Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Temmuz '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
247
 

Gurbeti özlettiler bana

Gurbeti özlettiler bana
 

''Millet gurbette vatanını özler, bu niye vatanında gurbeti özlemiş?'' diye düşünebilirsiniz. Ters bir durum, biliyorum. Aslında ters bir insan değilim. Biraz sıradışı olduğum söyleniyor ama gerçekten sıra dışıyım.

Şu anlamda sıra dışı; mesela İzmir Kemaraltı'nda yürüyorum, vefat eden birisi için lokma döktürüyorlar ve ben buna bakıyorum. Herkes sıraya girmiş bedavadan lokma kapıyor, ben utanıyorum bedava lokma almaya ve sıra dışında bir müddet bakıyorum. Giderken de arkama bakıyorum.

''Tüh, keşke herkes gibi ben de sıraya girip, beş-on dakika bekleseydim. Canım da lokma çekti'' diye mırıldanarak gidiyorum. Mübarek, girsene sıraya! Al lokmanı, yiye yiye git! Ne var bunda? Dua etmesini de bilirim. Lokmayı mideye indirdikten sonra, üç Kulhuvallah bir Elham okuyup, ölmüşün ruhuna gönder! Dua giderse gider, ona karışma! Hem sevaba da girersin!

Nerede bende o cesaret? Yok canım o kadar da değil. Gerçekten cesur adamım ama bu durumlarda sıraya girip bedava lokma almak için beklemek biraz ters geliyor racona. ''Ters'' kelimesini tekrar kullanınca konu aklıma geldi. Neredeyse dağıtacaktım. Hemen toplayayım bari, dağınıklığı sevmem ama son yıllarda hep dağınığım.

Evim, saçlarım, düzenim, işlerim, aşk defterim, hepsi dağınık.

Ters adam değilim gerçekten, şu anda işlerim ters gidiyor ve güzel ülkemde insanlarımızın birçoğunun davranışları bana ters geliyor. Alışamıyorum. 27 yıl Almanya'da yaşamış olmamın verdiği bir kültür alışkanlığının kurbanı mı oldum acaba?

Ama insanlarımız da çok değişmişler. Ben temelli döneli 12 yıl oldu, bir türlü krizlerden kurtulamadık. Enflasyonu indireceğiz diye vatandaşa bindirdiler. Vatandaşın çoğunun alım gücü kalmayınca enflasyon indi ve indiği yerde kaldı. Bazı esnaflar var, siftah yapmadan akşamı ediyorlar. Bir de fiyatları mı artırsınlar? Hükümet yetkilileri de enflasyon indi, paramızın değeri arttı diyorlar. YTL'ye geçeli o kadar zaman oldu, herkes hâlâ milyonlardan bahsediyor. Alım gücü azalan, ekonomik krizlerle belini doğrultamayan güzel insanlarımızın ruhları kararıyor. Bu doğal.

Kendi problemi çok olan bir kimse başkasının problemine nasıl çare olsun ki? Olamıyor. Olamayınca da utancından mı, kalplerinin nasırlaşmış olmasından mı, bilemiyorum bir kaçış içindeler. Yardıma muhtaç insanlara selam vermeye çekinen insanlarımız çoğaldı.

Bir de konuşamama, Türkçe'yi düzgün kullanamama problemi var insanlarımızın çoğunun. Ekonomik durumu kötü olan bir kimseyi ziyaret ederlerse, onun hal ve hatırını sormak dışında bir de parasal yardımda bulunmaları gerektiğini düşünüyorlar. İnsanlarımızın doğasında var ya bu yardım etmek duyguları...

İyi de, sen gel bir hal, hatır sor! Niye parasal yardım yapacaksın, sende de yoksa? Moral ver, kendi derdin varsa onu da anlat. Artık bilmeyen kalmadı şu sözü: Üzüntüler paylaştıkça azalır, mutluluk paylaştıkça çoğalır. İyi işte, gel paylaş. Kendinden bahset, dostunu dinle!

Çoğumuz anlatamıyoruz derdimizi. Bu durumda, konuşabilen, akıllı ve birikimli olan haliyle daha çok konuşuyor. Konuşuyor da memnun olan yok. ''Amma da çok konuşuyorsun ha!'' suçlamaları hemen geliyor. Saygılısın, susuyorsun! Bu sefer derin bir sessizlik. Sanki cenaze evindesiniz. ''Niye sustun abi, konuşsana!'' Yine suçlama. Konuşursun, kızarlar, susarsın memnun olmazlar. Böyle insanlarımız çoğunlukta.

Tabii ben kendi çevremden ve yaşadıklarımdan söz ediyorum. Böyle olmayan insanlarımız da çok. Ama belki bu yazılanları okurlar da durumlarının güzelliğini daha iyi anlarlar. Konu uzadıkça uzar. Karakter itibarıyla bazen haksızlıklar karşısında yüksek ses çıkarıyorum ve bu da birilerini rahatsız ediyor bana cephe alınıyor. Durum bu. Yoksa kurallara uyan, cemiyet içinde yaşamayı seven biriyim. Sıra dışı yaşamayı. Tabii olağandan değişik bir yapım var. Bu bakıma da sıra dışıyım.

1996'da Almanya'dan temelli dönüşümün birinci yılında, iş götürdüğüm bir matbaanın sahibi bana,

''- Abi sen bu ülkeye fazlasın!'' demişti.

Fazlasın derken methetti yani. Birikim, lisan bilgisi vs kriterlerine, davranışıma göre ölçtü. Bu arada Türkiye çapında ilk renkli, resimli kartvizitleri de yapıyordum ve grafik çalışmalarımı da beğeniyordu. O değerli dost, iş arkadaşı bana,

''- Sen bu ülke için fazlasın!'' dediğinde biraz da kendimle gurur duymuştum ama yanıldığımı anladım. Aradan 11 yıl geçti, onbir yıl daha yaşlandım, boşuna...

Ne aşk var, ne dost, ne akraba, ne para. Ticaret hayatına da uyum sağlayamıyorum.

Sallanan bir küçük yelkenlideyim sanki...

Bereket versin, Okyanus'ta değilim. Yoksa çokta batmıştı yelkenli. Şimdilik sallanıp duruyor. Rüzgârın estiği yöne doğru.

''Ben bu ülkeye fazla değilim, ama bu ülkede fazlalığım.''

Herkes bir köşeyi kapmış. Bana bırak köşe, kıyıda köşede küçük bir yer bile kalmamış. Ben de en güzel köşedekileri ittirip onların yerlerini almayı beceremiyorum. Yapıma, karakterime uygun değil bu davranış.

Ne yalan söyleyeyim, Almanya'yı çok özledim. Oradaki yaşantı bambaşkaydı. Keşke temelli dönmeseydim de her sene birkaç kez izin yapmaya gelseydim bu güzel ülkeye. Bizim ama benim olmayan ülkeye. Kendimi bir yabancı gibi hissettiğim, ama özbeöz Anavatanım olan, canımın içi Türkiyem'e...

Mahallemdeki çocuklar bile bana turist muamelesi yapıyorlar. Bazen hayranlıkla, bazen şaşkınlıkla bakıyorlar yüzüme. Yazın kavurucu sıcağında kısa pantolon giyişimi yadırgıyorlar. Saçlarımın uzunluğundan dolayı Türk olmadığımı düşünüyorlar. Hatta bana Türkçe konuşup konuşamadığımı soruyorlar. Tabii çok üzülüyorum.

GURBETİ ÖZLETTİLER BANA.

Herkese sağlıklı ve mutlu günler dilerim Saygı ve sevgilerimle.

Mustafa Mumcu, İzmir, 14 Temmuz 2007 / 04:20

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Üstadım, görüşlerinize katılıyorum tabii ki. Esasen, aynı görüşleri paylaşıyoruz. Emin olunuz bana uymayan bir şeyler olsaydı,uygun bir dille zaten eleştirirdim. Aslında hani kıvırmışım gibi olmasın ama, evet Burası Türkiye, ama sizin dediğiniz gibi daha mutlu insanların yaşadığı bir ülke olmalıdır. Evet aslında bizler hepimiz bunun için çalışmıyor muyuz? Ama en azından o güzel günleri göreceğimiz ana kadar demek istemiştim. Yanlış ifade etmişim. Yerden göğe kadar haklısınız. Saygılarımla...

Baver Ergun 
 15.07.2007 20:10
Cevap :
Sevgili Baver, beni eleştirdiğim için kızmadım. Aman ha! Sadece düşüncelerimi ifade ettim. Bu Blog sitesinde en sevdiklerimden biri olan sen de eleştirebilirsin, en sevmediğim ve hiçbir yorumuma cevap verme cesareti göstermeyen birkaç kişi de. Hepsine açığım. Cevap veririm ama. Senin yazdıkların doğru fakat benim doğrularım değildi o yorumunda. O yüzden cevabım biraz değişik oldu. Keşke herkes senin gibi olabilse. Saygı ve sevgilerimle.  15.07.2007 20:31
 

bir kere açık söyleyeyim, son bir aydır bu sayfalarda geçireceğim süreyi indirebildiğim kadar indirdim. Şu aralar işlerimle ilgili özel bir durum var. Bu sebeple...Yani hepimiz aslında işi gücü olan burayı da entelektüel bir faaliyet sürecinde yürüten insanlarız. Bu açıklamayı yapma sebebim, yazılarınızı düzenli olarak takip edemiyor olmam. Ancak,1995 Temmuz'unda Adnan Menderes Havalimanı'nın dışhatlar gelen terminaline girdiğiniz andan beri bir takım sıkıntılar yaşadığınızı ve bunun sebebinin de duyarlı olmanız olduğunu sanırım herkes farkedebiliyor. Evet lokma için sıraya giremiyorsunuz, çünkü ortalama yurdum insanı gibi değilsiniz. Aynı dertten muzdarip olan inanın bir tek siz değilsinizdir:)...Diyeceğim o ki, siz daha düzenli, insanların daha da bir kurallı yaşadığı bir ülkeyi hayal ediyorsunuz ama maalesef oldukça klişe olacak ama, burası Türkiye. Sizin yerinizde olsam,İzmir'imizin güzide semti Basın Sitesi'nin keyfini çıkarır, sahile çıkar dolaşırdım...Saygılarımla.

Baver Ergun 
 15.07.2007 14:03
Cevap :
Sevgili Baver, beni çok nazik ve ince bir üslûpla eleştiren güzel yazınız için teşekkür ederim. Benim problemimin kendime özel olduğu hissini vermişim galiba. Buna üzüldüm. Benim problemlerim aslında kendimle ilgili değil . Benim durumumda olan sayısız insanın düşüncelerini dile getirdiğimi zannediyordum ama en azından sizin gözünüzde bunu başaramamışım. Ben bu saatten sonra çok mutlu yaşamasam da olur. Zaten 62 yılı geride bıraktım. BURASI TÜRKİYE anlayışına sizin de sarılmış olmanız beni daha da üzdü ama canınız sağolsun! Keşke sizin gibi entelektüel insanlar ''BURASI TÜRKİYE ama Türkiye daha mutlu insanların yaşadığı bir ülke olmalıdır'' deseydiniz ve benim düşüncelerimi kınamasaydınız. Burası Türkiye de orası neresi? Onlar da insan. Niye her şeyin iyisine lâyıklar da biz değiliz. Sebze ve meyvelerimizin iyisi bile onlara gidiyor, biz kalanları yiyoruz. Ben mutlu olmak istemiyorum. Genç nesil mutlu olmalı ve bizden sonra gelenler... Benim mutlu olmamın zamanı geçmiş.  15.07.2007 14:55
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 325
Toplam yorum
: 2858
Toplam mesaj
: 684
Ort. okunma sayısı
: 3031
Kayıt tarihi
: 10.04.07
 
 

06. 06. 1945 İzmir doğumluyum ve İzmirli olmaktan da gurur duyuyorum. 1968 yılında birkaç yıllığın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster