Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Haziran '16

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
19
 

Gürültü kirliliği

Bilirsiniz, her türlü canlının hem fizyolojik hem psikolojik yaşantısındaki kaliteyi düşüren seslerin bütünü.. Tarifi kısaca bu.... Gürültü üreten ve hayatımızın içinde gürültü üretmekte yoğunluk kazanan ana kalem:  makina  sesleri..Yani yoğunluk her türlü uçan, kaçan, yürüyen, sürünen, yüzen taşıtlar, araçlar..
 
Yetkililer bu gürültüyü ne kadar azaltabilir bilmiyorum ama bence ilk iş olarak trafikteki Tofaş’ların trafiğe çıkması engellenirse, şehir içi gürültünün yarısının azalabileceğini düşünüyorum.
 
Kardeşim, nasıl bir teknolojik modifiye yapılıyorsa artık,  üzerindeki ses sisteminin desibeline bağlı olarak elde edilen frekansla araç yol alıyor sanki.. Rivayete göre, son dönem sıklıkla görüldüğü iddia edilen ufolardaki uzaylılar, Tofaşların bu teknolojisini araştırıyorlarmış..Ben diyenlerin yalancısıyım..
 
Bakın bir otomobil satış ilanı..
 
“Adana yapımı kumandalı egzoz”
 
Bu ne ya? Niye kumandalı? Yanıt: Trafik kontrolünde bu acayip ses üreten egzoz (exhaust) kapatılıp ceza yazılması önleniyor.
 
Peki sadece egzoz veya ses sistemi mi bu kadar gürültü üretiyor? Tabi ki hayır... Dahası var üstelik alttaki ilanı okuduğunuzda sizden çıkabilecek ses veya lakırdı tam bir sözcük statüsüne girer mi bilmiyorum ama ben okuduğumda “ ooohha “ diye bir höykürmem olduğunu itiraf etmeliyim.
 
Adam, üşenmemiş bagajına 10 barlık bir hava tankı koyup GEMİ KORNASI ve 2 adet havalı korna... Yetmemiş.. Amerikan İTFAİYE SİRENİ takmış..
 
Kardeşim bu ne saygısızlık, bu ne görgüsüzlük, bu ne düşüncesizlik, bu ne bilgisizlik, eğitimsizlik... Akıl alacak gibi değil.. Adam, bunları yazarken, amacı aracının değerini arttırabilmek.. Buna psikiyatrlar ne teşhis koyar bilemiyorum ama bence en hafifinden manyaklık...(nasılsa ben psikoloji eğitimi almadım, benim teshisim bu anlamda eleştirilemez.)
 
Aynı konuyla ilgili başka bir soru: Kornası normal olan araç sürücüleri, gürültü kirliliğine kendi cürümlerince katkıda bulunmuyorlar mı?...  Bulunmazlar mı? Bu sürücüler (tabi yine görgü/eğitim/saygı özürü olan sürücülerden bahsediyorum) selamlaşma, vedalaşma, kutlama, küfür etme gibi eylemlerinde kornayı kullanmaktan çekinmiyorlar.
 
Benim işim,  çevre müdürlüğünde veya zabıtada veya trafikte olsa,  kesinlikle bu tür ilan sitelerini  takip ederdim.. Adam, kendi kendini ifşa ediyor zaten.
 
Tabi, “gürültü kirliliği” aslında oldukça geniş bir şemsiye..
 
Konuyla ilgili diğer önemli başlık “düğünler”...
 
Valla bu konudaki birebir yaşadığım dialogları yazdım yazdım sildim zira yazarken bile sinirlendim. Düğün gürültüsüyle ilgili şikayetim için yaptığım başvurularımın silsilesini kısaca belirteyim.. Önce emniyeti arıyorsunuz, onlar belediyenin çevre müdürlüğünü aranmasının ve sonuç alınmazsa saat 24’den sonra kendilerinin devreye girebileceğini söylüyor. Bu görüşme sonrasındaki haliniz,  Semih Saygıner’in çift turmikeli sayısıyısndaki vuruş yaptığı top gibi... Bir o banttasınız bir bu... Bilimum kurumun, otomatik santrallerindeki yönlendirmeleri sonrasında, görüşemniz bitse bile birisi tutup size “ sinirliyseniz 3’e dese” anında bir ahize bulup üçe basacaksınız.. Neyse, sinirleriniz sağlamsa evi terk etmeden saat 24’ ü buluyorsunuz.. Ama bu kurtuluş olmuyor, sadece başvuru için çalacağınız kapı netleşmiş oluyor. Sonrasında sizin şikayetinize bakabilecek ekip bulma sorunu gündeme geliyor.. Tam ümitsizliğin dibindeyken, düğünden gelen tek kollu piyanist şantörün (!) anonsu “nihayet” dedirtiyor.. Anonsta “mutlu çifte mutluluklar dilerken son kez harmandalı için piste...” “ya sabır, bir harmandalı kadar” deyip kendime telkinde bulunduktan sonra “gecenin sonunda evlatlarının mürüvvetini görme mutluluğunu yaşayan anne ve babalarla geceye veda...” sözleriyle düğünün son alaturalarının peşinde olduğunu belirten sanatçının (!) anons bitimi ile benim küfür dağarcımı zorlamam aynı zaman dilimine rastlıyor.
 
E, gürültü kirliliğine sebep sadece bu saydığım iki kalem değil elbette ama elebaşıları bunlar.. Bunların yanısıra kısaca da "hoperlör" diyeceğim. Burada bahsetmediğim ama aslında ciddi sıkıntı yaratan hoperlörlü satıcılar ve camiler.. Evet, camiler..İnanç muhabbetine girmek istemiyorum ama içeriği ne olursa olsun herhangi bir kişi,kurum-kuruluşun, kişisel özgürlük sınırlarıma tecavüz etmesini kabul etmiyorum. Resmen insan haklarına aykırı.. Eski evimizin yakınındaki caminin hocasıyla olan "sabahın köründe hoperlörden gürültü" konulu görüşmemizin dialoglarını daha sonra yazarım..Neyse çok uzattım.
 
Yukarıda örneklediğim sorunların kökeninde, görgüsüzlüğün giderek arttığı, empati yoksunu bireylerin çoğaldığı, yasaların, hak ve hukukun kağıt üzerinde kalıp uygulamaMada yine hiç aksama olmadığı, herkesin kendi özgürlük sınırlarını kendin belirlediği, gerektiğinde cezasını da kendince infaz edilmesinin normalleştiği bir toplum olduğumuzu düşünüyorum. Bu gerçeğin endişe verici yanı, giderek kısır döngüye giren toplum/ lider ilişkisindeki belirleyici olan toplum ve yurttaşlık bilincinin giderek düşmekte olmasıdır.
 
Evet, son paragrafta moralinizin düştüğünü tahmin edebiliyorum. Giderek çoğalan ve her konuda haddini aşan bir güruhun pençesine düştük. Fakat bu durumda hatırlanması gereken bir olay yaşandı bu toplumda.. GEZİ... Bence, tüneldeki en önemli ve en değerli ışık Gezi’de yandı..Pahalıya mal oldu. Sevgi ve saygıyla anıyorum o Fidanları..Evet, anarken içim acıyor ama geleceğe dair ümitlerim bu gerçekle ayakta durabiliyor.
 
Hoşgörü ve sevgiyle kalın
 
Hoşçakalın

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 11
Toplam yorum
: 9
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 312
Kayıt tarihi
: 01.02.09
 
 

Şubat 1961 İzmir doğumluyum ve bir süre aradan sonra tekrar İzmir'imde yaşama devam ediyorum.   ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster