Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Eylül '16

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
15497
 

Günde 2 saat uyku yeter mi?

Günde 2 saat uyku yeter mi?
 

Lenonardo Da Vinci


Evet yanlış duymadınız.

Bir teknik ile günde 2-4 saat uyku ile tüm günü geçirmek mümkün.

Gelin dilim vardığınca anlatmaya çalışayım. Zira, henüz bunu denemedim ama gerek açık denizlerde uzun süreli seyahat edenler, yarışmacılar, yelken ile uğraşanlar, gerekse ABD Ordusundaki Deniz Piyadeleri ve NASA astronotları tarafından uygulandığını okudum. O yüzden de gönül rahatlığı ile paylaşabilirim. Özellikle uzun seyahatler sırasında bu tekniği kısa süre için de olsa kullanarak az uyku ile yetinebildiğimi de gözlemledim.

Öncelikle şunu kesinlikle belirtmek isterim ki, uyku bizler için şart. Zira, beynimiz ve vücudumuz uyku sırasında bir nevi park edilip, şarj oluyor. Uyku sırasında beyin, tüm günlük faaliyetleri kategorize ediyor, sıralıyor, düzenliyor, ilişkilendiriyor, arşivliyor. Böylece de hafızadan bilgi ve anıları çağırmak kolaylaşıyor. Deneyler gösteriyor ki uykusuzluk insanın rutin yaşamı ve karar verme fonksiyonlarını olumsuz etkiliyor. Bu yüzden uyku insanlar için şart.

İnsanın sirkadyen döngüsü gereği 8 saat uyuması tavsiye ediliyor ki, bu da yaşamının üçte birini uykuda geçirmek demek.

Peki daha az uyusanız nasıl olurdu diye bir düşünsenize, size daha çok zaman kalmaz mıydı?

Uykuyu azaltacaksanız da REM uykusunun 1,5 saatlik döngüler halinde olmasından dolayı 1,5 saatlik dilimler halinde azaltılmasının daha iyi olduğunu söyleyenler var. Ama önce az uyumak ile ilgili kendi deneyimimi paylaşmak istiyorum...

Üniversiteden mezun olduktan sonra iş hayatına atıldığım ilk yıllarda fark ettim ki, iş hayatı insanın özel hayat dengesini bozuyor. Çünkü çok talepkar. Özellikle de iş hayatının başında henüz öğrenme aşamasındaysan. Kariyerimin başında ve sonraları yöneticilik basamaklarında ilerlediğim zamanlarda uzun saatler ve hatta Cumartesi günleri bile çalıştığım zamanlar olmuştu.

Ve o zaman fark ettim ki, insanın tek bir hayatı var ve işteki başarısını etkilememesi için kendine zaman yaratması lazım...

Fark ettim ki 60 yaşına gelip, çok para kazanmış ama hayatımı ıskalamış olmak istemiyordum...

Fark ettim ki çocuklarım büyüdüğü zaman, onların sevdikleri şeyleri bilmemek, en güzel anlarda yanlarında olmamış olmak, birlikte hayatın güzelliklerini tadarak anı bankası oluşturmamak, onların hobilerinin, hayallerinin parçası olamamak, görünenin ötesindeki özlerini tanıyamamış olmak istemiyordum...

Fark ettim ki, eşimle güneşin batımını seyretmemiş, uzun saatler doyasıya sohbet etmemiş, onun gözlerinden dünyaya bakıp hayattan öğrenememiş, iyi-kötü zamanlarında yanında olamamış, sevgimi istediğim gibi sunamamış olarak ölmek istemiyordum...

Dostlarım ve sevdiklerimle hayattan keyif almadan yaşamış olmak istemiyordum...

Gençliğim ve enerjim geçtikten sonra yaşamaya başlamak istemiyordum...

Ve bazı kararlar aldım o zamanlar hayatı yaşamak ve ıskalamamak için. İlk aldığım aksiyon iş planlarımı takvimde planladığım gibi özel hayattaki programlarımı da takvimime işlemek ve mecbur kalmadıkça buna uymaktı.

Bir diğer aksiyonum ise üst düzey yöneticilerin hayatlarını ve başarı hikayelerini inceleyip neyi, nasıl farklı yaptıklarını anlamak, modellemek ve kendi hayatıma uygulamaktı. Bu incelemelerden ve o dönem birlikte çalıştığım şl ve hayat başarılarıyla emsal teşkil eden üst düzey bazı insanlardan da gördüm ki, az uyuyorlar. Sanki sufilerin “az ye, az uyu, az konuş” desturunu takip ederlermiş gibi.

Uzun bir süre geceleri tek bir kerede, deliksiz 4,5-5 saat uyuyarak günü kolayca geçirebileceğimi gördüm. Ancak 05:30’da spora kalktığım günler öğleden sonra metabolizmam zorlanıyordu. Ancak “öldürmeyen güçlendirir” mantığıyla sabah kalkmanın beni ne denli dinç kıldığını görmek, kendi iradem üstünde erken uyanmanın ve spor yapmanın zorluğuna rağmen hakimiyet sağlamak ve kendime her sabah 2 saat zaman ayırabilmek beni çok motive ediyordu. Hayat amacımı gerçekleştirebilmek için sabahları bu zaman benim coşkumu tetikliyordu.

Evet ailemden ve hayallerimde çalacağıma uykumdan çalmak ve hayallerimi, isteklerimi gerçekleştirmek mümkündü.

Zamanında Victor Hugo’ya gece geç saatlere dek çalıştığı için “lütfen dinlenin, kendinizi fazla yoruyorsunuz” diye söyleyenlere üstad şöyle cevap verirmiş. “Bu dünyadan göçtükten sonra dinlenecek çok zamanım olacak”

Benim yöntemim bende işe yaradı ve yarıyor. Ancak başka yollar da var. Yakın zaman önce öğrendiğim bir yöntem ile 2 saat uyku ile günü geçirmek de mümkün. Bizler akşam tek bir kerede tek fazlı bir uyku uyuyoruz, Da Vinci Uykusu denen bu yöntemdeki uyku ise çok fazlı bir uyku. Çünkü kişi her 4 saatte bir 20 dakika uyuyarak REM uykusuna girmeden uyuyor ve bedenin uyku ihtiyacını karşılıyor.

Tek fazlı uykuda REM dönemi, yani derin uyku hali, çok zaman aldığı için uyku süresi uzun oluyor. Bu derin uyku süresini atlamaya yardımcı olan çok fazlı uyku ise günde 5-6 kere 20 dakikalık uyku dilimleri ile tek fazlı uykudan daha fazla enerji, uyanıklık, farkındalık ve zihinsel performans sağlıyormuş.

Da Vinci uykusundaki sorun ise günün belirli saatlerinde düzenini bozmadan uyuyabilmek. Ayrıca uykuya da hemen dalmak lazım ki düzen ve sistem bozulması. Bu yüzden de modern hayatta uygulanması kolay değil. Gerçi, Vehbi Koç her zaman öğlen aralarında kestirirmiş ve onun gibi uyuyanlar da iki fazlı uyku ile günlerini daha verimli geçiriyorlar.

Düşünsenize kaçımız patron olmadığımız işlerde bu düzeni uygulayabiliriz? Veyahut küçük çocuğu veya bebeği olanlar bunu hafta sonu evde kolay kolay yapamazlar. Hele annelerin durumunu düşünemiyorum.

Da Vinci uykusuna geçmek kolay değil ve 2 haftalık zahmetli bir çalışma gerektiriyor. Zira, bedeniniz yıllardır alıştığı düzeni bırakıp yepyeni ve talepkar bir düzene geçecek.

Bu arada sağlık sorunu olanlar, bedensel yükü ağır işlerde çalışanlar gibi insanlara da önerilmediğini ayrıca belirtmek isterim. Zira buradaki amacım bir reçete vermek değil, kendi hikayemi ve bir yöntemi paylaşmaktır. Bu bilgi paylaşımı doktor tavsiyesi ve görüşü yerine geçemez.

Gelelim bu uykuya neden Da Vinci uykusu denildiğine.

Da Vinci ilginç bir adam ve zamanını en verimli ve etkin bir şekilde kullanmak için bu uyku düzeninde uyurmuş. Thomas Edison, Nikola Tesla, Thomas Jefferson, Napoleon Bonaparte, Winston Churchill gibi tarihin bilinen ve başarılı isimleri de bu uyku düzeninde uyurlarmış.

Günlük hayatın koşturmacası ve gerekliliklerinden dolayı Da Vinci uykusunu uygulamak kolay değil. Ancak önemli olan şey insanın tek bir gece uykusuna ihtiyacı olduğu mitini kırmak. Çok fazlı uykuyu uygulayamasak bile, Vehbi Koç, Bill Clinton, J.F.Kennedy gibi yönetici ve devlet adamlarının da yaptığı gibi iki fazlı uyku ile günlük toplam uyku süremizi azaltmak mümkün.

Bu hafta kıtalararası yaptığım seyahatte bu düzeni 2 gün için uyguladım ve az uykunun kısa dönemde günlük faaliyetlerimi yapmama izin verdiğini gördüm. Tabii ki o 2 haftalık zor ve zahmetli sürecin yanında bu deneme bir hiç.

Ancak Da Vinci’den bile önce Anadolu'muzdaki Erzurumlu İbrahim Hakkı, Akşemseddin, İsmail Hakkı Bursevi ve diğerleri gibi birçok veli az uyurlarmış. Zira sufilerde az uyumak nefsi güçsüzleştireceği ve iradenin nefse hakimiyetini kolaylaştırdığı için istenen bir şeydir. Hatta Erzurumlu İbrahim Hakkı saçlarının uzunluğu ve uzun saçlarını akşamları çenesinin altında toplayarak bastonuna çenesini dayayarak uyuduğu kısa uykuları ile de bilinirmiş. Saçlarının neden uzun olduğunu söyleyenlere de kısa uykularını ve nasıl uyuduğunu anlatırmış.

Açıkçası bana göre konu şundan ibaret...

Tek bir hayatımız var. Belki 20 yıl, belki 60 yıl, belki de kaplumbağa gibi 100 yıl, belki de 130-14o yıl yaşayan Hunza Türkleri gibi. Yapılacak, görülecek, öğrenilecek o kadar fazla şey var ki bu tek hayatta, buna da zaman gerek. Uyku yaşamın üçte birini alarak büyük biz zaman istiyor.

Hangimiz keşke diyerek bu dünyadan göçmek ister? Eyleme geçmeyen hayaller pişmanlıktan başka bir şey getirmez. Kim pişman olarak diğer aleme göç etmek ister ki?

“Ne gerek var?” diye sorabilirsiniz. “Ne gerek var bu kısa yaşamda zorlamaya, zorlanmaya?” diyebilirsiniz.

Yine sufilerde bu zorlamaya “riyazat” deniliyor. Zira, değişim spor yapanların bildiği gibi kasların o zorlanma durumdan sonraki son zorlamalar olmadan güçlenmiyor. Yorulduğun ilk anda bıraktığı zaman ne kaslar ne de insan gelişebiliyor. Tarihteki tüm büyük kazanımlar hep sınırların zorlanması ve ekstra çaba ile olmuş. Çünkü insanın konfor alanından çıkması kolay değil.

Cevabım bu dünyadaki yaşam amacınızı bulmanızdır. Sizi uykunuzdan kaldıracak, hatta uyutmayacak, gerçekleştirmek için içinizi pır pır eden, düşüncesi bile kalbinizi aşık olmuşçasına kanatlandıran bir yaşam amacınız veya hayaliniz varsa, o zaman işte uyku size gereksiz gelecektir.

Çünkü tek bir hayatımız var ve çalışarak para da kazanmak lazım. Ama hayallerini bulan insan gerçekleştirmeden ölmek istemez.

Niyetimiz kısmetimizdendir,

Niyetimizi hayallerimiz besler,

Hayaller ise bize sunulan bir ikramdır.

Hayallerimiz kaderimizin bize seslenişidir.

*

Kader seslendi mi bir kere,

Kalp çarptı mı binlerce kere,

Bedene ne uyku gerek

Ne de fazla yemek

*

Tüm insanlığın ve evrenin hayrına hayallerimizi gerçekleştirmemiz dileğiyle

Sevgiler,

Kenan

https://twitter.com/Naacel

https://www.facebook.com/public/Kenan-Kolday

https://instagram.com/naacel/

http://naacel.blogspot.co.uk/

http://www.felsefetasi.org/author/kenan-kolday

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 239
Toplam yorum
: 48
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1032
Kayıt tarihi
: 29.10.12
 
 

Çocukluğumdan beri kendimden büyük bir şeyleri arayıp durdum. Ve 1999 yılında yaşadığım şoklar il..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster