Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Mayıs '15

 
Kategori
Kent Yaşamı
Okunma Sayısı
1526
 

Güne başlamak ve sonrası...

Güne başlamak ve sonrası...
 

Her sabah evden dışarı çıkabilmek için ya güçlü sorumlulukları, zorunlulukları veya hayalleri, özlemleri olmalı insanın. Ya da tümü birden...

Terk edilen ev, aslında özel bir tür kaledir. Bazen yalnızlığın beşiğidir, bazen de sana ait özel bir kalabalığın... Fakat her hâ lukâ rda değerlerin, aidiyetlerin ve direncin mahrem kalesidir orası...

İşte o kolay kolay yıkılamayan kalede bazen uzun bazen de kısa gecelerde "yalın" halinden "den" haline kadar derviş sabrıyla tüm halleri çekilen bir yalnızlığın sabahında, hem kendine hem geçmişindeki paylaşım öznelerine seslenesi gelir insanın içinden ya!.. Bazen öyle başlanılır bir güne;

Bak yine gün kıpırdıyor başucunda

Önce pencereden bak ve selamla günü

Aynaya bak sonra,

gör ve selamla kendini

Sahip olmadıklarını değil de, olduklarını...

Kale güvenlidir. İnsan da tüm canlılar gibi, zarif, naif bir ceylan gibi kalesinde güvencededir. Fakat doğa onu hep kalesi içinde dursun, dolaşsın diye yaratmamıştır ki... Oysa kuzu postu giymiş sırtlanların, tilkilerin, sahte arslanların cirit attığı post-modern megapol caddelerinin o iri makyajlı kaldırımlarına, sokaklarına, çağının albenili ama vahşi ormanına çıkmak gerekir! Kazanç getiren mecburiyetlerin ve aidiyetlerin reddi ya da geri dönüşü olanaksız yerel ve küresel komutlarıyla... Cemal Süreya'nın o ünlü "Ortadoğu" şiirinde dediği gibi " yeni bir hayatın acemileri olarak...", hem de onca deneyime rağmen!.. Peki ya o zaman;

Koy özgüvenini çantana

ve onu hiç yanından ayırma.

Masumiyetini bırak vestiyere

ya da koy onu evinde vazoya

En değerli çiçeklerinin yanına...


Peki tüm bu söyleneler gizli bir iç komutun yarı sarhoş, yarı refleks uygun adımlarıyla yapıldı, kaleden de çıkıldı çıkılmasına da.Ya sonra ?


Katık et bilgini

Bıkıp usanmadan öğrendiklerini

O sağlam, o şaşmaz bilincine

Diri tut kişiliğini ve öz suyunu avucundaki

Aralama ve yorma hemen,

Bazen sağdan, bazen soldan, özellikle de arkadan gelen

o 'ilk-el' saldırılarda.

 

Bırak bencilliğini arkanda, kur içsel empatilerini kendi kendine; engelliler haftasıysa o hafta engellilerle... Soma faciasının yıl dönümüyse  o acıyı yaşayan kurban yakınlarıyla... 


Nasıl başladıysan muhtemelen öyle gider gün,

Saatler geçer ve mesain biter

Onurun zaten baştacı her daim

ve dönerken eve, başındaysa hala

Kutlanmayı bekler, kadehlerin acil nöbetinde

Peki, nöbetçi kadehler dizim dizim karşında da tek biriyle kutlamak aslında yeterli..Ya diğerleri? Ya ataletin hüznü buğulamakta iken kadehlerin kristal parlaklığını? O zaman:

Düşün seni sevip düşünenleri

ve koy önlerine nöbetçi kadeh kristallerini

Hayali var oluşlarının pırıltılı ışığında

Koy sabahki vazoyu da tekrar yanına

ve uğurla günü sonunda

Estetik, masumiyet, bilgi

onur, sevgi ve içli düşüncelerle

Ayrılmaz kardeşlermişcesine.

Yalnız olan kim ?

Ve sonrası sor kendine

Sen mi ? Yoksa,

biteviye ezberlerin fasit dairesinde

durmaksızın devinen,

Yaşıyor olmaktan çok yaşattırılıyor olan

Ruh erozyonlu kupkuru kalabalıklar mı?

İ. Ersin KABOĞLU,

 13 / 05 / 2015 , Ankara.
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

En çok bu yazı çekti beni, kendime yakın buldum:) O yüzden buna yorum yazmak istedim. İnsanın evden çıkmak için gerçekten de sebeplere ihtiyacı oluyor kaptanım. Bana artık evden çıkmak için çok sıradan sebepler yetiyor, mesela: bugün denizin aldığı renk nasıl acaba? çay bahçesinde kaç kişi var, denize yakın bir masa bulabilecek miyim? Çantamdaki kedi mamalarını verebilecek sokak kedileri çıkacak mı karşıma? Kitapçıya hangi yeni kitaplar gelmiş, şöyle en az 3-4 kez tavaf etmem gerek o kitapçıyı, acaba sahilde tanıdık birine, eşe dosta rastlayacak mıyım, belki iki kelam ederiz ayak üstü.. kayalıklardaki balıkçıların oltaları ne durumda? bunun gibi sebepler benim her gün dışarı çıkmam için yetiyor da artıyor:) Kendimi gittikçe daha çok Sait abiye benzetiyorum kaptanım, haksız da değilim galiba:) Hayat, yaşamak öylesine güzel ki, sebepler yaratmalıyız kaptanım, hayata daha çok bağlanmak için sebepler.. sevgi ve selamlarımla..

Mor Okyanus 
 24.06.2015 8:56
Cevap :
Bu içtenlikli ve sempatik yorumunu okurken, "Dişarı çıkabilmek için ne güzel sebepler, ne kadar naif, insanı, hoş ve Sait Faik'in sebeplerine ne kadar da benziyor" diye düşünürken ilerleyen satırlarda bu konudaki itirafın geldi. Bu türden duyarlı yürekler oldukça daha güzel bir toplum hatta daha güzel bir dünya hayalimız de hep canlı kalacaktır. İçten teşekkürler micom, sevgilerimle...  24.06.2015 11:16
 

Tm benim paylaşmayı sevdiğim türden. Akılcı ve duygusal. Hayalli ve bilgili... Şimdi kuru kalabalığın ne olduğunu daha iyi kavradım. Hayat sokaklarında ruhlarını arkalarında yalnız bırakacak denli yaşam telaşıyla koşuşturup duran insan öbekleri olarak hayal ettim bu yazıyı okuyunca.

Muharrem Soyek 
 23.06.2015 16:49
Cevap :
Oysa ki; "Bir sesin yanına bir ses gelince/ Bir kelimenin yanına bir kelime gelince/ Bir insanın yanına bir insan gelince/ Büyürler, büyürler, büyürler/ Ölümden önce..." demiş zamanında usta şair Özdemir ASAF. Halbuki hissettiğiniz gibi günümüzde "insan öbekleri"ne dönüşmüş durumdalar. Çözüm olarak kanımca insanoğlunun günümüzün yapay ve geçici mutluluklar içeren (tüketim ve karşılıklı çıkar ilişkileri bağlamında hissettiği) o derin yabancılaşma ve hiç'lik dünyasından sıyrılıp sağlıklı insan ilişkilerine yönelebilmesi için, önce kendi içine yoğun ve derin bir yolculuk yapması, kendisiyle sıkı bir yüzleşme sonrası aklanarak diğer insanların karşısına çıkması gerekmekte! İlgi, beğeni ve katkınıza içten teşekkürler ve selamlarımla Sn. Soyek...   24.06.2015 15:09
 

Ersin Bey,kurtlar sofrasında; bilgi birikiminle ,alın terinle ekmeğini kazanmaya çalıştığın anlaşılıyor.Bu sofrada, sadece kurtlar yok;kuzu postuna bürünmüş sırtlanlar,tilkiler,sahte aslanlar da var.Böyle bir evrende ekmeğini kazanmanın güçlüğünü gözlerimin önüne getiriyorum da ancak donanımlı,güçlü olanlar ayakta kalabilir.Sana,senin gibi gençlere,başarılar diliyorum.Sevgilerimle.

Hüseyin Başdoğan 
 04.06.2015 21:42
Cevap :
Onur veren değerli ilgi ve övgünüze icten teşekkürler üstad. Blogumuzda söz konusu ettiğiniz o "sofra" konusunda yaptığınız benzeşim zaman zaman benim de zihnime teğet geçen bir sahnedir. Yine de bir tur "sosyal Darwinizmin" işlediğini belirttiğiniz bu amatör ortamda para-pul söz konusu olmadığına göre "sofradaki ekmek" de gönül bahçelerinizdeki yer, bilgi dagarcigimiza kattıklarımiz ve o şekilde paylaşımlarımız olsa gerek! İçten sevgi, saygılar ve daimi esenlik dileklerimle...   09.06.2015 18:10
 

Yaşıyor olmaktan çok yaşattırılıyor olana...Selam ve saygılar :)

Tülay EKER 
 02.06.2015 16:09
Cevap :
Evet. onlara değerli yazarım. Teşekkür ve selamlarimla...  03.06.2015 16:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 337
Toplam yorum
: 3217
Toplam mesaj
: 251
Ort. okunma sayısı
: 2369
Kayıt tarihi
: 05.10.07
 
 

Samsun/Ladik doğumluyum. Çocukluğum ve ilk gençlik yıllarım babamın görevi gereği ülkemizin Orta ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster