Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Aralık '09

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
737
 

Gün gelir de...

Gün gelir de...
 

Belki de, O Ayı oynatıcı benim... Deymeyin kayfime lütfen.


Sevgili dostum, sevgili arkadaşıma.

Bana gönderdiğin, geçmişten seslenen mektuplarını okurken inan ruhum İstanbul dışına kaçıyor, Anadolu'da 20-30 yıl, belki daha fazlası bir kasabanın kenar mahallelerinde yaşamaya gidiyor sanki. Yozgat, Uşak, Bayburt gibi. Yazdığın o kar yağışlarını oradan izliyorum. Kardaki kuş ayak izlerini o çocuk halimizle, izliyorum. Sonrada, ensemde bir kar topun patlıyor ve hınzır hınzır gülüyorsun ve birden, karda o kuş izleri kayboluyor tüm mahallenin kızlı-erkekli çocuklarıyla seni kovalıyoruz..!

Biliyormusun Rüveyda adında bir Uşak'lı öğretmenimiz vardı, onu hatırlattın. Biz Uşak ilinin, kışın nasıl karlı ve soğuk oluduğunu sözel ondan öğrenmiştik. Pencereden dışarı bakışlarını, çıkınca düşmelerini, karda oynamalarını ilgiyle dinlemiştik. Çünkü o bize demişti ki.. siz, karın güzelliklerini bilmiyorsunuz. Bu Mersin ne kadar da kötü bir şehir. Besbelli Uşak ilini, yani o da doğduğu yerleri çok özlüyordu... Biz çocukken, evet evet çok az kar gördük o da yaylalara çıkarsak. O neden le, böylesi karlı günlerde ve kuşların izinde benimle kar topu oynamak istiyorsan, lütfen hatırladıkça hatırladıklarını yaz e-mi.. Beni ne olur, lapa lapa karsız bırakma lütfen.

Yine biliyormusun, ben düzenli karlı günleri Ankara'lı okul yıllarımda gördüm. Ankara’yı kışın kesif bir sis basar ve kar tezat bir görüntü oluştururdu. Birde, çabuk kirleniyor diye yakalı gömlekleri, bilirmisin çok az giyerdik. Ama bir sorun daha oldugunu, çok çabuk öğrenmiştim. Çünkü, deniz yoktu bu koca şehirde ve ben deniz olmayan yerde de yaşayamayacağımı burada öğrendim. Lütfen bana, denizi bol olan yerlerden de bahset...

Bu yaz biliyorsun, biraz da işim gereği orta ve doğu Anadolu'yu gezdim. Beni en çok etkileyen Bayburt ve Yozgat ili oldu. Çankırı iline de çok şaşırdım. Çünkü burada, bir tek kare fotograf çekecek alan dahi bulamadım. Bayburt kışı, en sert illerimizdenmiş. Oraya, İzmir'den tayin olan ve 3 yıl geçirmesi gereken genç bir polis elemanının (tam ben oradan ayrılırken tanıştık) nasıl isyan ettiğini gözlemledim. Oda bana İzmir, Uşak, Aydın illerini anlattı ve İzmir'i bende bilirim diyemedim ve tek kelime etmedim. Oradaki var olan dostlarımdan da ve senden de..!!

Kar sevmelerimin boyutuyla da ilgili olacak sanırım, Bolu'da, Karadeniz'de kışın 3 metre kar üzerinde trekking adına çok kez yürüdüm. Kaz dağlarında, şubat ayında tahta kuşlar mevkinde... iki arkadaş, buz gibi dereye girdik sonra da kısmen üşüttüm tüm bunlara rağmen ve ertesi gün Kaz dağları zirvesi yaptık ve zirvede halay çekip konyak içtik-kutladık . Foto galerimde, bu yazdan çektiklerimin küçük bir kısmı yayında. Biliyorsun oralardan da yazışmıştık.

Neyse sevgili dostum bir şehre, bol bol kar yağmalı ki, o beyazlığın etkisiyle insanlar bir birlerini daha çok sevsinler. Ruhları “özlemlerle” coşsun. Bir şehirde deniz de olmalı ki, ruhumuz ürksün ama ufukları seyretsin, hayallere dalsın ve bir şehirde de sanat ta olsun ki bunları yansıtabilsin... hepsi bir bütün olsun. Ben bunu, İstanbul'da bulduğumu sanıyordum. O da, çok değişik zincirlerle... bizleri öyle bir bağlıyorki, insanları garip bir cendere içine sokuyor. Bu seferde sürekli kaçacak, geri dönmeden gidecek hale geliyoruz. Belki sisli bir havada, sanki hiç birini tamda anlayamamış, tadamamış halde bir gün o yüce güç, tamam.. "yetti gari" sana verdiklerim... diyecek ve alıp gidecek. Hani o karda görüdüğümüz, minicik kuş ayak izleri var ya...! her şey gibi, o da kaybolup gidecek... Belki de sizde (sen de) benim gibi, ha bire... nereye ait olduğumuzu arayıp duracağız. O.. bilinmeze götürecekleri güne doğru koşarken..! Biliyormusun, ben tek bir şeye inanır oldum artık. Sadece, Tanrı anlıyor bizi ama ve nedensede hiç bir şey yapmıyor...!! İstese yapar mı..? Evet yapar.

Yaşamın gerçeğinde ise, Tanrı hiç bir şey yapmayacak bunu da biliyorum. Öyleyse, geriye ne kalıyor peki...? İşte bu dostluk. Bu dostluk değerince, saflığınca, büyüklüğünce burada boyutunu yazmaya gücüm yetmeyecek şekilde Yüce Tanrı alıyor ve sonsuzluğa saklıyor. Varsın bu dostluk onun da olsun e-mi..!

Sana yakın geçmişten bir fotograf gönderiyorum iyi bak o fotografa lütfen. O çocuklardan birisi biz olabiliriz ne kadar sıcak bir fotograf değil mi.? Belki de, o ayı oynatıcı bendim. Öyle mutluki, dünya umrunda değil. Oysa ne zorluklar törpüledi onu da...!! Muhtemelen, aylardan da bahar ama kış gelecek ve yine karlar yağacak. Sabah kalktığımızda, kuşların ayak izlerini bozmamaya gayret edecek bu sefer de senin ensene bir kar topu ben patlatacağım... sakın ağlama e-mi. Sonra da, hatırlamak için an-ı donduracak zamana birlikte bırakacağız...

İşte inanıyorum ki o anları birlikte yaşıyoruz ve bunun ikimizde farkındayız. Beni... duyuyorsan annem çağırıyor. Sanırım, annen yine beni şikayet etti... gidersem dayağını yiyeceğim bunu da biliyorum. Yüce Tanrım kurtasın beni e-mi..!!

Sonsuzluğun tüm sevgileri sana olsun.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

yozgat, çankırı, bayburtlu... denizi olmayan ilde benimde yaşamam mümkün görünmüyor:)) sevgiler. iyi yıllar.

Ruksan İLDAN 
 17.12.2009 21:13
Cevap :
Sevgili Ruksan hanım merhaba. Bu mektup gerçek bir dosta yazılmış bir mektup ve gün gelirde öğrenirsiniz sanıyorum inanın o zaman çok şaşıracaksınız...!! Size de iyi yıllar diliyorum. Sevgilerle kalınız.  17.12.2009 21:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 25
Toplam yorum
: 48
Toplam mesaj
: 18
Ort. okunma sayısı
: 374
Kayıt tarihi
: 03.11.09
 
 

Bu vatanı seviyorum. Atatürk’ü seviyorum. Yaradanımı seviyorum. İnsanları seviyorum. Güzellikleri ve..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster