Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Eylül '07

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
314
 

Günün kolajı

Günün kolajı
 

"Ya bu çok yanlış bir şey" .

"Siz Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olarak böyle bir maddenin anayasaya konulmasını istiyor musunuz?" sorusuna da, "Bunu biz çok söyledik bugüne kadar" .

"Özgürlüklerden bahsediyoruz" diyen Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:
"(Özgürlük) dediğimiz nedir? Bakın az önce arkadaşım soruyor. Bugün yine söylediler. ’Siyasi simge’ diyorlar. “Ya bu çok yanlış bir şey.’Siyasi simge’ dediğiniz zaman bunun bir partiye ait olması lazım.
Başörtü veya beyefendilerin ifadesiyle türban ki bunu kabul etmiyorum zaten, benim anlayışımda başörtüdür ama onlar türban diyorlar, varsın öyle kabul edelim. Bu bir partinin simgesi değil ki. Sadece AK Parti’de mi bu var. Diğer partilerde yok mu? Hepsinde var. Nasıl oluyor da siyasi simge oluyor ama dert başka dert, bunu bana söyletmeyin." Bir gazetecinin "ben anlamadım" sözleri üzerine Erdoğan, "Ben sana daha sonra özel olarak anlatırım".

Rektörler:

"Bilindiği gibi yükseköğretim kurumlarında uygulanmakta olan türban yasağı, yüksek mahkemelerin ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararlarıyla oluşan bir hukuki durumdur. Bu hukuki durum ortaya çıkarken, Türk yüksek mahkemelerinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile Atatürk ilke ve devrimleriyle oluşturduğu laik tanımı ve yorumu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından Avrupa norm ve değerleriyle de uyumlu bulunmuştur. Bu nedenle Rektörler Komitesi Anayasa'da kılık kıyafet serbestliğini öngörecek bir düzenleme yapılmasının hukuken mümkün olamayacağını bir kez daha kamuoyuna hatırlatmak sorumluluğunu duymaktadır."

Yargıtay:

''Ulusal Kurtuluş Savaşı sonucu yurdu düşman işgalinden kurtaran ve yüzyıllarca milli ve manevi değerleriyle özgür ve bağımsız yaşamayı ilke edinen yüce Türk halkına, bir devlet şekli olan Cumhuriyeti armağan eden Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün, milliyetçilik anlayışı ile inkılap ve ilkelerini, Türk vatanı ve milletinin ebedi varlığını ve Yüce Türk Devleti'nin bölünmez bütünlüğünü, millet iradesinin mutlak üstünlüğünü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk milletine ait olduğunu ve bunu millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, Anayasa'da gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun gerekleriyle belirlenmiş hukuk düzeninin dışına çıkamayacağını, hiçbir faaliyetin Türk milli menfaatlerinin, Türk varlığının, devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihi ve manevi değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılapları ve medeniyetçiliğinin karşısında koruma göremeyeceği ve laiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı'' Mevcut Anayasa'nın başlangıç kısmı; değiştirilemeyeceği, değiştirilmesinin teklif edilemeyeceği belirtilen ilk 4 maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde, bir bütünlük, bir tamamlayıcılık oluşturduğunun dikkate alınmasını isteyen Yalçınkaya, bu durumda başlangıç kısmındaki temel ilke ve esaslardan bir kısmı çıkartıldığında, değiştirememe yasağı bulunan ilk 4 maddedeki ilke ve esaslardan ikinci maddenin üçüncü satırında yazılı olan ''başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan'' ibaresinin sınırlandırılmış, kısıtlanmış, yönlendirilmiş olacağını ve dolayısıyla yasağın da ihlal edilmiş sayılacağını ifade etti.

Başsavcı Yalçınkaya, ''Bu nedenle Anayasamızın başlangıç kısmından, bütünlüğü bozan temel ilkeler ve esaslar çıkarılamayacağı gibi ilk 4 maddeye aykırı olan ilkeler de eklenemez. Aksi düşünüldüğünde değiştirememe yasağı bulunan ilk 4 madde dışındaki maddeler korumasız kalır ve değiştirilmesinde keyfiliğe yol açar. Anayasamızın diğer maddelerinde yapılacak değişiklikler hiçbir halde başlangıç kısmında ve değiştirememe yasağı bulunan ilk 4 maddesinde belirlenen temel ilke ve esaslara aykırı olamaz. Bu bağlamda değiştirmeme yasağına, ikinci maddede bahsi geçtiğinden, başlangıç kısmı da dahildir. 'Anayasa'nın başlangıç kısmı, anayasa metnine dahil değildir' denilmesi de mümkün değildir''

Demokrasilerde, yapılacak milletvekili seçimleriyle milli iradenin belirleneceğini ifade eden Yalçınkaya, şunları kaydetti:


''Bu milli irade, yönetime gelenler tarafından partisine oy verenlerin düşünce ve niteliklerinin parti doğrultusunda olduğunu göstermez. Milli iradedeki amaç, halkın kendisini yönetecek kişileri belirli bir dönem için seçme hakkına dayanarak serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre yargı yönetim ve denetimi altında yapılacak seçimden sonra parti programlarına uyup uymadıkları, program dışına çıkıp çıkmadıkları, programda belirtilen hedeflere başarıyla ulaşıp ulaşmadıkları yönleriyle denetlenmek üzere yürütme organına getirmektir.'' Partilerin, halka saygı gereği, tüzük ve programlarında ve seçim bildirgelerinde yazılı olan amaçlar dışına çıkmamaları gerektiğini vurgulayan Yalçınkaya, bu nedenle Anayasa ve yasalarda, siyasi partilerin ve yönetimde bulunan siyasi partilerin tüzük ve programlarının, seçim bildirgelerinin, beyan ve eylemlerinin, ''devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine, millet egemenliğine, demokratik ve laik cumhuriyet ilkelerine aykırı olamayacağı; sınıf veya zümre diktatörlüğünü veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayamayacağı, suç işlenmesine teşvik edemeyeceğinin'' açık ve seçik olarak kurallara bağlandığına ve yasaklandığına işaret etti.
Yalçınkaya, açıklamasında, ''Buna göre yürütme erkiyle görevlendirilen her partinin halkını kucaklaması, hiçbir ayrım gözetmemesi, yansız olduğunu hissettirip her kesime güven vermesi gerekmektedir'' dedi.
Anayasa Mahkemesi ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) bir kısım üyelerinin, Türkiye Büyük Millet Meclisince seçilmesi kuralının yargıyı siyasete yönlendireceğini, siyasallaştıracağına dikkati çeken Yalçınkaya, yüksek mahkeme üyelerinin belirli bir süreden sonra yeniden seçilmeleri veya artık seçime girememeleri kuralının da ''tabii hakim'' ilkesiyle meslekte ihtisaslaşma ilke ve esaslarına aykırılık oluşturacağını ve meslekte verimliliği eksilteceğini vurguladı.

Atasözü:

“Anlayana sivri sinek saz , anlamayana davul zurna az”.

Fotoğraf ve haber Milliyet.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazdıklarınızı anlayan anlamıştır da anlayıpta anlamamazlıktan gelenler.... Offf offf... Sevgiyle kalın

Ozlem Ozkulak 
 20.09.2007 12:15
Cevap :
Umarım!...  04.10.2007 0:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1116
Toplam yorum
: 2289
Toplam mesaj
: 135
Ort. okunma sayısı
: 808
Kayıt tarihi
: 28.09.06
 
 

Ankara'da yaşar, dünyalı,aynadaki görüntüsüne muhalif, vicdan hesapları yapmaktan yorgun, yaşanıl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster