Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Mart '14

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
293
 

Gümüş kaşıklar (Bölüm 2)

Gümüş kaşıklar (Bölüm 2)
 

Yaşlı kadın içinde 6 tane gümüş kaşığın bulunduğu mavi kutunun kapağını kapattı ve kolunun altına aldı. Dolabı kapatıp odadan çıkarken 'Umarım bunları bugün iyi bir fiata satarız da hem elektrik parasını öder, hem de biraz alışveriş yaparız .'diye düşündü içinden.

Yatak odasına girip kutuyu çantasına yerleştirmekti amacı. Odada eşi yeni kalkmış giyiniyordu.Kolunun altındakini saklama gayreti boşa gitti. Eşi mavi kutuyu görmüş ve bugün neyi amaçladığını anlamıştı. Yaşlı adam, büyük bir elemle gözlerini kaçırıp başını önüne eğdi.

Yaşlı çift , kahvaltıda pek konuşmadılar. Sanki sessizce anlaşıyorlardı. Kahvaltıdan sonra  kalkıp, hazırlanırken de konuşmadılar. Her günkünden daha özenli giyindiler. Yaşlı kadın artık solmaya yüz tutmuş lacivert tayyörünü. adam ise dirsekleri aşınmış ama temiz ve bir zamanlar çok iyi bir terzinin elinden çıktığı belli takım elbisesini giyerken adete bir törene gidecek gibiydiler.

Bu kıyafetler onların her altın ve gümüş  bozdurma günü giydikleri kıyafetlerdi. Valıklı günlerinde sık sık giydikleri ve onların zeginliğini simgeleyen  bu giysilerle kuyumcuya giderlerdi her zaman. Sanki onları satıp, yenilerini alacaklarmış gibi bir tavır takınarak.

Her zaman gümüş bozdurdukları kuyumcunun kapısına geldiklerinde dükkanın kapalı olduğunu gördüler. Kapıda da bir yazı asılı idi. 'Cenaze nedeni ile kapalıyız.'Yaşlı kadın, bu yazıyı görünce  yeise kapıldı. Kuyumcunun bir yakını vefat etmişti anlaşılan. Zira kuyumcu gençti. Ama belli mi olur. Kader.

Başka bir  gümüşçü bulmak zorunda idiler. Pasajın sonunda açık bir gümüşçü gördüler ve oraya doğru yürüdüler.

Dükkana girdiklerinde içerde  genç bir hanımın oturduğunu fark ettiler. Yaşlı kadın 'iyi ki dükkan tenha. Gümüşleri satığımıza kimse şahit olmayacak.'diye sevindi.

Gümüşçü gençten , kaba görünümlü bir adamdı. Yaşlı karı kocayı önce yapmacık bir nezaketle karşılamış, gümüş satacaklarını duyunca suratı değişmişti. Günlerdir tek bir gümüş bile satamayan adam gümüş almak değil , satmak istiyordu. İlk defa bu sabah genç bir hanım   müşteri gelmişti. Genç kadının amacı yaklaşan  mezuniyet töreni için öğrencilere vermek üzere minik gümüş tabaklar almak ve içine günün anısına küçük bir yazı yazdırmaktı.

Gümüşçü, yüklü bir alışveriş yapacak müşterisi ile uğraşırken kapıdan giren ve gümüş satmak isteyen karı kocadan hiç hoşnut olmamıştı.

Yaşlı kadın, çantasından büyük bir itina ile mavi kutuyu çıkardı ve sanki bir hazine sandığı açar gibi açıp gümüşçüye uzattı. Gümüşçü, uzatılan kutudaki çay kaşıklarına umursamaz bir ifade ile bakıp bir fiat söyledi. Adamın amacı, konuşmayı kısa kesip esas alıcı müşteri ile ilgilenmekti.

Yaşlı kadın gümüşçünün ağzından çıkan fiatı duyunca birden ürperdi. Onun kullanmaya kıyamadığı bu çok değerli kaşıklar için kafasından geçen en az üç misliydi.Yaşlı kadın, söylenen fiata başını sallayarak itiraz edip istediği fiatı söyledi. Adam pis pis sırıttı. Yaşlı kadına alay mı ediyorsun deyip son bir fiat söyledi ve daha fazla etmez, işine gelirse diye belirtmekten de geri kalmadı.

Yaşlı kadın kafasında bir an hesap yaptı. Ödeyecekleri elektrik  parası , biraz da pazar masrafı diye düşündü ve bu toplamı adama son fiat olarak belirtti. Adam şiddetle başını sallayıp,olmaz diye kestirip attı.

O ana kadar sessizce yaşlı kadının yanında duran yaşlı adam, kadını kolundan çekip dükkandan çıkarmak  istedi. Yaşlı kadın,  büyük bir hayal kırıklığı ile tam kutuyu kapatıp çantasına koyacağı anda köşeden bir ses duydu.

Bütün bu olaylara sanki orada değilmişcesine  yabancı kalan ve gözlerini yaşlı çiftten sürekli kaçıran genç kadın birden ayağa kalktı, yaşlı kadına doğru yürüdü.

  Genç kadın sakin ve sevgi dolu bir sesle ' Müsaade ederseniz bu kaşıkları ben alabilirmiyim, İnanın bana onlara sizin kadar itinalı bakacağım ve evimin en değerli eşyası olarak saklayacağım.'dedi.

Yaşlı kadının yüzünde birden bır ışık belirdi.Elektrik  parasını yatırabileceği, pazardan alışveriş yapacağı ümidi tekrar canlandı yüreğinde.

Kutuyu genç kadına uzatırken bir an gözleri karşılaştı. Genç kadının gözlerinde bir damla yaş vardı. Genç kadın ise yaşlı kadının yıllarının yorgunluğunu taşıyan gözlerinde minnet, sevgi kıvılcımlarını gördü.

Genç kadın kutuyu aldı. Yaşlı kadının istediği parayı sessizce onun çantasına koydu. Eline vermekten utanmıştı.O anda yaşlı kadın birden genç kadına sarıldı. İki kadın bir süre sımsıkı sarılı kaldı. 

Yaşlı çift gümüşçüden çıkarken daha mutlu ve huzurlu gözüküyordu. Genç kadın yaşlı çiftin dükkandan çıkmasının ardından çantasını kapattı ve gümüşçüye veda bile etmeden dükkandan fırladı.

 Bu kaba adamdan gümüş almaktan vazgeçmişti. Çarşıda gümüşçü mü yoktu.

Yukarda yazdığım bu öykü kuyumcu kısmı hariç kurgudur Kuyumcuda geçen bölümler 20 yıl önce bizzat benim başımdan geçen bir anıdır. O gün yaşlı çiftten aldığım gümüş kaşıklar halen evimin en değerli eşyası olarak korunmaktadır. En değerli ve en hazin eşyalar.Ben onları kullanmaya kıyamıyorum. Arada bir çıkartıp bakıyorum.

Her bakışımda emeklisini bu kadar zor duruma düşüren bir toplumda yaşamanın ezikliğini hissediyorum.

Şennur Köseli, Hanife MERT bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çözülmesi gereken sorunlar içinde ilk sırayı alacak olan husus, emekli, memur ve işçi maaşlarının çok düşük olmasıdır.Nedense bu sorun önemsenmiyor? Hatta emekliler bile bunun farkında değiller.Sadece kaderlerine razı bir şekilde "maaşımız çok az, nasıl geçineceğimizi bilemiyoruz " diyorlar.Seslerini duyurmak için en ufak bir çaba göstermiyorlar.Bu konudan da bahseden "kafama takılanlar" başlığıyla bir yazım var. Kimse bu konuda yorum yapmadı.Sessiz kalmayı tercih ediyorlar.Sizin bu hüzün veren yazınız gerçekten bilinçli olmanın bir göstergesi.Saygılar sunarım.

yılmaz çetingöz 
 04.03.2014 0:13
Cevap :
Sayın Yazarım değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim. Umarım öykümle bir yerlere ulaşabilirim. Pek ümidim yok ama. Emeklinin en büyük sorunu çalışırken yaşam dengesini kurduğu aylığı amekli olunca birden kaybetmesi ve esas rahat etmesi gereken yaşam diliminde gereksiz bir fakirleşmeye uğraması. Özellikle belirtiyorum. Bir İktisatçı olduğum için,ayrıca bu konuda mağdur da olduğum için konu hakkında iyi bilgim var. Sosyal sigorta emeklileri arasında yaratılan büyük gelir farklılığı içler acısı bir durum ve hiç bir iyileşme sağlanamadı ne yazık ki. Anlayacağınız emekli aç ölmeye mahkum ediliyor. Ne yapalım herkes tok olacak değil ya. Bize de bu düştü payımıza.  04.03.2014 11:40
 

Emeklimizin içler acısı durumunu hikayenizde ne güzel işlemişsiniz. Yüreğinize sağlık. Sevgiler, selamlar.

Hanife MERT 
 03.03.2014 21:49
Cevap :
Sevgili Hanife Hanım, çok değerli yorumlarınızla beni yüreklendiriyorsunuz.Sağolun. Yaşamımız öylesine öykü dolu ki.Size yazılarınızda başarılar dilerim. Sevgi ve Saygılarımla  04.03.2014 9:05
 

Canım benim kutlarım sizi ne asil bir hareket. Öykünün sonunda gümüşçü deki genç bayanın sizin olacağınız aklıma gelmedi, sürpriz oldu. Bu öykü herkese ders olsun, şahane bir öykü.Öptüm.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 03.03.2014 20:46
Cevap :
Çok teşekkür ederim. Sevgili Nahide Hanım, Beni yüreklendiriyorsunuz. SAĞOLUN. Sevgi ve Saygılarımla  04.03.2014 9:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 825
Toplam yorum
: 1069
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 1027
Kayıt tarihi
: 26.04.11
 
 

Ben emekli bir iktisatçıyım. 21 yıldır bir sanatçı annesiyim. Küçük kızım klasik müziğe eğilim gö..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster