Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Kasım '14

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
152
 

Gürcistan yeni bir siyasal değişimin eşiğinde mi?

Gürcistan yeni bir siyasal değişimin eşiğinde mi?
 

Gürcistan'da sokaklar yeniden karışacağa benziyor


Güney Kafkasya’nın etnik ve bölgesel sorunlarla en fazla uğraşan ülkesi olarak bilinen ve dış politika stratejisi anlamında Batı ile Rusya arasında yaptığı/yapacağı tercih doğrultusunda gerek kendisinin, gerekse de bölgenin sistemsel/bölgesel görünümünü derinden etkileme kapasitesine haiz olan Gürcistan’da yeniden “değişim” ve “devrim” sözcükleri dillendirilmeye başlanmıştır. Rusya ile Batı arasında dengeyi gözetecek bir Gürcistan yaratabilme hedefiyle yola çıkmış olan milyarder işadamı Bidzina Ivanişvili’nin oluşturduğu ancak Kasım 2013’te kendisine en yakın isimlerden Irakli Garibaşvili’ye devrederek dışarıdan destek vermeye başladığı ve Ivanişvili tarafından kurulan Gürcistan Rüyası Partisi’nin liderliğini yürüttüğü çok sesli koalisyon hükümeti, kendi içerisinde yaşanan tartışmalardan sonra çökmenin eşiğine gelmiştir. Zira koalisyon hükümetinde yaşanan istifalar ve ayrılıklar sonrası, hükümet, 150 sandalyeli parlamentoda güvenoyu için gerekli olan salt çoğunluğu kaybetmiş durumdadır. Bu durum, ülkedeki siyasal değişim yanlılarını bir kez daha umutlandırmıştır.

Servetini Rusya’da elde etmiş, yaptığı hayır işleri ve vizyonuyla Gürcü halkını ciddi manada etkilemiş olan Bidzina Ivanişvili’nin Gürcü Rüyası Koalisyonu, Mihail Saakaşvili’nin Rusya’yı tamamıyla dışlayan ve buna paralel olarak Ağustos 2008’de yaşanan savaş sonrası Abhazya ile Güney Osetya’yı tamamıyla kaybeden, ekonomik azgelişmişlik ve yolsuzluklar ile sarmalanmış Batı yanlısı yönetimini 2012 yılında düzenlenen seçimlerle iktidardan uzaklaştırmıştır. Ne var ki, Ivanişvili’nin iktidarında da ekonomik gelişim anlamında önemli bir yol kat edilemeyeceği görülmüş, üstelik Saakaşvili dönemi siyasetçilerine ve hatta Saakaşvili’ye yöneltilmiş suçlamalar ve yargı operasyonları ile toplum/siyaset iyice kutuplaştırılmıştır. Gürcistan’ın AB ve Türkiye ile işbirliği yanlısı tutumunda herhangi bir değişimin olmayacağı gözlense de Ivanişvili’nin NATO karşıtı açıklamaları ve Rusya ile yakınlaşmayı arzuladığını gösteren dış politika söylemi, gerek Washington’da, gerekse de Saakaşvili başta olmak üzere katıksız Batı yanlılarında ciddi bir rahatsızlık yaratmıştır. Dışarıdan ve içeriden gelen eleştiriler sonrası güçlü başbakanlık pozisyonu oluşturmayı ve siyasal/hukuki altyapıyı reforme etmeyi başaramayacağını anlayan Ivanişvili, ekonominin de kötü gidiyor olması sonrası Kasım 2013’te başbakanlıktan ve Gürcü Rüyası Partisi’nin liderliğinden çekildiğini açıklamıştır. Ancak süreci yakından takip ettiğini ve her an duruma müdahale edebileceğini gösterebilmek için kendisine en yakın isimlerden biri (kendi şirketlerinde çalışmış) ve siyasete kendisi ile birlikte girmiş olan 32 yaşındaki İçişleri Bakanı Irakli Garibaşvili’yi Başbakanlık ve Gürcü Rüyası Partisi’nin liderliğine getirmiştir. Fakat bu hamle, Gürcü Rüyası’nın başını çektiği koalisyon hükümeti içerisinde tartışmalara neden olmuş ve koalisyonda yer alan birçok aktör, Ivanişvili’nin oluşturmaya çalıştığı siyasal vesayeti reddetmeye başlamıştır. Geçtiğimiz günlerde patlayan istifa krizi sonrasında mecliste 10 sandalyesi bulunan ve iktidar koalisyonunun bir parçası olan AB-NATO yanlısı Bizim Gürcistan-Özgür Demokratlar Partisi’nin koalisyondan çekilmesi, ülkedeki siyasal değişim yanlılarınının seslerinin bir kez daha yükselmesine neden olmuştur.

Bizim Gürcistan-Özgür Demokratlar Partisi genel başkanı ve aynı zamanda Savunma Bakanı olan Irakli Alasania hakkında yolsuzluk ve görevi kötüye kullanma suçlamaları ile açılan soruşturma sonrası Başbakan Irakli Garibaşvili’nin onun arkasında durmaması ve Alasania’yı görevden alması sonrasında kriz patlamıştır. Alasania, yolsuzluk suçlamasının Yüksek Yargı’yı kontrolünde tutan Garibaşvili (Gürcü Rüyası) tarafından düzmece olarak ortaya konduğunu, esas hedefin tüm muhalefeti olduğu gibi koalisyon ortaklarını da sindirerek Garibaşvili üzerinden Ivanişvili’nin tek adam yönetimini oluşturmak olduğunu ve bu durumun ülkedeki Batı yanlısı parti/aktörleri de hedef aldığını belirtmiştir. Garibaşvili, meselenin yolsuzluk ile ilgili olduğunu belirtmesine karşın, Alasania’nın hemen arkasından yine aynı partiden olan AB Entegrasyon Bakanı Aleksi Petriaşvili ve Dışişleri Bakanı Maia (Maya) Panjikidze görevlerinden istifa etmişlerdir. Bu istifaların yanı sıra, Bizim Gürcistan-Özgür Demokratlar Partisi koalisyondan çekilmiş ve hükümetin 83 olan sandalye sayısı 73’e gerileyerek güvenoyu sınırının altına inmiştir. Önümüzdeki günlerde, tıpkı Özgür Demokratlar gibi AB-NATO yanlılığı ile bilinen ve Khatuna Samnidze’nin liderliğini yaptığı Cumhuriyetçi Parti’nin de koalisyondan çekilmesi beklenmektedir. Bu partinin de 9 sandalye ile hükümete destek verdiği düşünüldüğünde, Cumhuriyetçi Parti’nin de koalisyondan çekilmesi halinde hükümetin düşebileceği ortadadır. Bu durumda, Saakaşvili ve kayıtsız-şartsız Batı yanlılarından oluşan Birleşik Ulusal Hareket’in yeni bir koalisyon oluşturarak hükümet kurmayı deneyebileceği ortadadır. Ancak Birleşik Ulusal Hareket’in başarılı olamaması durumunda erken parlamento seçimlerine gidilmesi gerekecektir.

Ne var ki, gerek dış basında, gerekse de Gürcistan muhalefetinde ciddi bir halk ayaklanması beklentisi oluşmuş durumdadır. Ukrayna’daki Batı yanlısı yönetime verdiği desteği gösterebilmek ve tutuklanma kararı bulunan Tiflis’ten uzak durabilmek için Kiev’de bulunan Mihail Saakaşvili’nin “devrim” ve “halk eliyle değişim” odaklı söylemlerinin tonunu giderek arttırması ve taraftarlarının başta Tiflis ve Kutaisi olmak üzere büyük şehirlerde sokaklara dökülmeye hazırlandığına yönelik söylentiler, ekonomik gidişat ve hükümetin etkisizliği ile birleştiği noktada Gürcistan’da yeni bir “Gül Devriminin” yaşanabileceğine dair beklentileri arttırmaktadır. Bu ülkede yaşanabilecek Batı yanlsı bir devrim ya da değişim, Batı dünyasının Ukrayna özelinde Rusya ile yaşadığı çatışmaya Gürcistan üzerinden vereceği bir cevap olacak ve Rusya’nın Kafkasya stratejisi ciddi bir darbe alacaktır. Bu nedenle, bu ülkede yaşanan gelişmelerin Doğu Ukrayna (Donetsk, Luhansk) ve hatta Moldova (Transdinyester)’deki ayrılıkçılık girişimlerini destekleme yönünde Rusya’yı tetikleyebileceği de söylenebilir.

Gürcistan’da yaşanabilecek Batı yanlısı bir siyasal değişim, ABD/AB ve Rusya ikilisi arasında özelde Karadeniz, genelde ise Avrasya’ya ilişkin olarak süregelen sistemsel güç mücadelesinin de bir uzantısı olacaktır. Avrasya coğrafyasının en önemli kırılma noktalarından biri olan ve doğu-batı yönlü ticaret, enerji ve ulaştırma projelerinin hedefinde yer alan bu ülke, hiç şüphesiz Türkiye açısından da çok önemlidir. Zira Türkiye’nin, Azerbaycan ile olan bağlantısı da bu ülke üzerinden sağlanmaktadır. Gürcistan’da yaşanan olayların Türkiye tarafından yakından izlenmesi gerekmektedir. Ne var ki, Türk medyasının bu ülkede yaşanan gelişmeleri sağlıklı yansıttığı ya da yansıttığı şüphelidir. Türkiye’nin Güney Kafkasya ve enerji politikalarını doğrudan etkileme kapasitesine sahip Gürcistan’a ilişkin toplumsal/siyasal farkındalık oldukça azdır. Komşularla ilişkilerini iyileştirmeyi dış politikasının merkezine yerleştirmiş olan Türkiye’de, komşuluk terimi kapsamında yalnızca Ortadoğu’nun görülüyor ve gösterilmeye çalışılıyor olması son derece yanlış bir yaklaşımdır. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 132
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 819
Kayıt tarihi
: 26.11.11
 
 

Merhaba adım Göktürk Tüysüzoğlu. 28 Ekim 1984 Giresun doğumluyum.Giresun Üniversitesi İİBF Ulusla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster