Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Şubat '07

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
381
 

Gündemdeki din

Toplumda bilginin kaynağı genel olarak iki tanedir. Bunlardan birisi okumak ve araştırmak diğeri ise işitmektir. Toplumumuzun büyük bir kısmı ise bunlardan ikincisini kendilerine bilginin kaynağı olarak seçmektedirler. Duymanın bilginin kaynağı olması inkar edilen bir yol olmamasına rağmen her duyulanın araştırılmadan veya akılca sorgulanmadan kesin doğru kabul edilmesi ise doğru bilgi anlayışına ters bir yoldur.

Benim üzerinde durmak istediğim konu ise toplumumuzda, kasıtlı olarak veya olmayarak, hiçbir zaman gündemden düşmeyen bir konu olan “Din” olacaktır.

İnsanlık tarihi incelendiğinde görülecektir ki dünya üzerinde yaşayan insanların hemen hepsinin hak olsun batıl olsun mutlaka bir inancı vardır. Çünkü inanmak sadece fiziksel bir varlık olmayan insanın fizikötesi (ruhsal) varlığının bir ihtiyacıdır aynı zamanda. Zira sadece akıl ile inanç değerlendirmesi yapılacak olsaydı insanların kendilerine değişik totemleri ilah kabul etmeleri düşünülemezdi. Maddeler dünyasına sıkışmış insanların bile kendileri için, batıl inanışların ibadet şekillerini bir rahatlama yolu olarak görmeleri de insanın sadece maddi yapıdan ibaret olmadığını göstermese açısından bir diğer örnektir.

Din veya dinler ülkemiz gündeminde her zaman yer bulan bir konudur. Zira gündem ne olursa olsun herhangi bir günlük gazeteyi elinize alıp baktığınızda mutlaka bir köşede din konulu bir başlık göze çarpacaktır. İşte konunun burasında yukarıda bahsettiğim meselenin önemi bir daha anlaşılmaktadır ki; Din gibi insanların ruhsal dünyasını, dolayısıyla sosyal hayatını direk etkileyen bir konuda insanların bu bilgilerin doğruluğunu kaynağından sorgulayarak öğrenmedikleri ve bunun sonucunda çok yanlış anlaşılmaların ve bilgilendirmelerin olduğu bir toplumda yaşıyoruz. Öyle ki insanlarımızın din adına öğrendikleri bilgilerin hemen tamamı medyadan okudukları ve izledikleri veya birisinden duydukları bilgilerden oluşmaktadır. Bu da doğal olarak insanların genelde kasıtlı olarak belli çevreler tarafından yanlış fikir sahibi yapılmalarına ve böylece siyasi yollarla maddi ve manevi rant elde edilmeye çalışılmaktadır.

Dinin bu kadar etkin olduğu bir toplumda herkesin üzerine düşen görevler gereği gibi yerine getirilmediği müddetçe de bu çark böyle dönmeye devam edecektir. Üzerimize düşen görevlerin neler olduğu konusuna başka bir yazımda devam etmek istiyorum. Ancak şurası unutulmamalıdır ki insanlara her türlü bilginin ulaştırılmasında, bilgiyi insanlara aktaranlar kadar bu bilgiye ulaşanların da bilginin doğruluğunu sorgulaması bir ihtiyaçtır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Abuk sabuk tarikatlar ve bu tarikatların içerişsinde yer alan çıkar çevreleri yanlı ve yanlış bilgilendirmeyi yapıyor... Kesinlikle katıldığım bir nokta varsa o da herkesin okuması... Ayrıca bilgiye ulaşan insanların da bilgiyi olduğu gibi vermesi gene kişinin ahlakına kalmış bir özellik gibime geldi... İşte öyle...

Barış 
 11.03.2007 15:23
 

Cok net ve guzel bir anlatim olmus. Insanimiz okumaya usendigi icin bilgiyi isiterek almayi amacliyor ve kulaktan kulaga gecen bilgi de amacindan sapiyor. Kimse kitabi, vsyi acip da kaynagindan bilgi ogrenmeyi amaclamiyor. Biraz usengec bir milletiz sanirim. Elinize saglik. Umarim bu konuda yazmaya devam edersiniz, hos olmus. Sevgiler...

Hasan ARSLAN 
 16.02.2007 0:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 4
Toplam yorum
: 10
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 1270
Kayıt tarihi
: 17.01.07
 
 

Bandırmalı olup, Bursa'da yaşayan, endüstri meslek lisesinden sonra ilahiyat fakültesini bitiri..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster