Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Ocak '09

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
3027
 

Gülten Akın:Yaşayan En Büyük Türk Şairi

Gülten Akın:Yaşayan En Büyük Türk Şairi
 

Çoğumuz yaşadığımız dünyaya yabancıyızdır. Sorsalar, kapımızın önündeki ağacın adını bile bilmeyiz... Hatta gölge ediyor diye kestirmeye bile kalkarız. Yüreğimiz böylesine kapalıdır güzelliklere. Oysa yaşamak, nefes alıp vermenin ötesinde bir "güzellik"tir, "tat"dır, "haz"dır, "sevgi"dir. Ve yaşamın içindeki bu incelikleri görebilmek, farkına varmak, farkında olmak bir yaşam tarzıdır, kültürdür. Bunu hiçbir okul size kazandırmaz. Bu yaşanan ve biriktirilen bir şeydir. Tıpkı Gülten Akın'ın yaptığı gibi. O'na "İnceliklerin Şairi" denmesi de bundandır.
"Yaşamak öyle güzel öyle derin
Bir dostun sımsıcak merhabasında
Yürekten gülüşünde
Yaşamak güzel şey
Ellerin sevdiğinin ellerinde
Gözlerinde sevgi dolu bakışlar."

Gülten Akın'ı tanımayan var mıdır bilemem? Ama ben ona dair, yaşamına ve şiirine dair bir kaç söz etmek istiyorum.Bilenlere anımsatmak, bilmeyenler varsa tanıtmak amacıyla. Şairimiz 23 Ocak 1933 de Yozgat'ta dünyaya gelir.. Mutlu, büyük ve geniş bir ailede geçer çocukluğu. Aile içinde kitaba olan düşkünlük, okuma bilincini ona küçük yaşlarda kazandırır. Amca ve dayıların şiire ve okumaya karşı olan tutkuları nedeniyle klasiklerle çok küçük yaşlarda tanışır. İlk şiirini ilkokul son sınıfta yazan Akın, ortaokulda da yazmaya devam eder. Lise yıllarında ise şiirleri artık okul dergisinde çıkmaya başlar. Bu dönemde edebiyat öğretmeninin koruyuculuğu altında, kızdığı öğretmenler için yazdığı taşlamalar da bu dergide yayımlanır.

Liseden sonra Ankara Hukuk Fakültesine yazılan Akın, İçişleri Bakanlığında da işe girer. Gündüz işe gidip geceleri ders çalışarak hukuk fakültesini bitirir. Üniversite yıllarında tanıştığı Yaşar Cankoçak ile evlendikten sonra eşinin Kaymakamlığı nedeniyle 1972 yılına kadar Anadolu'nun çeşitli ilçelerinde bulunur. Buralarda avukatlık ve öğretmenlik yapar. 1960 da tayin oldukları Aluçra'da Türkçe öğretmenliğinin yanısıra büyükler için de bir okuma yazma kursu açar. Aluçra'dan Gevaş'a, oradan da Haymana'ya atanırlar. Burada yaşanan bir olay nedeniyle Karadenizin küçük bir kasabasına sürgün edilirler. Burada avukatlık yapan Akın'a halk "Paşa abla" lakabını takar. Bu arada şiir yazmayı da sürdürür elbet. Anadolu'nun her kilometresi şiirine yerleşir.
(...)
Ne sılamız belli ne gurbetimiz
Çiğdemi Ardahan yaylalarında
Nergisi Sinop'ta
Van'da koparmışsak sarı gülü
Portakalın kokusu Kumluca'dan gelir
Karıştırdık sıla nere, gurbet hangisi
Bizim gibi gurbetçi görülmemiştir.
(...)

1972 de Ankara'ya dönerek buraya yerleşirler. Bir süre TDK'nun Derleme ve Tarama kolunda çalışır. Halk evleri, İnsan Hakları Derneği, Dil Derneği gibi demokratik kitle örgütlerinde kurucu ve yönetici olarak bulunur. 1978 de emekli olarak sadece şiirle uğraşmaya yönelir.

Gülten Akın'ın şiir dünyasına baktığımızda ilk şiirinin 1951 de Son Haber dergisinde yayımlandığını görürüz. Sonradan Varlık, Hisar, Türk Dili, Mülkiye gibi dergilerde çıkar. Varlık dergisinin açtığı şiir yarışmasında 1.liği Teoman Karahan ile paylaşır. İlk şiir kitabı da 1956 da Varlık yayınları tarafından "Rüzgar Saati" adıyla yayımlanır.

Akın'a göre bir baş kaldırıdır şiir. 1994 de Tüyap Ankara Kitap Fuarında yaptığı bir söyleşide şiir için şunları söyler: "Şiir dizelere sıkıştırılmış bir nükleer enerji. Şiir parçalanacak, patlayacak olan şey. İşte düzeni, egemenlikleri korkutan şey! Şiir hem haz, hem derinlik, hem sonsuz bir bağımsızlık, bağsızlık, hem çok ince bir denge, bir iç düzen, sabır ve çoşku."

Gülten Akın ilk üç kitabında; Rüzgar Saati, Kestim Kara Saçlarımı ve Sığda' da bireysel, içe dönük ve kadınca duygularını yansıtır. Aşkı, yalnızlığı ve umutsuzluğu anlatır. Kimi zaman yalın bir söyleyişle, kimi zaman doğaya ait ögelerle. "Kırmızı Karanfil" adlı kitabından sonra eleştirmenlerin 2. dönem olarak adlandırdığı şiirlerinde toplumsal sorunlara yer vermeye başlar. Gülten Akın şiirinde yeni bir dönem başlamıştır artık. "Bir Salı Yola Çıkış" şiiri bu dönemin bildirisi niteliğindedir. Bugün popüler bir dize olarak herkesin ezberinde olan; "Ah, kimselerin vakti yok / Durup ince şeyleri anlamaya" dizelerinin bulunduğu "İlkyaz" şiiri de bu kitapta bulunur:
(...)
"Ah, kimselerin vakti yok
Durup ince şeyleri anlamaya"

"Baba evleri, ilk kez girilen ırmağa dönüş
Toprağa tutku, kendinden dolayı
Kulaklarımızı tıkıyoruz:Para para para
Kulaklarımızı açıyoruz: Kavga kavga kavga
Sorar belki biri: Kavga ama neden kavga?
Komşumuza sonsuz balta, karımıza yumruklar içinde
- Bilmiyoruz neden kavga"
(...)

1978-1986 yılları Gülten Akın için acı doludur. O yıllar devrimciliğin ve solculuğun suç olduğu yıllardır ve oğlu cezaevindedir. Sekiz yılı Mamak cezaeviyle yakın ilişki içinde geçer. "Pırıl pırıl beş çocuk yetiştirdim. Yetiştirdiğim çocuklara halkımızı, insanları sevin, kimseyi incitmeyin dedim. Onları sosyalist olarak yetiştirmeye çalıştım. Bunun sonunda en büyük acıyı orada gördüm" der şairimiz. "Yüreği içerde" annelerin ortak acılarını "İlahiler" ve "42 Günün Şiirleri " adlı kitaplarında toplar:
Büyü de baban sana
Büyü de
Acılar alacak
Büyü de baban sana
Büyü de
Yokluklar alacak
Büyü de
Büyü de baban sana
Baskılar, işkenceler alacak.
Büyü de
Büyüyüp on yediye geldiğinde
Büyü de baban sana
İdamlar alacak."

"Maraş'ın ve Ökkeş'in Destanı"nda ve "Seyran Destanı"nda Akın'ın şiirine epik ögeler eklenir. "Ağıtlar ve Türküler"de günün acılarını ve adaletsizliği dile getirmeye devam eder. 1991 de "Sevda Kalıcıdır" 1995 de "Sonra İşte Yaşlandım ve ardından "Sessiz Arka Bahçeler "gelir. Bu kitabıyla 1999 Akdeniz Altın Portakal Şiir ödülünü alan Akın, kadına yönelik şiirleriyle kendisiyle ve tüm kadınlarla yüzleşir. Yüreği hapiste kadınların, anne kadınların, kapıcı kadınların, konkenci kadınların şiiri vardır Sessiz Arka Bahçeler'de. Ve de "Oğlunu Soran Kadının Şiiri":
-İsa'yı çarmıha gerdilerdi
sonra Platus ellerini yıkadı-
ellerini yıkadın, yıkamıştın
bitmiş aşağıdaki genç adama ait
bütün işler
kameralar beyanatlar basın bültenleri
işkence yoğun sürdüydü
(...)
her şey sorulduydu, herkes şunu sustu:
sonra o ellerle nasıl
okşadın kızını
nasıl şiir yazdın

Son dönem eserleri ise "Uzak Bir Kıyıda", "Celaliler İsyanı", "Kuş Uçsa Gölge Kalır" inceliklerin söylenmeye devam edildiği kitaplardır.

Gülten Akın'ın aldığı ödüllerden bazıları: (1964) TDK Şiir ödülü, (1972)TRT Sanat ödülleri yarışması Başarı Ödülü, (1976) Yeditepe Şiir Armağanı, (1992) Sedat Simavi Vakfı Ödülü, (2008) Erdal Öz Edebiyat Ödülü. Ama aldığı en önemli ve en anlamlı ödül hiç kuşku yok ki en son ödüldür: "Yaşayan En Büyük Türk Şairi".
Doğum gününe bir hafta kala, nice senelere ve güzel şiirlere diyorum...

Kaynak:Semiha Şentürk / İnceliklerin Şairi:Gülten Akın Milliyet Kitap 12.12.2008

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"Çiğdeme sor, çeşmeye sor Tek açan menevşeye sor Ayrılık getirir ayrılıklar Birleş demedim mi Ben demedim mi" Dedin de...Giz hala darmadağın... Teşekkürler.

Ş ODABAŞI 
 16.01.2009 0:09
Cevap :
Katkınız ve ziyaretiniz için teşekkür ediyor,MB ailesine hoş geldiniz diyorum.  16.01.2009 12:37
 

Yağmur yağar akasyalar ıslanır / Bulutlar uçuşur geceleyin/ Ben yağmura deli buluta deli / Bir büyük oyun yaşamak dediğin / Beni ya sevmeli ya öldürmeli .../ Sevgiler Melek , Gülten Akın'ın şirlerini severim ben de... Teşekkür ederim emeğine ...

kırıkkalp 
 15.01.2009 23:29
Cevap :
Katkın için teşekkür ediyor,sevgilerimi gönderiyorum...  15.01.2009 23:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 235
Toplam yorum
: 1840
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2046
Kayıt tarihi
: 26.09.07
 
 

Burada yazarken kim olduğumuzun, ne olduğumuzun bir önemi olmadığını düşünüyorum. Önemli olan yaz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster