Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ekim '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1906
 

Gün Sonu Raporu

Gün Sonu Raporu
 


Gün sonu alıyorum” dedim. “Ne alıyorsun" diye şaşkın bir sesle sordu, anlamadı tabi haklı olarak. Telefonun çalıyor, açıyorsun ve “efendim” diyorsun. Arayan kişi sana selamsız sabahsız, açıklamasız “gün sonu alıyorum” diyor birden. Aslında arayan kişi sana demiyor onu, o sırada kendisine ne yaptığını soran Meltem’e (iş arkadaşı) söylüyor. Fakat bir yandan seni arıyorken -telefonu bu kadar çabuk açacağını beklemiyor elbet- bir yandan da arkadaşına laf yetiştiriyor. Derken sen aniden açıyorsun telefonu ve karşından bir ses “gün sonu alıyorum” diyor sana. Ben olsam ben de şaşırırım tabi...

Neyse, “gün sonu alıyorum” dedim ben tekrar ona. Ve küçük bir açıklamayı hakettiğini düşünerek, küçük de bir açıklama yaptım. Yani işin en basit anlatımıyla “çeşitli bankalara ait pos makinalarından gün boyunca yaptığım bütün işlemleri ayrıntılarıyla gösteren işlem raporlarını alıyorum” dedim. Kırk yıldır tanışıyor değildik hatta yıl bile uygun bir zaman kavramı değildi tanışıklığımıza dair, ama biz kırk yıldır tanışıyormuş gibi, gerçekten günün sonunu getiren bir konuşma, gülüşme ve vedalaşma aşamalarını gerçekleştirip anlamsız başlayan ama anlamlı biten (en azından benim için) telefon konuşmamıza son noktayı koyduk. Yerimden kalktığımda en azından kırk yıldır tanıştığım çoğu insandan beni daha fazla anladığına emindim.

Elimde evraklarım muhasebenin yolunu tutmuşken bir yandan da kendi kendime konuşuyordum çoğu zaman yaptığım gibi. Kendi gün sonumu da alsam nasıl olur acaba diye düşünmeye başladım birden. Bedensel ve zihinsel faaliyetlerim için her gün “gün sonu” yapsam mesela. Duygusal, zihinsel, fiziksel raporlarımı sırasıyla akıl ve yüreğimden alsam. Sonra vicdanıma sunsam, “al işte bugünde böyle geçti bak bakalım ne var ne yok” diye. Eksik mi kalmışım çoğu zaman olduğu gibi yoksa fazlalığım var mı bir sonraki güne kalan. Ya da ucu ucuna eşitlemiş miyim bugünümü, ne karda ne zararda, ortalarda bir yerlerde yaşayıp gitmiş, tüketmiş miyim. Yarına ne bırakmışım, ne taşımışım bugünden. Yarından yana neye ümitlenmişim, heveslenmişim. Bak bakalım ne katmışım kendi ellerimle kendi yaşamıma, ve neleri atmış, azaltmışım kendimden. Hadi kendime olmadı diyelim, bir başka yaşama bir yararım dokunmuş mu acaba, kendim için olmasa bile bir başkası için iyi bir şey yapmış mıyım. Yoksa suya sabuna dokunmadan bir günü daha yırtıp atmış mıyım ömür denen bu sayfaları hızla tükenen takvimden...

Tüm bu ve benzeri soruların cevaplarından oluşan uzun bir rapor sunsa bana vicdanım. Sonra ben o raporu okuyup, üzerinde iyi kötü düşünüp, artık “dün” olan bugünden alacağımı alıp, yarına doğru devam etsem. “Gün başı” yapsam yeni bir gün için mesela. Sil baştan, yine, yeni ve yeniden başlasam....Olur mu acaba. Neden olmasın ki. Gerçi bu soruların çoğunu zaten gün içinde sormuyor muyuz kendi kendimize. Yada geceleri tekbaşınalığımızı bu cevabı çoğu zaman bilinmeyen, bilinse bile nedense tam olarak verilemeyen sorularla boğup durmuyor muyuz. Sonra da sırf bu soruların ağırlığından kurtulmak için belki de, uykunun o sıcacık kollarına sığınıp da kaçmıyor muyuz kendimizden...Belki de bu cevapları erteleyerek aslında bütün bir yaşamımızı ertelemiş olmuyor muyuz. Ve her seferinde biraz daha eksik yaşamıyor muyuz hayatı olması gerektiğinden...

Telaşla çıktım muhasebeden. Yok yok vazgeçtim ben bu işten diye söylendim kendi kendime. Ucu bucağı gözükmeyen upuzun bir raporu düşünmesi bile yormuştu beni. Yok yok böylesi daha iyi. Ben kendi kendime hallederim duygularımı, düşüncelerimi, yaptıklarımı, yapacaklarımı, kendime dair ne varsa hepsini...İşleme, rapora, işin içine rakamların girmesine ne gerek var. Hem ben oldum olası matematiği de hiç sevmem...Bırakmalı, akıp gitmeli hayat bir su gibi ellerimden. Ben avucumda kalan su damlalarının değerini bileyim, o serinliği hissedeyim yeter...

"Ne oldu ne bu suratının hali" diye sordu Meltem. Topladım pılımı pırtımı, "yok birşey" dedim, "işim bitti, çıkıyorum ben. Gün sonlarını muhasebeye teslim ettim."



*Foto: Yakup Hapyan
**Zeyno Can gün sonlarımı alıp sana kaçıcam haberin olsun...
***
Anadolu'da bir kızım var, öğretmen olacak" projesi için;
http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=45243


Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Gün sonu raporları , hatta dönem sonu, ay sonu raporları (Bende bunlardan da var !) ile yaşanan hayatın hiç tadı olmazdı be küçüğüm. Bak sana burada özellikle küçüğüm , diye hitap ettim. Benim de hiç işim olmadı, o gün sonu raporları ile.İnce inçe hesaplarla. Sadece başımı yastığa rahat koyabilmek, benim için önemli. Şuurlu vicdansızlık yapmamış olabilmek...Hayat geri kalan raporları kendisi hallediyor zaten. Senin bunu çözümlemiş olmana şaşırmadım, yüreğin yeter de artar bile hesapları kapatmaya. Sevgilerimle...(yazı harika bu arada-tam benlik...)

Neşe İleri 
 07.11.2007 11:17
Cevap :
seninde dediğin gibi kafanı yastığa koyduğunda için rahatsa eğer, o zaman doğru yoldasın demektir. ve önemli olanda senin iç huzurundur öyle değil mi...valla biliyordum bu yazıyı beğeneceğini al senin olsun o zaman canımın içi...  07.11.2007 11:51
 

"" edebilseydik yazıyor ya; tırnak içindeki kelime neden çıkmamış anlayamadım. "Delete" yazmıştım. Yani; "silebilseydik" diyorum. Asıl kelime olmayınca cümlenin anlamı da eksik kalmış...neyse...sanırım mavi sevgilerime gereksinimin vardı; tekrar yolluyorum; kucak dolusu...

derinmavi.. 
 01.11.2007 18:27
 

Çok fazla hesap kitabı bende sevmem Özlem'ciim. Hayat hesaplar yapmaya değmeyecek kadar kısa diye düşünürüm. Plansızca, hesapsızca yaşamalı ve başını yastığa koyduğun anda vicdanını rahatsız edecek birşey yapmadıysan yaşadığın ve bitirdiğin gün içersinde o zaman "iyi uykular canım" Rahat uyuyabilirsin;) Sevgiyle...

Tülay TERZİOĞLU 
 31.10.2007 10:56
 

Matematiğe teslime edip tüm hesapları biz yine yaşamaya devam edelim hesapsız hep yaptığımız gibi ... En iyisi bu:) Dimi cicim ? :)

Tuğba Ilgaz 
 30.10.2007 11:53
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 246
Toplam yorum
: 3111
Toplam mesaj
: 623
Ort. okunma sayısı
: 954
Kayıt tarihi
: 27.01.07
 
 

30’ lu yaşların ağırlığında geçiyor artık yaşam ama teğet geçerek, ama kurcalayıp didikleyerek...İst..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster