Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Mart '16

 
Kategori
TV Programları
Okunma Sayısı
133
 

Güneş'in mağdurları

Size beklenmedik bir şekilde final yapan Güneş’in Kızları dizisi hakkında yazmak istiyorum. Evet, diziyi izliyordum ama senaryo çığırından çıktığı için devam etseydi, artık izlemeyecektim. Başlangıçta 3 çocuklu bir Edebiyat öğretmeninin ikinci evliliğinde yaşadığı sorunları gösteren bir dizi gibi görünen Güneş’in Kızları’nın, reytingi düşünce önce gün değiştirdi, sonra senaryosu bir tuhaflaştı. Dizinin yıldızları parlayan, umut vadeden genç oyuncuları varken, gidişatı korkuttu. Kabul etmek gerekir ki, psikopat koca Haluk rolünü Emre Kınay mükemmel oynadı. Ancak ruhsal gelgitleri ilgi çeken Haluk kişisi, nerdeyse pedofili suçlusu olacakken senaryo yumuşatıldı. (Bkz. Haluk’un yeğeninin sevgilisine ilgisi). Güneş’in yaşadığı şiddet ve vahşeti anlatmak ise mümkün değil. İlk başta Güneş sadece duygusal şiddet yaşıyor gibi görünürken, bilmeden tecavüzcüsüyle evlenen zavallı bir kadına dönüştü. Ayrıca, örnek bir Edebiyat öğretmeni olacakken ruhsal durumu çalkantılı, okuldan uzaklaştırılan mağdur bir öğretmen oldu.

Güneş’in kızları ise, lise öğrencisi olmaktan uzak, okul hariç her şeyle meşgul, full makyajlı, son model arabaların emanet edildiği küçük kadınlardı. Türkiye’de çocuk gelinler olmasın diye bu kadar mücadele edilirken, dizide Selin’in lisedeyken aşk için evlenmesi kutsandı. Dizimizin genç oyuncularının asıl anne ya da babaları ise, hep başka kişilerdi. Yıllarca aldatılmışlardı. Tehdit ve şantaj dizide gırla gidiyordu. Dizinin sonunda Haluk kişisi intiharla cezalandırıldı. Yaşadığı travmatik olayları hafifletmek için, Güneş kaza geçirdi ve kötü anıları unuttu.  Güneş ve kızları “hadi gel köyümüze geri dönelim” tadında İzmir’e dönmek için yola çıktı, esas oğlanlar da peşinden.

Nerde Bizimkiler, Süper Baba, Kaynanalar ve Perihan Abla gibi naif diziler? Toplum mu değişti de diziler topluma uydu, yoksa diziler mi çıldırdı, toplum da onlara mı uydu? Biliyorum ki bu dönemde o naif diziler olsaydı, yeterince reyting alamaz ve yayından kalkarlardı. Türk dizilerini başlangıçta ne kadar iddialı olsalar da öldüren reyting kaygısı ve anlayamadığım nedenlerle bir dizinin yaklaşık reklamsız 2.5 saat sürmesi. Bence bu sistem böyle sürerse, ilerde seyredecek dizi bulamayacağız.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 110
Toplam yorum
: 62
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 633
Kayıt tarihi
: 01.02.11
 
 

ODTÜ Eğitim Fakültesi İngilizce Öğretmenliği mezunuyum. İlgi alanlarım edebiyat, sinema, tiyatro, TV..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster