Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Mayıs '19

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
94
 

Gülünün Solduğu Akşam

Bugün; 6 Mayıs.

Kötüleri cezalandıran, zorluklarda yardımcı olan ve bolluğa kavuşturan Hızır'ın, İlyas peygamberle biraraya geldiği gün bugün.

Dua ve dileklerin kabul edildiğine inanılan, çeşitli eğlence ve ritüellerle kutlanan, mutlu bir gecenin sabahında yüreklerde büyük umutlarla uyanılan gün bugün.

Fakat 1972 yılının 6 Mayıs sabahından beri, güzel ülkemin güzel insanlarının bir kısmı, her şeye rağmen tutunmak istediği o umutların yanında, büyük bir acıyla da uyanıyor aynı zamanda. 

Çoğunun bir şekilde tanıklık ettiği, kiminin ezberden kimininse okuyup araştırarak, içinde hissederek yaşadığı o acının doğum günü bugün. Deniz Gezmiş'in, Yusuf Arslan'ın ve Hüseyin İnan'ın, görünüşte 'Devleti yıkmaya çalışmak' suçuyla, ailelerine tam vakitleri haber verilmeden , (avukatları son anda evlerinden alınıp infaza getiriliyor), üstelik infazları birbirlerine izlettirilerek idam edilmelerinin 47. utanç yıldönümü bugün. 

Ben ve benim gibi, aileleri tarafından ' bizim yaşadığımız acıları yaşamasınlar' diye düşünülerek, bir şekilde siyasetin dışında bırakılıp apolitik yetiştirilen neslin sonradan öğrendiğine göre, Deniz Gezmiş ve arkadaşları, hak etmedikleri o ölüme oldukça metanetli bir gidiyorlar. İdam sehpasına kendileri çıkıyor ve ayaklarının altındaki tabureyi de kendileri itiyorlar. Yani, kendilerinin de çokça söylediği gibi, bir devrimciye yaraşır şekilde ölüyor onlar.

Gülünün Solduğu Akşam, işte bu infazların öncesinde neler olduğunu, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının aslında ne yapmak istediklerini, örgütlenmelerinin ve halkı, köylüyü, işçiyi bu uyanışa dahil etmek istemelerinin nedenlerini, o dönemde gerçekten ne yapmak istediklerini, kaçışlarını, yakalanmalarını, hapisteki yaşamlarını ve içerde iken gördükleri işkenceleri anlatıyor. Bu kitabın en önemli özelliği, bunları, birinci ağızdan, yani yaşayanların ağzından anlatması. Erdal Öz, anlattıklarını, Gezmiş ve arkadaşlarıyla bir süre beraber kaldığı Mamak Askeri cezaevinde iken onlarla yaptığı konuşmalara ve o sırada tuttuğu notlara dayandırıyor. Kitabın büyük çoğunluğu, Gezmiş ve arkadaşlarının anlattığı gerçekler üzerine kurulu. Ve bu nedenle de inandırıcılığı oldukça yüksek oldu benim için. Zaten daha sonra konu ile ilgili yaptığım okumalar ve izlediğim o dönem belgeselleri de, yazılanları doğrular nitelikteydi.

........

Sonuç?!!!

Benim okuduklarımdan, izlediklerimden anladığım, kendi aklımla da tartıp, ölçüp biçip anlamlandırdığım gerçek şudur ki; görünüşte Anayasanın tamamını ya da bir bölümünü bozmak, Millet Meclisini devirmeye, çalışamaz duruma getirmeye çalışmak ve bunları gerçekleştirmek için zor kullanmaya kalkmak suçundan, idam cezasına çarptırılan bu gencecik insanlar, aslında bundan böyle uyanacak ya da halkı uyandıracak, egemen olana karşı her şeye rağmen dayanışma içerisinde olacak, her şeye rağmen boyun eğmeden muhalif durabilecek insanların önünü kesmek ve gözlerini korkutmak amacıyla idam edilmiştir. Yoksa, araştırıdığınızda göreceğiniz ve bir çok yerde okuyacağınız gibi, işledikleri ve işledikleri öne sürülen suçların cezası kesinlikle idam değildir.

Bu üç gencecik insanın, infaz edilirken söyledikleri sözlerde, Tam bağımsız, demokratik bir Türkiye, söyleminin ortak nokta olması da bence oldukça manidar ve kesinlikle saygı duyulasıdır.

........

Kitabın başında Turgut Uyar, 'Herkes ne zaman ölür, elbet gülünün solduğu akşam.' diyor ya, onların gülü hiç solmuyor bana kalırsa..

........

"Bir de, bütün bu olayları, bu acıları, gelecek kuşakların belki de hatırlamayacağını düşünüyorsun. Bütün bu acıları, sıkıntıları onlar için çektiğini biliyorsun oysa."

Deniz Gezmiş

(Rahat uyuyun; sizi hatırlıyoruz, sizi unutmuyoruz, sizi unutturmayacağız. )

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 177
Kayıt tarihi
: 20.03.16
 
 

Biraz ev hanımı, biraz iş hanımı, birazdan daha iyi bir eş, olabildiğimce iyi bir anne, olabildiğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster