Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Mart '12

 
Kategori
Dünya Kadınlar Günü
Okunma Sayısı
533
 

Günümüz kutlu olsun!

Günümüz kutlu olsun!
 

Alıntı


Bilinen adıyla Dünya Kadınlar Günü, asıl adıyla Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutlamaya hazırlanıyoruz.

Bilinen adıyla dedim çünkü tüm diğer özel günlerimiz gibi kadınlar günü de amacından sapmış, saptırılmış durumda. O gün, kadınların giyinip, süslenip, püslenip, çıkıp eğlenebilecekleri bir gün olarak kutlanıyor ülkemizde. Ve asıl unsur olan EMEK- EMEKÇİ vurgusu bilerek veya bilmeyerek atlanıyor. Oysa bu günün altında yaşanmış oldukça trajik acılar, travmatik olaylar var. Geçen yıl uzun uzadıya değinmiştim, bu yıl kısa bir hatırlatma yaparak, kadının Türkiye’deki yerine, konumuna değinmeye çalışacağım.

8 Mart Türkiye'de ve dünyanın pek çok ülkesinde kadınların hak ve eşitlik isteklerini dile getirdikleri, kadın olmaktan dolayı yaşadıkları sorunlarına dikkat çektikleri, bir araya geldikleri bir gündür. Bu tarihin uluslararası düzeyde kabul gören bir hal alması 1970'lere rastlasa da, bu tarihe kaynaklık eden olay ve dünya kadınlarının ortak bir gün kutlama isteğinin gündeme gelişi 1800'lerin ortasına rastlar.

Kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olmak yolunda verdiği savaşın temsili başlangıcı 8 Mart 1857 yılında ABD’nin New York kentinde başladı. Konfeksiyon ve tekstil fabrikalarında çalışan 40 bin işçinin insanlık dışı çalışma koşullarına ve düşük ücrete karşı başlattığı grev, polisin saldırısıyla kanlı bitti. Saldırı sırasında çıkan yangında çoğu kadın 129 işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 100 bini aşkın kişi katıldı.

1910 yılında Danimarka’nın Kopenhag kentinde toplanan 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında, Almanya Sosyal Demokrat Parti önderlerinden Clara Zetkin, bu yangında yaşamını yitiren 129 kadın işçi anısına 8 Mart gününün Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanmasını önerdi. Kadın hakları hareketini, özellikle oy hakkını onurlandırmayı amaçlayan Kadınlar Günü önerisi oy birliği ile kabul edildi. İşte bizim tarihçesini ve amacını pek bilmeden eğlenerek geçirdiğimiz günün özeti.

Şimdi Türkiye’ye dönelim ve biraz da değişen anlayış gereği Türkiye’de son yıllarda tırmanışa geçen kadın cinayetleri, tacizler, tecavüzler ve erkek egemen yargı maharetiyle en alt limitten verilen ödül gibi cezalarla adeta ödüllendirilen erkek zulmüne, vahşetine bakalım. 

Bir yargı düşünün ki; bir değil, beş değil, onbeş değil, tamıtamına 26, yazıyla (yirmialtı) kişinin, erkek müsveddesinin tecavüz ettiği onüç yaşındaki bir kız çocuğunu (kendi rızasıyla) mahkum etsin.

Bir kız çocuğu düşünün ki; -onu kendi kızınızın yerine koyarak düşünün Allah rızası için-   yirmialtı adamı, yirmialtı  gözü dönmüş azmanı kendi rızasıyla kabul eylemiş, azdırmış, kızdırmış, baştan çıkarmış olsun. Ve o kız çocuğu ki 9 yıl boyunca makatının üstüne oturamasın, o kız çocuğu ki yıllarca gözüne uyku girmesin, girse de kabuslarla uyansın ama tecavüzcüleri dokuz yıl bile almasın. Ve bu ülkede dinden, bu ülkede imandan, bu ülkede referandum sonrası özellikle vurgulanan (kadına pozitif ayrımcılık)tan söz edilsin. Doğaldır ki kadın dekoltesinden bile tahrik olan Profların bir hayli arttığı günümüzde bu tacizlerin, tecavüzlerin artması da yadırganamaz. Fakat dilsiz hayvanlara bile sarkan, macera yaşayan erkek müsveddelerini nereye koyar bu Proflar, onu bilemem.

Zaten ‘Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde var olan kadın sayısından belli değil midir kadına verilen değer, önem.

Birleşmiş Milletlerin hazırladığı “2012 Siyasette Kadın Haritası”, Türkiye’nin siyasetteki kadın olgusunun nerede olduğunu koyuyor ortaya. Türkiye, yüzde 14,2 ile kadınların mecliste temsil edilme oranında 143 ülke arasında 88. sırada yer alıyor. Listenin başında ise sırasıyla Ruanda (yüzde 56,3) Andorra (yüzde 50), Küba (yüzde 45,2) var.

Kadınların kabinede temsil edilme oranlarında ise Türkiye, yüzde 4 oranıyla 96 ülke arasında 90. sırada yer aldı. Bu sıralamada başı yüzde 52,6 ile Norveç çekiyor.

İşte Türkiye’nin kadına verdiği değer, önem. Öyleyse ne duruyoruz? Kutlayalım günümüzü. Dünya kadınlar günümüz kutlu olsun!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Ayrıntı, Yazmaya başlayın okuma, okumaya başlayınca yazma geri planda kalıyor. Bu güzel ve çarpıcı yazıyla birlikte, gecikmeli olarak Emekçi Kadınlar Gününüzü kutluyorum. Biz emekçi olmaktan gurur duyan kadınlarız değil mi?... Sevgilerimle...

Vildan Sevil 
 10.03.2012 14:51
Cevap :
Aynen. Evde oturmak bize göre değil. Her ne kadar evde olanların çoğu oturmasa da... Çalışmak var olmaktır. Selamlar, sevgiler.   10.03.2012 18:55
 

Sevgili Ayrıntı; "Kadın kocasına itaatsizlik etmişse, erkek önce yatağını ayırır;(cezaya bak)devam ederse kadını bir odaya kapatır (cezaya bak),ısrar sürerse erkek kadını döver"(cezaya bak)... diyen bir kutsal kitabın erkekleri olarak yaşıyor bu toplumun erkekleri. Güç erkeklerde yani hem de Tanrısal olarak... Mehmet'in karısı Ayşe'yi dövmesinin,Tanrı kelamı yanında lafı mı olur? Batı, "dinde refomla" çözmüş. Bizse 1839'dan beri sözde halkı eğitmekle çözmeyi yeğlemişiz. Ne halkmış ki, nerdeyse 150 yıldır eğitile eğitile eğitilememiş, kadınları "dini inancım" gereği diye örtünüp dayak yemeği Tanrı emri saymış... Laf çok. Yer az... Saygılar sevgiler...

UFUK KESİCİ 
 09.03.2012 11:32
Cevap :
Haklısınız Ufuk Bey. Öyle bir gerçek var. Biz zaten vur dedi mi öldüren; her sözü, yorumu işine geldiği gibi algılayan, uygulayan bir toplumuz. İşin içine bir de kutsallık girdi mi deymeyin keyfimize. Çok teşekkür ederim katkınız için. Sevgiler, saygılar.   09.03.2012 19:17
 

İbo'yu ne kadar çok sevdiğimi(ünlem yetmez, çatal bıçak), saydığımı boş verelim:)) Sadece söylediği şeyi örneklemek istemiştim:))Eksik, dolayısıyla da sakat bir ifade olduğu malûmunuz zaten... Bu, şuna benziyor biraz: Tanrı orada zaten; inanmanın, imanın gereği yok... Kaç milyar yaşındalık bu dünyada hâlâ bunları konuşuyorsak... Enteresan!?. Güzel yazınız için teşekkürler; saygılarımla:))Ha unutmadan; emekçi kadınlar gününüz kutlu olsun efendim:)

R Bayram 
 08.03.2012 18:12
Cevap :
Bence de enteresan. Teşekkür ederim. Ha bu arada.... Ben efendilik mertebesine ulaşamadım henüz.Öyle bir çabamda yok açıkçası. Dolayısı ile bana böyle hitap edilmesinden hoşlanmıyorum. Umarım anlayışla karşılarsınız.   09.03.2012 19:08
 

Hatırlar mısınız bilmem; Fight Clup filminde anlatıcı(narrator)ya ait bir replik vardı:-Bizler, kadınlar tarafından büyütülmüş bir erkek nesliyiz. Aradığımız şeyin, başka bir kadın olduğunu hiç sanmıyorum....Evet, bir erkek böyle düşünüyor. Sizin yetiştirdiğiniz biri üstelik...Ne oldu da bu denli egoist oldu bu?Onun aradığı, neden siz değilsiniz?

R Bayram 
 08.03.2012 18:11
Cevap :
Figt Clup filmini izlemediğim için hiçbir yorum yapamayacağım. Bize ne olduğunu ise herkes kendine sorsun. Selamlar  09.03.2012 19:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 669
Toplam yorum
: 6100
Toplam mesaj
: 564
Ort. okunma sayısı
: 1444
Kayıt tarihi
: 19.01.07
 
 

Bir on dört mart sabahı güneş henüz arz-ı endam ederken üzeri yongalarla kaplı, küçük pencereli, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster