Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Temmuz '11

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
533
 

Gümüş Saçlı Şövalye

Gümüş Saçlı Şövalye
 

"Hepimiz bir çöl taşıyoruz içimizde. Bu çölleri neyle doldurabiliriz, insan seslerinden başka?"

Yaşamını aydınlanma uğraşına adamış bir aydın olarak Vedat Günyol; çeviri, deneme, inceleme,eleştiri yazılarıyla yayıncılık ve dergicilik alanlarındaki çalışmalarıyla kimileri tarafından "Bir çağdaş derviş", kimileri tarafından da yazın dünyasının "Gümüş saçlı şövalyesi" olarak tanımlanır.

Bu gümüş saçlı şövalyenin kılıcı elbette ki kalemidir. Ve o kalemiyle Türk Hümanizminin öncülerinden biri olarak insanlara sevgiyi, mutluluğu, güzelliği, iyiliği, erdemi anlatmayı amaçlamış bilge bir yazardır da.

Yazılarında, hümanizmin her şeyden önce bir insan olarak kendini, sonra da başkalarını anlama çabası olarak değerlendiren Günyol, hümanizmin bir öğreti değil bir tutum olduğuna dikkat çeker: "Hümanizma bir öğreti değil, bir tutumdur. Bir düşünce tutumu. Hiçbir ön yargıya kapılmadan salt aklın ışığı ve yüreğin sıcaklığıyla eğilmektir insanı saygıya layık görerek, insanı ilgilendiren her konuya."

Günyol çabası, titizliği, sabır ve sevgi dolu yaklaşımıyla yeni Türk insanını oluşturacak bilim,düşünce ve sanat koşullarını yaratmaya çalışırken, yaşadığımız topraklar üzerindeki kadim uygarlıklara da sahip çıkarak Atatürk'ün kültür mirascılığı konusundaki düşüncelerinin de izinden gitmiştir.

Bu bağlamda O, yaşadığı zamanın çok ilerisinde gerçek bir aydın ve aydınlanmacıydı. Yazdıklarıyla anlaşılmazlığa düşmeden, Türkçeyi çok iyi kullanarak, insana yüreğinin sıcaklığını duyumsatan, içten ve bilge kişiliğiyle okurunu etkileyen bir yazı ustasıydı aynı zamanda.

Vedat Günyol, 1911 yılında İstanbul Fatih'te dünyaya geldi. Saint-Benoit Fransiz Lisesinden sonra İstanbul Hukuk Fakültesini bitirdi. Paris'te doktorasını yaparken Halide Edip ve Adnan Adıvar'la tanışarak yakın bir dostluk kurdu. Yurda döndükten sonra, İstanbul Hukuk Fakültesinde asistanlık ve Fransızca okutmanlığı, Vefa Lisesi ve Gedikpaşa Ortaokulunda Fransızca öğretmenliği görevlerinde bulundu. Ankara MEB da neşriyat müdürlüğü ve aynı yıllarda Hasanoğlan Köy Enstitüsünde Fransızca öğretmenliği yaptı. İslam Ansiklopedisi, Büyük Sözlük ve Yurt Ansiklopedisi yayın kurullarında çevirmen ve yazar olarak çalıştı.

Sabahattin Eyüboğlu ile birlikte çevirdikleri "Devrim Yazıları" adlı kitap nedeniyle iki yıl yargılandı. Daha sonra Komünist Parti kurucularından olduğu iddiasıyla tekrar yargılanıp serbest bırakıldı.

Hukuk Fakültesinde okurken Yücel Dergisine çevirileriyle katıldı.Daha sonraki yıllarda Orhan Burian'la birlikte Türk dergiciliğinin unutulmazlarından Yeni Ufuklar'ı çıkardı. Yirmi beş yıl yaşattığı Yeni Ufuklar dergisini çağdaş kültürün ve toplumcu düşüncenin odağı yaparak, halkçı ve Batı uygarlığını temelleriyle birlikte kavramayı ön gören bir anlayışla yönetti.

Vedat Günyol, edebiyat yapıtlarını incelerken de hep yeniliklere açık durdu. Vüs'at Bener, Nezihe Meriç, Onat Kutlar,Sevgi Soysal gibi pek çok öncü yazarın daha ilk yapıtlarında onlardaki ışığı fark ederek öne çıkardı. Eleştirilerinde dünya görüşünden ve ilkelerinden asla taviz vermedi. Platon, Thomas Moore, Campanella, Rousseau, Sartre,Camus,Russel ve Einstein gibi imzaların yapıtlarını Türkçeye kazandırarak bize insanlığın ortak kültürünü yakından tanıma fırsatını sundu.

9 Temmuz 2004 de "Yazmak büyük ölçüde yalnızlığımıza merhem sürmektir," diyerek doksan üç yaşında aramızdan ayrılan büyük yazın ustasının anısına saygıyla...

Kaynak: Varlık Dergisi s.1082 Konur Ertop / İnsancı Bir Düşünce Adamı:Vedat Günyol

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

...için teşekkürler, saygılar.

Yüksel ÖNAÇAN 
 12.07.2011 5:13
Cevap :
Ziyaretiniz için ben de teşekkür ederim. Selamlar...  12.07.2011 16:33
 

Ne kadar yalın ve duru anlatmışsınız. Buradan hep kazanımlarla ayrılıyorum... Sevgi, saygı ve selamlarımla...

vakayinüvis 
 11.07.2011 22:34
Cevap :
Bilmem, paylaşımınızın beni mutlu ettiğini söylememe gerek var mı? Teşekkür ve sevgilerimle...  11.07.2011 23:28
 

güzel bir paylaşımdı yine...yüreğinizellerinizesağlık...okuma tembeliğini gözlerimden fırlatmaya çalıştığım şu sıralar iyi geldi bana...teşekkür ettim...saygılar...

nedim üstün 
 11.07.2011 7:41
Cevap :
Yazın hepimizin üzerinde bir tembellik oluyor. Ama seviyorum ben bu tembelliği... Bazen günün akışına göre yaşamak güzel oluyor. Teşekkürler,selamlar.  11.07.2011 11:13
 

Emeğinize sağlık Melek Hanım, bir kez daha anımsadık değerli bir yazarımızı. Ben yazmayı merhemden daha etkili bir uğraş olarak doyumsuyorum bu yaşımda, 90 yaşına kadar yaşayıp da yazabilirsem belki de merhem olarak addederim, kim bilir. Bence yazmak; azınlık olup azınlıkta çoğalmaktır. Hele hele roman yazıyorsanız, yarattığınız karakterlerle birkaç yıl geniş ama çok özel bir aile kurup onlarla her türlü duyguyu ve insan hâllerini paylaşmaktır... Esin verdiniz. Selamla, derin saygıyla... MS

Mehmet Sağlam 
 09.07.2011 23:25
Cevap :
Yazmanın, "çoğalmak" olduğu konusunda sizinle hemfikirim. Dilerim, 90'lı yaşları gerilerde bıraktığınızda bile yazıyor olursunuz... Teşekkürle,selamla.  10.07.2011 21:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 217
Toplam yorum
: 1809
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2074
Kayıt tarihi
: 26.09.07
 
 

Burada yazarken kim olduğumuzun, ne olduğumuzun bir önemi olmadığını düşünüyorum. Önemli olan yaz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster