Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Mayıs '09

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
931
 

Günlerden 27 Mayıs 1960…

Günlerden 27 Mayıs 1960…
 

O günlerde Albay Alpaslan Türkeş


Tamı tamına 49 yıl geçmiş aradan…

Öyle olunca da elbette kimsenin 27 Mayıs 1960 yılını hatırlamaması, o gün ve öncesinde, sonrasında neler olduğunu bilmesi mümkün değil. Hele insanların daha dünü unutma gibi bir özürleri varken…

O günler ile bu günlerin benzeşen ve benzeşmeyen yanları var…

Benzeşen en önemli yanı, o günün “Demokrat Partisi” insanlar üzerinde baskı kurmak için “Tahkikat komisyonları” kurmuşlardı, bu günün “Ergenekon davası” gibi…

Dahası insanları “Vatan cephesi”ne üye etmişler ve “Bizden, bizden olmayanlar” diye ayrıma tabi tutmuşlardı. Aynı bu gün insanları etnik kökleri ile inançları ile ayrışmaya tabi tuttukları gibi…

Sonunda ordu olaya el koydu ve ortalık sakinleşti…

Olaylardan, geçmişten ders almayı umduk, ama olmadı. Sonrasında kurulan “Yasıada Adalet Divanı” öyle davaların ve kararların altına imza attı ki, işin çıkmadık suyu kalmadı.

Bebek davası, don davası, köpek davası…

Oysa bizlerin o günlerde de sokağa döküldüğümüzde istediğimiz tek şey; özgür, demokratik, hukuk devleti idi. Devletimizin ve vatanımızın, ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğü idi, aynı bugün olduğu gibi.

Aradan 49 yıl geçti…

Dönüp de baktığımızda geriye, ne yazık ki değişen çok şeyin olmadığını görüyoruz.

Yine baktığımızda görüyoruz ki, değişen bir şey olmamasına rağmen, daha bir değişime uğramışlığımızı görüyoruz.

Özgür, demokratik, sosyal hukuk devleti ne ki?

Devletimizin ve vatanımızın, ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğü ne ki?

Bunların ne gibi değeri var?

Olursa ne olur, olmazsa ne olur?

Düşünemez mi olduk ne?

Yetmedi…

Dağdaki Karayılan, en sonunda sivri dilini gösterdi, gördü ki o sivri dillerden çoğalma var, gün bu gündür dedi.

O da yetmedi…

Anayasamıza göre <ı>“Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve lâik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya sadakattan ayrılmayacağıma; büyük Türk Milleti önünde namusum ve şerefim üzerine andiçerim” diyenler bile, dediklerini unuttular…

İyi de…

Neden 27 Mayıs 1960 gününü yaşadık biz?

Aradan tam 49 yıl, bir başka deyişle 17885 gün geçti…

Geçti de ne değişti?

Özgür, demokratik, sosyal hukuk devleti olma yolunda ne kadar yol aldık, devletimizin ve vatanımızın, ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü korumada vardığımız yer neresi?

Koca yıllar, aylar, günler geçti, ama biz halen bir arpa boyu yol alamadık. Hadi alamadık da ya kaybetmeye başlamamıza ne demeli?

Hadi diyelim ki bugün 49 yaşına kadar olanların bunların hiç birinden haberi yok, ya diğerlerimiz?

Şimdi ben, yaşadığımız 27 Mayıs 1960 gününün eksiklerine yanlışlarına acıyamıyorum bile, gelecek daha çok endişe verici geliyor bana…

Bugün, bir 27 Mayıs günü daha çok üzüntü içindeyim…

27 Mayıs 2009, tam 49 yıl sonra…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 146
Toplam yorum
: 204
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 555
Kayıt tarihi
: 17.01.09
 
 

Yazacak belki bir çok şey vardır, ancak sadece "Yazmak en büyük tutkum" desem!... Sonrasında da zate..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster