Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ağustos '07

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
682
 

Güven (1)

Güven (1)
 

Birtakım olayların altında yatan gerçekleri bilmek ve ardında yatanlara ulaşmak için çalışmalara nereden başlanılması gerektiği, binlerce seçeneğin değerlendirilmesinden, her seçeneğin kendi bölümlerindeki ayrıntılarının bulunmasından, ayrıntıların mevcut olaylara hangi zeminlerde etki ettiğini tesbit etmekten geçer biraz.Her seçeneğin kendine özgü görüntüsünde bilinmeyen gerçeklere ulaşmak yakından tanınanların iç alemlerine girmeden dış görüntülerinden, söylediklerinden, tavırlarından ne anlatmak istedikleri, ne niyette oldukları açık açık anlaşılsa da çok yakınlarda bulunan, alışılmış özelliklerinden dolayı kanıksanmış halleri ile duran, uzun zamanlı birlikteliklerde ne inanılmaz olayların olduğunu ancak yaşandıktan sonra gözlerin fal taşı gibi açıldığı anlarda hayretler içinde farkedildiğinde görülür.

Dışardan bakıldığında birkaç insanın kardeş, anne, baba, amca, teyze, onların kendi çocukları, evlendikleri yeni uzantıları, onların akrabaları, uzak yakınlar, yakın yakınlar gibi gözükür şekillerde yaşayıp gittiği sanılır. Ama birlikte yaşayanların yakından incelenmesi ile kimler oldukları, nasıl yaşadıkları, nereden geldikleri, yedikleri, içtikleri, uzak ilişkileri, yakın ilişkileri, insani özellikleri, sosyal toplumsal, fiziksel ruhsal genetik özellikleri, alışkanlıkları, çevre ile ilişkileri, çevrede nasıl tanındıkları önceleri ve şimdileri nasıl gibi konuların temeline ulaşmak sadece el yordamı ile tahmin ile birazda deneyimlerle tesbit edilebilir belkide. İletişim kurulduğunda kendi içi alemlerini sergilemedikleri halde kendilerine iyi olduklarının gösterilmesi gibi anlamsız, gerici, zorunlu göstergelerle şirinlik takınmaları sonuç alındıktan sonra genelde hayal kırıklığı uyandırır tarafların birinde. Ya da tam tesbit edilmişse işte bende bunu söylemiştim, tam da dediğim gibi çıktı demelerle dolu kendi kendine gururlanmalarla sonuçlanır birlikte geçirilmiş günler, aylar sonrasında verilen kararlar.

Birlikte yaşanıldığı ortamların kendiliğinden ortaya çıkmaz olması aşamalarında, beklenmedik olayların olduğnu bilmek tekrarlanması muhtemel içerikleri beraberinde getirecektir bu durumda.

Yıllar öncesinden oluşturulmuş hayatın içinden bir parça sanılan insan ilişkilerinde tavırların çıkarlar ön plana çıktığında ilişkilerin çatışmaya dönüştüğü zamanlar, tarafların kendi iç alemlerinde ne ile besledikleri belli olmayan tepkilerinden inanılmaz hayretlerle fark edilmiş özelliklerine tanık olmak en iyi bilindiği, en yakından tanındığı sanılan kişilerin gerçek yüzlerine tanık olmak hemen her an beklenebilecek bir sonuç olabiliyo. Bu konuda uyanık olmamak biraz temkinli olmamaktan, kendisini sadece olumlu beklentilere adamış, olumlu durumları ile ilişkilere katkıda bulunmuş kişilerde hayal kırıklığı yıkım olduğu zamanlarda etkilerinden kurtulmak için yapılması gerekenlere sağlıklı mantıklar bulabilmek zorluğu günümüz donanımları ile yeterli olamayabiliyor.

Güzel günler hayal edilir, sonucu en iyi umutların bağlandığı hayatın halen yaşandığı zamanlarda.

Günler geçerken yaşanılan eski ve yeni ne varsa hepsi aynıymış gibi geçer ama yaşayan insanların şekillerinin hiç birinin ilk zamanlarındaki gibi aynı kalmadığı görüldüğü zaman, yaşanılanların hepsinin hiçte aynı olmadığı kendini daha bi farklı hissettirir. Her yaşanmışlığın geçmişten her olayın izinin ilk anlaşıldığı yerdir değişen suretlerin ilk surete benzemediği görüldüğü değişkenlerde.
İnsanlar asıl duygu ve düşüncelerini gizliyorlar...

On yıllar önce akademi okuyup belli kariyerlere ulaşmış sonrasında herkesin kalıp yargılarla kendi bilincinde kendince herhangi bir yere yerleştirmiş, asla o kalıptan başka olumsuz bir değişkenle değişebileceği ihtimali verilmemiş, sosyal statülerini de bu değişmezlik üzerine inşaa ettikten sonra kendi hesaplarında ilginç detaylar saklayan yığınla insanlar olduğu söylenir. Saklarlar onlar, ailesindeki olumsuzlukları, başkalarının hakkında ne yaptıklarını, ne düşündüklerini, ince hesaplarını, açığa vurduklarını vurmadıklarını, duyduklarını duymadıklarını, emellerini, rahatsızlıklarını, rahatsız edildiklerini vs. vs. söylemezler, saklarlar. Başkaları hakkında ne düşündüklerini, hele başkaları kendilerinden daha başarılı, daha akılcı, her anlamda daha üstün olurlarsa. Saklamadan dışa vurulmuş olsa bütün düşünceler ne kadar acayip olurdu aslında. En acayibide saklanan tüm kütü düşünce ve fikirlerin, planların oyunların olumluya çevrilip tüm insanlar için kullanılması olurdu belkide. Böylesinin mümkünlük olasılığının hayali kurulmuş olabilir mi ki...

Bir gün bir telefon geldi adama fırsatlar ülkesinden. Adam karşısındakine öyle inanılmaz ihtimallerle dolu cazip fırsatlardan bahsediyordu ki karşısındaki durumun gerçekten de ne kadar büyük bir fırsat olduğunu düşündü. Karşıdakinin anlattıklarına bakıp hem onunla konuşuyor bu durumu, hem de gelecekte konunun gerçekleşme ihtimallerine karşı aklına gelen ilk düşüncelerinde konuyu değerlendirip yapılacak işler hakkında ana hatlar tesbit etmeye çalışıyordu. Telefon edilenin yaşadığı şehirde kendi yaptığı işlere bir son verip yeni bir düzen kurularak fırsatlar ülkesinde yeni planlamalar yaparak karşının da desteği ile iyi bir iş yapmaya çalışılabirdi diye düşündü ilk anda.

Zaten kırk yaşından sonra da yapılacak çok bir seçenek olmadığı için kalan boş zamanları böylesi bir iş le planlamak onunda hem uzun süredir düşündüğü işlerin gerçek olması için bir fırsat hem de bundana sonra yapabileceği en güzel işti.Uzun görüşmelerden uzun tartışmalardan sonra, bilinen ve akla gelen tüm seçeneklerin değerlendirilmesinden sonra en olumsuz ve en olumlu taraflar konuşulup en olumluların daha ağırlıklı olduğuna karar verildi ve yapılması gereken iş için kollar sıvandı. Uzaklardan aranana Serhat dersek arayanında Ökkeş olmaması için hiçbir neden olmaz galiba. Sonuçta her iki tarafa da bi isim denmesi gerektiği için isimlerin simgesel değeri konunun içeriğini çok fazla etkilemesi sözkonusu olmazdı. O gün her iki tarafta kendi sıradan gündelik hayatlarının süreğenliğinde her zamanki olağan işlerinden sonra gecenin uykuya yaklaşan saatinde uykuya dalmaya çalıştılar. Ökkeş'in kafasında Serhat'ın mali durumumun müsait olması dolayısı ile Akdeniz Bölgesinde Serhat'a elindeki her türlü imkanı kullandırıp hatta Ökkeş in her türlü borçlanmaya kendisinin kefil olduğunu Serhat'ı ikna ederek, mali durumunun üçte biri oranında da borçlandırıp Akdeniz bölgesinden, Ökkeş'in yıllardır hayalini kurduğu deniz manzaralı ev i Serhat a aldırıp, bu hayalini Ökkeş e aldırdığı ev i Serhat la birlikte kullanıp kocaman Akdeniz in herzaman masmavi görüntüsünde denize karşı çay ını yudumlamak, yaptığı kendi işinin ağırlağından bunaldığı zaman burada inzivaya çekilmekti ilk amacı. Kendisinden boşaldığı zamanlarda ailesine orayı üs olarak kullanarak, rezil bir şekilde hayatını sürdüren ailesini de bir gün o bölgelere getirip yeleştirmekti. Amerikada olan yakınlarınıda zaman zaman o bölgeye getirip kendi düzenini kurmak, boşta bekleyen mali imkanlarını kendi hesaplarına uygun olacak şekilde planlayıp konudan değer sahibi olmaktı amacı. Amerikadaki yakınlarına olan borçlarının karşılığını bişekilde ödemek ya da onlara iyilik yapma karşılığında borçlarından feragat etmesini sağlamaktı.Ailesinin taşınmazlarını sattırdıktan sonra Serhat a yaptığı gibi aynı vaadlerle ellerindeki nakiti alıp borsa da batırdıktan sonra toplam zararın ikiyüzbin ytl olan karşılığını bişekilde ödemekti.Ökkeş yüksek okullara gitmiş akademi bitirmiş, saygın bir kurumda kedine yer bulmuş, sonrasında kendine uşaklar, görevliler, bahçıvanlar, ahçılar, hizmetçiler edinmiş, parası pulu olan, arabası şöförü olan, herhangi yüzlerce özdeşlerinden bir örnekti. Ama bazan Serhatla olan ortamlarında Serhat onun aldığı akademik eğitimin fikir üretimi yapmasında, akılcılık üretiminde kullanmasında yeterince bi işe yaramadığını, bazen yaptığı işlere baktığında aklı başında birinin bunları yapmasının olanak dışı olduğunu düşündüğü olurdu. Ökkeş'e seçtiği seçeneğin yapmayı düşündüğü işte kendisine ve ilgilisine olumlu bir katkı sağlamayacağını söylediğinde kendi seçeneğinde inatla saatlerce hatta günlerce ısrar eder, sonrasında iş olumsuz sonuçlanınca yine Serhatı arar, konu hakkında Serhat'ın söylediklerine döner ve onu uygulardı. Bundan dolayı Ökkeş zaman zaman hatta her zaman ezinç ve kendi düşündükerin yapmayı planladıklarının olmamasından dolayı kıskançlık hissine kapılır, yapılacak işlere sadece muhalif ve kendi düşüncelerinin de üstün olduğunun mücadelesini verirdi. Ama bunun yapılacak işlere faydası olmadığı gibi işlerin zamanında yapılmasını, sağlıklı yapılmasını, her türlü külfetinin en asgari düzeyde yapılmasını engellemesinden başka bir işe yaramadığını biliyordu Serhat. Bıktığı, elini kolunu kaldıramayacak kadar dermansız kaldığını hissettiği zamanlarda bütün her şeyi sonlandırıp, kendi hayatında kendine yetecek kadar yeni bir düzeni kurmak için herşeyi terk etmeyi çok düşündü, ama konuya girmişti bir kere, olmadı. Aklına gelen bu seçeneği en azından şimdi denememeliydi. Çünkü elinde avucunda ne varsa ilk telefon görüşmelerinde yapılan planlar için çoktan koymuştu ortaya.Serhatın şehrinden günler geçiryordu, Ökkeş yapılması gerekenler konusunda cazip hale getirilmiş o kadar seçenek söylüyordu ki Serhat'a, Ökkeş'e şimdiye kadar her konuda güverdiği için onun söylediklerinin Serhat ın olursa olur olmazsa nasip değilmiş derim mantığı ile, olmazsa da uzun vade de fayda sağlayacağına inanılıp en azından denedim özkararını gündeme taşımaya karar vermemesi için bir neden yoktu. İşe ilk etapta kullanmak amacı ile ellibin ytl hazırlamıştı Serhat, ondan sonra da aylık ödemeler halinde konuya katkılarda bulunacaktı.Ufak çapta da olsa bu sermayeyi alacakları ev e kullanacaklar, ev; para Serhat tan çıktığı için Serhat ın olacak, ama Ökkeşte buna önayak olduğu için bundan keyif alacak ailesinde daha öncesinden kalan aşağılık kompleksinden kurtulacak, yeni bir imaj yeni bir görüntü ile ailede kendine yer arayacaktı, adam yerine konulmadığını düşündüğü zamanlarda, adam yerine konulmama duygusundan kurtulmak için. Ev alındıktan sonrası için kendi planlarının neler olduğunu, Serhat ın onun da yararlanmsı için samimiyetle tekliflerde bulunduğunda, teklif edilmesinin gereksiz olduğunu kendisinin zaten alınan evden doğal olarak faydalanacağını ima eder konuşmalar yapıyordu. Serhat'ta bu durumu umursamaz tavırla, görmezden gelerek nasıl istiyosa hatta nasıl rahat ediyosa öyle yapsın diye her konuda onu serbest bırakıyordu.Yapılacak harcamalarada, planlarda, ev in dizayn ında, iç mimarısinde, kullanılacak malzemelerde, çevre düzenlemesinde her konuda serbest bırakıyodu Ökeş i Serhat. Ev alması konusunda Serhat ı, Ökkeş in niye bu kadar teşvik ettiği, niye çok cazip hale getirdiği, niye kendisinin de özellikle bütün işlerini bırakıp bu işe giriştiği konularında Serhat ın aklına çok çeşitli düşünceler geliyordu. Aklına gelen düşüncelerin iç kuruntu olduğunu düşünüp kendi kendini yalanlıyordu çoğunlukla da ama olayların seyri Serhat ın bu üzerinde durmadan geçiştirdiği düşüncelere doğru yaklaştığını gördüğünde Serhat, yine de ihtimal vermeyerek hem ev alım işine giriştiği, artık geri dönüşün olmadığı, alınacakların alındığı, borçlanılacaklara borçlanıldığı için olaylar, aklına gelenlerle birebir aynı olsada sonuç itibari ile mutlak sonucun alınması ile gerçeklerin su yüzüne çıkabileceğini, diğerlerinin sadece ihtimaller olduğunu fikir edinmişti kendine.
Arabalar satıldı, eldeki birikimler değerlendirildi, borçlar alındı, ev de kullanılacak elektrik, su banyo, mutfak malzemeleri alındı, her zaman minnetle andığı arkadaşı mustafa ve onun arkadaşları ili birlikte eşyalar, bir kamyonete istif edildi ve yaşadığı şehirle ilgisisini kesen Serhat kamyoneti önce göndererek kendisi de sattığı arabasından sonra ihtiyaçlarını karşılasın diye satın aldığı, çok bi konforu olmayan, 1987 model arabası ile ertesi sabah yola çıkmayı düşündü.Eşyalar yüklenirken Serhat, eşyaların yanında bulunamamış, aslında eşya meşya çokta umurunda olmadan, o gün;daha sonraki zamanlarda eş i olacak kız arkadaşının, kendisinin o şehri terk etmesinden dolayı çok üzüldüğünü bildiğinden, doğruca onun yanına gitmiş, bütün bir günü gecenin 24 00 ne kadar birlikte geçirmişler, kız arkadaşının ağlamaları arasından o şehirde bütün bir şehri baştan başa birlikte gezerek anıları tekrar yaşamışlar, ama her ikisinin de üzüntülerine hiç mi hiç katkısı bile olmamış, gecenin bir saati gelince de kız arkadaşı, artık beni ev e bırak, sende yoruldun, yarın yolculuğun olacak, eğer bir gün bir imkan bulursak tekrar görüşürüz demiş, Serhat kız arkadaşını ev ine bıraktıktan sonra, hayattaki tek dostunun o olduğunun artık çok daha iyi farkına vardığı hisleriyle, Selin in evinin sokağından ayrılarak, binbir çeşit duygularla sadece arabayı idare edecek kadar kalan gücüyle kendi evinde kalan eşyaları da o gece arabaya yüklemiş, yola çıktıktan sonra ancak birkaç km gidebilmiş ve arabayı yol kenarına çekip gecenin geç saatlerine kadar yol kenarında uyumak zorunda kalmıştı.Şubat soğuğunda üstüne yanında bulunan en kalın elbiselerini de giymiş ama kliması çalışmayan arabada zaman zaman motoru çalıştırarak ısınmaya çalışmıştı.Bir iki saat uyuduktan sonra gecenin bir saatinde tekrar uyanmış, ilk aklına gelen hayattaki tek dostu kız arkadaşı olmuştu.Uyumuşmuydu, aklında ne vardı, kendisine iyi yolculuklar olsun, allah yolunu açık etsin, inşallah herşey istediğin gibi olur demiş, bir daha görüşüp görüşememe konusunda ümidi olmasa da yine de Serhat a bu iyi dileklerini tel den yazdığı mesajla yollamış, gecenin soğuğunda üşümüş Serhat a bu bulunmaz, eşi benzeri olmaz bir ısı vermiş, içindeki en bilinmez yerler bile ısınmıştı.Serhat o günün en unutulmaz sözü olarak o mesajı unutamamak, hayatının sonuna kadar saklamak, bir gün kız arkadaşı Selin i tekrar görebilirse ona kendisi için ne kadar değerli biri olduğunu anlatmaya çalışacaktı.O mesaj her aklına geldiğinde açıp tekrar tekrar okudu, hiç kimseyi tanımadığı yerlere giderken tek başına orada kaldığı dönemlerde kendisine arkadaşlık bile edeceğini düşündü Selin in Serhat a yazdığı mesajı her açıp okuduğunda.Yol kenarına yakın park ettiğinden yoldan geçen araçların gürültüsü, yeni bir yerde yeni bir hayat kurma düşüncelerinden çıkan stres, dağınık birbirine benzemeyen düşünceler, rahmetli babasının zaman zaman dediği gibi kuyuya bir taş attık bakalım arkasından ne çıkacak deyiminin aklındaki çığrışımlarından, orada daha fazla duramayacağına karar verip buz gibi havaya çıkıp elleri kolları biraz açılsın diye sağa sola sallayarak egzersiz yaptı, ellerinini ovuşturdu, ayakalrını kaldırıp indirdi biraz.Soğuğun etkisi biraz azalmıştı bu yolla.Ama ne içindeki üşümeye ne de karışık düşüncelerine çok bi faydası olmamıştı, burukluğu, yaşadığı şehirden ayrılırken son nefeslerini alıyormuş gibi iyice artmıştı.Saatine baktı gecenin 03 00 ünü gösteriyordu önünde çıkması gereken yokuşun uzayıp giden, çevresinden aydılatılmış, bir süre sonra aydınlatılması kesilen, ancak gelip giden arabaların ışığından yokuşun bir süre sonra dağ geçitlerinde kaybolup gittiğini gördüğünde.Çalıştırdı arabasını Serhat, park ettiği yer e yakın yolun sağ tarafında bulunan asker kışlasında, nöbetçilerin nöbet değiştirirken birbirlerine verdikleri tekmil sesi geliyordu kendisine kadar.O ses tanıdık geldi Serhat a, o da gecenin bir saatlerinde bağıra çağıra var gücü ile birazda uyku sersemi etkisi karışık ses tonu ile bir zamanlar tuttuğu nöbeti asker arkadaşına teslim ederken biliyordu.Durdu dinledi biraz, zaten terk ettiği bir şehirde ne o sesi duyabileceğim ne de o nöbeti tekmille bir başkasına teslim etmeyceğim diye hüzünle karışık mutluluk geçti içinden.Arabası ile hareket ettikten sonra kışlanın önünden geçerken bir asker gözüktü kendisine, anlaşılan diğeri nöbeti teslim eder etmez hemen koğuşuna gidip sızmıştı.Geniş, çevresi yürümekle üç saatten fazla zaman alabilecek bir alan ı geçerken, dağlar arasına çıkan yolun ışıksız başlangıcından ilk dağ geçidine vardığı yerden kaybolup gitti Serhat dağlar arasında.Dağ geçidine vardığında gözünün görebildiği kadar dönüp kocaman şehrin sokak lambaları, evler, iş yerlerinin ışıklarından pırıl pırıl yanan ışıltılı halini son kez gördüğünde o an aklına sadece Selin i ev e bıraktığında, arabadan inip kendisine son kez baktığındaki aklanda kalan görüntüsü geldi aklına.
Aslında Serhat ın yalnızlığı babasının ebediyete göç etmesinden başlıyordu...
Serhat uzun yıllar yurdun bir çok kentinde bulunmuş, bu kentlerde herkesin bir hikayesi olduğu gibi onunda hikayelerle dolu bir geçmişi olmuş, yaşadığı son şehre gelip yerleşmesinde de yıllardır hasta babasına yardımcı olmak düşünceleri etkili olumuştu.Babası hastalığının ilk yıllarında astım bronşit teşhisi ile tedavi görmüş, son yıllarında da kemik kanseri teşhisi ile inanılmaz ağrılar içinde Ankara nın en tanınmış kanser hastanesinde tedavi görmüş, bu ağrıları dindirmek için Dünyadaki tüm ağrıkesicileri kullandığı halde kesilmeyen ağrılarından sonra artık doktorlar uyuşturucu vermeye başlamış, uyuşturucunun bile ağrıları dindirmeye yetmediğine babasının ağrıdan inlediği gece ve gündüz saatlerine tanık olmuştu Serhat. kendi evinden babasının evine geldiği zamanlarda babasının yalnızlığını paylaşmak için onun odasında uyur, gecenin ilerleyen saatlerinde babasının inlemesinden uyanır, babasına nasılsın babi derdi.Babası sadece iyiyim oğlum der, uykusu kaçmasın diye inlediğini duymasını istemezdi oğlunun.Ama dayanamaz, Allaha sesli yakarışlarda bulunur, kendisine yardım etmesi için dua ederdi.Bazan nefes bile alamayacak hale geldiğinde babasını bir ambulansla, ya da Serhatın yaşadığı şehirde babasını ani krizlerinde kolay nakletmek için sattığı evinin parası ile aldığı arabayla kendisi getirir, üniversite hastanesinde babasının rahatsızlığını bilen hekimlere gösterir, onlarda ellerinden gelen yardımı yaparlar, Serhat bu durumu görünce doktorların hepsinin kendinin dostu olduğunu sanırdı.Hastalığına son yılında prostat ve kemik kanseride eklenince babasının durumu iyice kötüleşmiş, ağrılarından dolayı çektiği ızdırabı iyice artmıştı babasının.Bir gün iş yerinde günlük işlerini yaparken bir telefon geldi kendisine, tel deki ses babasının ambulansla serhatın yaşadığı şehre getirildiğini söylüyordu.Serhat hiç düşünmeden, koşar adım yanında çalışan arkadaşlarına konuyu ilettikten sonra, hastaneye gitmesi gerektiğini söyledi, daha onların cevap vermesi beklemeden, koşarak arabasına bindi ve babasını taşıyan ambulansın şehre ilk gireceği kavşağa gitti.Çok geçmeden üzerinde mavi ışık yanıp sönen bir araç belirdi uzaklardan, bir süre sonra Serhatın bulunduğu yerden son sürat geçtikten sonra Serhat ta çalışır halde bulundurduğu arabasına bindi ve aracı arkasından takip etmeye başladı.Ambulans, geniş çevre yolundan, köprülerden, kavşaklardan geçtikten sonra kentin en büyük hastanesine geldi.Görevliler her zamanki rutin hareketleri ile sedyeyi yaklaştırdı, babasını sedyeye aldıktan sonra, birkaç ön bilgi sorusu sordular Serhat a, o da önceden burada kaydı var, astım, bronşit ve kanser hastası dedi, görevliler acil servise bir telaş yatırdı babasını.Nefes almakta güçlük çekiyordu babası, oksijen tüpüne bağlanmış, kolunda serumlarla kendisine çok zor durumda kaldığında son seçenek olarak verilen prednol isimili ilaçtan bi kaç saat sonra hafif rahatlama hisseden babası gözlerini açtığında, yanında doktorları, arka planda Serhat ı, diğer hastaları ve kendisine tanıdık gelen hastane ortamını farketti.
Serhat babasına yaklaşıp nasılsın baba iyi misin dedi, babası başını sallayarak iyiyim demek istedi sadece ve hemen uyudu.Serhat babasının hastane işlemlerini yaptırdı, sonra hastalığının yeniden teşhis edilmesi için yapılacak tahlillere gerek kalmaması için kendisine konsültasyon yapan hekimlere hastalığının ne olduğunu, tedavi sürecini, nerelerde dedavi gördüğünü anlattı kısaca.Onlar da bu bilgelerle şu anda neler yapılabiliri tartıştılar kendi lisanları ile.İçlerinden birisi Serhat a dönüp bir süre burada müşahade altında kalması gerektiğini, şimdilik dinlenmesi için gerekli girişimleri yaptılkarını söyleri.O da tamam hocam dedi içtenliği ile.
Birsüre sonra gözlerini tekrar açan babası, oğluna bişeyler demek istedi, o da kendisini nasıl hissettiğini sordu.Babası bulunduğu odaya kısa bir gözattıktan sonra, buraya nasıl geldiğini ve ona benzer şeyleri sorduktan sonra babasına kısa kısa anlattı Serhat.Bura da bir süre kalmanı istiyor hekimler dedi, burada kalmak istermisin istemezmisin diye sordu sonra.Onun inisiyatifini henüz bilinci yerinde iken babasına bırakmak istemesinin nedeni, orada kaldığı diğer dönemlerde, hastane koşullarının kendisini çok sıktığını, tahliller yapılırken, serumlar verilirken çok acı çektiğini bildiğinden, yeni acı verici sürece maruz kalacağından vebalini almamak için, seçimi babasına bırakmak içindi.Çünki aslında ümdsiz bir durum olduğunu bildikleri halde konu hakkındaki düşüncelerini birbirlerine söylemeye çekindiklerinden, sadece kalması gerektiği kadarı ile hastanede kalıp biraz rahatlayıp, tekrar taburcu olunur düşüncelerini benimsemişlerdi.Ama öyle olmadı, babası daha önceki getirdiklerinde yapılan tedavinsinden sonra, genellikle birsüre rahatlatılır, bir kaç aylık iyileşme günlerinden sonra tekrar aynı
süreçten geçerken bu kez aldığı tedavi bir işe yaramadığı gibi daha da kötüleşti.Zaman zaman sayıklamalarla dolu ilk günden sonra ikinci gün Serhat babasının yanına geldiğinde, babası bilinçdışı bir konuşma ile gözlerini açıp abinin işi olmamış oğlum dedi.Serhat hangi işi olmamış diye sormadı abisinin.Daha önceden konuyu bildiği kendisine o tür konularla meşgul olup yorulmamasını, zaten o da Ankara'da atanacağı yeni genel müdürlük için elinden geleni yaptığını, sonrasının nasipte varsa mutlaka olacağını söyledi.Abi Tunahan o günlerde doğu illerinden zorunlu hizmetini bitirmiş, Ankara da bir kuruluşa genel müdür atanması söz konusu olunca ilgili birimlerle yakın temasa geçmişti.o dönemler başlamadan önce konuyu babası ile görüşmüş, babası bundan çok etkilendiği için her dafasında bolca dualarda bulunmuştu Tunahan ın işinin olması için. Ama Serhat hastanede yanında dururken, gözlerini açtığında bu konuda ilk söylediği şeyler sayıklamasından geldiği için üzeride durmadan, sadece babasının kendi sesini duymasını istediğinden, yanında olduğunu bilmesini isteğinden söylediği şeyler olmuştu.

Devamı gelecek sayıda...

Saygılarımla.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 7
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1176
Kayıt tarihi
: 17.06.07
 
 

1974 Ankara doğumluyum. Üniversite mezunuyum. Evli iki çocuk babasıyım. Halen Antalya'da yaşıyorum...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster