Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Aralık '14

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
305
 

Günümüz insan teorileri

Günümüz insan teorileri
 

Nevrotik İnsan


Çağımızın Nevrotik Kişiliği eserinde Karen Horney, ortaya çıkardığı ihtiyaçları karşılayacak olanağı sunmayan günümüz toplumunun, bireyleri, kaygı, düşmanlık, cinsellik, güç arayışı, rekabeti ve suçluluğu tetiklediğini nevroza sürüklediğini ifade etmektedir. Çağımızın dünyasının acı veren koşullarında oluşmuş “nevrotik insandan” başka da insanlar için birçok teorik tanımlama söz konusudur. Bunlardan bir kaçını sizinle birlikte irdeleyeceğim.

Fenomenal (şaşılacak, olağanüstü)zenginleşmesine ve toplu yaşantısındaki mekanistik olanaklarına rağmen günümüz insanı gerçeklere henüz miyopik bir açıdan bakmaktadır. J.R. Royce, insanın bu görüş kısalığına encapsulated, “kabuğuna çekilmiş” insan demektedir.

Çağımız insanının yalnızlığını dile getiren Kenneth Keniston “The Uncommited” adlı eserinde bu “yabancılaşmış insanın” özelliklerini şu şekilde sıralamaktadır; Yabancılaşma, Acayipleşme, duygu kaybı ve sapıklığı, kurallardan sapma, gerileme, maymun iştahlılık, konuya sahip çıkmamak, entelektüel kayıtsızlık, angaje (mensup olmak, bağlanmak) edilememek, lakaydlik (kayıtsızlık), Nötralizmdir (tarafsızlık, yansızlık). Bütün bunlar insanda henüz tanımlanmamış bir duyumun kaybedildiğini, insanın gelişimi ile çevre gelişimi arasındaki uyumun bozulduğunu ifade etmektedir. Yabancılaşmanın (alienasyon, kendini toplum dışı kabul edip, normal olarak toplumda yaşayamayacağı duygusuna kapılma) temel nedeni olarak adaletsiz ekonomik dağılımı kendisine neden olarak gösteren insan, bu kozunu uzun süredir topluma karşı çıkış için bir bahane olarak kullanmaktadır.

Keniston, dört çeşit alienasyon tarif etmektedir. a) Kozmik inkarcılık; insanın ilahi ve uhrevi (ölümden sonra) alemle ilişkisinin kopması ve onu yaratan metafizik gücü inkar etmesi, b) Gelişim yabancılaşması; kişilerarası ilişkilerin bozulması ve yeniden düzenlemenin olanaksız hale gelmesi ki buna bir arada uzun süreler yaşamış toplumların bugünkü karşılıklı saldırganlığı, c) Toplumun tarihini kaybetmesi; hızlı, dünya çapında sürekli ve kronik bir değişimin insan mizaç ve doğasını yıpratması ve kişisel mizaçlar yerine kolektif kitle mizacının meydana çıkması, d) Kişinin kendine yabancılaşması; kişinin “conscious selfi ile real self’i” arasında bir ayrılığın meydana gelmesi, boş sathı, gerçek dışı ve sıkıcı kişiliklerin gelişmesidir.

Sürekli şiddet, terör ve acıyla yoğrulan toplumsal bir yapı ise “zorba insanı” doğuruyor ve o da zorbalık ve şiddet gösterilerine, okul, kışla, kamp ve ceza evlerinde sivil ayaklanmalara neden oluyor. Vandalizm içeren terör ve gerilla hareketleri veya toplu mahallerde ateşli silahlarla yapılan toplu katliamlar da bu insanın davranışı içerisinde değerlendirilmektedir.

“Endişeli insan”ise yaşadığı toplumun sürekli bir tehdit altında bulunması, o toplum için özel bir konfüzyonel (zihin bulanıklığı, sersemliği), durumun ortaya çıkması ile meydana gelmektedir. Irak, Filistin, Suriye, Ürdün, Pakistan v.b. ülkelerde olduğu gibi Türk toplumunda sürekli yasa dışı faaliyetler, terör ve tehdit sonucu görülen patlamalar ile aynı tür benzerlikler göstermektedir. Toplu patlamaların o toplumlardaki kişi psikolojisi üzerindeki etkileri, psikolojik konfüzyon dezoryantasyon (yönelim kaybı), kronik ve akut panik reaksiyonları şeklinde olmaktadır. Bunun sonucunda panik halinde kitleler göç etmekte, toplu saldırganlık etkisi altındaki bireylerin kişisel inanç sistemi felce uğramakta,i, alışagelmiş kararlılık ve denge bozulmakta, geleneksel kültürün ise yıkıldığı görülmektedir. Nihayetinde Ülkemiz ve coğrafyamızda bugünkü toplu sıkıntı ve gerginliğin “endişeli bir insan” yarattığı ortadadır. Tillich, toplu sıkıntıyı nihai kayboluşun eksistansiel (var oluşçu) bir algı olarak ifade etmekte, kişi kendi bitişi ile her şeyin bittiği inancı içerisinde bulunmaktadır. Tillich, a) Akıbet ve ölüm sıkıntısı, b) Boşluk ve anlamsızlık sıkıntısı, c) Suçluluk ve ilahi planda lanetlenme sıkıntısı olmak üzere 3 çeşit sıkıntıdan bahseder.

İnsanı insan yapan gerçek değerlerin kaybı, ahlak, erdem, dürüstlük, acıma, onur, vakar, hoş görü, ar, sakınma, adalet gibi insana ait kavramların da yok olmasına yol açmaktadır. Yok olan değer koşulları ise “anlamsız bir insanı” oluşturmakta, 21. Yüz yılın tüm dünyası bu insanlarla dolmaktadır. Anlamsız insanı, daha fazla materyal, mal ediniminin avantajları, daha fazla kişisel ve politik hürriyet, daha rahat ve kolay iş ve daha fazla bilgi toplayabildiği halde hedonial, haz ve doyum karmaşıklığından kurtaramamaktadır. Tradisyonel (Geleneksel) bağların ve özellikle tradisyonel otoritelerin, (din, devlet, aile, baba, reis) dağılması ve güçsüzleşmesi aşırı varoluş sapmalara yol açmakta, revizyonist (değişimci) ve devrimci düşünceye yerini bırakmaktadır. Ancak endişeli ve anlamsız insanın bu ağırlığı taşıyacak takadı olmadığı aşikardır. Yukarda sayılan kötümser örnek ve görüşlerin yanında ferahlık getiren görüşlerde yok değildir, olumlu teorilerden biri American Assosciation of Humanistic Psyhology tarafından tanımlanan “uyanan insan” teorisidir. Bu insanda; aşk, yaratıcılık, ahlak, erdem, benlik, kişilik, organizma, temel ihtiyaç, doyumlar, kişilik gerçekleşmesi, yüksek ve ilahi değerler, sanat, bilim, var oluş, ortaya çıkış, kendiliğindenlik, oyun, duyarlılık, uyum, espri, duygusal tepki doğallık gelişmiştir. Tercihimiz, nevrotik, kabuğuna çekilmiş, yabancılaşmış, zorba, endişeli, anlamsız insan mı yoksa uyanan insan mı olmalıdır?

Nizamettin BİBER

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben "endişeli insan" gurubundayım belki de çoğumuz öyle sanıyorum. Yaşadığımız ortam ve şartlara bakılırsa başka türlü olabilmek kolay değil Nizamettin bey, umarım ikibin on beş bizi uyanan gurubuna terfi ettirebilir. Elinize sağlık insana dair ne söylense azdır. İyi seneler diliyorum selam sevgilerimle

Cemile Torun 
 30.12.2014 0:03
Cevap :
Sevgili Cemile Hanım, endişeli insan olmak bizim suçumuz ve elimizde olan bir durum değil, koşullar belirleyici oluyor. İnsan, bu gezegenin en vahşi canlısıdır, ama yine de insan olmak, hatta uyanan insan olmak zor. 2015 yılı için tüm dileklerinize içtenlikle katılıyorum, yeni yılınızı kutluyor, ben de selam ve sevgilerimi sunuyorum.  30.12.2014 13:30
 

Uyanan insan olmak topluma daha yararlıdır, kabuğuna çekilmiş insanlardan kimseye yarar gelmez, güzel bir yazı kutları kardeşim.Selam ve sevgiler, hayırlı seneler.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 27.12.2014 15:06
Cevap :
Evet, sanırım aklı başında tüm insanların olumlu bir toplum dizaynı adına isteyeceği, dileyeceği, uyanan insan teorisindeki insandır. Teşekkür ederim Nahide hocam, selam, sevgi ve saygılar benden de efendim. Mutlu yıllar.  28.12.2014 11:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 881
Toplam yorum
: 3742
Toplam mesaj
: 85
Ort. okunma sayısı
: 2535
Kayıt tarihi
: 06.06.12
 
 

Yeni dünya düzensizliğinde insan olmaya çalışan ve okuyarak ne kadar cahil olduğunu gören, olayla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster