Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Mayıs '16

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
467
 

Güvercini öldürmek...

Güvercini öldürmek...
 

Evrenin şaşmaz döngüsünde giderek uzuyordu günler. Yaşam akıp gidiyordu. Gidiyor muydu? Hani denir ya kimi zaman; içimde nedensiz bir sıkıntı var diye. Oysa içimde belirli bir sıkıntı var kaç zamandır. Uzayıp giden...

Dışarıda uzayıp giden günlerin ağaç dallarında giderek çoğalttığı yeşili karmaşık savuran, oradan oraya karıştırıp dağıtan bir deli rüzgar. Çoğu bulutlar altında kaybolan bir güneş ve aniden bastıran karmaşık bir yağmurun savrulup rüzgarla cama vurmasının sesi. İçimde belirgin bir sıkıntı gittikçe büyüyen. Tutup atıyorum. Savuruyorum uzaklara, inadına daha dışarı çıkmadan vicdanımın sırça duvarlarına vurup ve inadına çoğalarak dönüp çörekleniyor eski yerine. Bir ses olup dönüyor, büyüyor, duymuyor musun insanlar ölüyor, öldürüyorlar insanları diye bağırıyor, bağırıyor...

" Güvercin tedirginliğinde " insanlar, hani bu ülkede insanlar güvercinleri öldürmezlerdi. Kim soruyor? Kimse sormuyor. Görüyorsun öldürüyorlar işte, hem de her gün; hem de herkesin gözleri önünde!

Güneş kayboluyor, rüzgar yeniden ve yağmur. Islanıyor dallarda yeşiller. Bir çocuk sesi, baba yağmurda güvercinler nereye gider? İki çocuk. Evlerinin önünde yan yana. Oturmuşlar. Oynamıyorlar, konuşuyorlar. Güvercinleri... İniyor akşam. Bir kadın sesi. Oğlum gel artık, neredeyse baban gelecek. Öbürünün içinde bir boşluk büyüyor. Çarpıyor gözlerine. Bir şey kaçıyor gözüne, yaşarıyor. Baban gelecek diye çağıran bir ses hiç duymamıştı. Burkuluyor. Sonra geçen yıllar, bir babaya tek bir soru bile soramadan geçen, büyüten, yaralayan yıllar.

Ne kadar çoğalıyordu baban gelecek sesini işitmeden, artık babasına tek bir soru soramadan büyüyecek, ana sıcaklığına kapanıp kalacak çocuklar. Büyüklerin gerekli  soruları sorumlu olanlara soramadığı, sorup cevap alamadığında gereğini yapamadığı, kayıtsız kaldığı bir ülke, çocukları babasız, anaları oğulsuz bırakıyordu.

Yağmur kesildi. Ara verdi demek daha doğru. Başlardı birazdan gene. Bir güvercin kondu pencerenin önüne. Kanatları ıslak. Göz göze geldik bir an. Kalktı gitti, uçtu. Yağmur taşıyordu kanatlarında. Bir yerlerde güvercinleri öldürüyorlardı. Tedirgin değildi artık güvercinler. Korkuyorlardı...

Sıkıntı çoğaldı içimde. Bıraktım kalemi. Boş kaldı sayfa. Hem doldurmak imkansızdı. Dahası, her şey ne kadar da bildikti...

 

 Akın Yazıcı

 4 Mayıs 2016/İzmit

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Savaş içimizde farkında değilmişcesine bir yarımız uzak bir ülkenin ferahlığında serin.Yarın daha kimleri içine katacağını bilmediğimiz bir ateş büyüyor. Ateşin tam ortasından yükselen sözcükleriniz, uyanın diyor gölgede serinleyenlere bu ateş hepimizi yakar birgün. Güvercinlere yuva yapacak ağaç bile kalmadı çok yönlü bir katliamın içinde çığlıkları örtecek gürültü yayıyor sebep olanlar. Duyun diyorsunuz çığlıklari

devrimce 
 12.05.2016 0:36
Cevap :
Sesin anlamını yitirmeden ve ona yeni derinlikler katarak bir duyarlı gönülden yankılanıp gelmesini işitmek ne güzel... Çok teşekkür ederim, iyi günler dileklerimle...  12.05.2016 14:39
 

Dün okudum yorum yazamadım, bugün okudum yine yazamıyorum öyle derinden akıyor ki her cümle ve öyle derinden akıyor ki acı harflerim kaçıyor birleştiremedim. Selam ve saygımla hocam.

Tülay EKER 
 05.05.2016 13:52
Cevap :
Aynı hisleri yorumunuzu okuduğumda ben yaşadım dersem inanır mısınız? En içten sevgi ve saygılarımla...  05.05.2016 21:55
 

Yer yer, bölge bölge, zaman zaman faşistler vardı yakın tarihimizde... Bugünkü gibi oluk oluk kan döker ama zemzemle karistirmazlardı. Asinaligimiz ondandir üstad. Ama bu seferki sanki "tam faşizm":Sivil, dinle, ticaretle, alışverişlerle, gelenek,korku ve tüm karanliklarimizla iç içe, sarmaş dolaş! Baksanıza,doğa bile "pes etmiş", teslim olmuş sanki ona bu estetik satırlarınızda. Sanki " bunca tedirginlik dahi az bile" dedirtircesine... En içten saygı, sevgi ve (her şeye rağmen) daimi esenlik dileklerimle...

Ersin Kabaoglu 
 05.05.2016 1:31
Cevap :
Bir kişinin dizginlenemez hırsına yenik düşmüş bir siyaset, yakın tarihimizde içinde yaşadığımız onca ağır faşizan baskılara rahmet okuturcasına yayılarak sürüyor ve duyarsızlık... Ne yapmalı? Saygılarımla...  11.05.2016 6:55
 

İnsanlığın yüreğine sevgi yerine sevgisizlik doldurulduğu sürece güvercinlerin ölümü sürecektir.Sıkıntıların baskısıyla bizlerin de üzgünlüğü çoğalıp ufacık rüzgârlardan bile etkilenip güçümüzü toplayamayacağız...Elinize sağlık dostum.Ustaca bir yazım dili.Selam ve saygılarımla.

Abbas Oğuz 
 04.05.2016 21:50
Cevap :
Teşekkür ederim Hocam, en acısı da çaresizlik, gözümüzün önünde olup bitenler karşısında çaresizlik... Saygılarımla...  05.05.2016 12:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 179
Toplam yorum
: 428
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 369
Kayıt tarihi
: 07.05.14
 
 

1965 Ankara Üniversitesi Tıp fakültesinden asker hekim olarak mezun oldum. Gülhane Askeri Tıp Aka..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster