Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ekim '09

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
2455
 

Gürcistan ve Tamada

Gürcistan ve Tamada
 

Nazım Alpman; O eski tüfek değil güncel mitralyozdur. Senelerce Cumhuriyet ve Milliyet gazetesinde yazdı. Halen internetin en çok okunan yazarı. internethaber.com, Birgün, sansursuz.com, Bizim Gazete, National Geographic Dergisi, İz TV’de haberleri, ropörtajları, belgeselleri, makaleleri ile Türkiye’nin en çok ses getiren gazetecilerinden biridir. Sıkı bir karikatürist, eski bir sendikacıdır. Alpman’ın Çingeneler hakkında 3, Beykoz hakkında 3, ve Sınırda Yaşayanlar, Anadolunun elleri ve Gazetecilerin Şakası Olmaz isimli kitapları var. Tavşanlar grubu* üyesi (Nazım Alpman gazeteci, yazar, Duygu Asena-gazeteci, yazar, İnci Asena-yayın evi sahibi, Bilge Egemen-program yapıcısı, sunucu NTV, Sabati Karakurt (Carlos) Hürriyet fotoğrafçı, yazar, Utku Kırdemir-spiker Star TV, Can Uluğ-turizm, Ali Onaran-turizm, Cem Polatoğlu-turizm)
*Tavşanlar grubu hikayesi bir başka zamana.
20 senelik dostum, idolüm Nazım Ağabeyim bana telefon edip; “Haydi toparlan, Gürcistan’a gidiyoruz, Acara Başbakanı Levan Varsalomidze çağırdı” dediğinde boğazım düğümlendi. Alışık değilim ben öyle resmi davetlere. Ancak bir başbakanın davetlisi olarak ülke ziyareti oldukça havalı bir şey olsa gerek. Nazım abi, İz TV ekibi ve bendeniz İstanbul’dan çıktık yola. Bir buçuk saatlik uçuştan sonra Batum’dayız. Uçağın yarısı Hopa’lı. Onları hemen bir otobüs aldı ve vizesiz, gümrüksüz, pasaportsuz geçişle Hopa’ya yol aldılar. Batum havaalanında beni şaşırtan ilk şey kocca bir afiş ve üzerindeki “rüşvet vermenin cezası ölümdür” yazısı. Eski doğu bloğu ülkelerine gelirken gerekebilen pasaportumun bir kenarına sıkışmış! 20 dolarımı derhal cebe aktarıyorum. Alandan çıktık. Bekliyorum ki siyah takım elbiseli bürokratlar ve kara gözlüklü iri kıyım korumalar gelsin, sırayla dizilsin, bizde ellerini sıkalım. Birde folklör gurubu. Sonra da bizleri tepesi yanar-döner ışıklı dadi-dadi siyah arabalarla alsınlar... da... alanda bizi karşılayan Nazım abiye sarılıp öpen tek bir kişi var. Adı Nukzar. “Epinuz hoşceldinuz” dedi. Tam Laz. Elinde koca bir gül demeti. O da gruptaki kameraman kızımız için. (aşağıdaki resim soldan sağa Nazım, Nukzar, Cem) Denize nazır otelimize yerleştikten sonra Başbakanımızı ziyarete gideceğiz. Herhalde o zaman gelir arabalar, korumalar. Giydim en efendi kıyafetlerimi, saçlara da jöle, indim lobiye.
Nukzar beklemede; - Haydin cideyruk.
- E nerde bu millet, nerde bu devlet ve devletin dadi-dadi siyah arabaları, korumaları?
- Haydi cel daa. Başbakanlık şuracıkta, yürüyerek gideceğuz. Başbakanlık, arka sokaklarda arada bir bina. Ne üst-baş araması, ne kimlik yoklaması.. Tak tak vurduk kapıyı girdik içeri. Allahtan bir sekreter var. İçerideyiz. Aaaa ama bu adam bir delikanlı.. Olamaz! Başbakan benden genç. 30’lu yaşlarında biri. Samimi, güleryüzlü, sıcak, içten. Hani şööle bi elense çekip “Levan, N’aber lan?” diyesim geliyor ancak Nazım abime ayıp olur. Ama; “Hocam, akşam beraber takılalım şöyle neşeli bir yerlere” diyorum. Olur diyor. Nazım abi ropörtajını yaptı, İz TV çekimlerini bitirdi. Benim görevim ise Gürcistan turizmini kurtarmak! Kendimi ve Türk turizmini kurtardım ya, sırada burası var. Şaka bir yana, sebeb-i ziyaretim; Türkiye ile Gürcistan arasında turizmi canlandırmak. Bunun için neler yapabiliriz? İrdeleyeceğim. Verdiler bize bir arazi aracı, yanımızda kardeşimiz Nukzar. Bir bileniz ya, allah Gürcistana ne verdiyse dağ-taş, dere-tepe, çayır-bayır, bina, köprü görülecek ne yer varsa hepsini gezdik. Akşam pestilimiz çıkmış vaziyette Başbakanın verdiği yemeğe katıldık. Levan bizi kapıda karşıladı. Çok açız. Sofra göründü. İçimden bir an evvel yemeklere saldırmak geliyor. Yok yok sofrada. Yemeklerden adını öğrendiklerim; Gürcü Kavurması, Shavi Lobyo, Porçi, Lobyo Cadi (Fasulyeli Mısır Ekmeği), Lobyo Phali - Phal Lobya (Fasulyeli Lâhana), Koraveli Phali (Ekşili Lâhana), Malahto dedikleri Cevizli Fasulye, ayrıca Cevizli Patlıcan, tatlılardan Kiraz Kavurması (Salamura Kiraz), Gürcü Lokması Bu kadar yeter. Haydi başlayalıııımm. Bismillah...
- Yok dedi Nazım abim. Bekle..
- Neyi?
- Tamada’yı
- O kim ya?
- Sofra başı.Sofrayı yöneten kişi.
- Yani Başbakanı?
- Hayır, Tamada sofra lideri demek, illa başbakan veya sofranın en kıdemlisi, yaşlısı olması gerekmiyor. Herkesi tanıyan, iyi konuşma yapan, bilge biri sofra başıdır ve Tamada bir açılış konuşması yapar. Tamada konuşmasını bitirmeden yemeğe geçilmez, o bir yudum içmeden ağza kadeh götürülmez. Ayrıca elindeki kadehi havaya kaldırırsa sende kaldırmak, ayağa kalkarsa sende kalkmak ve onun sözü bitene kadar gözüne bakarak dinlemek, içerse içmek zorundasın. (Bu ne yaa.. askerde miyiz?)

- Peki, Tamam ama sonra yemeğe ..
- Hayır. Tamada, sözü bir başkasına verebilir, onu da sonuna kadar dinleyeceksin. Bu fasıl böyle tüm masayı dolanabilir.
- Nazım abi.. Bak. Açım abi ben... Ayççç!. Tüm gün gezdik. Ayaklarıma kara sular indi. Akşam yeriz diye ağzımıza tek bir lokma atmadık. Masada 10 kişi var. Herkes on dakka konuşsa bittim ben. Ve herkes birbirine söz vere vere 2 saat geçti. Hala tek bir lokma ağzıma atmadım. Sadece her konuşmacının ardından mecburen bir yudum içki aldım. O da bana aç karnına yetti.. Derken söz sırası bana geldi. Ağzımdan şöyle bir “ses” çıktı; - Ğörrkhh! Nazım abinin dürtüsü ile kendime geldim. Konuşmamı 5dk ile sınırlayarak orada olmaktan duyduğum memnuniyetimi dile getirdim... ve.. ben öldüm... Sandım.. ama başaramadılar demek. Kimse bana artık soru sormasın, kulaklarım duymuyor, gözlerim görmüyor, bişi hissetmiyorum. Galiba aç ve sofra başında olmak kötü. Attım topu, verdim sözü bizim genç kameraman arkadaşlara, kaş-göz de ettim ki uzatmasınlar lafı. Ohooo, başlangıçta kem-küm eden delikanlımız bir gaza geldi ki, sanırsın küçük Sülü (Demirel). Ne politikası, ne halkları ve hakları, ne savaşı ne diyon sen akşam akşam?. Susturana aşkolsun. Bacağımda ulaşmıyor oraya. Kafasına çatal atsak ve bunun bir Türk adeti olduğunu söylesek susar mı acep? Bitti nihayet konuşmalar.. Hücuuum. Protokol sofrasıymış. Hiç çatal ve bıçağa ihtiyaç duymazdım eğer Nazım Abi’m bana dik dik bakmasaydı.
Sırası gelmişken masada anlatılan bir efsaneyi nakletmek istiyorum; Tanrı insanlara yaşayacakları toprakları dağıtıyormuş. Ancak malumunuz o sırada Gürcüler yemek ve içmekle meşgul, Tamada’da da lafı uzatmış ve dağıtıma geç kalmışlar. Nihayet toparlanıp iki yemek arası huzura çıktıklarında Tanrı onlara tüm toprakların alındığını, boş yer kalmadığını söylemiş. Gürcüler bu duruma pek aldırış etmemiş. "Sizin sağlığınıza içiyorduk, hadi gelin siz de bize katılın" demişler. Tanrı bu ziyafette öyle iyi vakit geçirmiş ki, kendine ayırdığı toprağı Gürcülere vermiş. İşte bu yüzden Gürcüler Gürcistan’ın tanrının ülkesi olduğuna inanıyorlar. Gürcülerin şarapları bir harika. 521 üzüm çeşidi olan Gürcistan, dünyanın en eski şarap ülkesi. 'Muzukani' bence en kaliteli Gürcü şarabı. Son yüzyılda çok savaşlar gören Gürcistan'da ilk kadeh "Barışa" kaldırılıyor. Sağlığa veya Şerefe değil. İkinci kadeh ülkeye: "Sakartvelo gamarjos!" (Çok yaşa Gürcistan) Ardından misafirlere, ev sahiplerine, çocuklara, dostluğa kalkıyor kadehler. Gürcistan'ın sadece şarabı değil, kaplıcaları ve doğal kaynak suları da ünlü. Gürcüler dansı, şarkıyı ve operayı çok seviyor. Gezimize devam edelim, Ertesi günkü gezimize başbakan da eşlik ediyor. Tek bir koruması var Levan Varsalomidze’nin. Halkın arasında özgürce geziyoruz. İsteyen sarılıp öpüyor, dileyen hatıra fotoğrafı çekiyor. Bazıları dertlerini anlatırken, genç kızlar bekar başbakanlarına kur yapıyorlar. Levan Varsalomidze yurt dışında okumuş 3 dil bilen ve Gürcülere göre asil, politik kökenli bir aileden geliyor. Bu nedenle herkes ona saygı duyuyor. O da tüm yurtdışı birikimlerini son derece itinalı bir şekilde halkına sunuyor. Başbakan, şehrin dört bir yanını sarmış olan inşaatlardan yol çalışmalarına, limandaki sorunlardan havaalanına kadar her şey ile ilgileniyor ve haberdar. Sokaklarda ilgimi çeken şey kadınların sigara içmemesi. Ayıp sayılırmış. Bunun dışında, restaurantlar’da veya caddede müzikli, eğlenceli, şık giysili gruplar gördük. Birbirine de çok benzediği için sorduk “bu düğün mü?” evet dediler. Hemen alt salondakini sorduk.. Cenaze yemeği dediler. Düğün ve Cenaze. Aynı yerde. Farkı ne bu seramonilerin dedik? Farkı pek yok dediler. İkisi de “cennete yolculuk” muş.. (sorsalar ikisinin de ucunda ölüm var derim.) Bu yemek fasılları Gürcistan gezimiz boyunca devam etti. Ör. Bir öğlen yemeğine 14:00 civarı oturduk. Yine Tamada faslı başladı, konuşmalar sıra ile devam etti.. Sofradan kalkarken saat 20:00 idi ve bir saat sonra, (rakkam ile -1-) akşam yemeğine oturduk. Bir sonraki gün, Türk girişimcileri izlemek üzere şehre çıktık. Tüm büyük inşaat işleri, oteller Türkler tarafından yapılıyor. Marketlerde Türk gıda ürünleri baş köşede, Disco’larında ise Türk pop müzik parçaları hit olmuş. Bazı tekstil firmalarımız ise iş gücü ucuz olduğu için burada konuşlanmışlar. 450 Gürcü kadın işçinin çalıştığı bir Türk tekstil fabrikasını gezme şansımız oldu. Gurur duyduk. Gürcistan resimler için. http://picasaweb.google.com.tr/baracudacem/GURCISTAN
Detaylar;
Başkent Tiflis, Resmi dil Gürcüce, Güney Kafkas-Kartuli dil ailesinden gelen Gürcüce yaşayan en eski dillerden biri. 5. yüzyılda geliştirilmiş Mkhedruli alfabesi kullanılıyor. Yarı başkanlık sistemli Cumhuriyet, Devletbaşkanı Mihail Saakaşvili, Bağımsızlık SSCB'den ayrılma 9 Nisan 1991, Yüzölçümü 69.700 km², Nufus: 5 Milyon, Para birimi Lari (GEL), GSMH Kişi başına 2,200 $, Gürcüce'nin dışında güney bölgelerde Lazca, Acarca, Ermenice; güneydoğuda Azerice, Batsça; kuzeyde Osetçe, Svanca, doğuda Megrelce, Abhazca da yoğun olarak nüfusun %30 kadarı tarafından konuşulmaktadır. Ülke nüfusun yaklaşık % 83,8’ini Gürcüler, Acaralar, Lazlar, Megreller, Svanlar oluşturur. Diğer gruplar Azeriler (% 6,5), Ermeniler (% 5,7), Ruslar (% 1,5), Abhazlar ve Osetler. Gürcistan Yahudi cemaati, yeryüzündeki en güçlü Yahudi cemaatlerinden biridir. Gürcistan'nın kuzeyinde Rusya, güneyinde Azerbaycan, Ermenistan ve güneybatısında Türkiye yer alır. Gürcistan, iki özerk cumhuriyet ve on idari bölgeden oluşur Özerk cumhuriyetler ise Abhazya ve Acara, Sovyet döneminde kurulmuşlar ve bugün Gürcüstan Anayasası’nca da tanınmaktadırlar. Hukuki açıdan özerk olmasına karşın Abhazya fiilen ayrıdır. Abhazya’nın başındaki yönetici, anayasal açıdan Yüksek Konsey başkanı olarak tanınmakla birlikte, fiilen devlet başkanı sıfatını taşımaktadır. Acara özerk cumhuriyetinin başındaki kişi Levan Varsalomidze ise, 2004’teki iktidar değişikliğinden sonra Bakanlar Kurulu başkanı sıfatını taşıyor. Tamada hakkında detaylı bilgi; Gürcü sofrasının bir akademi olduğu söylenir. Burada tam bir düzen vardır, herkesin hak ve görevleri, rolleri belirlenmiştir. Bütün bunların denetiminden tamada sorumludur ve bunun yanı sıra tamada sohbetin ahlak sınırları içinde sürmesini sağlar. Yeni kuşaklar, sofrada herhangi bir konu hakkında yapılan konuşmaları (sadğerdzelo) ve tamadanın belirlediği konuları dinleyerek yetişiyorlardı. Bu sofralarda küçüklere ulusal değerler, gelenekler aktarılıyordu; küçükler davranış biçimlerini, söz söylemeyi burada öğreniyorlardı. Farklı sofralarda (düğün, doğum, doğum günü, ölü yemeği) sadğerdzeloların nasıl olacağına dair belirlenmiş kurallar vardır; tamadanın ustalığı da işte burada başlar, sadğerdzolaları birer şablon olarak değil de daha yeni ve ilginç sadğerdzelolar olarak söylemesi beklenir. Bundan dolayı tamadanın iyi eğitimli biri, iyi hatip, geniş hayal gücüne sahip biri, gelişmeleri görüp izleyen, iyi bir mizah duygusuna sahip, iyi bir organizatör, herkesi önem veren biri olması gerekir

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 303
Toplam yorum
: 173
Toplam mesaj
: 49
Ort. okunma sayısı
: 4022
Kayıt tarihi
: 23.01.07
 
 

Kayseri doğumlu, 1977'den beri Sektörde (Otel, Çarşı, Yurtdışı Acente, Profesyonel Turist Rehberi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster