Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Temmuz '21

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
55
 

GÜNEY TÜRKİSTAN – AFGANİSTAN

Kubilay Muhammet Özdemir[1]
 
 
ÖZET
 
Türk Milletinin tarihi geçmişi olan ve bu topraklarda devletler kurmuş ve bugün o devletlerin bakiyesi olan Güney Türkistan Türklüğü Sovyet Rusya’dan itibaren küresel aktörlerin mücadele ettiği bir bölge durumuna gelmiştir. Sovyetlerin bölgeden çekilmesiyle Amerika’da gerçekleşen 11 Eylül saldırılarından sonra Taliban’ı sorumlu tutan ABD’nin bölgeye girmesiyle Taliban bölgeden temizlenmiş ancak Pakistan’a çekilen Taliban’ın güçlenmesine göz yumulmuştur. ABD Başkanı Joe Biden’in Afganistan’dan çekilme kararını açıklamasından sonra Harekete geçen Taliban, Güney Türkistan Türklerinin yaşadığı başta Faryab olmak üzere birçok noktaya saldırılar düzenlemiştir. Yine Çin Halk Cumhuriyeti’nin bölgede gerçekleştirmek istediği planlarda göz ardı edilmemiş ve bu makalede “Küresel Aktörlerin” Afganistan üzerine kurdukları planlar anlatılmaya çalışılmıştır. Küresel Güçlerin önünde engel olarak kimleri gördükleri ifade edilmeye çalışılarak sonuçta tespitler yapılarak makale sonlandırılmıştır.
 
Anahtar Kelimeler: Afganistan, Güney Türkistan, Taliban, ABD, SSCB, Çin
 
GİRİŞ
 
Afganistan’da ciddi oranda bir Türk nüfusunun olduğunu Türkiye’de bilenlerin sayısının az olduğu düşünülmektedir. Hatta konunun araştırmacıları dışında Afganistan’daki Türk varlığından haberdar olanlar pek az olduğu görülmüştür. Çünkü Türkiye basınında veya köşe yazılarında Afganistan’daki Türklerle alakalı pek bir yazıya rastlanılmamıştır. Kuzey Afganistan topraklarını olarak bilinen yerin genel adının “Güney Türkistan” ya da “Afganistan Türkistan’ı” olarak ifade edildiğinin altını çizelim.[2] Zira makalemizin kapsamını bu bölge teşkil etmiştir. Bu bölge Gaznelilerin, Selçukluların, Herzemşahların, Timurluların ve Babürlülerin bakiyesi olarak kalmış ve günümüzde de Güney Türkistan olarak adlandırılmıştır.[3] Afgan adı ilk kez 5. yüzyılda Gazneli kaynaklarında gösterilmiş ve İran ile Hindistan arasındaki bölgeyi tanımlamıştır. 16. yüzyılda ise Babür Şah’ın vakayinamesinde Afganistan adı geçmiş ve adı geçen kaynakta Kabil ve Pencap arasındaki bölge ifade edilmiştir. Bir başka iddia da ise Nadir Şah’ın 1744’te suikaste uğraması sonucunda yerini alan oğlu Ahmet Şah tahta geçtikten sonra bu ülkenin adı Afganistan olarak ifade edilmeye başlanmıştı.[4]
 
            Afganistan coğrafi konumu nedeniyle stratejik bir öneme sahiptir. Çünkü bu ülke Türkistan’ı, Çin’i, Hindistan’ı ve İran’ı birbirine bağlayan doğal yolların kesiştiği noktada yer almaktadır. Günümüzde bu bölgenin öneminin artmasının bir diğer nedeni de petrolün ve doğalgazın Orta Asya’dan Hint Okyanusu’na indirilmesi projesiyle (OAPBHP) olmuştur.[5]
 
 
 
1 – Afganistan’ın ABD Tarafından İşgali
 
Sovyet Rusya’nın 1988’de Afganistan topraklarından çekilmesinden sonra Özbek ve Türkmenlerin yaşadıkları kuzeyde silahlı kuvvetlerin bir araya gelmesiyle “Afganistan Milli İslami Hareketi” kurulmuştur. Bu hareketin liderliğini ise General Raşit Dostum üstlenmiştir. Ancak Taliban 1997’de Türklerin yoğun olarak yaşadıkları bölgelerde eğitim kurumları kapatılmış, “Türkmenler Türkmenistan’a, Özbekler Özbekistan’a, Hazaralar kabristana gitmelidir” söylemiyle hareket ederek Türklere yönelik baskı ve tecrit politikaları izlemiştir.[6] Özellikle Afganistan’da mücahit grupların anlaşmazlıkları olayları iç savaşa götürmüştür. Bu iç savaş sonucunda yerel özerk yapılar ortaya çıktı. Bu gruplar kendi aralarında savaşırlarken Taliban 1994’te ilk olarak Kandahar’da kendini göstermeye başlamıştı. Taliban 1996’da Kabil’i Şah Mesut’tan almıştır. Bunun üzerine Rabbani Hükümeti’ni destekleyen Şah Mesud ile General Abdürreşit Dostum, Abdülmelik’in ihanetine uğraşmış ve Taliban ile girdikleri mücadelede yenilgiye uğramışlardır. Fakat Hazaraların desteğini alan Dostum, Taliban’ı kuzey bölgesinden çıkarmayı başarmıştır. Ancak bu bölge 1998’de Taliban’ın eline yeniden geçmiş ve 2001 Eylül ayına kadar Taliban’ın hâkimiyetinde kalmıştır.[7]
 
Ancak Amerika’da gerçekleşen ve Taliban’ın yaptığı iddia edilen 11 Eylül saldırılarından sonra ABD ve NATO’daki müttefikleri teröre karşı savaş ilan etmişlerdir. Böylece ABD, Kuzey İttifakını desteklemiş, Taliban’ı yenerek rejimi devirmiştir. Fakat Taliban güvenilir gördüğü Pakistan sınır bölgesine ve oradaki güvenli limanlarına doğru çekilmişlerdir.[8]
 
ABD ve müttefikleri, Afganistan’da kaldıkları 20 yıl boyunca Taliban’ın yeniden direnişine karşı Afgan Hükümetini ve güvenlik güçlerini desteklemişlerdir. Ancak Taliban’ın Pakistan’da sığındığı yerleri görmemezlikten gelmişlerdir. Bunun üzerine herhangi bir müdahale olmadığı için Taliban zaman geçtikçe güçlenmiş ve sonunda ABD Hükümeti siyasi bir çözüm bulmak için Taliban ile anlaşmaya yapmaya karar verdi. 2020’nin Şubat ayında ABD ile Taliban bir anlaşma imzalamış ve durum Taliban’ın konumunu terörist bir grup olmaktan stratejik bir ortak olma konumuna getirmiştir.[9]
 
Afganistan’daki 20 yıllık süreç için Serpil Güdül şöyle bir değerlendirmede bulunmuştur:
 
“11 Eylül 2001 sonrası ABD’nin koalisyon güçleriyle birlikte “Sonsuz Özgürlük” adı altında Afganistan’da başlattığı operasyonun üzerinden yaklaşık yirmi yıl geçmesine rağmen bir sonuca ulaştığı görülmemektedir. Afganistan’da son on dokuz yıl boyunca gerçekleşen gelişmeler incelendiğinde, ülkenin hâlâ ekonomik ve askeri alanlarda dışa bağımlı olması ve Taliban’ın tekrar güçlenmesi akla şu soruyu getirmektedir: Orta Asya’da rekabet halinde olan küresel ve bölgesel güçler arasında dengenin korunması için Afganistan istikrarsızlığa mahkum mu?”[10]
 
Yoksa küresel aktörler, Afganistan’ın stratejik konumundan dolayı belli bir amaç doğrultusunda mı hareket etmektedir. Hüseyin Şeyhanlıoğlu Afganistan’ın stratejik öneminden bahsederken şöyle bir değerlendirme yapmıştır:
 
“Afganistan’a hâkim olan Güney Asya Bölgesine de hâkim olmaktadır. Buraya hâkim olan Ortadoğu, Orta Asya ve Çin – İran – Orta Asya’ya müdahale etme imkânı kazanmakta ve Dünya’ya hâkim olabilmektedir.”[11]
 
 
 
2 – ABD’nin Afganistan’dan Çekilme Açıklaması
 
ABD Başkanı Biden’in, Amerikan askerlerinin eylül ayından itibaren Afganistan’dan tamamen çekileceğini açıklamasının ardından hızlı gelişmeler yaşanmış ve Afgan Merkezi Hükümeti Çin ile sıkı ilişkiler içerisine girmiş ve ülke içerisinde olası bir kargaşa olacağı endişesi nedeniyle Çin askerlerini Afganistan’a davet etmiştir.[12]
 
ABD’nin askerlerini geri çekmesini ve Çin’in bölgeye girme isteğini Ömer Kul yazısında şöyle değerlendirmiştir:
 
“ABD’nin Afganistan’daki üslerini boşaltması ve bu üslerin neredeyse %90’ını Afgan Hükümetine teslim etmesinin de etkisi göz ardı edilmemeli. Yine tahmin ettiğimiz gibi ABD’nin bölgeden tamamen uzaklaşacağını düşünenler hayal kırıklığına uğrayabilir. Çünkü ABD, Afganistan’ın Güneyinde ama Pakistan sınırları içerisinde yeni ve daha teşekküllü bir üs kurmakta. Bununla da yetinmeyen ABD’nin Çin sınırına yakın Pamir Dağlarına ikinci bir üs kurmayı planlaması hatırdan çıkarılmamalı. ABD’nin bir taraftan “Afganistan’dan çekiliyorum” beyanatına karşı iki stratejik noktada daha donanımlı üs kurma çabası anlaşılan Çin’i rahatsız etmiş ve rahatsızlığını Afganistan Hükümetine bildirmiştir. Bununla da yetinmeyen Çin, Afganistan’a askeri yardım (üs kurma, askeri eğitim verme ve teçhizat hibe etme… vb.) teklif etmiş durumda. Çin başta Tacikistan olmak üzere bölge ülkelerine Kuşak – Yol Girişimi üzerinden yatırımlarının heba olmaması ve ABD’nin bölgedeki etkinliğini kırmak adına Pamir dağlarına bir üs kurmayı çok istemekte. Zaten bilindiği üzere Çin, Tacikistan’a yakın sınır hattında çok büyük bir askeri üs kurmuş durumda. Yine yakın dönemde yaşanan Kırgız – Tacik olaylarının Çin’in bölgeye girebilmeye kılma bulma adına kışkırtıldığı söylenebilir.”[13]
 
Zaten ABD daha önceden Taliban’ı devirme gerekçesiyle Özbekistan ve Kırgızistan gibi Orta Asya Türk Cumhuriyetlerine askeri üsler kurarak yerleşmişti. Ayrıca SSCB tarafından Afganistan’da kurulan Bergem Hava Üssünü kontrol eden ABD, buradan Rusya, Çin, Pakistan, İran ve Türk Cumhuriyetleri’ni izleyen radar sistemleri kurulmuştur. Böylece Amerika, İran’ı da hem doğudan hem de Batı’dan (Irak’ı İşgali sırasında) tehdit etme imkânı yakalamış oldu.[14]
 
3 – Son Gelişmeler İtibariyle Güney Türkistan’da Yaşanan Olaylar
 
Güney Türkistan Türkleri yoğun olarak Samangan, Ser-i Pol, Cevzcan, Belh ve Faryap vilayetlerinde yaşamaktadır. Afganistan’ı tahmini rakamlara göre %40’ını Peştunlar, %30’unu Türkler ve %27’sini Tacikler kalanını da diğer halkların oluşturmuştur.[15] Güney Türkistan olarak tabir edilen bölgede Türklere yönelik Taliban tarafından saldırılar düzenlenmiştir.
 
Son zamanlarda yaşanan olayların başlangıcı olarak Afganistan’da kurulmuş olan mevcut hükümetin son seçimlerde en çok oy alan iki tarafın birleşmesi sonucu koalisyon hükümeti şeklinde kurulmuş ve Eşref Gani Ahmadzai ile Dr. Abdullah Abdullah ile birlikte kurulan koalisyon hükümeti yarı yarıya paylaşılmıştır. Ancak bu durum bir protokol imzalanarak güvence altına alınmıştı. Fakat Eşref Gani imzalanan bu protokole aykırı hareket etmiş ve çoğunluğunu peştunlardan oluşan kişileri önemli makamlara atayarak ortamın gerilmesine neden olmuştur. Bu keyfi atamalara karşı çıkanların ise sindirilmeye ve veya ortadan kaldırılmaya çalışılması mevcut durumu daha da geri dönülmez bir noktaya getirmiştir.[16]
 
Ayrıca General Raşit Dostum’un önemli komutanlarından birisi olan Aka Muhammed’in suikaste uğrayarak hayatını kaybetmiş, Merkezi Hükümet ile Taliban’ın ağır baskıları neticesinde gergin olan Türk nüfusu sokaklara çıktı. Aka Muhammed, Taliban’a karşı çok ciddi mücadeleler vermiş başarılı bir komutandı. Bu suikastten bir süre öncede General Raşit Dostum’dan sonra Güney Türkistan’ın ikinci ve en güçlü lideri olan General Pirimkul da suikaste kurban gitmişti.[17]
 
Bu suikastler birbiri ardına sistematik bir şekilde gerçekleşirken, Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani ise birçok önemli ismi görevden almış ve kendine yakın Peştunları önemli yerlere atamıştır. Bu durumda zaten gergin olan Afgan Türkleri arasında infiale sebep olmuştur.
 
Meryem Aybike Sinan’ın yazısında şöyle bir değerlendirme yapmıştır:
 
“Kazak, Özbek, Kırgız, Türkmen, Uygur, Avşar, Bayat ve Galcay Türklerinin yoğun olarak yaşadığı Faryap şehrine atanan vali ile zaten var olan gerilim büyüdü ve bölgede olaylar patlak verdi. Bu gösterilerde Güney Türkistan Bayrakları açıldı ve Türkçe sloganlar atıldı. Özbek lider General Raşit Dostum’un bu gelişmelere binaen merkezi hükümeti uyararak bölgede vur emri verdiği belirtiliyor.”[18]
 
İngilizlerin, Afganistan’ın en önde gelen haber ajansı olan “The Khaama Press News Agency”ye göre:
 
“ABD birliklerinin geri çekilmesiyle birlikte Taliban, illerdeki saldırılarını hızlandırdı ve birçok ilçeyi ele geçirdi.”[19]
 
Kendisini Afganistan’ın en büyük ve bağımsız haber ajansı olarak tanımlayan “Pajhwok Afghan News”in haberine göre Taliban’ın saldırılarında aralarında Kunduz, Kabil, Herat, Nangarhar, Laghman, Logar, Balkh, Baghlan, Paktia, Ghor ve Samangan’ın da bulunduğu 11 ilde yapılan 18 saldırıda 44 sivil ölmüş, 65 sivil yaralanmıştır.[20]
 
“Pajhwok Afghan News”in haberine göre BM Barış Elçisi Deborah Lyons; Taliban’ın Mayıs ayından beri hükümet birlikleriyle günlük çatışmalara girdiğini ve 50 bölgeyi ele geçirdiğini ifade etmiştir. Ayrıca üç il olan Belh, Kunduz ve Uruzgan’ın ve dokuz ilçenin kontrolünü de ele geçirmiştir.
 
Lyons: “Alınan bölgelerin çoğu eyalet başkentlerini çevreliyor, bu da Taliban’ın yabancı güçler tamamen geri çekildikten sonra bu başkentleri almaya çalışmak için kendilerini konumlandırdığını gösteriyor” demiştir.[21]
 
“The Khaama Press News Agency”nin haberine göre ise: ABD güçlerinin 1 Mayıs’ta Afganistan’dan ayrılmaya başlamasından bu yana, Taliban isyancıları 70’ten fazla ilçenin kontrolünü ele geçirdiği iddiasında bulunmuştur.[22]
 
İçişleri Bakanlığı’nın planlama ve Politika Başkanı Nagibullah Faeq 23.06.2021 Çarşamba günü yaptığı açıklamalarda, Taliban’ın Kuzey Belh Eyaletlerinde daha fazla ilerlemesinin durdurulduğunu söylemiştir.[23]
 
Faeg: “Güvenlik kurumları Taliban’a karşı halk ayaklanmasını desteklemeye kararlıdır. Sadece bir ilde değil, ülke genelinde size silah ve lojistik destek vereceğiz” demiştir. Ayrıca Belh halkının güvenlik güçleriyle birlikte vilayeti savunacağını vurgulamıştır. Faeg yerel halkın bir araya gelmesinin, insanların Taliban’ın yönetiminde yaşamak istemediğini ve ele geçirilen bölgeleri geri almak için de askeri operasyonların yakında başlayacağını sözlerine eklemiştir. Vali Farhad Azeemi ise Eyalet Başkenti Mezar-ı Şerif’in güvenliği konusunda halka güvence vermiştir.[24]
 
Fakat Taliban, Güney Türkistan Türkleri’nin yoğun olarak yaşadığı Faryab eyaletinin Garziwan ve Kurgan ilçelerini ele geçirdi.[25] Ayrıca Taliban Baglan Eyaleti’nin Tala-o-Barfak ve Khenjan ilçelerini de ele geçirmiştir.  “The Khaama Press News Agency”nin haberine göre Tala-o-Barfak İlçesi, Bamyan eyaletine komşu bir ilçe olarak bulunuyor ve son birkaç yılda Taliban tarafından birçok ölümcül saldırıya tanık olduğunu ifade etmiştir. Yine Khaama Press, Afganistan’da yaşanan şiddetin artmasını Taliban’ın güvenlik güçlerinden herhangi bir direniş görmediğini ve bu yüzden bölgeleri direniş görmeden ele geçirdiğini ifade etmiştir.[26]
 
Fakat Savunma Bakanlığının yaptığı açıklamada, Afgan güvenlik güçlerinin Kuzey Faryab vilayetindeki Andhoi İlçesinin geri alındığını ve Taliban militanlarının temizlendiğini söylemiştir.[27] Yine Savunma Bakanlığından yapılan açıklamaya göre Taliban’ın ele geçirdiği Kuzey Baglan İlindeki Khenjan Bölgesi’nden Ulusal Güvenlik Kuvvetleri’nin operasyon başlatması neticesinde kaçtığını ve Taliban’ın ağır kayıplar verdiğini ifade etmiştir. Kuzey Afganistan yani Güney Türkistan’da şiddet arttıkça, Afgan geleneksel liderleri ve yerel komutanlar Taliban’a karşı takviye güç oluşturmuş ve burada birçok ilçede kadınlar da dâhil birçok kişi Taliban’a karşı savaşmak için silahlanmıştır.[28]
 
 
 
SONUÇ
 
Türklerin tarihi bağlarının olduğu ve bu topraklarda birçok devlet kurduğu Afganistan anlaşılan o ki küresel aktörlerin hedefi olmaya devam etmektedir. Afganistan’da hâkimiyet kurulmasının Güney Asya’ya ve dolayısıyla Ortadoğu, Orta Asya, Çin ve İran’a müdahalede edebilme imkanı sağladığı düşünüldüğünde her küresel aktörün iştahını kabartan bir coğrafya olduğu aşikârdır. Sovyet Rusya’nın bölge üzerindeki politikaları ve Orta Asya Türk Devletleri’nin bağımsızlıklarını kazandıktan sonra aralarında problem olmasını sağlayan sınır hatları yine küresel aktörlerin uyguladığı politikalardan birisi olmuştur. Yine Amerika’nın 11 Eylül saldırılarından sonra bölgeye girmesi ayrıca diğer Türk Devletlerinde askeri üsler kurması bir diğer küresel aktörün bölgede oyun kurma çabası olarak görülmektedir. Yine bir diğer küresel aktör olan Çin Halk Cumhuriyeti’nin “Bir Kuşak Bir Yol Projesi”yle Orta Asya’daki Türk Devletlerini sarmalamaya çalışması ve yine Afganistan’a müdahalede bulunmak için hükümete teklifler götürmesi bir başka oyunun parçası olarak görülmektedir. Ancak dikkat edilmesi gereken bir husus vardır. Bu da Çin Halk Cumhuriyeti’nin, Doğu Türkistan Bölgesi’nde Uygur Türklerine yapmakta olduğu asimilasyon ve zulümlerinin bir benzerini Afganistan’daki Güney Türkistanlı Türklere uygulayabilme ihtimalinin düşünülmesi gerektiğidir. Amerika’nın, Afganistan’dan çekileceğini açıklamasıyla Taliban’ın Güney Türkistanlı Türklerin yaşadığı bölgelere yapılan saldırılar yapılmaya başlanmıştır. Ayrıca General Raşit Dostum’un üst düzey komutanlarına art arda yapılan suikastler oyun kurucu olan küresel aktörlerin Türkleri karşılarında en büyük sorun olarak gördükleri ve bu nedenle Afganistan’daki Türk varlığını sona erdirmek veya karşı koyamayacak derecede zayıflatmak istedikleri tespit edilmiştir.
 
Bu nedenle Afganistan’daki Türk varlığının etkisiz hale getirilmesi demek, küresel aktörlerin planlarını rahat bir şekilde uygulamaya koyması demektir. Bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti’ne sadece Afganistan’daki Kabil Havaalanı’nı korumak için değil oradaki küresel aktörlerin planlarını ve soydaşlarını korumak için kuvvetli stratejik manevralar yapmalıdır.
 
DİPNOT VE KAYNAKÇALAR İLE İLGİLİ AÇIKLAMAM
 
Not: Milliyet Blog yayın politikası gereği link yayınlayamadığı için yazıdaki işaretli dipnotları yazamadım. Bu nedenle makalenin orjinaline ulaşmak için ya kubilaymuhammetozdeemir.blogspot.com'a veya makalenin PDF'sine ulaşmak için Academia.edu'daki hesaplarıma girebilirsiniz. Burada dipnot gösterememden dolayı doğacak sıkıntı tamamen "Milliyet Blog'un Yayın Politikasına Aittir."
ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 33
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 97
Kayıt tarihi
: 20.01.21
 
 

Giresun Üniversitesi Fen - Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümden mezun oldum. Yine aynı üniversitenin e..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster