Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Haziran '09

 
Kategori
Babalar Günü
Okunma Sayısı
572
 

Günün kutlu olsun Baba

Günün kutlu olsun Baba
 

Geçenlerde annemin günü vardı. Yine hep beraberdik... bu gün olduğu gibi..


Baba Olmak

Soğukkanlı olmak demektir baba olmak.
Sert görsünler ki güçlü olduğuna inansınlar
Ve kolaylıkla sığınabilsinler.... başları sıkıştığında…
Bilsinler kendilerini her durumda koruyabilecek güçlü birisi olduğunu…
(her ne kadar böyle olmasa da..)

Her şeyi hesaplamak demektir, baba olmak..
Aldanmayın umursamaz göründüğüne, bir bilsen o kafada dönen tilkileri…
Ne zaman kırkının da kuyruğunun birbirine değmediğine kanaat getirirse
ki aklınca o zaman tüm olasılıkları gözden geçirmiştir,
“…eh hadi madem öyle…” diye olur verir, koparılmak istenen izine....

Hani “ince eleyip sık dokumak” derler ya…
adam elekçilikte de dokumacılıkta da master yapmış olur gerçekte bir evlat büyüyünceye dek…
(hiç büyümezler ya neyse).

Bitmediii öyle kolaycana büyümek yok… “çocuksun sen çocuk kal”…”..
kazık kadar adam oldun dedikse de o lafın gelişiydi hemen inanma..,
“ben bu evin babasıyım, ben ne dersem o olur… o na göre...
"İyi de babacığım.. ne dediğin anlaşılmıyor bazen."...
“Sus sen anlamazsın”...

Nasıl olsa bir bildiği vardır... doğru sandığı doğruları
bunlar genellikle hep geçerlidir.
Savunmasını da bu özelliği nedeniyle yapar.
“kırk tane söylediğimin bir tanesi bile çıksa yeter” derken gerçekte,
O bir olasılığın da yavrusunu büyük felaketlerden koruyacağına inanmaktadır.

Yok dememektir, kapıya yokluk getirmemektir baba olmak.
“Yok”u hiç sevmez...
aslında öyle çok yokları vardır ki
kimse bilmez yoksul olduğunu.

Tıpta uzmanlıktır baba olmak.
Aslında yaptığı, kendini var eden ana babasını taklit etmektir..
(tabi bu taklit bize ne kadar uyarsa..?).
Bu nedenle söylemekte tereddüt etmez doktor olmuş oğluna kızına
“terliyken soğuk içerse hasta olacağını"...
/tecrübeyle sabit ya).

Eee bu bilgeliğe, tıp bilimi dahil, herkes şapka çıkarmakta kusur da etmez doğal olarak…
Aslında yapılan, "evlada" hala düşünülmekte olduğu hissettirmek,
sığınabileceği bir koruyucusunun,
bir danışmanının var olduğu güvenini vermektir...
ve evlat sarılır bu öğüde, sanki hiç bilmiyormuşçasına...

Filozoftur da babalar.
Sen istediğin kadar sosyoloji, psikoloji devir, kurtulamazsın fırsatı bulduğunda insan ilişkilerini
“eee ne demişler insanlar konuşa konuşa, hayvanlar koklaşa koklaşa”
diye formule etmesinden.
Gerçekte farkında da değildir
artık insanların "konuşmaları nedeniyle dalga dalga tutuklandıklarını"
ve yeni neslin iki ayaklılardan başka hayvan görmediği
ve onlarla da sürekli didiştiği için de,
“hayvanların koklaşmasının” ne demek olduğunu bilmediğinin..

O hala, çocuklarının da kendi çocukluğunda olduğu gibi
"hayvanat bahçesi misali, çok türlü bir dünyada" yaşadığını zannetmektedir...
Gerçekte bir çok türün yok olduğunu farkında bile değildir..

Uluslar arası ilişkilerde de uzmandır babalar…
Gecikmez AB süreçlerindeki gelişmeleri
“eee gavurdan dost ayıdan post olmaz” diye eleştirmekten.
Yeni neslin dört ayaklı ayı görmediğini
ve doğal olarak da postun ne olduğunu bilmediğini hayal bile etmez.

Beslenme uzmanıdır da babalar..
Biraz pekmez yaladın mı,
bir kaşık balık yağı içtin mi atlet kesileceğinden tereddüdü yoktur.
Hatta güzel bir çorbanın, ölüyü bile ayağa kaldıracağını söyler durur...

Dinazorlaşma da mahkumdur babalar.
Ama bunu asla farketmez ve doğal olarak da kabul etmezler...
Teknolojinin yaşamı mekanikleştirdiğine inandığı için tavır koyduğunu söyler...
yoksa !!!! (siz ne sanmıştınız)... konu bile değil...
icabında bir uçan, bir de kaçan... ona göre...
Bu nedenle bilgisayar, yabancı dil vb. gavur icatlarına karşı tavırlıdır...
Ancak evladının bu özelliğini diğerlerine anlatırken öğünmekten de geri kalmaz,
“bizim çocuk müthiş” diyerek..

Manevi güçlerinin olduğu da düşünülür babaların.
Duasıyla cennete gidileceğine inanılır,
hatta birçok durumda, kendine bile hayrı olmasa da...
Onun duasını almanın mutluluğunu hiçbir şey vermez.

Yaşam deneyimleri nedeniyle bir abidedir babalar
Deneyimleriyle kazandığı yaşam doğrularının ne kadar İsabetli olduğunu vurgulamak için,
kendisi canlı kanıtıdır yaşadıklarının.
“Bak bana” hala ayaktayım, yıkılmadım…” bunlar da değirmende ağarmadı” der,
ve övünçle gösterir beyazlaşmış saçlarını…
Tabi doğal olarak da değirmenin ne olduğu bilinmediği için,
bir türlü ilişkisi kurulamaz beyazlaşmış saçla, kahve öğüten araç arasında...

Bir dahidir babalar...
Kendi doğrularıyla, yeni neslin yaşam gerçeklerini bağdaştırmakta üstüne yoktur.
Sakın ha itiraza kalkma..
Sen nereden bileceksin ki…
yaşamadın ki onun yaşadıklarını..
görmedin ki onun gördüklerini...
Bu nedenle o ne diyorsa doğrudur.
Tabi bu durumda "kargadan başka kuş olmadığı" gerçeğini de kabullenmek zorundasındır.

Yaşam koçudur babalar...
Hep umut verir.
En kötü anında bile herkesin neler yapacağını programlar ve öğütler.
Gaz vermekte üstüne yoktur...
Yalan olduğunu bile bile iltifat eder, aferim sen aslansın der

Ekonomisttir babalar...
Az da olsa, çok da olsa evin çarkını döndürür...
Nasıl olduğu bilinmez ama “ayak boyu ile yorganın uzunluğu”nu her durumda bir birine denk getirir. Asla açıkta bırakmaz kimseyi...

Savaşçıdır babalar.
Pes etmez, ipe un sermez, bıkmaz, yorulmaz, çabalamayı hiç bırakmaz...
Kolay kolay kazanamaz ama,
kaybetmek gibi bir lüksü de yoktur.

Toplayıcıdır , birleştiricidir, arabulucudur babalar...
Bayram seyran oldu mu herkes yanındadır,
hem hayır duası alınır, hem sayesinde bir araya gelinir.
Çaktırmadan yeniden baba ekmeği, anne yemeği yemenin keyfi sürülür...

Övünç kaynağımızdır babalar.
Karizmadır, ambiyanstır, yakışıklıdır, jantidir..
(siz öyle görmek istersiniz de ondan…)
Hep övünebileceğiniz,
örnek alabileceğiniz bir şeyler bulmak istersiniz onda…
öyleki içinin boşaldığını göremezsiniz bir türlü...
(yakıştıramadığınız için)...
Bu nedenle çınar gibi ayakta ölür babalar..
içleri boşalarak..

Güvenilir erkektir babalar...
Eğer kız evlatsanız, size ihanet etmeyecek tek erkektir,
Eğer erkek evlatsanız, bu defa da yine güvenebileceğiniz tek erkektir babalar...

Hint fakiridir babalar.
Hem kanaatkardır, hem de beklerler.
Aranmak, sevilmek, ilgilenilmek isterler.
Gerçekte onlar için iyi olduğunuzun bilinmesi yeter her şeye.
Küçücük bir hürmet, içten gelen bir çift tatlı söz, sevgi dolu bir bakış yeter...

Bir âlemdir babalar vesselam,
benimki de böyleymiş deyip sevip sayacağımız türden…

Hep bizimle yaşayacaklar…
iyi bir şey yaptığımızda, övünmeyle karışık, ilk haberdar etmek isteyeceğimiz...
canımız sıkıldığında konuşup dert yanacağımız,
başımız sıkıldığında akıl danışacağımız,
korktuğumuzda cesaret bulacağımız...

Özlüyorum seni baba... haberin olsun..
hep kuzum derdin bana… bir türlü büyüyemedim... 
(her halde onun için hala diyorsun)

Mutlu musun o gittiğin yerde..
sen de bizi özlüyor musun…
Bazen seyrettiğini düşlüyorum bizi…
gerçekten seyrediyor musun..
Belki de öğütler veriyorsundur..
duyar gibi olduğum... ya da öyle zannettiğim...

Bahçelerimiz duruyor ama Bilecik’te değiliz..
Dere kenarında kavaklar altına serdiğin postta oturduğunu hatırlıyorum baba...
Bu pazar gittim gezdim bir günlüğüne...
Bakmazsan dağ olur derler ya, bizimkisi orman olmuş...

Soğuksu duruyor hala...
ama ben taşındım baba başka diyarlara .. seni de hep taşıdım..
Berabersin bizimle... Artık nereye gidersek seni de götürüyoruz.
Bir gün Selaniğe de gideceğiz...
çarşı karakoluydu mahalle...
sorduğumda hatırlayan olur mu acaba...

Geçen ay da annemin günü vardı.
Sen de gelmiştin baba... Hep beraberdik.
Bu ay da annem gelecek.. Yine beraber olacağız.
Artık gün yapar olduk...
iki dünya arasında...
ya bu dünyada ya da cennette...
Şimdilik beni oraya sokmuyorlar ya...
gelecekte belki sizin dualarınız sayesinde... umudum var baba...

Yaptığımız günlerde, pasta börek yemiyoruz, baba… kendimizi yiyoruz...
Duygularımızı blog halinde ikram ediyoruz birbirimize, sizi anarak.
Her ikram edilenin tadında sizi buluyoruz…
kimi buram buram anne kokuyor… kimi baba…

Bu günlerde meşrubat yerine duygularımızı içiyoruz… baba..
Ben sek göz yaşını tercih ediyorum.. sert geliyor…
üstelik daha içmeden vuruyor...
Dostlarıma da ikram ediyorum…
ama herkes kendininkini içiyor
ve her okuduğumuzla birlikte yeniden dolduruyoruz boşalan kadehlerimizi...

Anneler günün de arkadaşlarıma "yastayım" şarkısını göndermiştim...
ağlatmak için onları...
Şimdi de kendime göndereceğim... baba... senin gününde.
Bu satırları okuyacak bir çok arkadaşımın da
babasıyla birlikte eşlik edeceğine inanarak...

Mekânın cennet olsun baba... Işıklar içinde yat…

http://www.youtube.com/watch?v=Sjt9miksn68

NOT: Mafya babaları, iskele babaları, şam babaları ile babalar gibi satanlar ve babaları işsiz, evlatları babasız bırakanlar kapsama alanım dışındadır.
Sakın sarkmaya kalkmasınlar duygularıma, pay kapmak için kendi babalıklarına...
timsahlara yer yok sevgi soframızda...
kanmayız göz yaşlarına...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 193
Toplam yorum
: 1060
Toplam mesaj
: 41
Ort. okunma sayısı
: 990
Kayıt tarihi
: 01.08.07
 
 

Bilecik doğumluyum. Emekli Eğitimciyim. Ankara'da ve yazları Kuşadası'nda yaşıyorum Günlük uğraşl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster