Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Temmuz '15

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
78
 

Günün Tarihi. 8 : (6.07.2015, Pazartesi)

Günün Tarihi. 8 : (6.07.2015, Pazartesi)
 

 
Galiba bu gün “göç”ümüz toplanıyor. Hanımda bir telaş, sağa sola koşturmaca… Çiçeklere özel bir ilgi. Biliyorum bu evi yazlığa taşımak için elinden geleni yapacak. Ondan sonra da bana, “Hadi herif, geç dümene ,”deyip , eve son kez bakıp, Allaha emanet edip, yollara düşeceğiz.
 
Yine Erdek’e gidiyoruz ama bu kez orada ne bulacağımızı bilmiyoruz. Bir kere Belediye Başkanı o meydandaki güzelim Gazinoları “yeniden yapacağım,” diye alt üst edip, bir çamur deryasına kardı. Ondan sonra inşaat durdu. Niye durdu?
 
Kimi derki, “Belediye’nin parası kalmadı,” ; kimi der, “Balıkesir vilayetinden gelmesi gereken ödenek gelmedi.” Ortada bir sürü söylenti var da, doğru dürüst haber almak mümkün değil. Son gittiğimizde inşaatlar durmuştu. Öyle bakakaldık… Bakalım , inşallah , olaylar bizi utandırır ve yepyeni, mekanlarda , ferah fezah rahat edelim… İşte umut, göreceğiz…
 
Not Defterimin, bir köşesine yazmışımı: “1.Temmuz araç taksidini öde; 2. Balkon’un son taksidini öde,” işte hayatımız böyle taksit ödemekle geçiyor. Ve biz de taksit taksit bitiyoruz. Ne yapacaksın? Biz de şair gibi “Çocukluğumuza dönmeyi hayal etsen, mümkün müdür? Bakın ne diyor Cahit Sıtkı Tarancı:
“Affan Dede'ye para saydım,
Sattı bana çocukluğumu.
Artık ne yaşım var, ne adım;
Bilmiyorum kim olduğumu.
Hiçbir şey sorulmasın benden;
Haberim yok olan bitenden.
 
Bu bahar havası, bu bahçe;
Havuzda su şırıl şırıldır.
Uçurtmam bulutlardan yüce,
Zıpzıplarım pırıl pırıldır.
Ne güzel dönüyor çemberim;
Hiç bitmese horoz şekerim!”
 
Bu eski şairler gibi şiir yazmak artık mümkün değil. Çünkü artık şiirin ne olduğunu bilen kalmadı; okuyan yazan kalmadı. Şiir de bir ilim konusudur. Çok çalışmak gerekir, çok…
 
Şimdi gecenin 04’ü … Ne  yapıyorsun bu saatlerde ,diyeceksiniz. Benim ne gecem belli ne gündüzüm. Bazen gecelerimi gündüz gibi, gündüzlerimi gece gibi yaşıyorum. Bir bakıyorsun, uyku ile uyanıklık arasında bir şiir gelip oturuyor dudaklarımın arasına, onu hemen yazmazsam duramam… Çünkü sabaha bıraksam, unutuyorum…
 
Neyse, bakalım, kalabalık Erdek yollarında ne yapacağız.
 
Defterime, bazı notlar düşmüşüm:
1. “Beştepe Millet Camii açıldı.” 
 
Aslında bazı  haberleri farklı biçimde anlamak da mümkün. Beştepe neresiymiş.. Beştepe, Cumhurbaşkanlığı sarayının bulunduğu yer . Cami de Cumhurbaşkanlığı sarayının müştemilatı içinde olmak  üzere hazırlanmış bir cami. Tabii özellikleri var. Ne gibi özellikleri olduğunu yavaş yavaş  tanıyacağız. Ama bu camiyi halkın kolaylıkla kullanabileceğini pek sanmıyorum. Neden mi? Bilmiyorum. Öylesine bir tahmin…
 
2.Kemal Sunal , 15 ölüm yıldönümünde anılmış.
 
Ananlar da kim? Beş on kişiyle aile efradı.. çok fazla bir insan da beklememek lazım. Çünkümillet onun öldüğüne hala inanmıyor ki… Kemal Sunal , filmleriyle her akşam televizyonda en aşağı 5-6 kanalda milleti güldürüp, duruyor. 
 
İstanbul’da doğan Kemal Sunal aslında Malatyalı’dır. Onun için, Malatyalı’ların nekre yapısı onun da içine sinmiştir. Bir de Kemal Sunal , Aziz Nesin’le buluşunca.. Artık, tadından yenmez filmler birbiri  sıra gelmeye başlamıştır. Onun için, Aziz Nesin-Kemal Sunal ikilisi her akşam onbinleri hala güldürmektedirler. Kim onların öldüğüne inanır ki?
 
3. Yunanistan’da  sandıktan “Hayır”  çıktı.
 
Hayır, çıktı da iyi mi oldu? Bunu kimse söyleyemez. Zaten böyle bir konuda halka gidip, “Referandum” yapmak çok saçma bir şey. 
 
Ekonomiyle ilgili bir şey yapamıyorlar, milletle oynayıp duruyorlar. Sivil kurumların çözemediği sorunları, böyle ülkelerde askeriye gelip çözüyor, ondan sonra da tu kaka oluyor. Bence Yunanistan’ın hali bu kadar kötü. 
 
Üretimi artıramıyorlar..
Boyundan büyük borçlardan kurtulamıyorlar.
Milletin aldığı yüksek maaşları kısamıyorlar.
“Euro”dan vazgeçemiyorlar…
 
Bir tek yaptıkları , bağırıp, çağırıp, edepsizlik edip : “Alçak AB bize para ver…” dyip meydanlarda toplanmak.
 
Kim okur, kim dinler “Varakı mihri vefayı..”
 
AB’de artık vefa kalmamış. Merkel , o eski komünist, adama kolay kolay para verir mi?
 
Valla Yunanistan derdine yansın, veya Ertuğurul Kürkçü’ye başvursun. Belki , Yunanistan’ın borcunu öder. Türkiye’de öder de, beleşten kondukları 12 adaları verirlerse… Şaka, şaka.. Adamlarda ciddiye alıp, Türkiye bize hücum ediyor, diye başlarlar yaygaraya… Adanız da, borcunuz da sizin olsun. Ama bir gün anlaşmak için geleceksiniz. Başka çareniz yok!
 
4. “Türkiye’de 1.3 milyon kişi icralıkmış” :
 
Haber zaten kendini açıklıyor. Millet gelirinden çok  harcamaya alışmış durumda. Böyle bir milletin devleti de aynıdır. Onun da dünya kadar borcu var.. Peki, nasıl kurlacağız, bu Bankaların  kuşatmasından… Başka çare yok. “İflastayız” demek gerekir…
Bazıları da kestirmeden çözümlüyor: Nasıl? İntihar ederek… Öyle vakaları az mı işitiyoruz.  Türkiye’nin kişi başına milli geliri 10 bin dolar…. Yunanistan’ın ki  ise 25 bin dolar ve “İflas ettik” diyorlar…  Peki, biz ne halt edelim. Bu nasıl hesaptır  ey millet!! Biri bana açıklasın. Bu işte bir yanlışlık var. Heyhat..
 
5. “Çöpten çıkan büyük servet”
 
Türkiye’de atıklardan üretilen elektrikle, 17 bin ev aydınlatılıyormuş. 
Ne güzel.. Demek ki neymiş, herkes çöpüne sahip olsun. Herkes kendi elektriğini üretsin!!
 
6. “İki kardeşin efsane başarısı”:
 
“iki kuzuyla yola çıkan iki kız kardeş, kocaman bir sürüye sahip olmuşlar. 
Bursa’da biri üniversite mezunu iki kız kardeş,iki tane kuzuyla başladıkları üretimde, 215 tanelik koca bir sürüye kavuştular.” (haberler.com)
 
Bu insanların azimle neler yapabileceğinin örneğidir. Hiç kimse ben işsizim, diye ağlamasın. Varın hesap edin 215 tane koyunun getirisini…? Gördünüz mü kar uşaklarını. Bazen kadınlar erkeklerden çok daha radikal ve akıllı kararlar alıp uyguluyorlar. 
 
Bu günkü haberlerimiz bu kadar. Gerisi radyolarda…
 
Bakalım yollarda ne yapacağız, Erdek’te internet düzenini nasıl kuracağız. 
 
 
Abdülkadir Güler bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu yaştan sonra Hocam Erdek'te işin ne? Bak ben yazlığa gitmiyorum.Gidecem, interneti kurduracağım,telefonu açtıracağım, vana su kaçırtıyor, tamiri gerek, salıncağı kur, masaları aç, hidrofora baktır.Ne olacak? Bir kaç kere denize veya havuza girecem.Güneşlenecem. Kışlıktaki rahatı nasıl bulacam.Bulamam.Canım deniz mi istiyor,giderim Ada'ya,Şile'ye, Kilyos'a , Oldu bitti.Hele sizin Bandırma'da imkanlarınız bizden fazla.Kusura bakma hocam nasihat eder gibi oldu ama maksadım bu yazlık meselesinin insanları uğraştırdığını ifşa etmek.Kardeşim de Sarıyer'i yani Boğazı bırakıp Didim'e gidiyor. Anlayamadım gitti.Yine de mutlu tatiller dilerim.

yılmaz çetingöz 
 06.07.2015 12:40
Cevap :
Sağol Yılmaz Bey, keşke bizim evde benim dediğim olsa.. "Gidiyoruz.." dendimi bana direksiyona geçmek düşüyor. Ama gideceğimiz yer, çok uzak değil, 20 dakikalık bir mesafe. Ama ben yine de lafını etmekten vazgeçemiyorum. Sağol tavsiyelerin için. Gereği yapılacaktır.  06.07.2015 15:37
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2579
Toplam yorum
: 10204
Toplam mesaj
: 237
Ort. okunma sayısı
: 763
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster