ağlamaya başladım. Sonra körpe bedenine sarılıp onu göğsüme öyle bir bastırdım ki kız da benimle birlikte ağlamaya başladı. 

Etrafımdan gelen hıçkırık seslerinden genç polislerinde sessiz sessiz ağladığını anlamıştım. Gülperi'yi karakoldan çıkarırken hiçbirinin sesi çıkmadı. Benim onun ablası olduğuma iyice inanmışlardı. Üstelik küçük kız da benimle gelmeye itiraz etmemişti. Uysal bir kedi gibi adımlarını bana uydurarak ve içten içe ağlamaya devam ederek yanımda yürümeye devam ediyordu. Birlikte karanlık sokağa girdiğimizde kalbimde çoktandır unuttuğım duygu kırıntıları canlanmaya başlamıştı. Gülperi aniden duruverdi. Yere diz çöküp onun önünde çömeldim ve yüzüne sevgiyle baktım. Gülperi'nin avuçları yanaklarımda geziniyordu. Ben de onun yumuşacık pamuk misali sarı saçlarını okşadım. O sırada uyuz bir sokak köpeği de sevgimizi kıskanmış olacak ki kuyruk sallayıp havlayarak yanımıza yaklaştı. Gökten ince ince bir yağmur çiselemeye başladığında Gülperi'nin minicik bedenini kucağıma alıp yola koyuldum. Annemin gülümseyen yüzü beni takip ediyordu. Mutluluğumun anneciğimi ne çok mutlu ettiğini görüp ben de gülümsedim. Ve sonra Kendi kendime mırıldandım. 

- Onların cennetlerinde mutlu olmalarını istiyorsak ağlamamalıyız.... Hanife Çıta- Mart 2011 

BİTTİ....... 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 369
Toplam yorum
: 494
Toplam mesaj
: 67
Ort. okunma sayısı
: 1903
Kayıt tarihi
: 11.08.08
 
 

1965 doğumluyum.. İstanbul'da oturuyorum.. Edebiyatla ilgiliyim.. Öykü ve denemelerim var.. Öykül..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster