Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Kasım '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
176
 

Günümüz Türkiye

Evet günümüz Türkiye... Önceden olsa doğal güzelliklerini saymaya başlardık hemen, ilk aklımıza gelenlerden; denizi, tarihi, kenti, evi... Ama ya şimdi ilk olarak ne geliyor aklımıza; tecavüzler, kapkaçlar, kötüler, kötülükler, çıkarlar... Neden evet neden bu aradaki farklılık büyük, neden dilimzde, yüreğimizde onur verici güzel kelimeler yerine sahtekar, kötü ve yalan sözler barındırıyoruz, neden şu uzayıp giden kötülüğe bir dur diyemiyoruz hatta dur demekten korkup yaşama karşı, gözleri görmediği gibi yüreğide görmeyen insan kuklası olmaya çalışıyoruz, neden bir yalanı en gerçek hali ile ortaya çıkarmak yerine, ona körü körüne inanmak için sıraya giriyoruz, neden? Cevap vermek zor geliyo ya da anlamsız hayatımızı anlamlandırmaya çalışmak korku veriyor. Kolaya kaçmak, kulaklarımızı tıkayıp gerçekleri görmemek, duymamak bundan dolayı üzüntü veren acıyı kabullenmek daha kolay geliyor.

Teknoloji, hayat, insanlar sürekli değişiyor. Biz insanlığa yararı olan bi teknolojik gelişmeyi, kötü düşüncelerle bezeyip, kötülüğe dönüştürmek artık çok kolay ve cazip geliyor. Düşünüyorum da acaba hayat mı kötü, inanlar mı? Hayır kötü olan hayat değil, biz yaşama doğru penceren bakmayı unutan insanlarız çünkü bizler yaşamın bize verdiklerini karanlıkla sarmalayıp başkalarının üzerine atmayı yani hayatı suçlamayı ödev bilmişiz kendimize. Amaçsız, ruhsuz, sevgisiz, kayıtsız olmak, doğru olmaktan daha cazip gelmiş. Mesela; küçük bir kıza -dile almak bile acı- tecavüzü hayat mı yapıyo, onun yüreğindeki masumluğu, sevinci hayat mı söndürüyor? İçindeki o tatlı kımıltı için herşeyi göze alabilecek, onun mutluluğu için üzüntüyü bile dost edinebilecek hamile bir bayanı, çantasından tutup hayat mı yerde sürüyor, üç kuruş için hayat mı onun yaşamını mahfediyor? Sırf çıkar için sırf büyümek, yükselmek için, gözleri ışıl ışıl parlayan masum çoçukların canına hayat mı kıyıyor? Bir mehmetçiği öldürerek anayı evlatsız, evladı babasız hayat mı bırakıyor? Hayır, hayır, hayır... Kimse bana hayatın, şartların bunu gerektirdiğini savunamaz. Bu kötülükler biz insanların taşlaşmış kalplerinde saklı. Bunu hazmetmek ne kadar zorsa değiştirmekte zor, biliyorum ama imkansız değil...
Şimdi bizim için tek önemli kural, üstümüze düşeni yapmak, olaylara tarafsız bakabilmek. Boş, anlamsız herşeye alkış tutmak yerine anlam bulmaya çalışmak. Vicdanımızı dinleyebilmek, karanlığın ardındaki aydınlığı bulmak için çaba harcayabilmek. İşte sadece bu, duyarlı olmalıyız; kendimize, çevremize. Hayat bir oyun olsa da biz onun oyuncağı olmamalıyız. Doğruluk, iyilik, hayat, yaşam, insanlar için elimizden gelen üstümüze düşen görevleri yapmalıyız, en azından yapmak için çaba harcamalıyız. Aynı mehmetçik gibi, aynı savaşa cephane taşıyan analarımız gibi, aynı Atam gibi, Atam gibi... Bu güç var mutlak yürekte, bize düşen Türkiye için onu açığa çıkarmak ve korkusuzca "Ne Mutlu Türküm Diyene" diyebilmek...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 6
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 318
Kayıt tarihi
: 04.11.08
 
 

26.04.1988 Elazığ doğumluyum. Hayat karşısında susmayı değil yazmayı tercih ediyorum ve her yazıda y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster