Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ağustos '19

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
79
 

Günce

Sevgili Güncem,

Saat altıya beş var iken kalkıverdim yatağımdan. Önünü kesemediğim yersiz düşüncelerimin yahut kaygılarımın beni daha fazla pışpışlayıp bulandırmasına izin vermedim. Sabah ayazından beni korusun diye de bir şal alıverdim omuzlarıma, balkona çıktım. Hava bugün açık olacak, rüzgar usulca esiyor, her zaman göğü kaplayan pamuk bulutlar yok. Zaten olamazdı da onlar benim düşüncelerimde hep. Dalgın gözlerim kararsız denize takılıyor. Kıyıya kavuşsa mı kavuşmasa mı pek emin değil ama kırıyor arada inadını, dökülüyor kıyıya. Tatlı tatlı fısıldıyor, mis gibi de kokuyor üstelik. Bu haliyle genç kızları andırıyor. Kuşlar geçiyor çok, denize konup göçenleri oluyor, aldırış etmeyenleri…

Sabah güneşi pek sevgi, ilgi düşkünüdür. Herkes onu sevsin, saysın ister. Çelimsiz olmasına karşılık saçar tüm renklerini ufka, vakti gelince. İlgisini çekmek istediklerinin yüzüne dik dik bakar üstelik, ağabeyine benzer bu yönüyle. Ağabeyi akşam güneşi ise çapkındır. Nice güzeller nasibini almıştır kendisinden.

Parmak ucunda şöyle bir etrafı yoklayan sabah güneşi ile gözlerimiz kesiştiğinde biraz gururlu hissediyorum kendimi. Günü sanki ben başlatmışım gibi hissediyorum, ben erken uyanmaları asıl bundan seviyorum.

Bir çift takılıyor gözlerime. Bu enerji, hızlı ve heyecanlı adımlar… Gençler, şüphesiz. Yürüyorlar sahilden el ele. Kim bilir onlar da belki güneşi doğurmaya gelmişlerdi ama geç kaldıklarını kesinkes söyleyebilirim. Bugünün anası benim. Pek aldırış etmiyorlar bu duruma, sabahın güzel havasının ve sahilin sakinliğinin tadını çıkarıyorlar. En sonunda kuruluyorlar henüz kavurmayan kumlara yaşıyorlar aşklarını doya doya.

Saatin ilerlediğini ancak plaja adım atan çekirdek aile ile fark ediyorum. Baba şemsiyenin sapını kuma saplarken anne havlu gibi öteberiyi seriyor. Çocuklar oralı olmayıp, denize koşuyorlar.

Çocukluğun en güzel yanı oralı olmamak değil mi zaten? Erişkinliğe adım atana değin fark edemediğimiz ayrıcalığımız. Haberdar olmamak, anlamamak ya da dert sahibi olmamak…

Bu çekirdek aileyi takip eden aileler de olduğundan anlıyorum balkonu terk etme vaktinin geldiğini, saatin geçtiğini.

Saatin geçtiğini veya vaktin ilerlediğini her zaman sayılarla anlayamazmışız güncem, bu aldığım yaşlar bana bunu da öğretti. Bir gün bir bakmışsın, öpülecek yorgun ellerin, dinlenecek nasihatin, uğraşılacak ruhun, sarılacak kalbin, gülünecek yüzün, ağlanacak omzun kalmamış, vakit çok geç olmuş.

İşte böyle, günler geçiyor bak bir sabah daha bitti. Harcanacak tek bir saniye dahi yok, plajın kumsala yakın kumları renk renk şemsiyeler ile doldu bile. Her cümlenin bir noktası olduğu gibi her güncenin hatta her günün de bir sonu var, güncem.

Bir başka sabah yine görüşürüz.

 

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 8
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 90
Kayıt tarihi
: 17.04.16
 
 

Oldukça sıcak bir ağustos günü Istanbul'da gözlerini açmış ve teni burada kavrulmuştur.Yoga yapma..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster