Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Mayıs '10

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
477
 

Güneşin ayak sesleri...

Güneşin ayak sesleri...
 


Dallarına renkli, küçük ampuller takılmış ağaçlar, on üçünde gelin edilmiş kızlar gibi mahzun, yol boylarında utanarak başlarını eğmiş...

Yerinden yurdundan edilmiş, ayak bileğinden kesilmiş çiçekler, tozlu yol kıyılarında kovaların içinde gelene geçene pazarlanıyor...

Çiçek satıcıları, sevgililer gününü, anneler gününü üç kuruş kazanmak için iple çekiyorlar.

İyi ki bu özel günler var! İyi ki üç kuruş ekmek parası çıkıyor bu günlerin hatırına.

Canlıyı, kendiliğinden ne doğru, ne yanlış, ne adalet kavramları ilgilendirir. Bu, diğer canlılar için olduğu gibi, insan için de geçerlidir. Yaşamasına, daha güzel yaşamasına hizmet eden her şeyi mubah görür. Tartışma konusu yapılmasını istemez.

Akıl, ait olduğu canlının yaşamasının aleyhine tutum almaz; onu korumakla görevlidir; hatta canlıyla özdeştir.

Bir etobur, avlanmayı tartışmak istemez; bir bitki, topraktan alacağı suyu; inek yoncaya olan meylini; bir mirasyedi, kendisi çalışmadığı halde varlık içinde yaşıyorken, çalışan insanların iki yakalarını bir araya getirememelerini tartışmak istemez!

Yeşeren her yaprak, dev bir alışveriş merkezi inşaatının çimentosuna bulanır. Gecekondu çocukları bahar çiçeklerini analarının fistanlarında, ninelerinin şalvarlarında görürler. Emekçilerin elleri boya, tiner, vernik, çamaşır suyu kokar!

Çiçek kokuları, güzellik salonlarının klimalı, soğuk köşelerinde, soğuk muhabbetlerin soğuk repliklerinde boğulur!

Miras, babadan oğula yenen, kardeşten kardeşe esirgenen bir şeydir!

Ev sahipleri kiraların maaşlardan fazla olmasını tartışmak istemezler; patronlar, verdikleri maaşların kiraya bile yetmemesini...

“Doğruluk” ve “adalet” de savunulabilir. Bu kez de doğruluk ve adalet, ilgili canlının daha güzel yaşama çıkarlarıyla örtüşüyor demektir. Doğruluk ve adalet, daha güzel yaşama çıkarlarıyla örtüşmüyorsa, canlının bu kavramlara salt doğru olduğu için, salt adalet olduğu için bir bağlılığı söz konusu değildir. Başka deyişle, canlının yaşama çıkarlarının yanında, çoğunlukla sırtı yere gelir bu kavramların.

Sömüren, sömürülen ilişkisinde, sömürülenin doğruyu ve adaleti savunması, sömürenin ise su koyvermesi bu yüzdendendir!

“O koca Jüstinyanus
Mafya babası olmuş
Geneleve atmış Adalet’i
Haramiler, Bezirganlar...
Yasaların hukukunu çalmışlar!”
(A.K.Paksoy)

Adalet, orada öylece kış güneşinde parıldayan bir bıçak gibi devinimsiz duruyor!

Her canlı, yaşama çıkarlarıyla örtüşen yerde durur.

Gün gelir, bahar dallarında, renkli ampullerin yerinde rengarenk çiçekler açar... Dağ taş, çiçeğe durur doğa!

Hele güneşin kızıllığı bir insin yeryüzüne! Hele Adalet, sömürenin mülkiyetinden bir kurtulsun!

Güneşin ayak sesleri çınlatsın doğayı! Denizler, dağlar, ovalar kıpkızıl bir aydınlığa bürünsün!

Çiçek kokar emekçinin elleri... balmumu, kekik kokar!

...

http://www.kucukisler.com/2010/05/11/gunesin-ayak-sesleri/#more-7862

Zelin Artuğ, Mayıs 2010, Yeryüzü

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"Marksizm Ayı" olsa! Rosa Lüxamburg ve Hegel aylarıyla , üç ayları oluştursa...Tabii ki her şey çok farklı oludu sevgideğer...Çook!

Ersin Kabaoglu 
 16.05.2010 12:30
Cevap :
"Filozoflar dünyayı yalnızca çeşitli biçimlerde yorumlamışlardır; oysa sorun onu değiştirmektir." (Karl Marks: Feuerbach Üzerine Tezler, 1845) Sevgideğer Ersin, Marks'ın bu sözüyle örtüşen dizelerini çok severim Brecht'in: "Öyle iyi bir yere götürün ki dünyayı, iyilik beklenmesin!" Bu durumda, yoksuldan kepçeyle alıp, sonra da bir marifet yaparmış gibi kaşıkla dağıtma aldatmacalarına.. yani zekât vermeye, almaya gerek kalmazdı, çünkü üreten her kimse, tüketen de o olacağından, hayır kurumları gibi yolsuzluk yuvaları da tarihten silinir, kimse de taciz olmazdı! Bütün bunlar gerçekleşebilir. Yeter ki umut etmekle yetinmeyelim, insana, emeğe ve emekçiye inancımızı yitirmeyelim. Bugün ütopya gibi algılananların, yarının gerçeği olacağına inancımızı yitirmeyelim! Sevgiyle..  16.05.2010 16:54
 

Emekçiler, cennetten, cehennemden, milletten söz ettikleri kadar emekten, sömürüden, doğruluktan, adaletten de söz etseler; dinleri, mezhepleri, milli kimlikleri baskılardan kurtarmaya kalktıkları kadar emeği sömürüden kurtarmaya da çalışsalar; bir dinî, bir millî kimlikleri olduğu gibi bir de.. onlara hangi sınıftan olduklarını, sömürüsüz bir dünya kurmak gibi bir amaçlarının olduğunu, bunun için güçlerini birleştirmelerinin gerektiği, bu gücün, insanlığın görüp göreceği en büyük GÜÇ olduğunu ÖRNEĞİN GÜNDE BEŞ KEZ AKILLARINA GETİREN bir sınıf kimlikleri olsa; üstelik eğrilik ve adaletsizlik, insanlara verdiği bunca zarara karşın iktidar olabiliyorken, doğruluk ve adalet (ve doğal savunucuları olan emekçiler) de elbette iktidar olur! Sevgi ve saygımla..

zelinartug 
 15.05.2010 0:18
 

"İşci sınıfının, devrimciliğin yegane nedeni, işci sınıfının yaşadığı gibi düşünecek olması"ydı (Yazınızda belirttiğiniz gibi diğer "sınıflar" da öyle!). Sistemin içinde sömürüldüğünü görecek, bunun bilincine varacak ve onu yok etmek için de devrimci olacaktı. Nitekim, işcilerin "zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyleri yoktu!". Karşı taraf bunu iyi okudu. İşcilerin karnını doyurup azıcık da bir refah vererek onu hep "aynı yoksulluk düzeyinde" tuttu. Ciddi bir işsizlik ordusunu da yaratarak onu da hep diri tuttu. O yüzden "Güneşin ayak sesleri" hep uzaklarda kaldı. Kalmaya da devam ediyor. Maalesef daha uzun süreler daha öyle olacak gibi... Ama umut tükenmez tabii ki... Bizler göremesek de artık " ...Emekçinin çiçek kokan, balmumu, kekik kokan ellerini..." insanlık bir gün gelecek görecektir sevgideğer!

Ersin Kabaoglu 
 14.05.2010 15:35
Cevap :
Sevgideğer dost, yazdıkların, Nazım'ın "Elleriniz ve yalana dair" şiiriyle de çok iyi örtüşüyor. "(...)antenler yalan söylüyorsa/yalan söylüyorsa rotatifler/kitaplar yalan söylüyorsa/duvarda afiş, sütunda ilan yalan söylüyorsa/beyaz perdede yalan söylüyorsa çıplak baldırları kızların/dua yalan söylüyorsa/ninni yalan söylüyorsa/rüya yalan söylüyorsa/meyhanede keman çalan yalan söylüyorsa/yalan söylüyorsa umutsuz günlerin gecelerinde ayışığı/ses yalan söylüyorsa/söz yalan söylüyorsa/ellerinizden başka herşey, herkes yalan söylüyorsa/elleriniz balçık gibi itaatli/elleriniz karanlık gibi kör/elleriniz çoban köpekleri gibi aptal olsun/elleriniz isyan etmesin diyedir/Ve zaten bu kadar az misafir kaldığımız bu ölümlü, bu yaşanası dünyada/bu bezirgan saltanatı, bu zulüm bitmesin diyedir." Ersin dost, izninle bu konuya ilişkin bir iki noktaya daha değinmek istiyorum. Belki, "Güneşin ayak sesleri" değil uzaklarda kalan! Emekçi sürüklenmekte, kapitalizmin dev buzullarına doğru! (Devam edecek)  14.05.2010 23:58
 

Mirasın kardeşten kardeşe esirgenen bir şey olduğu tespiti çok doğru. İşte bu nedenle de halkların kardeşliği gibi hamasi söylemleri duyunca tüylerim diken diken oluyor. Sevgiler ve selamlar

Matilla 
 10.05.2010 20:58
Cevap :
Benim de tüylerim diken diken oluyor! Üstelik, lafları kıçından anlayanların itirazlarını duyunca da tüylerim diken diken oluyor! Halkların kardeşliği diyen kim! Kaç kez dedim! Ben "milliyetler"e karşıyım! İşte o yüzden "DÜNYA EMEKÇİLERİ" diyorum! Emekçi, emeğiyle yaşayandır! Emekçi, mirasyedi değildir! Mirasyedi, dedelerimizin emperyalistlere karşı savunurken öldüğü topraklara çok yıldızlı oteller dikip, kendileri gibi asalak aileleriyle birlikte sefa süren, kişisel çıkarları için başka insanların çıkarlarını tanımazdan gelendir! Öte yandan, bu sömürü çarkında yaşamını sürdürebilmek için emekçi, ister kardeşi olsun.. isterse yedi kat yabancısı, bir emekçiyle daima dayanışma, yardımlaşma içinde olmak zorunda! Güneş bütün görkemiyle, yeryüzüne ayak bastığında herkes emeğinin karşılığını alacak ve böyle bir yardımlaşmaya da gerek kalmayacaktır! Yaşasın dünya emekçilerinin kardeşliği!  10.05.2010 21:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 133
Toplam yorum
: 798
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1015
Kayıt tarihi
: 04.07.08
 
 

Yaşam, sorulardan ve yanıtlardan oluşmuş. Her soru, aynı zamanda kendinin yanıtı... Çift yumurta ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster