Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ekim '15

 
Kategori
TV Programları
Okunma Sayısı
570
 

Güneş'in Kızları neden düşüşte?

Güneş'in Kızları neden düşüşte?
 

; Güneş'in Kızları'nın en önemli sıkıntısı, bitmek bilmeyen sorular. Böyle sırlarla dolu, merak unsurunun puzzle gibi kullanılacağı hikâyelerin olay örgüsünde yapılması gereken...


Türk televizyonlarında daha önce denenmemiş kurgusuyla, karakter çeşitliliğiyle, alışılagelmedik hikâyesiyle hemen fark edildi.

Emre Kınay’ın muhteşem performansıyla dudak ısırttı.

Özellikle Tolga Sarıtaş ve Berk Atan sayesinde ciddi bir fan kitlesi oluştu.

Dolayısıyla da zirveden giriş yaptı Güneş’in Kızları.

Uzun bir sürede, hem Total hem de AB’de birinciliği kimseye bırakmadı.

Ta ki on ikinci bölüme kadar;

Önce totalde ikinci sıraya düştü.

Peşinden de her yeni gelen bölümle biraz daha geriledi.

Ve gelinen nokta;

26 Ekim’de yayınlanan on dokuzuncu bölümüyle,

Total’de 4,14 rating ile altıncı,

AB’de de 4,23 rating ile yedinci sırada yer aldı.

20

Peki, bu düşüşün nedeni ne?

Yani ne oldu da on birinci bölümden sonra izleyici başka dizilere kaçmaya başladı?

Cevap aslında çok basit…

Sorun; kurguda, cevapsız sorularda ve bir türlü bedenleşememekte.

Hadi sondan başlayalım, yani bedenleşememekle…

Güneş’in kızlarının paralel kurguda giden üç çatışması var.

Haluk ve Güneş çatışması…

Selin ve Ali çatışması…

Nazlı ve Savaş çatışması…

22

Geri kalan her unsur, her karakter, her olaycık, ana üç çatışmamıza destek veren yan etkenler.

Hikâyenin omurgası Haluk…

Haluk’un geçmişi, Haluk’un bugünü, Haluk’un geleceği, en önemli merak unsuru…

Çocukken babasından ağır psikolojik şiddet gören, dolayısıyla kendi çocuğuna, yeğenine, eski eşine ve daha birçok kişiye şiddet uygulayan, geçmişi sırlarla dolu biri.

Mesela Güneş’i yıllarca takip etmiş…

Daha ilk bölümde; onu Güneş’in çeşitli yıllarda çekilmiş resimleri ile donatılmış duvarları olan bir odada gördük.

Dolayısıyla yıllarca Güneş’i takip etmiş ve almanağını yapmış.

Psikiyatrı gittiğinde, “o kadını buldum ve evlendim” dedi.

Psikiyatrı da “hem onun hem senin iyiliğin için ayrıl” diye cevap verdi.

Yani Güneş henüz bilmese de Haluk’u Güneş’e bağlayan bir sır var.

Biz de zaten en çok bu sırrı merak ediyoruz.

12

Bu arada on ikinci bölümden itibaren ikinci bir merak unsurumuz oluştu.

Güneş…

Adının aslında Türkan olduğunu öğrendik.

Tecavüzcüsü ile evlendiğini de öğrendik.

Sırlarının bu kadar olmadığı da, daha çok şey öğreneceğimiz de açık seçik ortada.

3

Gelelim gençlere…

Selin ve Ali’ye bakarsak, ortada bir aşk var net ama çekişme de var.

Bir Selin Ali’den, bir Ali Selin’den intikam alma çabasına girişiyor.

Sonra manasızca birinden biri, canım cicim, pişmanım deyip geri adım atıyor ve barışıyorlar.

2

Nazlı Savaş cephesi daha sakin, özellikle de Melisa sorunu çözüldüğünden beri.

Sonuç olarak;

Dizinin on dokuz bölümünü baştan sonra izlediğinizde göreceksiniz ki, bu üç çatışma kendine bir yol tutturmuş giderken, kendi aralarında çok ama çok az kesişiyor.

Yani üç çatışmanın karakterlerinin birbirleri ile ilişkileri yok denecek gibi.

Mesela Savaş’ı ve Ali’yi, Güneş’in yanında aynı sahnede çok çok az gördük.

Ya da Haluk ve kızları…

Mesela Savaş, Ali, Selin, Nazlı dörtlüsünü de...

O da; Savaş’ın kliniğe yatırıldığında, diğer üç kişinin Savaş’ı kaçırıp Ağva’ya gittiği dokuzuncu bölüm ve Melisa’nın neden ortadan kaybolduğunu arkadaşlarına açıkladığı on ikinci bölüm dışında,

Savaş’ı Selin’le,

Ali’yi de Nazlı ile bir arada neredeyse hiç görmedik.

Bu sahneler dışında Selin Ali’yle, Nazlı Savaş’la takılıp durdu.

Güneş ve Haluk ise bambaşka bir yolda yürüyorlar ve aslında kızlar babaları mevzuları dışında pek de onlarla ilgili değiller.

Hatta ilk iki bölümde Nazlı’nın Haluk’un peşine düşmeleri falan bir anda bıçak gibi kesildi, dolayısıyla da Haluk ve kızlar arasında ilişkiyi canlı tutacak organik bağ kalmadı.

Yani bu üç ana çatışma, dolayısıyla da üç ana çift, aynı apartmanda farklı dairelerde oturan, sabah akşam apartmana girip çıkarken denk gelirlerse merhabalaşan modern hayatın mesafeli komşuları gibiler.

Ve tam da bu yüzden Güneş’in Kızları’nın hikayesi bir türlü bütünlüğünü sağlayamayıp, güçlenemiyor, homojenleşemiyor.

4

Gelelim ilişkilere;

Savaş ve Nazlı ilişkisinde yürütücü olay kalmadı.

Melisa’nın gelmesi bir dertti ama çok da büyük bir dert değildi ki, geldi ve geçti.

Şimdilerde de gereksiz, çatışması olmayan, yan yana duran iki karaktere dönüştüler.

Yani Nazlı ve Savaş ilişkisi pasifize edildi.

Ali ve Selin’inde de durum pek farklı değil.

Çekişmeleri başlarda iyiydi ama gereksiz uzadı.

Tekrara düştü.

On beşinci bölümde kırılma yaşandı.

Şimdilerde de onların ilişkisi de pasifize oldu.

Yani iki ana çatışma etkisiz elemana dönüştü.

Adsız

Ve dizinin en önemli sıkıntısı…

Bitmek bilmeyen sorular…

Öncelikle; böyle sırlarla dolu, merak unsurunun puzzle gibi kullanılacağı hikâyelerin olay örgüsünde yapılması gereken, merak edilen o en büyük soruyu sıcak tutmak ama tünelin sonundaki ışığı hep göstermektir.

Yani ana soru hep durur ama o ana soruya giden sorucuklar peyderpey cevaplanır.

Cevaplanmak zorundadır.

Güneş’in kızlarında ise ana soru hep var ama her bölümde yeni sorular eklenerek, izleyici yoruldukça yoruldu.

Yani izleyicinin üzerine yüklenildikçe yüklenildi…

Haluk’un karmaşıklığı, otuz bin tane sorusu yetmezmiş gibi, dokuzuncu bölümde Güneş’in eski kocası ile başlayan, Türkan olduğu bilgisi ve karanlık hikâyesi ile eklenen sorularla, kendimizi derin dondurucuda hissetmeye başladık.

Zira artık soruları takip edemez olduk.

Soruları düşünmekten, hikâyeye odaklanamaz olduk.

Her hafta soru bankasına dönüştük, yorulduk.

17

Kurgusal merak ile yapılan dizilerde, yapılması gereken tabi ki olayları lastik gibi germektir.

Lakin olayları her daim geremezsiniz.

Aynı kuşku ve aynı merakla, mütemadiyen gergin bir halde seyirciyi ekran karşısında tutamazsınız.

Yani kısa kısa, kesik kesik nefesler aldırarak yaşatamazsınız izleyiciyi.

Belli aralıklarla derin soluklar aldırmak, molalar verdirmek, rahatlatmak gerekir.

Oysa Güneş’in Kızları bizi mütemadiyen şokluyor.

Dolayısıyla elde kalan tek karakter olan Haluk’la yol alamıyoruz, ilerleyemiyoruz.

Bu arada Haluk da tekrara düşen bir karaktere dönüştü.

Mütemadiyen Güneş ve Rana yakalanıyor, geri adım atıyor.

15

Zafer’i sen o kızların babası değilsin diye tehdit ediyor.

Zafer Haluk’u Güneş’e kim olduğunu söylerim diye sürekli tehdit ediyor.

Haluk’un psikiyatri ’si o kadından kesinlikle uzak durun, hem onun hem de kendiniz için deyip durur.

Karısına işkence yapıyor.

Oğluna kötü muamele ediyor.

Bir bölümde eski eşine zulmediyor.

Diğer bölümde kardeşine vuruyor.

Öğreniyoruz ki yeğeninin sevgilisine takık.

Yani, ters köşelerle değil, yersiz gerginliklerle Haluk da heba ediliyor.

11

Sonuç olarak durumun vahametini, gelen kötü karnelerle farkına varan yaratıcı ekip, ister istemez yeni şeyler denemeye başladı ama seçilen yollar şimdiden söyleyeyim doğru değil.

Yayınlanan tanıtıma bakılırsa kızlar okula başlıyor.

Dizinin sıkı takipçileri farkındadır;

Biz on sekiz yaş altı genç kadronun kızlarını, sadece birinci ve ikinci bölümde, İzmir sahnelerinde okulda gördük.

Erkekleriyse okulda hiç görmedik.

Bırakın görmeyi okulla ilgili replik bile duymadık.

Evet, doğru anladınız, yeni manevra, gençler okula gidiyor.

Zira aynı günün birincisi Kırık Kanatlar’ın rüzgârına kapıldılar.

Yani doğru, kendi özneleri olan Güneş’in Kızları’ndan değil de, Kırık Kanatlar’dan bulunmaya çalışılıyor.

Ve genç kadroyu bodoslama okula göndererek ve tanıtımları bunun üzerinden yaparak büyük bir hata yapıyorlar.

Yani; bir türlü bedenleşemeyen hikâyeler, bir kez daha kesintiye uğrayıp, on dokuz bölümdür yapılan hatanın altı kalın çizgilerle yaratıcı ekip tarafından bir kez daha çiziliyor.

Kısacası Güneş’in Kızları’nın yaratıcı ekibi şu aralar kamikaze pilotları gibi…

Ratingleri toparlayacağız diye olmadık manevralarla, nihayete doğru bodoslama ilerliyorlar.

Televizyon, sinema, yaşam ve sokaktaki hayat üzerine diğer yazılarımı okumak istiyorsanız, blogum bibaksana 'ya uğramayı unutmayın. :)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 172
Toplam yorum
: 15
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1804
Kayıt tarihi
: 08.06.06
 
 

Okur, gezer, izler ve yazar...                 ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster