Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ekim '07

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
1227
 

Gülsek mi? Ağlasak mı?

Gülsek mi? Ağlasak mı?
 

Babam Ptt’de çalıştığından dolayı sık sık yanına gidip kendisini ziyaret ediyorum.

Artan parasal işlemlerin yanı sıra posta hizmetleri de eskisi kadar olmasa da sürüyor. Birkaç saat orada bekleyip gelen vatandaşların konuşmalarını dinleseniz sayfalar dolusu yazı yazacak kadar anıya sahip olabilirsiniz.

Geçtiğimiz gün mektup gişesinin arkasından izliyorum. Bir yaşlı amca geldi . Amca mektup zarfının üstüne adresleri yazmış. Ancak bir hata var. Gönderici adresi ile alıcı adreslerinin yerleri karışmış. Yani kendi adresini alıcı adresi olarak yazmış. Alıcının adresini de gönderici kısmına. Memura mektubu uzattıktan sonra memur durumu izah etti:

Memur: - Amca bu şekilde yollarsan mektup sana geri döner.

Amca: - Ben 20 senedir böyle yolluyorum. Ne diyorsunuz siz?

Memur: - Amca gönderici ve alıcı adresleri ters yazmışsınız.

Amca: - Ben ne yapacağımı biliyorum.

Memur: - Peki böyle kabul edelim.

Amcanın inadına karşı memur iş yoğunluğundan dolayı fazla da konuşmak istemedi. Bırak dedi, konuşunca anlamak istemiyorlar eğer bu mektup bir hafta sonra adresine giderse aklı başına gelir bir daha böyle yazmaz…

Ardından genç bir delikanlı geldi. Durumunu açıklamaya başladı:

- Benim askerlik tecili yaptırmam için bu kâğıtları yollamam gerekiyor.

- Tabi yollayabilirsiniz ancak önce zarf almanız gerekecek.

- Zarf mı alacağım? Burada yok mu?

- Hayır yok. Dışardan zarf alacaksın sonra üzerine adresleri yazacaksın. Sonra buradan bana vereceksin.

- Peki.

Yaklaşık beş dakika sonra çocuk elinde zarf ile beraber gelir.

- Adresleri nasıl yazacağım?

- Buraya gönderici buraya alıcı yazacaksın.

- Tamam, daha önce hiç yollamadım da kusura bakmayın heyecanlıyım.

Bulunduğum Ptt İzmir’in köklü üniversitelerinden birinin olduğu Bornova ilçesinde. Bornova’nın nüfusu yaklaşık 400 bin civarında. Çoğu üniversite öğrencisi. Benim hatırladığım kadarıyla İlköğretim ikinci sınıfta “haberleşme” adı altında bir ünitemiz vardı. Öğretmenimiz bizi postaneye götürmüştü. Mektup nasıl yazılır, haberleşme şekilleri nelerdir hepsini öğretmişti. Ancak üniversite öğrencisinden yaşı yetmişe dayanmış amcalar bile zarf üzerini doldurmayı bilmiyorlarsa vay bizim halimize.

Bir başka olay da tahsilâtların yapıldığı kısımda yaşandı. Çok yoğun emekli ödemelerinin de yapıldığı bir gün. Onca sırada bekleyen insan varken kapıda bir taksi durdu. Bir kadın taksiden inerek içeri doğru koşarak geldi. İçerdeki kalabalığı görünce şaşırdı, duraksadı.

Müdür nerede müdürle görüşeceğim dedi. Güvenlik görevlisi müdüre seslendikten sonra müdür hayrola diyerek geldi. Bayan konuşmaya başladı.


- Merhaba ben su faturası yatıracağım.

- Hoş geldiniz bakın karşıda tahsilâtlar menüsünden sıra numarası alacaksınız, o şekilde yatırabilirsiniz.

- Ama çok sıra var.

- Bayan bakın yaklaşık 100 kişi sırada bekliyor. Başkasının sırasını size mi verelim?

- Ama ben beklemek zorunda değilim. Hep böyle kuyruk mu oluyor yahu? Bu ne böyle!

- Sizin buradaki insanlardan ne farkınız var bu işlemi yaptırmak için beklemek zorundasınız.

- Ama ben taksiyle geldim… !


Olay ben taksiyle geldim cümlesinden sonra kopmuştur zaten…


Başka bir gün içerde kalabalık yoktur. İçeri gelen herkes işlemlerini kısa sürede yaptırıp çıkmaktadır. Her halinden emekli olduğu belli olan bir adam içeri girer. Güvenlik görevlisi ile konuşmaya başlar:

- İyi günler evladım. Neden sıra yok bugün burada. ?

- Bugün böyle işlemlerinizi daha rahat yaptırabilirsiniz. Buyurun sıra numarası almanıza gerek yok. Direk gişeye geçebilirsiniz.

- Aaaaa! Olmadı ama şimdi ben nasıl vakit geçireceğim? Kiminle konuşacağım?

Güvenlik görevlisi fazlasıyla şaşırır. Hiçbir şey diyemez.

Burada da anladığımız üzere Türk insanının kuyruklara ne kadar olumsuz baktığını zannetsek de aslında kuyrukların sosyal bir iletişim unsuru olduğunu fazlasıyla görüyoruz.


Yepyeni anılarla yakında burada olacağım…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Klasik Türk İnsanı:=) Okuma yazma oranımız %90'larda denilirdi hep..... Ülkemizin gerçekleri bunlar.

Whooper 
 02.01.2008 20:43
 

Gerçekten de ilginç olaylar yaşamışsınız.Okurken komik gelen yerler oldu, kimi yerlerde de ne acayip milletiz diyesim geldi :)Yazılarının devamının gelmesini dilerim...Sevgilerimle...:):)

- 
 13.11.2007 22:07
Cevap :
teşekkürler , daha yazılacak çok şey var..  15.11.2007 0:54
 

İnternet yokken mektup arkadaşlığı vardı ve çok yaygındı. Ayrıca siz bilirmisiniz çok az insan bilir. Seksenli yıllara kadar cebimizde yabancı para bulundurmak yasak ve suçtu oysa yurt dışında bir dergiye aboneyseniz parasını göndermek çok büyük bir sorundu.. ' International many order ' pulları vardı ptt'lerde hala varmı bilmiyorum, onlardan TL ile satın alır.. biraz iri pullardı ve üzerinde 15-16 dilde yazılar vardı o pulları o ülkeye yollar onlarda o pulları oradaki postaneye vererek kendi paralarınıa çevirirlerdi bizde böylelikle bir yasağı aşmış ve dergiye aboneliğimiz devam etmiş olurdu. Uzun bir süre İngiltereden elektor dergisine böyle ödeme yapmıştım... Saygılarımla.

Ermert Revsen 
 27.10.2007 23:17
 

Cep telefonlarının hiç, bilgisayarların bu kadar yoğun kullanılmadığı çocukluğumda mektup yazmak, ardından pulunu yapıştırıp postaya vermek en büyük keyfimdi. Mektup yazmayı hep çok sevdim ve yakın zamana kadar da devam ettirme mutluluğu yaşadım. Bana garip geliyor mektup postalamayı, zarfın üzerini yazmayı bilmeyenler ama bilmeyen için de normal..Anlatacak çok paylaşım vardır eminim hafızanıza yer eden...Anlattıkça göreceğiz artık...

Tuğba 
 26.10.2007 21:54
Cevap :
bana da çok agrip geliyor insanlar söylese inanmazdım ama gerçek olduğuna bizzat şahit oldum...  27.10.2007 0:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 430
Toplam yorum
: 738
Toplam mesaj
: 99
Ort. okunma sayısı
: 2079
Kayıt tarihi
: 18.06.07
 
 

20 Nisan 1989'da İzmir'de doğdu. İlköğretim ve lise öğrenimini Karşıyaka'da tamamladı. 20..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster