Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Temmuz '07

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
1213
 

Günbatımı gündoğumu

Günbatımı gündoğumu
 

Günbatımı ve gündoğumu basit bir döngü mü? Yoksa insana dair birşeyler mi söylüyor? Merak edenler için..

Dünyamızın kendi etrafında bir kez dönmesiyle oluşan gün kavramı bir gündoğumu ve bir günbatımını içeren ve bize evrenin milyarlarca yıllık muhteşem döngüsünü örnekleyen en basit ve küçük modelidir. Bu bize sadece astronomik anlamda bir model olmaktan öte, aslında insan yaşamının da temel döngüsünü açıklayan bir kavramdır. Doğum ve ölüm, mutluluk ve acı, karanlık ve aydınlık, gece ve gündüz, açlık ve tokluk, uyku ve uyanıklık, iyilik ve kötülük, savaş ve barış, başarı ve başarısızlık, cesaret ve korku ve bunun gibi insan yaşamına ait karşıtlıklar aslında bizim ürettiğimiz, var ettiğimiz durumlar olmaktan çok kaçınamadığımız ve tabi olduğumuz durumlardır. Tüm evren ve doğa kendi içinde bu ikilikleri barındırır ve doğa bu ikilikler, karşıtlıklar arasında salınan bir dengeye sahiptir.

Ancak biz bazen bu dengenin ve döngünün dışındaymışız gibi yaşamaya çalışır, bu dengeyi sürekli kendi lehimize değiştirmek için çabalar dururuz. Doğumu kabul eder ölümü kabullenmeyiz, mutluluğu kabul eder acıyı kabullenmeyiz, başarıyı kabul eder başarısızlığı kabullenmeyiz... Hayatı olduğu gibi kabullenmeyiz, hep bir suçlu ararız ve hatta bazen cezayı da keseriz. Biz bu doğanın bir parçası değilmişiz gibi, ondan ayrı bir sisteme tabi bir varlıkmışız gibi algılamaya ve davranmaya çalışırız. Ama bilmeliyiz ki bu çabalar nafile. Ne yaparsak yapalım; ne kadar zeki olursak olalım; ne kadar ‘ayrıcalıklı’ olursak olalım; bize Tanrı’nın diğer canlılardan farklı olarak verdiği zeka ve akla sahip olduğumuz için ne kadar bu doğal denge ve döngünün dışındaymışız / üstündeymişiz gibi davranalım, boş. Çünkü evrenin kanunlarını değiştirecek gücümüz yok ve insanoğlu bunu hiçbir zaman yapamayacak.

O halde ne yapmalıyız? Önce ayaklarımız yere basmalı ve bu evrensel sistemin ve onun işlevi olan doğanın acizane bir parçası olduğumuzu alçakgönüllülükle kabul edelim ve bununla birlikte yaşamın bize getirdiği güzel ve hoş şeylerle birlikte, kötü ve acı olanlarını da kabul etmeyi öğrenelim. Bunu temel bir algılama arka planı olarak sindirdikten sonra, işte o zaman bize verilen zeka ve akılla hem kendi yaşamımızı, hem de insanlık adına yaşamı daha iyi, daha güzel kılmak için çalışalım. İnsan olmanın gücüyle insanlık değerimizi olabildiğince yükseğe taşımaya çalışalım. Sonuçlarını da, iyi veya kötü, hayatın getirdikleri olarak kabul edelim. Ayrıca bunu sadece hayat algılaması bakımından gerçekleştirmemiz de yeterli değil. Bununla birlikte doğanın bu evrensel dengesini bozmak değil korumak için çaba gösterelim. Alacağımız her kararı, atacağımız her adımı bir de bu yönden gözden geçirelim; doğanın akışına uygun mu, doğal dengeyi bozuyor muyuz diye. Geçici çıkarlar, geçici yapay mutluluklar elde etmek adına, hem kendimiz hem tüm insanlık için hayatı kötüleştirmeyelim, o korktuğumuz, kaçındığımız ölümün bile masum kalacağı yanlışlara ortak olmayalım. Yoksa sadece doğanın bir kanunu olan o kaçınılmaz ölümle kalmayacağız, daha da kötüsü; yaşamımızı da yok edeceğiz. Ve çocuklarımızın geleceğini…

Uzm. Psk. Bülent Korkmaz

www.krmgelisim.com

www.facebook.com/krmgelisim 

http://www.krmgelisim.com/duyurular-haberler/tutsak-ruhlar-kitabimiz-yayinda

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bireyin kişisel gelişimi sanat ve kültürle ilgili olduğu kadar psikoloji ve sosyolojin başını çektiği bilim dünyası ile de ilgilidir. Tabiki felsefeyi (bilgisevim) de unutamayız. Tebrik ederim.

Özkan Salman 
 10.07.2007 1:55
Cevap :
İlgi ve katkınıza teşekkür ederim..  10.07.2007 13:00
 

Bilinçlenme, zarar veren madde bağımlılıkları, aile içi şiddet, gençlerimizin sorunları, hayatın her alanındaki stres ve bunalımlar vb. Sizlerin, bireysel ve grupsal bakımından topluma hizmet alanlarınız iyi bir organizeyle grupların artmasına paralel bu hizmeti ekonomik alma açısından sunulmasıyla ve hedef kitlenin sadece hasta değil, kendini geliştirmek isteyen insanlara da hizmet olduğunu biliyorsunuz. Burda önemli bir nokta siz ile toplum arasına bir halkla ilişkiler, tanıtım, duruş, yaklaşım, ihtiyacın hissettirilmesi, fark ettirilmesi vb yönünde bir dinamik yapıya ihtiyaç duymaktadır. Bu eksikli umrarım aşılır ve gelişir. Yazılarınızın eleştirilemeyecek kadar doğru olması nedeniyle bir katkı görüşümü vermek istedim. Değindiğiniz konunun insana etkisini vererek verimli, başarılı, özgüveni kazamış olarak toplumda nasıl iyi bireylerin arttırımı yönüyle düşünmemize sevk ediyor. Saygılarımla.

Özkan Salman 
 09.07.2007 19:50
 

Kötü ve acı olanları kabul edip ayakları yeniden yere basmak,yaşamı daha iyi ve güzel kılmak adına çabalamak çok zaman alıyor.Hatta geçenlerde okuduğum ''unutma hapı'' haberinde işe yarar mı acaba demekten kendimi alıkoyamadım.Süreleri kısaltmak için bir yol var mı?Sevgi ve selamlarımla.Elinize sağlık

mavinin güncesi hanife 
 09.07.2007 14:39
Cevap :
ne yazıkki bu süreleri (acı çektiğimiz) kısaltmanın sihirli bir formülü yok. Ama vurgulamak istediğim gibi 'kendi yaşamımızdaki olumsuzlukları da, doğanın dengesi içindeki doğal bir unsur olarak kabullenmemiz' anlayışını sindirmemiz ve etkin kılabilmemiz için bir süreye ihtiyacımız var. Denemeli ve sabretmelisiniz. Hoşçakalın.  09.07.2007 15:00
 

Yaşam denilen döngü karşıtlık temeli üzerine inşa edilmiş. Yaşamdaki her şey karşıtını varederek varolabiliyor! Tüm karşıtlıklar birbirini tüketmeden birbirinden besleniyor. 'Güzel', 'çirkin' sayesinde güzeldir. 'Doğru', 'yanlış' varolduğu için doğrudur. 'İyi', iyiliğini 'kötü'ye borçludur. Ve tüm bunları olabildiğince algılama yetisine sahip insanoğlu, elbette tüm karşıtlıkları yaşayacak; iyi ile karşılaşıp mutlu da olacak, kötü ile tanışıp bedbaht da!.. Sevgilerimle...

habişş 
 09.07.2007 14:10
Cevap :
Varoluşun dinamiğini izah eden güzel yorumunuza teşekkürler. Umarım yaşamınızda da teoride kalmıyordur.. hoşçakalın.  09.07.2007 15:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 34
Toplam yorum
: 79
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 4099
Kayıt tarihi
: 02.07.07
 
 

Uzman Psikolog Bülent Korkmaz kuruculuğunu yaptığı KRM GELİŞİM'de ve özel bir hastanede, aynı zam..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster