Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Carolina Isolabella Özgün

http://blog.milliyet.com.tr/carolinaozgun

30 Mayıs '07

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
497
 

Günün anlattığı...

Günün anlattığı...
 

Söylenecek söz kalmadıysa anlaşılacak nice suskunluklar vardır…

Kızgınlık boy gösterdiyse hazım edilecek nice içe dönüşler olacaktır…

Her söylenene veya her geriye dönüşe ait pişmanlıklar, her söylenmemiş ve ileriye yatırım yapılmamış gardlara da serzenişler olacaktır…

Böyle zamanlarda suçlamak ve kızıp gücenmek en kolay yoldur, alınmak ve kabuğuna çekilmek ise en doğal hadise. İstediğin ya da beklediğin gibi sonuçlanmayan gidişatlara bir kulp bulmak ve zedelenen egoyu tedavi etmek için artan kızgınlık ve dışta bırakma kararlarına ard arda yenileri eklenecektir.

Peki ya söylenemeyenlerin ötesinde bir şeyler varsa, ya da söylenmeye zorunlu hissedildiği için söylenenlerin altında daha derin bir mana varsa. Ya o kırılan veya kırılmasına sebep olunan yaralara türlü merhem olmak isteyene kalınca bir duvar örülürse. Ya o denli kararan gözün ardında başka bir göz varsa.

Bazen o kadar sevilmeye layık olmadığımıza inanırız ki en ufak bir olumsuz nitelendirdiğimiz olayda sevilmediğimiz veya istenmediğimiz inancına kendimizi kaptırıveririz. Sayısız içsel çekişmeler sonunda kendimize de o denli kızarız. Oysa burada özgüvenli olmaya devam etmek ve söylenen ya da yazılan çizilen şeyin ötesinde sezgilere ve algılara yoğunlaşmak gerekir. Bir insanın neyi neden yaptığının soruları sorulup tarafsızca incelendiğinde ve onun kendi gibi olma özgürlüğüne saygı duyulduğunda aslında sorun kalmaz, çünkü onu olduğu gibi anlar ve kabul ederiz, kendi beklentimizi karşılasa da karşılamasa da… Ondaki o hakikat damlasını görür ve etiketlemeye gerek duymadan sadece anlarız ve o andan itibaren kesilen enerji hattı yeniden kurulur ve arada direnç veya itilim kalmaz.

Ya hep ya hiç mantığı değildir hayat… Göğüsleyebilmektir akanı, almaktır geriye kalanı, elde tutmak değil onu akıtmaktır, zaten o anda onun aslına sahip olmaktır. Onun o doğal ve kendinden haline şahit olmak ve bütünlenmektir. Kriterler, detaylar, incelemeler bugüne kadar alınan tecrübeler sonunda yargılamaktır, oysa masum bir çocuğun daha alt yapısında hiçbir şey yokken ki haliyle bakmak gerekir bir şeye veya bir kimseye, hiçbir baza oturtmadan, olduğu gibi anlayabilmek ve tanımak için. Çünkü asıl o zaman yeniliğe açık ve yeni olana merhaba diyebiliriz, yoksa onu sıradanlaştırır ve belli bir dar kalıba sokarız.

Bu süreç asıl aşktır, gerçek aşktır, yeniye ve bilinmeyene ama bir o kadar eski ve kadim olana…Orda sözcüklere veya ifadeye gerek yoktur, sadece bütünlenme hali vardır, sevgi o denli yoğun ve özgürdür… Sadece seversin, beklentisizce sever ve aşkınla harmanlanırsın. Yoksa o bilindik tutkulu aşk duygusunun yoğunluğunda egonun nefis terbiyesinle yanar yanar göçersin. Hayatına nefret, kızgınlık ve öfke taşırsın, sahip olamamanın verdiği şevkle olduğun yerde dolanır durusun, türlü planlar ve önyargılarla akışı keser ve asıl olacak olanın önüne blokaj koyarsın.

Oysa evren asıl olması gerekeni ve talep edileni bir insanın hayatına en doğru zamanda sokmak için çalışır, sisteme ve işleyişe güven, gelecek olana yer açtığı gibi gidecek olanın da kendiliğinden gitmesini sağlar, bireysel çıkışlar ve sağlama alma çabaları belli bir süreç içersinde akılcı gibi görünse de temelde korkuya dayalı ve gerginlik yaratıcı bir denklemdir.

Ne kadar korku varsa o kadar blokaj vardır, ne kadar direnç varsa o kadar aşılacak evrimler vardır, ne kadar reddediş varsa o kadar saplanışlar vardır…

Bir dönüp ana dolandığımda olana ve olmayana, anlayana ve anlamayana, bilene ve bilmeyene, sunana ve sunmayana, kısaca herkese ve her şeye kendi gibi olma özgürlüğünden özgürce bakıyorum. Çünkü biliyorum ki her ne oluyorsa olması gerektiği için oluyor ve her koşulda kabul ediyorum… Sessiz ve derinden, engin bir yeşilden, dingin bir sezişten, bilgin bir deneyimden…

30.05.07

Carolina…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

güzel düşünceler yine , ve tüm insanlar sevilmeye layık oldugunu düşünüyorum yeter ki biraz gülmeyi öğrenelim. sevgilerle.

erol aslan 
 20.11.2007 0:18
Cevap :
bence de:)) sevgilerle  22.11.2007 11:56
 

bir levanten' nin kaleminden de böyle bir kültür yoğunluğu dökülmeliydi zaten. Öz kültürünün tınıları kalemine yansımış bu yazında, tebrik ederim..

y0Lcu 
 06.08.2007 10:28
Cevap :
Merhabalar, Çok teşekkür ederim, farklılığı harmanlayınca tek bir şey çıkıyor ortaya... İnsan:)) Sevgimle, Carolina  06.08.2007 13:01
 

"gerçek aşktır, yeniye ve bilinmeyene ama bir o kadar eski ve kadim olana…" Ben sizi çok geç farketmenin çilesini yaşıyorum. Size bir şeyler yazdım yazdım sildim lafım yok. Okumayı sürdüreceğim sizi sadece.

Engin Allı 
 13.06.2007 1:03
Cevap :
Merhabalar, Çok teşekkür ederim ilgi ve yorumunuza, bugüne kısmetmiş tanışmak:)) Okuyacak olmanız sevindirici, zaman kavramı yok nasılsa, o sebep geç de değildir:)) Sevgimle, Carolina  13.06.2007 9:19
 

Aslında yorumuma yazdığın cevaba mesaj yazacaktım ama bir de baktım ki senin yazdığın ama benim (nasıl oldu anlamıyorum ama) okumadığım bloğun varmış:) Ben de buraya yazmayı doğru buldum. Senin de dediğin gibi her ne oluyorsa olması gerektiği için oluyor ve ben de her koşulda kabul etmeye çalışıyorum. Eline yüreğine sağlık. Her zaman olduğu gibi :) Saygı ve sevgiler.

drgayemm 
 11.06.2007 11:48
Cevap :
Selam Canım, Bence de bir şaşkınlık yarattı zaten sesinin çıkmayışı, ne de alışmışım:)) Teşekkürler Sevgim seninle...  11.06.2007 13:53
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 144
Toplam yorum
: 375
Toplam mesaj
: 51
Ort. okunma sayısı
: 640
Kayıt tarihi
: 21.09.06
 
 

İstanbul'da yaşayan bir levantenim, yeni özler, sözler, gözler tanımayı, farklı bakış açılarını p..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster