Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Nisan '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
284
 

Gurbetçilerin geri dönüşünü teşvik 4

Gurbetçilerin geri dönüşünü teşvik 4
 

Türkiye'nin güzellikleri Avrupa'nın hiçbir ülkesinde yok. Bunu hiç çekinmeden yazabilirim. Ama ülkesini bu kadar hoyratça kullanan, töre cinayetleri, kuma getirme, berdel, beşik kertmesi, toprak ağalığı gibi kavramların uygulandığı ve methedildiği bir Avrupa ülkesi de yok.

Kabuğumuzdan sıyrılmalıyız. Kaplumbağalar bile kafalarını kabuklarının altından çıkarırlar. Biz ne kafamızı çıkarıyoruz kabuğun altından ne p...pomuzu.

1960'lı yılların başında başladı Almanya'ya göçler. Almanya ve Avusturya başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesi 2. Dünya Harbi neticesinde bozulan ekonomilerini ve tahrip olan ülkelerini onarmak için yabancı işçiye ihtiyaç duydular. Kendi ülkelerindeki iş gücünün az olması ve pahalılığı, bu ülkelerin gelişmelerine katkıda bulunacak ucuz iş gücüne yönelmelerine neden oldu. Bu arada zamanın Türk Hükümetiyle de anlaşmalar imzalandı. Türkiye'de kurulan Alman İrtibat Büroları, ülkemizdeki İş ve İşçi Bulma Kurumu kanalıyla önerilen vatandaşlarımızı ayak baş parmaklarından, dişlerine kadar kendi özel doktorlarına muayene ettirerek ‘’OLUR’’ raporu alanları ülkelerine çağırdılar.

Büyük bir ümitle giden işçilerimizin çoğu Almanya'da aynı büyüklükteki bir hayal kırıklığıyla karşı karşıya kaldılar. Ama gelmişlerdi bir kere. Geri dönüş olmazdı. Ayrıca her biri en az birer yıllık anlaşma ile çeşitli fabrikalara dağıtıldılar. Ülkelerinde bıraktıklarına karşı sorumlulukları vardı. Çalışacaklardı.

Sevgili BLOG okuyucuları, dikkat ederseniz ben, ’’ İşçilerimizin hepsinin ülkeye geri dönmelerini sağlayalım’’ diye bir düşünce belirtmiyorum. Ekonomist olmadığım için, sade vatandaş olarak düşüncelerimi yazıyorum ve bu konuda benden daha bilinçli olanları düşünmeye sevk etmek istiyorum.

Amerika'daki zenciler, yıllarca aşağılanmalarının intikamını almak için çeşitli spor dallarında çok çalıştılar ve bugün ABD'de sporun her dalında ülkenin temel direğini oluşturuyorlar. Almanya'daki vatandaşlarımız da gençler olarak çeşitli dövüş sporlarına ilgi gösterdiler. Çünkü kahrolası SKIN HEAD denilen dazlaklar Türklere yapmadıklarını bırakmadılar. Alman hükümeti de göstermelik davranışlar dışında bir önlem almadı, popülist politika yüzünden alamadı. Türk gençleri kendi aralarında örgütlenerek yakın dövüş sporlarında başarılar elde ettiler. Bu yakın dövüş sporunda başarılı vatandaşlarımız Türkiye'ye dönünce kime saldıracaklar? Kendilerine ''Auslaender 'raus, Türken 'raus'' diye bağıranlar, evlerini yakanlar, her fırsatta kalleşçe saldıranlar olmayacak ki.

Bu vatandaşlarımız buralarda da ''Judu, Karate, Tekvando'' kursları açarak vatandaşlarımıza bu sporları öğretirler. Fena mı?

Ayrıca şu hususa dikkat çekmek isterim: Biz vatandaşlarımızı Almanya başta olmak üzere diğer Avrupa ülkelerine sattık mı? Osmanlı'nın dağılmasından sonra Selanikte'ki Sabetaycıları bile ülkemize geri getirmişiz. Yugoslavya'dan, Arnavutluk'tan, Makedonya'dan, Bulgaristan'dan göç ettirilen vatandaşlarımıza bu ülkede bedava toprak vermek başta olmak üzere birtakım kolaylıklar sağlamışız. Niye bu ülkeden çalışmak, bir müddet sonra yurda geri dönmek üzere, sadece ekonomik sıkıntılar yüzünden yurt dışına giden vatandaşlarımızı kendi hallerine mi bırakıyoruz?

Birçok vatandaşımız ve çocukları ülkerine temelli dönmeyi düşünmeyebilirler. Bu onların demokratik hakları. Bulundukları ülkelerde kalmak isteyen vatandaşlarımıza zorbalık mı uygulayacağız? Kimse zorla geri getirilemez. Sadece teşvik ederek vatandaşlarımızın artık, know how, hayat tecrübesi, lisan bilgileri, değişik yaşam tarzları ve dövizleri ile yavaş yavaş anayurtlarına dönmeleri sağlanmalı. Orada kimler kalacak konusu aileler tarafından kararlaştırılacak. Bu konu ayrı. Bu güzel ülkeye sadece turist olarak gelip, buralarda yazlıklar, kışlıklar satın alan ve kapılarını 11 ay kilitli tutan o kadar vatandaşımız var ki. Hem milli servete yazık, hem de orada yaşayan vatandaşlarımıza. Mal varlıklarını değerlendiremiyorlar. Hükümetler beceriksiz olabilirler. Ama artık becerikli olmaları zamanı gelmedi mi? Sadece Kopenhagen Kriterleri'ne göre değil, insanlarının refah içinde yaşama arzularına göre kanunlar çıkarmalı ve uygulamaya geçmeliler. Mustafa Mumcu

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 325
Toplam yorum
: 2858
Toplam mesaj
: 684
Ort. okunma sayısı
: 3156
Kayıt tarihi
: 10.04.07
 
 

06. 06. 1945 İzmir doğumluyum ve İzmirli olmaktan da gurur duyuyorum. 1968 yılında birkaç yıllığın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster