Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Ekim '08

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
1139
 

Günahlar - Ateizm - Ümitsizlik

Günahlar - Ateizm - Ümitsizlik
 

Bu yazıda Ateizmin zahirdeki değil de hakiki, gerçek saikinin, sebebinin nereden kaynaklandığını ve nasıl ortaya çıktığını açıklamaya çalışacağım.

Baştan şunu ifade edeyim yanlış anlaşılmalara karşı : Her günah işleyen insan küfr denizine düşmez. Fakat günahlar insanı küfür denizine bir adım daha yaklaştırırlar. Ayrıca bu yazılarım normal müslümanlığını yaşayanları da kesinlikle gevşekliğe teşvik etmesin.

Allah ilk insan olarak Hz.Adem i sonra da Hz.Havva yı yarattı. İnsanoğlunun dünyadaki yolculuğu böylece başlamış oldu. Başlangıçta ademoğlu Allah a inanıyordu. Zaten akıl ve mantık Allah a inanmayı gerektirir. Fakat acaba insan her zaman aklını ve mantığını kullanabiliyor mu? Hayır. Bazen insandaki diğer hisler ve duyular ağır basıyor ve günahların da etkisiyle akıl devredışı kalabiliyor.

Çünkü günahlar imana değil de küfre dosttur ve yakındır. Yani günahlar imana karşı küfrü desteklemekte, tabiri caizse küfür lehine lobi faaliyetleri, reklam propagandaları ve şantajlarla insandan imanını istemekte ve ona küfrü satmak istemektedirler.

Anne-babasından öğrenmeyip de sonradan Ateizmi kabul edenler geçmişe bakarlarsa hatırlarlar ve çok iyi bilirler ki insan nötr durumda iken( günahlar etrafını sarmamış iken) Allah ı inkar insana çok saçma gelir. Bunu çok iyi bilen bazı Ateizm çevreleri genelde gençleri önce nefse hoş gelen gece hayatı, içkiye, kızlara ve diğer nefse hoş gelen günahlara alıştırırlar. Yani zavallı kurban önce günah çukurlarına çekilir, bir sürü günah işlettirilir, sonra günahların çokluğu kendisini ümitsizliğe sürükler. Zaten işlediği günahlar nedeniyle ümitsizliğe kapılan genç buna ilaveten : Allah, Peygamber, günah, cennet ve cehennem yoktur ; bunları kafana takma, hayatını yaşa, sen yanlış şeyler yapmıyorsun ki, insanoğlu bir yaratıcısı olmadığı için özgürdür, istediğini yapmakta serbesttir gibi sözlerle arkadaşları onu iyice dinden soğuturlar. Sonra çok az bir iş kalır geriye. Ateizm önderlerinin kitapları, başta Marksın ve Darwinin kitapları okutulur. Zaten küfr denizinin tam kıyısında duran genç bu görünüşte mantıklı, bilimsel fikirleri ( dinden uzak düştüğü için) başka çaresi kalmadığı için kabul eder ve denize düşer ve bu denizden bir daha çıkamazsa ....Kendisi için Ebedi Helaket kapısını açmış olur.

Bir anne-baba çocuklarını nasıl kollamakta ve korumakta iseler, akıl da insanoğlunun anne-babası gibi insanoğlunu korumaktadır. Nasıl ki anne-babası yanında olmayan çocuklar kandırılmaya müsait iseler, aklın olmadığı ya da günahlar ile devre dışı bırakıldığı zamanlarda insanoğlu da kandırılmaya, aldatılmaya müsait hale geliyor.

Bazı okuyucular diyebilirler ki inanmayan bir sürü deha insan var bu yazdıkların ile çelişmiyor mu? Hayır çelişmiyor. Çünkü o insanlar dünyevi işlerde zihinlerini doğru kullanıp zekalarını çalıştırıyorlar. Fakat Allah ın varlığı mevzuuna gelince işledikleri günahlar ve içinden çıkamadıkları alışkanlıklar ( Can çıkar ama huy çıkmaz ) ( Yani aslında alışkanlıklarından vazgeçemiyorlar) akıllarını devre dışı bırakıyor ve akılları ile değilde nefislerinin kendilerine seslendiği şekilde yaşıyorlar ve bu yaşamlarına uygun olarak da sapkın fikirler (Diyalektik Metod ve Evrim Teorisinin icadı gibi) ortaya koyuyorlar.

Hz.Ömer : İnsanlar inandıkları gibi yaşamazlarsa, yaşadıkları gibi inanmaya başlarlar.

Zaten iman, amel ile desteklenmediği sürece yıpranacak, desteksiz kalacak, bir yerden sonra kendisi de insan bedenini terkedip gidecektir. Hz. Ömer(R. A) in de belirttiği gibi insanoğlu Allah ın emirlerini yerine getirmedikçe, sürekli günahlar içinde bulunması sebebiyle artık Allah dan uzaklaşacak, Allah yokmuş gibi hareket edecek(emirlerine uymamak haşa O nu yok saymak gibidir; öyledir demiyorum) bir zaman sonra da haşa Allah yok diyecektir. Çünkü insanoğlu genelde davranışlarının hatalı olduğunu kabul etmez ve Psikoloji deki Savunma Mekanizmalarını devreye koyar. Yani davranışları yanlış bile olsa birtakım gerekçelerle kendini aklamaya ve davranışlarının doğru olduğunu kendisine ve çevresine kanıtlamaya çalışır. Şimdi Allah ın emirlerine uymayan, fakat sürekli günah işleyen biri yaptığım şeyler günahtır fakat ben bundan kendimi alıkoyamıyorum diyerek hatasını kabul etmezse geriye tek bir şey kalıyor o da : içki içmek, kumar oynamak, başkalarının hakkını yiyip zulmetmek, ibadetleri yapmamak.....günah değildir şeklinde inanmak. Ve zamanla işlediği fillerin günah olmadığına, bunlardan sorumlu olmayacağına inanıyor. Ve iman dairesinden çıkıyor.

Bu şekilde her insanın yapamadığı, kendisine zor gelen Allah ın emirleri olabilir. İşte kimisi rüşvetten, kimisi yalandan, kimisi içkiden, kimisi zinadan, kimisi kumardan .....kendisini alamıyor. Sonra da bu fiilerini daha rahat yapabilmek için önce Allah ın ayetlerini, sonra Peygamberini, sonra da kendisini yaratan Allahı kabul etmiyor. Çünkü işlediği fiilin günah olduğunu kabul eden biri herkesin gözü önünde sürekli bu filleri işleyemez. Ama dini reddettiği zaman yapacağı tüm kötülükleri baştan günah olarak görmediği için vicdanı rahat bir şekilde içkisini içecek, faizini yiyecek, kumarını oynayacak....günümüzde de sokaklarda bile bu fiiler pervasızca nasıl yapılıyor sanıyoruz. Kendisine bunların yasak olduğunu hatırlatan olursa cevapları da hazırdır :Gericiler, yobazlar, bunlar hiç günah olurmu.

Mesela; Amerika bile Afganistan a, Irak a işgale giderken yok terörist peşindeyiz, yok o ülkeyi demokratikleştirmeye gidiyoruz diyerek hem kendi vicdanını( Amerika toplumunun) rahatlatmaya çalışmış hem de kimse inanmasa da zulmüne bir kılıf bulmaya çalışmıştır. Bunları niçin yazıyorum. İnsan her zaman olması gereken doğruları yapamaz. Fakat bu yanlış hareketlerini, hem kendisine karşı hem de diğer insanlara karşı doğru gibi göstermeye çalışır. Yani yaptığı işgalin, işgal olmadığına bunların doğru şeyler olduğuna inanıyor. Açıktan ben Emperyalist, Sömürgeci ve işgalci bir devletim ve sana istediğim zulmü yaparım diyemiyor. Kısaca inandığı ilkelere ( İnsan Hakları Beyannamesi, Birleşmiş Milletlerin kabul ettiği diğer uluslararası anlaşmalar, Avrupa Birliği normları....) inanmayınca yaptığı zulümlerin doğruluğuna inanmaya başlıyor.

Sonuç :Nasıl ki bir insan hata yapsa fakat sonradan bu hatasını kabullense, pişman olsa diğer insanlar onu hoş görürler hatasını anladı deyip belki affederler. Yani kişinin hatasını kabullenmesi güzel ve hoş görülen bir şeydir. Aksine hatalı olmasına rağmen doğru hareket ettiğini ısrarla savunan birisi halk tarafından nefretle karşılanır.

İşte insan da günah işlese bile bunun günah olduğunu kabul etse ve Allah tan bağışlanmayı dilese Allah affeder. Ve bu inanışı ile Allah ın hoşuna gider. Bu nedenle Allah ın yasaklarından kaçınamasak da( ki bunun için çalışmalıyız) kesinlikle inkar yolunu seçmemeliyiz.

Aksi halde Said Nursi' nin de belirttiği gibi; Bu dünyada rahatça yasak fiileri işleyebilmek için inkar yoluna sapan bir insan bu dünyada göreceği yalancı bir vicdan rahatlığına karşılık ahirette ebedi bir cezaya çarptırılacak ve bu haliyle sineğin ısırmasından( günahları günah kabul etse işlediği günahlar nedeniyle vicdanen rahatsızlık duyacak) kaçmakta fakat yılanın ısırmasını kabul etmektedir( Ahiretteki ebedi ceza)

Peygamberimiz ( S. A. S) : '' Kalbinde zerre kadar iman bulunan bir insan ebediyen Cehennem de kalmaz buyuruyor''. Yani müslümanlar ne kadar günahkar da olsa sonuçta cennete gidecekler. Fakat kalbinde zerre kadar imanı olmayan bir adam ebedi cehennemda kalacaktır.

ÜMİTSİZLİK

Bazen günahların çokluğu insanın inanmasına engel olur. Şeytan insana: bir sürü günah işledin bundan sonra Allah seni affetmez deyip insanı ümitsizliğe atmak ister.

Bundan da korkmamak gerekir.Çünkü hiçbir günah inkar etmeğe değmez.

Örnek 1. İslamiyet öncesi Ömer adında bir adam vardı. O da diğerleri gibi kızını diri diri toprağa gömenler arasındaydı. Sonra İslamiyeti kabul etti. Ve Peygamberden sonra İslamiyetin 2. büyük insanı oldu. Bu adam
Hz. Ömer ( R.A) idi.

Örnek 2. Müslüman olmadan önce siyahi bir adam vardı. Bu adam kainat kendisi için yaratılan, Allah ın en sevgili kulu Peygamberimizin ( S. A. S) öz amcası, destekçisi, Allah ın aslanı lakabıyla anılan Hz. Hamzayı öldürdü.Bu adam Hz. Vahşi idi. Fakat sonradan tövbe etti, müslüman oldu ve cenneti kazananlardan oldu.

Örnek 3. Hz. Hamza nın ( R. A) ölüm emrini veren Hint sonradan sonradan müslüman oldu ve cenneti kazananlardan oldu.

Örnek 4. Müslüman olmadan önce bir adam vardı. İslamın baş düşmanının oğluydu. Babası ile beraber başta Peygamberimize ve ashabına yapmadıkları kötülük kalmamıştı. Babası iman etmeden öldü. Fakat kendisi sonradan tövbe etti ve müslüman oldu. Bu adam Ebu Cehilin oğlu İkrime idi.


Şimdi soruyorum ; Günahları kendisince affedilmez gibi görünen ey İnsaflı, Hakikati Arayan Ateistler ; Hanginiz bir çocuğunuzu diri diri toprağa gömdünüz, hanginiz Allah ın Arslanını öldürdünüz, hanginizin babası Ebu Cehil.......ki öyle olsa da fark etmez...

Bir değil 100 kere çocuğunuzu gömmüş olsanız sonradan tövbe edip iman ederseniz tekrar küfre dönmemek şartı ile Allah affeder. Çünkü Allah yeni iman eden birini hiç günah işlememiş kabul ediyor ve ona tertemiz, bembeyaz bir sayfa hediye ediyor. ( günah işleyin sonra tövbe edin demiyorum ; geçmişte kalan günahlar için diyorum)

Mevlananın dediği gibi ; Gel Gel kim olursan ol Gel .İster kafir, ister mecusi( ateşe tapan) İster putperetst ol ister 100 kere tövbeni bozmuş ol. Bizim dergahımız umutsuzluk dergahı değil.

Çünkü insan Allah ın yaratması ile sonradan var olan sınırlı bir varlık olduğu için işlediği günahlar ne kadar çok olursa olsun, isterse milyarları bulsun sonuçta bir sınırı olacağı için, Allah ın sonsuz bağışlayıcılığı karşısında hiçbir şey ifade etmez. ( Şirk ve küfr hariç ; bunlar sınırsızdır ve karşılık olarak da sınırsız, ebedi cezayı gerektirirler; belki başka bir yazıda bu konuyu yazabilirim)

SON KELAMLAR

100 üzerinden değerlendirme yapacak olursak, Allah ın emirlerine harfiyen uyan, günahsız, Allah ın emirlerini yerine getirme ve yasaklarından kaçınmada % 100 başarı sağlayan sadece Peygamberimiz ( S. A. S)'dir. Diğer insanlar kimisi 99.kimisi 98...puan alırlar. Yani her insanın mutlaka yapamadığı şeyler vardır. Çünkü hiçbirimiz Peygamber değiliz. Hepimizin günahları vardır. Şimdi 50 puanlık ya da 20 puanlık bir adam ben hepsini yapamıyorum o halde hepsini bırakayım mı diyecek. Bu yanlış bir düşünce olur.

Güzel bir söz : Tamamı yapılamayan bir şey tamamen de terk edilmemelidir.

Örnek : Bir adam yaralı olsa ve çok kan kaybetse buna karşılık yaralı kişi etrafındakilere : ''Olan oldu kan kaybını engellemeye çalışmayın, bırakın öleyim'' çevresindekiler de '' Bu adam zaten kan kaybediyor bırakalım ölsün '' deseler, doğru olur mu? İnsan gücünün yettiği ölçüde ne kadar kan kaybına engel olursa o kadar iyidir. İnsanoğlu da günahlar ile ne kadar manevi yaralar alsa ne kadar kan kaybına uğrasa da kesinlikle inkar yolunu seçmemeli, ümitsizliğe kapılmamalı, günahlardan kaçınmalı kaçınamazsa bile günah olduğunu kabul etmeli ve İman dairesinden çıkmamalıdır

İşte puanlamada % 1 lik puan Eşhedü En La İlahe İllallah ve Eşhedü Enne Muhammeden Resulullah dır.( Şehadet ederim ki Allah dan başka İlah yoktur ve yine şehadet ederim ki Muhammed ( S. A. S) onun kulu ve elçisidir)

Yani kişinin İslam adına hiçbir ameli olmasa fakat sadece % 1 lik görevi yerine getirse bile sonunda kurtulacak ve her halükarda cennete gidecektir. Zaten belli bir ibadeti olanlar böyle yapsın ve geriye gitsinler demiyorum. Ayrıca sadece bu % 1 lik kısım ile yetinenler küfr denizinin tam başında durmaktadırlar. Her an denize düşme tehlikeleri vardır. İyi ameller kişiyi bu denizden uzaklaştırmasına karşılık günahlar kişiyi bu denize yaklaştırırlar. Bu nedenle bununla yetinmek pek akıl karı değildir. Fakat bu % 1 lik kısmı da yapmayanlar ebedi cehennemde kalacaklardır. Allah ın bu kadar ihsanına karşı sadece tek bir cümleyi kabul etmemek ve inkara sapmak ve bunun karşılığında ebedi cezaya çarptırılmak elbette milyarlarca kez adalettir.

Kelime-i şehadet bu kadar zor mu?

Bu yazıyı okuyup da anlamadığı bir mevzuu olanlar soru sorabilirler. Dilimin döndüğünce cevap vermeye çalışırım.

Allah ın Selamı, Rahmeti ve Bereketi üzerinize olsun


Mikail

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 6
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1570
Kayıt tarihi
: 23.09.08
 
 

Marmara Hukuk mezunu. Serbest avukat olarak çalışmakta. İlgi duyduğu konularda yazılar yazmakta. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster