Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Temmuz '14

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
155
 

Gurur taciri

Gurur taciri
 

"Gurur" fakire iki beden büyük gelirdi


Sessizce girdi içeri. Bir bebeği uyandırmaktan korkarmış gibi, yahut asabi bir hayvanın inine sokulurmuşcasına. Öyle sessizdi ki üstüne bastığı taşın haberi olmazdı varlığından. Varlığı da birdi, yokluğu da insanların nazarında. Çok uzaklardan gelmişti, ailesini, evini, sevdiklerini, dostlarını, 50 yıllık bir ömrü arkasında bırakarak. Çok şey ummuş, az şey bulmuştu bu cadı kazanı gibi İstanbul'da. Geldiği günden beri çabalıyor, bir yer edinmek istiyordu. Bir küçük apartman dairesi, olmadı bir gecekondu, başını sokacağı bir yer olsun da. Hayalleri vardı. Hepimizinkinden küçük, hepimizinkinden basit hayaller.

İçeri girmişti girmesine ama kimse farkına bile varmamıştı onun. Öksürdü önce. Odada bir o yana bir bu yana koşturup duran takım elbiseli yahut gömlekli, iyi giyimli adamların hiçbiri fark etmedi bu küçük öksürüğü de. Bu sefer yükseltti sesini. Çok düşünmüştü, çok kafa yormuştu gelmeden önce ; ne demek lazımdı, nasıl girilirdi söze, acaba anlatabilecek miydi derdini. "İyi günler" dedi bu sefer, bir masanın başında harıl harıl bir şeyler yazmakta olan sarışın kadının yanına giderek. "Buyurun?" dedi kadın kafasını bile kaldırmadan. Saçları ne de güzeldi kadının. Köyünde bir tek muhtarın karısının saçını boyattığını görmüştü. Kendi karısıysa daha saçlarının ağarmasına fırsat kalmadan gencecik yaşında toprak olup gitmiş.

"İş için gelmiştim" dedi başkalarının duymasını istemiyormuş gibi kısık bir sesle. Kızıyordu kendi kendine: "İş istemek de ağrına gitmez ki insanın, ulan dilenmiyorsun ya!". "Ne işi için geldiniz?" diye sordu sarışın kadın bu kez kafasını işinden kaldırmayı başararak. Köyündeki kadınlara benzemiyordu hiç, yalnız köy kahvesindeki televizyonda gördüklerinin bir kopyası gibiydi. "Bahçıvanlıkiçin geldim." diyebildi. Kadın bir bir kez daha kafasını kaldırıp baktı ve "Beni takip edin." dedi. Etraftaki kimse hâlâ farkına varmamış gibiydi. Sarışın kadının söylediğini yaptı, asansöre bindiler. Asansördeki aynada kendini görmek hoşuna gitmemişti. Bir haftadır aynı pantolonu giyiyordu, böyle giderse bir hafta daha giymesi gerekecekti. Asansör durdu. Kadın arkasından gelip gelmediğini umursamadan hızlıca indi asansörden. Koridorun sonundaki odanın kapısında durdu. Kapıyı çaldı, kafasını içeri uzatarak bir şeyler sordu, sonra ani bir hareketle arkasına dönüp: "İçeride Hakan Bey sizinle ilgilenecek." dedi, koşar adımlarla uzaklaştı. Birkaç dakika önce aynada gördüğü dilenci kılıklı adam geldi aklına ve her zamankinden daha da çekingen bir biçimde girdi odaya. Ne büyüktü burası. Bir tek bu oda yaşamak için yeterdi de artardı bile ona. "Buyurun, adınız?" diye sordu içerideki cüsseli, iyi giyimli adam. "Ölmez" dedi sesi çıktığı kadar bağırarak. Karşısındaki alaylı bir ifadeyle "İlk defa duyuyorum isminizi, çok ilginçmiş" dedi. Çocukluğundan beri böyleydi. Kim duysa garipser, alay etmek için, adıyla ilgili şaka yapmak için fırsat kollardı. Sevmemişti bu adamı, sinirlendi. Adına ilginç demesine, yüzündeki sırıtışa, en çok da kendine sinirlendi Ölmez. Ne yaparsa yapsın gözünün önünden gitmiyordu aynadaki o serseri hali. Kızıyordu kendine, kendini bu duruma düşürdüğü için. Muhtaç olmasa, ihtiyacı olmasa çeker giderdi belki de. Ama olmazdı, yapamazdı. "Gurur" fakirlere iki beden büyük gelirdi. Karşısındaki aptal bir sırıtışla ona bakmaya devam ediyor belli ki bir şeyler söylemesini, öğleden önce keyfini yerine getirmesini bekliyordu. "Neden ilginçmiş beyim, sizde de Yaşar diye isim yok mu? Ne farkı var? " diyebildi yalnızca. Hakan Bey toparlandı, yüzündeki o samimiyetsiz sırıtışın yerini ciddiyet almıştı. "Nereden geldin bakalım Ölmez Bey? " dedi. "Çok uzaktan beyim, Türkmenistan'dan.". "Anlar mısın peki bahçe işinden?" "Anlarım beyim." Yalan söylemişti. Hayatında söylediği ikinci yalandı bu. Daha önce bir kez babasına yalan söylemişti, o da kardeşini dayaktan kurtarmak için. Alışık değildi yalana. Hemencecik yüzü kızarmaya başladı. Anlamazdı bahçe işinden falan. Hayvancılık yaparak büyümüş, hayvan bakmak konusunda ustalaşmıştı ama yalan söylemekten başka yolu yoktu. 

   Saat ikiye yaklaşıyordu binadan çıkarken. Kan ter içinde kalmıştı. Halbuki hava çok sıcak değildi. Onur terleten cevaplamak için uğraştığı ama bir türlü beceremediği sorulardı. Anlamıyordu toprak işinden. Onu denemek için bir sürü soru sormuşlardı. Yalan söylediğine de değmemişti, alamamıştı işi. Çalışma izni de yoktu zaten. Son umut eski bir köylüsünün yanına gidecek, ondan yardım isteyecekti. Köylüsü kendi yaşlarında, ufak tefek ama neşeli bir adamdı. Onu görünce duygulandı, köyden , eski tanıdıklardan, yıkılan eski camiden, kısacası akıllarına gelen her şeyden konuştular. Saat gece yarısını bulduğunda köylüsünden iş bulma sözünü alarak kaldığı otel odasına yollandı. 

Yeni işi zordu, güç istiyordu. Ama memnundu halinden Ölmez. Eline birkaç kuruş para geçiyor, birazını köyüne, çocuklarına yolluyor ; birazını kendi ihtiyaçlarına harcıyor, elinden geldiğince de bir kenara para koymaya çalışıyordu. İnşaat iş kas gücü gerektiriyordu. Ama köylüsü sayesinde bunu da bulabildiğine şükrediyordu. Sabahtan akşama kadar çalışıyordu. Az yiyor, az konuşuyor, hatta az düşünüyordu. Tüm gün bir ıslık tutturur, bir o yana bir bu yana tuğla, çimento çuvalı taşır dururdu. Her şey rayına oturmaya, düzelmeye mi başlıyordu ne. Doğduğundan beri ilk defa şans yüzüne gülüyordu sanki. 

5 ay boyunca inşaatta çalıştı Ölmez. 5 ay sonra gazetelerde büyük puntolarla okudular adını. Türkmenistanlı işçinin ailesine 170 bin lira tazminat. İnşaatta iskeleden düşüp feci şekilde ölmüştü Ölmez. Aylık 600 liraya çalışıyordu. Sigortası, hatta çalışma izni dahi yoktu. Çalıştığı şirkete açılan dava kazanılmış, Ölmez'in ölüsü, dirisinden daha çok para etmişti.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 540
Kayıt tarihi
: 19.05.11
 
 

İel öğrencisiyim. Hayat hakkında çok fazla şey iddia edemeyecek kadar yeniyim. Ama sonuçta herkes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster