Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Mayıs '08

     
    Kategori
    Söyleşi
    Okunma Sayısı
    1649
     

    Güneş Mustafaoğlu ile söyleşi

    Haber ve Röportaj: IŞIK GÖKSEL

    15 Mayıs 2008

    GÜNEŞ MUSTAFAOĞLU İLE BİR SÖYLEŞİ

    Filozof-Estetik, Kültürolog, Sanatkar ve Pedagog Dr.Güneş Mustafaoğlu ile röportaj yaptık. Kültür Işığı Portalı isimli yeni çıkan internet sitesi üzerine, sanatı ve Yeni Çağ Çocukları üzerine konuştuk. “İndigolar – Yeni Çağın ve Yeni Kültürün Kurucularıdır” diyen Güneş Bey’in bilgeliğinin derinliğini ve bir o kadar derin alçak gönüllüğünü hemen hissedeceğiniz bir sohbet oluştu. Daha detaylı bilgi almak için, keyifle okunan www.kultur-isigi.com sitesini ziyaret etmenizi öneriyoruz.

    Kendisinden aldığımız bu değerli bilgileri sizlerle paylaşmak ve Gerçek Kültür Işığının yayılmasına yardımcı olmak bize onur veriyor.

    Kendisine ait resim eserlerinin yanı sıra, birçok özel heykellerin özenle yerleştirilmiş olduğu evinde Güneş Bey ile buluşuyoruz. Bir kenarda yeni yapılmakta olduğu belli olan bir tablo gözüme çarpıyor. Evin olağanüstü farklı, temiz ve yüksek enerjisi var. Başka hiçbir yerde böyle bir atmosferle karşılaşmadım doğrusu.

    Sohbetten önce salondaki son model büyük bir orgda, çok güzel bir piyano eseri, ardından da organ sesi ile bir eser çalıyor. Eserlerini o anda doğaçlama yarattığını, o iki eseri ilk defa ve aynı zamanda son defa çaldığını öğrenince duyduklarıma inanamıyorum. Büyük bir sevinç ve merak duyuyorum; içimden bir ses “Doğru yerdesin!” diyor. İşte bu güzel, farklı ve çok özel sohbete başlıyoruz.

    Güneş Bey, yeni açtığınız Kültür Işığı Portalı sitesi hayırlı olsun.

    Güneş Mustafaoğlu: Çok teşekkür ederim.

    Kültür Işığı Portalı sitesinin amacı nedir?

    Güneş Mustafaoğlu: Bu internet sitesinin amacı Türkiye’nin, hatta tüm Dünyanın hali kadar apaçıktır. Tüm Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de, Gerçek Kültür hemen hemen yok olmuş haldedir. Artık uzmanlar bile Gerçek Kültür kavramını çoktan unutmuşlardır ve Kültür’ü uygarlık ile, sivilizasyon ile karıştırıyorlar. Ama insanın ve toplumun, özellikle bu dönemde en büyük ihtiyacı – Kültür Işığıdır. Vurguluyorum: Gerçek Kültür Işığıdır.

    Peki o zaman Gerçek Kültür nedir?

    Güneş Mustafaoğlu: Gerçek Kültür’ün dış Dünyadaki uygarlıkla yaratılan teknik ve teknoloji ile ilgisi yoktur. Hatta eğitim ve bilim ile de, en azından doğrudan ilgisi yok. İnsanların kıyafetleri veya onların modern eşyaları, modern tarzda yapılan ofisler, evler ve şehirlerle, bilgisayarlarla, uçaklarla ilgisi yok. Gerçek Kültür’ün tam olarak insanın Ruhunun Merkezi olan Yüreği ile ilgisi var. O da şudur; Kültür kavramı iki kelimeden oluşmaktadır: Cult ve Ur. Eski Druidlere göre Cult – tapınmak, sevmek, sevdiğin şeye hizmet etmek demektir. Onun gelişmesini sağlaömak demektir. Ur – ise uzak doğu dillerine göre Işık yani Ruhsal Işık demektir. Böylece Kültür kavramının anlamı şudur: insanın Öz’ünde, Ruhun Merkezi Olan Yüreğinde Var Olan, Canlı Tanrısal Ateşe, Işığa değer vermek, O’nu sevmek ve O’nun büyümesi için, gelişmesi için O’na hizmet etmek. Bunun anlamı ise, insanı yaşatan ve yaşamını biçimlendiren, yaşamını güzelleştiren, Sevgi ve Sevinçle dolduran, mutlu eden, özgürleştiren, Onun Yüreğindeki Canlı Tanrısal Işıktır. O Işık olmasa insanın aklı da, duyguları da, bedeni de bir biyorobota dönüşüyor. İçinde ışık yanmayan lambaya benziyor, aynı Yunus Emre’nin söylediği gibi: “Nice insanlar gördüm üzerinde elbisesi yok, nice elbiseler gördüm içinde insan yok.” Bu açıdan baktığımız zaman, insan ve toplum hayatında Kültür’den daha değerli bir şey yoktur.

    Sitenizin amacı da insanların O Yürek Işığını tanımasını sağlamak mıdır?

    Güneş Mustafaoğlu: Aslında sitenin birkaç amacı var. Onlardan en önemlilerini şöyle sıralayabilirim:

    Kültür kavramını çeşitli deformasyonlardan ve bozukluklardan arındırıp temizlemek;

    Gerçek Kültür’ü “Toplumsal Kültür” adı taşıyan, ama aslında antikültür olan şeylerden ayırt etmek ve Kültür’ün Gerçek Hayati Değerini ortaya koymak;

    İnsanlara, Gerçek Kültür’ü kendi hayatlarına ve toplum hayatına pratik olarak getirip yaşamaları için yol göstermektir.

    Ayrıca çeşitli Kültür Türlerini yeniden değerlendirmektir. Örneğin, Estetik Kültürü, Felsefe Kültürü, Sanat Kültürü, Yaratıcılık Kültürü gibi kavramları temizleyerek, bunların hayati önemini göstermektir. Tabii siteyi okuyan orada çok daha fazla şeyler de bulacak.

    Peki siz kendiniz kendi hayatınızda Gerçek Kültür’ü pratik olarak yaşıyor musunuz?

    Güneş Mustafaoğlu: (Gözlerinin içi parlayarak yanıtlıyor) Tabii ki evet. Dediğim gibi, Kültür insanın Yüreğindeki Canlı, Tanrısal Ateştir, Işıktır. Benim Yüreğimde bu Ateş yanmasa, ben kesinlikle yaşayamam ve asla Yaratıcı olamam. Yarattığım çeşitli müzik, resim, şiir, edebi yazı gibi eserler, bilimsel, felsefi araştırmalar, bunların hiçbiri, Yüreğimdeki Işık olmasa yaratılmaz. Daha da fazlası mutlu olmam için, Yüreğimdeki Işığı başka insanların Yürekleri ile paylaşırım. Ve onların Yüreklerinde bu ateş alevlendiği zaman, onların bilinci aydınlandığı zaman, gözleri sevinçle parlamaya başladığı zaman, kendilerine daha çok güvendikleri zaman, daha önce tahmin bile edemedikleri, ama içlerinde saklı olan yetenekler ve güçler ortaya çıktığı zaman, ben son derecede mutlu oluyorum. Ve belki de en önemlisi O Kültür Işığı, insanın Yüreğinde canlanmaya ve yanmaya başladığı zaman, Onun Sevgisi artıyor, büyüyor. Üzerinden kabalık kalkıyor; insan daha ince oluyor. Düşünceleri, duyguları, istekleri, sözleri, davranışları daha iyi, daha güzel, daha Yüce ve Ruhsal oluyor. Ve böylece toplumda kötülük ve karanlık azalıyor. Işık ve Güzellik, Sevgi, Sevinç ve Mutluluk artıyor. Bunun sayesinde toplum daha barışçı, daha samimi, daha intizamlı hale geliyor. İşçiler, memurlar, çalışan herkes daha verimli çalışıyor, çünkü Yüreği Sevgi ve Sevinçle doluyor. Ve böylece toplumun içindeki Kültür Seviyesi arttığı, genişlediği ve yükseldiği zaman, önceden tüketici olan toplum artık yaratıcı olabiliyor. Sizce bunun önemi yok mu?

    Peki insanlara nasıl ulaşıyorsunuz?

    Güneş Mustafaoğlu: İnsanlara ulaşmak için çeşitli yollar var. İnternet üzerinde site yapmak, kitap yazmak, konferans vermek, resital vermek veya sergi açmak - bunlar çeşitli yollardan bazıları…

    Dünyada az sayıda insanın yapabildiği improvizasyon müziği yaratıyorsunuz. İmprovizasyon nasıl bir şey?

    Güneş Mustafaoğlu: Dünyada bilinen müzik var. Herkes bilinen müziği bilir. Mozart, Bach, Beethoven, Tchaikovsky gibi kompozitörler, eski çağlarda ve yeniçağda birçok yaratıcılar, kendi eserlerini yaratıp notalara dökerler. Sonra piyanistler, kemancılar, orkestralar vs… notalara kaydolmuş bu müziği incelerler, öğrenirler, defalarca prova yapıp çalarlar. Ve sonra sahneye çıkıp resital verirler. Ve bu tür resitallere gittiğiniz zaman, zaten program belli olur ve dinleyiciler, sevdikleri kompozitörlerin sevdiği eserleri ile veya yeni eserleri ile tanışmaya giderler. İşte bunların hepsine ben bilinen müzik diyorum. Ama bir de bilinmeyen müzik vardır. İmprovizasyon yani doğaçlama, son ana kadar tamamen bilinmeyen müziktir. Ben sahneye çıkmadan önce, hiçbir zaman, hiçbir şekilde hazırlık yapmam. Hiçbir zaman ne çalacağımı, nasıl ve hatta hangi tarzda çalacağımı düşünmem. Ben ne çalacağımı bilmiyorum ve bilmem de gerekmiyor. Ne çalacağımı bilip çalsam veya ezberleyip çalsam, o doğaçlama olmaz. Ben dinleyicilerle tamamen eşitim. Onlar gibi ben de çaldığım müziği ilk defa duyuyorum ve bu her defa böyledir. Onlarca yıldır doğaçlama yapıyorum ve bunu her gün evimde de yapıyorum. Dostlarımın önünde yapıyorum, arada bir resitallerde yapıyorum. Ama hiçbir zaman aynı müziği iki kez çalmadım. İşte bu nedenle dinleyicilerin gözü önünde yalın, canlı müzik yaratılıyor. Ve bu son derecede heyecanlı bir şeydir. Ve en önemlisi de bu müzik benim Yüreğimdeki O Işığın ifadesi olarak ortaya çıkıyor ve insanların Yüreklerini canlandırıp sevindiriyor. (oldukça mütevazi bir şekilde ve sevinçle gülümsedi.)

    Sanırım improvizasyon için konsantrasyonun yüksek olması gerekiyor. Bunu özellikle resitallerde, onlarca insan karşısında nasıl başarıyorsunuz?

    Güneş Mustafaoğlu: Gerçekten doğaçlama yapabilmek için, bunu yapan müzisyen, kesinlikle kendi aklını ve şahsiyetini aşmak zorundadır. Aslında ben müziği çalmıyorum, Müzik kendi geliyor ve benim içimden dışarı akıyor. Ben onun için sadece bir aletim. Belki de doğaçlama müzikte en zor şey, aklı susturmaktır. Çünkü akıl her zaman, şimdi ne yapayım, bir saniye sonra ne yapayım diye sorar. İşte o zaman doğaçlama durur, çalamazsınız. Bildiğiniz şeyleri tekrarlamaya mecbur olursunuz. Yani bu iş akılla asla yapılmaz. Yani, efendim, akılsız olmak zorundasınız. (karşılıklı gülüyoruz) O zaman konsantrasyon kendiliğinden sevgi ile akıyor, benim yapmam gereken tek şey var ki - o da doğal olarak oluyor: Müziği Sevmek. Ve benim için ne akşam, ne gece, ne gün var; her an yüreğim hazır ve her an Yüreğim müzik dolu. Ama ben sadece çaldığım zaman o müziği ilk defa duyuyorum.

    Peki resimde de böyle doğaçlama bir yaklaşımınız var mı?

    Güneş Mustafaoğlu: Tabii resimde de mutlaka doğaçlama oluyor. Ama Resim Sanatı biraz daha farklı… Leonardo Da Vinci resme Sanat demiyordu, İlim diyordu. Çünkü Resim Sanatı bu gezegende insanın gözle hiç görmediklerini yapabiliyor. Veya görünen şeylerin görünmeyen tarafını gösteriyor. Her Sanatın amacı gibi, Resim Sanatının amacı da zaten Kültüre hizmet etmek, insanın Yüreğindeki O Ruhsal Işığı ortaya çıkarmak, yani gözün gördüğü maddi objelerin, şeylerin canlı olsun, cansız olsun, Ruhunu, Özünü göstermektir. Fotoğraf çekmek değildir.

    Resim sanatınızın özellikleri nedir?

    Güneş Mustafaoğlu: İlk önce benim Resim Sanatımda özel olan onun Yaratıcılık Metodudur. Tekniği ile karıştırmamak gerek. Ben Resim Sanatına, Yücelik ve Kahramanlık Realizmi Metodu açısından bakıyorum. Bunun anlamı, bir dağ manzarası yapsam bile, o dağların içinde saklı olan Yüce Ruhsallığı göstermeye çalışıyorum. Ki böylece seyircilerin Yüreğinde de o Yücelik Duygusu ortaya çıksın ve yaşansın. Teknik açıdan ise, yağlıboya, akrilik boya, tempera ve kum boya teknikleri kullanıyorum.

    Müzik ve Resim eğitimini, diğer eğitimlerinizi nerede aldınız?

    Güneş Mustafaoğlu: Taşkent Devlet Konservatuarı (Şan, Şeflik, Piyano), Taşkent Devlet Kültür Enstitüsü (Kültüroloji, Resim, Müzik, vs…), Rusya Tiyatro Sanatları Akademisi gibi yüksek okullarda eğitim aldım ve Felsefe’nin Estetik dalında Doktora yaptım.

    Biliyorum ki 25 sene boyunca, çeşitli yüksek okullarda dersler verdiniz. Peki hangi derslerde ve konularda dersler verdiniz?

    Güneş Mustafaoğlu: Felsefe, Felsefe Tarihi, Estetik ve Estetik Tarihi, Dünya Güzel Sanatları Teorisi ve Tarihi, Müzik Teorisi ve Tarihi, Sanat Psikolojisi, Kültür ve Kültüroloji, Şan, Piyano, Şeflik, Resim, Doğaçlama – verdiğim derslerden bazılarıdır. Ama en önemlisi ben kendi öğrencilerime her zaman Yaratıcılığı öğretiyordum.

    Bazı kaynaklara ve araştırmacılara göre insanlık şimdi Yeni Çağın eşiğinde görünüyor. Peki sizce Yeni Çağın insanları daha Kültürlü, daha Ruhsal ve Aydın olacaklar mı? Ve bu dönemde, İndigo çocukların görevi nedir?

    Güneş Mustafaoğlu: Eski metinlere ve kehanetlere göre Dünyanın hayatı dört çeşit dönemden geçmektedir. Altın Çağ, Gümüş Çağ, Bronz Çağ ve Demir Çağ. Şimdi biz yaklaşık beş bin yıl süren Demir Çağın sonundayız. Ayrıca iki bin yıldan fazla süren Balık Çağının sonunda ve insanlığa Özgürlük getirecek Kova Çağının başındayız. Aynı zamanda Yeni Çağ – Yürek Çağı yani Ruhsallık Çağı ve Kadın Çağı olarak bilinmektedir. Bu açıdan son 20-30 yıl içinde Dünyaya gelen çocuklar arasında, indigo çocukların sayısı gittikçe artmaktadır. Onlara mesela Rusya’da Işık Çocukları da derler. Ve bu doğrudur. Çünkü bu çocukların en önemli özelliği, onların Yüreğinde, normal insana göre çok daha fazla Işık olmasıdır. Nedir Işık? Güzellik, Sevgi, Bilgelik, Sevinç, Özgürlük, Ruhsallık… İşte bu yeni çocuklar, bu Dünyaya bunları getiriyor. Onlar sadece normal çocuklara göre daha akıllı ve yetenekli değiller; onlar daha büyük Sevgi, Özgürlük ve Yaratıcılık Işığını Dünyaya getiriyorlar. Ve annelerin, babaların, ailelerin, öğretmenlerin, tüm eğitimcilerin ve psikologların bu çocuklara eski bilgiler açısından bakmaması, onların Ruhsal, Psikolojik ve Fizyolojik özelliklerini inceleyip öğrenmesi ve onlara engel olmayıp İndigoların yollarını açması çok önemlidir. Çünkü gerçekten Onlar Yeni Çağın ve Yeni Kültürün Kurucularıdır!

    Sohbetiniz çok güzeldi. Çok teşekkür ediyoruz Güneş Bey.

    Güneş Mustafaoğlu: Ben de çok teşekkür ediyorum. İyi yaptınız - geldiniz. Sizin sayenizde Kültür Işığı Portalı sitesinin ziyaretçileri inşallah artar.

    Bu sohbetten sonra bundan eminim. Burada tekrar hatırlatalım, burada geçen konularda ve çok daha fazlası için, www.kultur-isigi.com sitesini ziyaret etmenizi öneriyoruz. Sitede doğaçlama müzik eserlerinden örnekler, resim eserlerinden örnekler ve daha birçok farklı özel çalışmalar da var.

    Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

     
    Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
    Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
    Toplam blog
    : 1
    Toplam yorum
    : 0
    Toplam mesaj
    : 0
    Ort. okunma sayısı
    : 1649
    Kayıt tarihi
    : 23.05.08
     
     

    Felsefe doktoru, Kültürolog, Müzisyen, Ressam, Sanatkar.....

     
     
    Yazarı paylaş
    • Tümünü göster